Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2026 Pazar

Beşiktaş:0-1:Galatasaray


Şampiyonluğa giden yolda her maç çok önemlidir, hepsi üç puan değerindedir ama Galatasaray'ın bir aylık fikstüründeki Beşiktaş, Liverpool, Başakşehir, Liverpool, Trabzonspor serisinin başlangıç maçıydı İnönü'de oynanacak olan derbi. Oyunu her ne kadar güven vermese de içinde bulunduğumuz senenin namağlup takımı Beşiktaş, kötü giden sezonu kendi taraftarı önünde alacağı Galatasaray galibiyeti ile unutturup, Avrupa'ya katılmak için üst sıralara tırmanmak gayesindeyken, Galatasaray için ise rakibi Fenerbahçe'nin peşisıra kaybettiği puanlar sonrası dördüncü şampiyonluğa giden yolda atılacak çok kritik bir adımdı cumartesi geceki karşılaşma...

Beşiktaşlılar "fena inanmışlardı galibiyete", maçın biletlerini 10-15 dakikada tüketmişler, maç için de uzun zamandır yapmadıkları tribün kareografisi de yapmışlardı... Galatasaray taraftarı da bu sene bir kat daha yükseltilen tel örgülerle Amerikan hapishanelerine dönüşmüş deplasman tribününde yerini alırken, bir kaç gün önce yapılan ultrAslan iftarında Okan Buruk'un "kazanacağız, şampiyon olacağız" sözünün peşindeydiler.


Okan Buruk'un herhangi bir cezalı topçu olmadığı durumda kritik ve değerli maçlardaki on bir oyuncusu belliydi: Uğurcan - Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs - Lemina, Torreira -Barış, Sara, Sane, Osimhen... Aynı kadro ile sahadaydı hoca da yedekler de ligde üst sıralara oynayacak bir takım oluşturacak güçteydi: Günay, Icardi, Yunus, Eren, İlkay, Kaan, Nhaga, Lang, Singo ve Boey...


Maçın ilk pozisyonunda Galatasaray ceza sahası içinde Murillo'nun Barış Alper'in ayağına bastığı pozisyonda hakemin "pas" geçmesinden maçın nasıl gideceğini tahmin etmek bu meşin yuvarlağın peşinde ömrünü geçirmişler için pek de zor olmasa gerekti. Sonraki bir kaç pozisyonda da taraftarın "auuu, vuuu" gibi nidalarıyla düdüğünü üfleyen Ozan Ergin'i görünce, savımızı da kanıtlamış olduk. Hakemi bu yazının sonuna bırakarak devam edecek olursak, ligin hatta Avrupa liglerinin en fazla hücümda top kapan takımı olan Galatasaray ilk atağını da yine Beşiktaşlılar kendi yarı sahasından çıkarken kaptırdıkları topla buldu, Sara ara pasıyla Osimhen'i gördü, onun Beşiktaşlıların "dev adam" dedikleri Agbadou'nun bacak arasından geçirdiği top iyi yer tutan Ersin'de kalıyordu. İlk pozisyon Okan Buruk'un da statejisini göstermesi açısından önemliydi. İki takım birbirlerini tartıp, pozisyon ararken, ev sahibi çeyrek saat dolarken Sara'nın rakip sahada Cerny'e kaptırdığı topla başlayan atakta Asllani'nin ceza sahası önünden auta giden topla Uğurcan'ın kalesine gelirken, auta giden top belki de maçın geri kalanı için sinyali veriyordu: o top bu gece filelerle buluşmayacaktı.


Barış Alper Yılmaz nasıl ki sertlikleriyle ünlü İtalyanları peşine takıp sürüklediyse, İnönü'de de Agbadou'ya gerçek Hulk'un kim olduğunu gösterdi, siyah beyazlı topçuyu peşine taktı, ceza sahasına girdiğinde de topu terse çeviriverince yardıma gelen Uduokhai tarafından düşürülüverdi de hakem zaten düdük çalamazdı, oynattı dönen topta Sara'nın şutu Ersin'de kalıyordu... Şampiyonlar Liginde penaltı çalınacak pozisyona bizde ne hakem ne de VAR müdahale etmiyordu. Beş dakika sonra ise yine Beşiktaş'ın savunmadan çıkarken kaptırdığı topta, Sane 5 rakip oyuncu arasından bilardo topu misali Barış'a attığı pasta, genç topçu iyi kontrol etti ama plasesi o kadar da iyi değildi.

Ve yine Galatasaray'ın oyunun kontrolünü eline aldığı dakikalarda geliştirdiği atakta topla savunmadan çıkmaya çalışan Beşiktaşlılar yine kaptırdı ve Lemina-Sara-Sane paslaşmaları sonra Sane'nin yumuşak ayak içi asistinde Osimhen kafayla Ersin'i mağlup ederken, bu kez deplasman tribününe doğru koşarken maskesini çıkarıyordu.

İlk devre kaleyi tutan şutu olmayan Beşiktaş devre biterken en tehlikeli pozisyonu buldu, Orkun-Cerny-Murillo paslaşmaları sonrası sağ bek altı pasta boş kaldı da Jakobs "kayarak" belki de golü çıkarıyordu.


İkinci yarıya "kaybedecek bir şeyi olmayan" Beşiktaş daha istekli ve arzulu başladı oyuna ki Cerny'nin şutunu Uğurcan kornere atarken gelecek tehlikenin de ayak sesleri oluyordu. Sonrasında maçta sesi pek duyulmayan Oh'un çaprazdan vuruşu auta giderken, Galatasaray'ın Osimhen'le çıktığı ani atağı hakem kesiyordu. Galatasaray Barış'ın pasında Osimhen'le ceza sahası dışından kaleyi yoklarken, oyunda tekrar kontrolü eline geçirmeye başladığı anlarda Sane Rıdvan'ı geçmiş giderken ayağı Rıdvan'ın bileğine basınca maçın hakemi devam kararı verip, VAR'ın daveti ile Alman oyuncuya kariyerinin ilk kırmızı kartını gösteriyordu. Futbol oyun kuralları dünyada aynı ama bizim hakemlerimizin yorumlaması çok farklı, Falcao da kariyerinin ilk kırmızı kartını Türkiye'de görüyordu...


On kişi kalan Galatasaray ile taraftarının desteği ile neredeyse on iki kişi oynayan Beşiktaş'ın kalan yarım saatte mücadelesi tek kaleye dönüşmüştü, Juventus karşısında skoru koruyamayan Galatasaray bakalım gereken dersi çıkarıp savunma yaparak maçı kazanabilecek miydi? Sane ile Lang'ı değiştirecekken kırmızı karttan dolayı plan rotasyonu yapan Okan Buruk, Sara'yı kenara alıp daha enerjik bir takım yapmak için Boey'i sahaya sürdü, Sallai'yi ile sağ kanadı çiftledi. 


Ev sahibi Orkun'la vurdu, Olaitan ile denedi, savunmadan Agbadou ile geldi, Ndidi ile boş pozisyonda kaldı da ya Uğurcan sahneye çıktı ya da ev sahibi topçular beceriksizce topu kale yerine saha dışına atıyordu. Galatasaray ise maçın fişini çekecek pozisyonlar da buldu, 74te gelişen ani atakta Osimhen Barış'a iyi pas atamazken pozisyon harcanırken, iki dakika sonra oluşan karambolde Barış kaleciyle karşı karşıya kaldı, aşırtmasında Ersin'in kolu golü önlüyordu...

Maçın bitimine 9 dakika ekleyen Ozan Ergin, o da yetmezmiş gibi iki dakika daha fazla oynatırken, neredeyse bütün sarı-kırmızılı topçulara sarı kart gösterdiği gibi Okan Buruk'a da uzatmalarda kart gösteriyordu.


Galatasaray, atanı ve tutanına 100 milyon euroya yakın para harcayıp, bunun sonucunu kritik derbi maçında alırken, ev sahibi ve Galatasaray'ın puan kaybetmesini bekleyen rakipleri hakem kararlarını bir hafta konuşmaya devam edecekken, Galatasaray ise bu maçın sayfasını çevirmiş ve kafalar salı günü oynanacak Liverpool maçına dönüyordu.

Şimdi gelelim hakem Ozan Ergin ve VAR'daki Ömer Faruk Turtay'ın kararlarına:


Maçın ikinci dakikasında Murillo'nun Barış'ın ayağına basmasına sarı kart verilmezken, Osimhen-Ersin pozisyonunda hakem faul çalıyor, nedense 1 dakika sonra sarı kart çıkarıyordu, kulağına mı üflendi diye sormadan edemiyor insan... Beşinci dakika Olaitan'ın taç çizgisi kenarında Sallai'ye çelmesi ise uyarılmadan geçiştiriliyordu... 74te Sallai'ye vurması yine görülmedi, ancak son dakikalarda itirazdan sarı kart gördü. 


Peki 20. dakikada Barış'ın Uduokhai tarafından ayağına basılması? Penaltı olması için daha ne yapılması gerekiyor?



Maçta dakikalar 27'yi gösterilirken Sane'nin Orkun'un ayağına bastığı pozisyonda ev sahibi topçular kırmızı kart beklerken, Ozan Ergin'in sarısı belki de diğer meslektaşlarını haklı çıkarıyordu zira Skrinar'ın Galatasaray derbisinde Sara'ya, Orkun'un da Trabzon maçında rakibine basmasına kırmızı kart çıkmıyordu.


Orkun demişken, maç sonu isyan eden Beşiktaşlı topçu, keşke Trabzon maçından sonra da "Benim hareketim sarı değil kırmızı karttı" diyebilseydi ama itirazdan gördüğü sarı kart sonrası, Osimhen'in sarı kartı olduğu halde hakemin düdüğü sonrası topu aşırtıp gol yapmasına ikinci sarı kart itirazı yaparken, Osimhen bu hareketi itiraz için değil, pozisyonun devamında yaptı ki hakemin çaldığı faul de tartışmalıydı (VAR'ın gelişi sonrası bu pozisyonlar devam ettiriliyor, gol olması halinde inceleniyordu)  oysa Galatasaray'lı oyuncu yerde yatarken hakemin oyunu durdurması sonrası öfkeyle topa vuran Orkun "şiddetli itirazdan" ikinci sarı görmeliydi ki ondan önce 55. dakikada hakemin kolundan tutup çekmesi bir başka sarı kart, yani Orkun maç boyu 3 sarı kart görecekken tek kartla günü kurtardı. Sürekli hakemin üzerine koşan Orkun tek kartla kurtardı da hakemin 3 adım ötesindeki kaptan Abdülkerim itiraz edince sarı neden görüyor acaba?

Peki dakikalar 30dayken Barış yine topu almış kanattan gidecekken Murillo'nun Barış'ın yüzüne vurup sarı kartı görmesi? İkinci dakika ayağa basma sarı olsa oyundan atılmayacak mı?


İlk devre biterken Agbadou'nun Osimhen'in ayağına basmasına bırakın sarı kart vermeyi, Ozan Ergin taç verdi, Beşiktaş kullandı, 42de Agbadou'nun Osimhen'in yüzüne eliyle vurmasına devam edilmesi gibi... Elle yüze vurmalar orda bitti mi, Olaitan 74te Sallai'nin yüzüne vurdu yine faul yok yine sarı yoktu. 

Singo'nun topa yükselirken Beşiktaşlının "kambura yatması" normalde Galatasaray lehine faul olacakken hem faulu ev sahibi kullandı, hem de Singo sarı kart gördü.



Maç biterken Agbadou'nun Eren'in üzerine çıkıp onu ezmesine hakem hemen düdük çalmıyor ve pozisyon bittiğinde faul çalıyordu da Osimhen'in ikinci sarı beklenilen atağında neden hemen düdük çaldı?

Kısaca, ev sahibi oyuncular ve Sergen Yalçın maçtan sonra mağlubiyeti Ozan Ergin ve VAR hakemine fatura ederken, FIFA kokartlı "tecrübesiz" hakem iki takım lehine de aleyhine de oldukça fazla hatalı karar verdi ve maça ister istemez damga vurdu...

Ve Sallai yerde yatarken topu auta atmayıp atak yapıp, üzerinden atlayan Beşiktaşlı oyuncu, Boey sakatlanmış ceza sahasında yerde olduğu için topu dışarı atmayı bırak onun ofsaytı bozmasından yararlanmaya çalışan Oh ve Uğurcan sakatlandığı için topu dışarı attığında "centilmenlik" gereği geri vermeyip Olaitan ile uzun taç kullanıp gol arayan Beşiktaş'ı görünce, "Efendi Beşiktaş" söyleminin Süleyman Seba döneminde kaldığını anlamış olduk maalesef...


Stat:
Tüpraş

Tarih:07/03/2026

Hakemler: Ozan Ergün, Anıl Usta, Mustafa Savranlar VAR: Ömer Faruk Turtay

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Wilfred Ndidi, Vaclav Cerny (Cengiz Ünder dk. 72), Kristjan Asllani (Mustafa Hekimoğlu dk. 72), Orkun Kökçü, Junior Olaitan, Hyeon-Gyu Oh

Yedekler: Devis Vasquez, Gökhan Sazdağı, Tiago Djalo, Yasin Özcan, Milot Rashica, Salih Uçan, Kartal Yılmaz, Jota Silva

Teknik Direktör: Sergen Yalçın

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Yunus Akgün dk. 90+3), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Mario Lemina (Wilfried Singo dk. 82), Lucas Torriera (Kaan Ayhan dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 67), Leroy Sane, Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 82), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Noa Lang, Mauro Icardi

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Victor Osimhen (dk. 39) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Leroy Sane (dk. 62) (Galatasaray)


Sarı kartlar: Orkun Kökçü, Amir Murillo, Junior Olaitan, Sergen Yalçın (Teknik direktör) (Beşiktaş) Victor Osimhen, Abdülkerim Bardakcı, Mario Lemina, Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Wilfried Singo, Okan Buruk (Teknik Direktör) (Galatasaray)

5 Ekim 2025 Pazar

Galatasaray:1-1:Beşiktaş


Galatasaray'in Türkiye sınırları içinde kaybettiği son maç geçen sezon deplasmanda oynadığı Beşiktaş maçıydı. Bu gece de ligde ilk puanını siyah-beyazlı rakipleri karşısında kaybetti Galatasaray... Hakeminden kırmızı kartın olduğu dakikaya, atılan gollerden yaratılan pozisyonlara kadar aslında birbirine o kadar benzer ki iki karşılaşma, Rafa 73te bomboş plaseyi kaleyi isabet ettirse, skor bile aynı olacaktı, bu yazı yerine ufak tefek dakika değişikliği yaparak geçen seneki yazıyı "copy-paste" yapsak hiç fark edilmeyecekti bile...


Geçen seneki maç yazısının büyük bölümünü Yasin Kol'a ayırmıştım, bu yazıda da baş rol Federasyon başkanının memleketlisi olması dışında kendisini ön plana çıkaracak hiç bir vasfı olmadığı halde derileri yöneten hakemin olacak... Üstelik dün gece sadece hakem hataları yapmadı, kural hataları da yaptı Yasin Kol... Tarihe not düşmek adına yine sıralayalım hataları:

12' Beşiktaş'ın golü öncesi Orkun'un Torreira'ya faulü verilmedi.

21' Galatasaray'ın kornerinde kaleci Mert topu elinden kaçırdı hemen faul çaldı oysa ikinci yarı Uğurcan'a aynı müdahalede oyna devam dedi.

32' Galatasaray'ın kendi yarı sahasından çıkarken Orkun'un topsuz halde Jakobs'a müdahalesinde sarı kart vermedi.

34' Sanchez'e kırmızı kart doğru, Rafa'nın ayağı takılıyor ve düşüyor, Sanchez daha dikkatli olmalıydı ama Emirhan'ın ceza sahasında Osimhen'in ayapına basıp, kramponun çıkmasına neden olan pozisyonuna "devam" kararı verdi.


39' Osimhen ve Emirhan didişmesinde iki topçuya da sarı kart verdi ki birine kırmızı verse yanlış olurdu...

63' Osimhen Emirhan'dan sıyrıldı Yunus'a verdi, hakem faul çaldı.

65'27'' de Beşiktaş oyuncu değişikliği yapıyor, Emirhan'ın yerine Udokhai giriyor. 65'35''te oyun başlıyor. Topçular pas yapıyorlar  ve 65'49'' da hakem oyunu durduruyor ve Beşiktaş'a Cerny-Cengiz değişikliğine izin veriyor. 

66' Atılan hava topunda Osimhen Djalo'dan sıyrılırken, Djalo yüzüne vuruyor, sarı kart olması gerekirken faul dahi vermiyor.


68' Beşiktaş'ın atağından yardımcı hakem ofsayt bayrağı kaldırıyor ki pozisyonda ofsayt olduğu şüpheli, topu kapan Uğurcan'a hakem Yasin Kol  devam et diyor ve eliyle "avantaj" işareti yapıyor, Galatasaray 2-3 pas yapıp topu Sallai'ye atıp, ani atağa çıkarken hakem düdük çalıp, avantaj-oyna dediği ofsaytın düdüğünü çalıyor.

90' Beşiktaş'ın atağında El Bilal Toure, Sallai'nin yüzüne vuruyor, hakem pozisyonu görmese de faul veriyor ama kart çıkmıyor. Oysa VAR uyarsa, Beşiktaşlı oyuncu kırmızı kart görmeli.

90' Sallai yerde yatarken, pozisyona itiraz eden Orkun hakemi itiyor, Yasin Kol sarı kart çıkarıyor, oysa kırmızı kart olmalı hakeme temas...


Beşiktaş hakemin oyuncu değişikliği için oyunu durdurmasıyla 4 defa oyunu durdurarak değişiklik yaptığı için kural hatası yaşanırken, Yasin Kol'un Galatasaray atağını ofsayt kesmesi ise Arda Kardeşler'in Trabzonspor-Gaziantep FK maçında atağı kesmesi ile aynı. O gece televizyon ekranlarına bağlanan ve Arda Kardeşler'in hakemliğini bitireceğini belirten Federasyon başkanı hala Yasin Kol için bir açıklama yapmadı...


Yasin Kol ve VAR'daki Ali Şansalan'ın "katlettiği" maç aslında son yıllardaki derbilere aksine oldukça dostane görüntülerle başladı. Bir hafta evvel Sergen Yalçın, Galatasaray'a Liverpool karşısında başarılar dilerken, salı gecesi zaferden hoca Okan Buruk da kendisine teşekkür ediyordu. Maç öncesi sahayı gezmeye gelen iki takım topçuları da birbirleriyle el ele göz göze samimi muhabbetler ederken, ultrAslan geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden kardeşi için Sergen Yalçın'a "Başın sağ olsun Sergen Yalçın" pankartı açıyordu. 


İki takımın teknik adamları da Liverpool ve Kocaelispor karşısında kazanan takımlarını bozmazken, Galatasaray ev sahibi olmanın avantajıyla baskın başlarken, Beşiktaş ise daha kontrollü ve Rafa Silva ve Cerny'nin kanatlardan gelmesiyle ani ataklar aradı. Maçtan sonra İlkay'ın da analiz ettiği gibi: 

"İlk 30 dakika çok sabırsız oynadık. Çok aceleciydik, oyunumuzun dengesi çok iyi değildi. Kolay top kaybıyla zaten 10 kişi kaldık. Gol yediğimiz pozisyonda hata yaptık. Oyunun kontrolünü iyi yapmamız gerekiyordu fakat yapamadık."


Aynen öyle, bir an evvel gol atmak için acele ve sabırsızlıklar birleşince, top kayıpları yapıldı, devamında da rakip Uğurcan'ın kalesine geldi. Genç kaleci Cerny'nin ortasında Emirhan'ın kafasını başarıyla çelerken, iki dakika sonra Barış'ın Orkun'u kovalamaması sonrası Orkun'un şutunu çıkardı ama boşta Abraham golünü atıyordu.  Erken gol iç sahada sıkıntı değildi ama Singo'nun atılan uzun topu kovalarken baldırını tutması daha fazla yüreğimizi yakıyordu. Bereket yedeği Sallai de formdaydı da oyun formasyonunda bir değişiklik olmadı ama Barış'ın kaptırdığı topla başlayan atakta Sanchez Rafa Silva'yı düşürünce Okan Buruk İlkay'ı yanına çağırdı ve 10 kişilik yeni formasyon oluşturdu: Lemina stopere çekilirken, önlerine Torreira ve İlkay geliyordu. 


Geriye düşen Galatasaray 25'te İlkay'ın ortasında "Apokerim"in kafayla pasında Sanchez iki adımdan eşitliği sağlayabilse, belki maç çok daha farklı yere gidecekti ama 36'da Toure'nin kafasını Uğurcan kurtarmasa Beşiktaş adına da çok değişik bir senaryo yazılabilirdi.

İlk yarı sona erdiğinde soyunma odasında Okan Buruk maçı kurtarmanın taktiklerini verirken topçularına sosyal medya ise yangın yeriydi, belki de tribünler de öyle. Kimi Barış'ı linçliyor, kimi de rotasyon yapmayan Okan Buruk'un hocalık meziyetlerini sorguluyordu. Oysa ne maçın bitmediği hatırlanıyor, ne de bu topçuların ve hocanın 4 gün önce yere göğe sığdırılamadığı...


Bir kişi eksik olmasına rağmen ikinci yarıya daha baskılı ve arzulu başlayan Galatasaray'da 47de Lemina uzaktan denedi, top auta giderken, Torreira İnönü'deki maçta olduğu gibi yine Mert'i uzaktan avlamak istedi, milli kaleci iki hamlede topa sahip oldu. Ve bir dakika sonra Galatasaray'ın Torreira'lı futbolunun "alamat-i farikası" ile Uruguaylı rakibinden topu kapıp, İlkay'a hayallerini kurduğu o golü attırıyordu.


Sonraki dakikalar ise yağan yağmurla birlikte ağırlaşan zemin, topçuların yorulması ve daldaki kuştan ziyade eldeki kuşu koruma iç güdüsüyle daha dikkatli oynamalarıyla orta saha mücadelesine dönerken, Lemina-Abdülkerim stoper ikilisinin Rafa Silva'yı kaçırması dışında dikkate değer başka bir atak olmadan sonlanıyordu.

7 maçlık galibiyet serisinin ardından 8 maçı kazanıp, Beşiktaş'ı yarış dışına itmek ve milli araya çok daha huzurlu girmek Galatasaray için çok vahimken, Liverpool gibi yıpratıcı bir maçın ardından, bir de 10 kişiyle rakibine gol atıp, puanı kopartmak ise olumlu olarak ileriki maçlara yansıyacak tecrübeler olarak hesaba katılabilir. İlkay'la bitirirsek:

"İlk 30 dakikanın bize bir ders olması lazım, iyi analiz etmemiz gerekiyor. Fakat yine de bir puan bizim için böyle bir maçta iyi. Üç de olabilirdi ama bir puan iyi. İkinci yarı oynadığımız anlayışla devam etmemiz gerekiyor."



Stat: Rams Park

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci, VAR: Ali Şansalan

Tarih:04/10/2025

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo (Roland Sallai dk. 26), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Mario Lemina, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 77), İlkay Gündoğan (Gabriel Sara dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Leroy Sane dk. 86), Victor Osimhen (Mauro Icardi dk. 86)

Yedekler: Günay Güvenç, Metehan Baltacı, Berkan Kutlu, Ahmed Kutucu, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Beşiktaş: Mert Günok, Gökhan Sazdağı, Tiago Djalo, Emirhan Topçu (Felix Uduokhai dk. 66), David Jurasek, Wilfred Ndidi (Kartal Kayra Yılmaz dk. 86), Orkun Kökçü, Vaclav Cerny (Cengiz Ünder dk. 67), Rafa Silva, El Bilal Toure, Tammy Abraham (Milot Rashica dk. 84)

Yedekler: Ersin Destanoğlu, Gabriel Paulista, Necip Uysal, Jota Silva, Rıdvan Yılmaz, Mustafa Hekimoğlu

Teknik Direktör: Sergen Yalçın

Goller: İlkay Gündoğan (dk. 55) (Galatasaray), Tammy Abraham (dk. 12) (Beşiktaş)

Kırmızı kart: Davinson Sanhez (dk. 34) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Victor Osimhen (Galatasaray), Sergen Yalçın, Emirhan Topçu, Mert Günok, Gökhan Sazdağı, Felix Uduokhai, El Bilal Toure, Orkun Kökçü (Beşiktaş)

31 Mart 2025 Pazartesi

Beşiktaş:2-1:Galatasaray


Maçın bitiş düdüğü ile birlikte "Namağlup tek şampiyon Beşiktaş" pankartı açılıverdi kale arkasından...

27 puanlık farkın 24e inmesinden ziyade Beşiktaşlıların son yıllarda geride kalmalarından dolayı tutunacak tek dalları varmış, "namağlup" şampiyon olmuşlar bir ara... Galatasaray üçüncü şampiyonluğa yürürken hiç kaybetmemişti de, hedef "namağlup" şampiyonluk değildi, "herşeye ve herkese rağmen" 5. yıldızı takmaktı...

O sebeple İnönü'de Beşiktaşlıların Galatasaray'ın elinden yenilmezlik ünvanını almak kimsenin canını acıtmadı, son iki hafta Antep ve Konya'ya yenilen takıma üç puan vermek üzdü sarı ve kırmızıya gönül verenleri sadece...

Bir de maç sonu stad hoparlörlerinden çalınan "Şinanay" şarkısı da buraya not edilsin, "Efendi Beşiktaş" diyenlere hatırlatırız yeri gelince...

Siyah-beyazlıların şampiyon olacağını düşündükleri Galatasaray'dan namağlup ünvanını almak gibi bir motivasyonu varken, maçın hakemi Yasin Kol ile VAR'daki Pawel Pskit'in heyecanı neydi acaba?

İki hafta evvel Galatasaray'ın Alanya deplasmanında kazandığı maçta sarı-kırmızlı topçulara 8-9 sarı kart ve 1 kırmızı kart gösterdikten sonra Federasyon başkanından övgüler alan "yabancı dil bilmeyen", FIFA kokartı olmayan, Erman Toroğlu'nun anlatımıyla bir zamanlar maç toplarını "aşırtmaya" çalışan Yasin Kol'un daha 20. saniyede çaldığı faulle!? "niyeti" ortaya çıkmadı mı?

Ya sonrası:

4. dakika Eren omuzla aldı, ani atağı faul diye kesti...

11. dakika Barış-Masuaku mücadelesi Barış yerde, Beşiktaşlı oyuncu tekme atıyor, Barış elle oynadı kararı verdi...

15. dakika Barış'a faul yapmadığı pozisyonda faul çaldı... İtiraz eden idari menajere sarı kart çıkardı...

20. dakika Moratta-Paulista pozisyonunda İspanyol topçu dokunmadı, faul çaldı...

32. dakika Frankowski'ye sarı kart gösterdi, VAR ile nasıl anlaştı da kırmızı verdi ki maç sonu yerli-yabancı tüm eski hakemler sarı yeterli dedi...

45. dakika Emirhan topsuz olarak Osimhen'e omuz atıyor, ne faul verdi ne de sarı kart çıkardı...

59. dakika Svensson-Osimhen çarpışıyor, Beşiktaşlı oyuncu düşerken dirsek atıyor, Osimhen'in dudağı patlıyor, sarı kart çıkarmadı...

70. dakika Rafa Silva Eren'i çekiyor ama faul Beşiktaş lehine çalınıyor...

78.dakika Sanchez ceza sahasında Emirhan tarafından düşürülüyor ama penaltı düdüğü çalınmıyor...

80. dakika Barış ikili mücadelede Masuaku'nun ayağına basıyor, faul bile vermiyor...

81. dakika Galatasaray korner kullanıyor, Osimhen kafayla vurup Beşiktaşlının sırtına çarpıyor, aut veriyor.

90+5. dakika Sanchez'e peşi sıra fauller yapılıyor, VAR çağırmasa kart dahi çıkmayacak, VAR kararı ile Semih'e kırmızı kart çıkıyor, kart tartışmalı...

ve 96.dakika 54. saniye...

Yasin Kol'un "turnusol kağıdı" olan o pozisyon...

Lemina ile Rasitca omuz omuza, diz dize carpısıyor ve hakem Lemina'nın faul yaptığına hükmediyor... Filmi 20 dakika geriye sararsak Sanchez ile Emirhan'ın Beşiktaş ceza sahası içinde çarpışmasının "copy-paste"i olan pozisyon... Galatasaray lehine karar verilecekse "oyna devam", Beşiktaş lehine verilecekse "çal düdüğü"...




Adı sanı bilinmeyen VAR hakemi ile ilgili de tevatürler var da, yaptı görevini gitti, o artık ülkesinde kazandığı paranın keyfine bakıyor, bakalım bir daha ne zaman karşımıza çıkacak Pawel Pskit... Onun da memleketlisi Frankowski ile "hesabı" ilginç, daha önce Legia Gdansk forması giyerken Frankowski'yi oyundan atan Pskit, VAR koltuğundan da Yasin Kol'a attırdı Polonyalı oyuncuyu...

Bunları uzun uzun yazdık da, tuhafımıza gittiği için değil, tarihe not düşülsün diye zira bu sene Galatasaray'a karşı açılan savaş son sürat devam ediyor...

Peki bizim "cephede" işler ne alemde...

Yönetim kademesi "sus pus" içinde... Varlıkları yoklukları belli değil...Maç öncesinde Yasin Kol atamasında da, maçtan sonra hakemin yaptıklarında da "kafalarını kuma gömdüler"...

Onlarla sezon sonu hesaplaşılacak... Şimdilik dursunlar bir kenarda...

Milli ara öncesi Sami Yen'de Antalyaspor'u 4 farkla geçen kadroyla çıktı Okan Buruk sahaya, milli maçlardan yorgun dönen oyuncular sahadaydı. Beşiktaş ise forvetsizdi, Galatasaray'ın bu sezonki defosu olan "savunma arkasına adam kaçırma" kozunu oynadılar, Rafa ile Mario ve Muçi ile bunu başardılar da, ilk gol ve kırmızı kart böyle geldi...

Eksik olmak, deplasmanda olmak Galatasaray adına oyuna tutunmak için zordu ama Torreira'nın klas golü devreye eşitlikle gidilmesini sağladı da, ikinci yarı 10 kişiyle oynamak zorladı Galatasaray'ı ve savunmanın dikkatsizliğinde Fernandes takımına galibiyet getiren golü attı...

Girenler ve de çıkanlar hakkında herkes bir şeyler yazdı, Abdülkerim bile neden çıktığını anlamadı da Okan Buruk ve yardımcılarının kararlarına saygım var, topçularla çalışan, onları gözlemleyen, konuşan, dertleşen onlar...

Lakin, fikrim alınacak olsa Mertens'le başlarım ben maçlara, gücü bitince de kenara alırım ama uzun zamandır Belçikalı yıldız kenarda unutuluyor...

Hayatta hiç birşey sonsuz değildir, Galatasaray'ın yenilmezlik ünvanı da bir gün bitecekti, belki de takıma "stres" oluyordu ve artık böyle bir ünvan korumak derdinde değil topçular. Bundan sonra belki kafalar daha rahat çıkacak maçlara ve yeni bir galibiyet serisi başlayacak...

Hadi inşallah...



Stat: Beşiktaş Park

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Samet Çiçek

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Gabriel Paulista, Emirhan Topçu, Arthur Masuaku, Alex Oxlade Chamberlain, Gedson Fernandes, Milot Rashica, Joao Mario (Mustafa Hekimoğlu dk. 85), Ernest Muçi (Semih Kılıçsoy dk. 65), Rafa Silva (Salih Uçan dk. 90+3)

Yedekler: Ersin Destanoğlu, Onur Bulut, Tayyip Talha Sanuç, Amir Hadziahmetovic, Keny Arroyo, Ciro Immobile, Fahri Kerem Ay

Teknik Direktör: Ole Gunnar Solksjaer

Galatasaray: Fernando Muslera, Przemyslaw Frankowski, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Kaan Ayhan dk. 83), Eren Elmalı, Lucas Torreira (Ahmed Kutucu dk. 83), Gabriel Sara (Dries Mertens dk. 71), Yunus Akgün (Mario Lemina dk. 62), Alvaro Morata, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Kerem Demirbay, Berkan Kutlu, Carlos Cuesta, Yusuf Demir, Metehan Baltacı

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Rafa Silva (dk. 23), Gedson Fernandes (dk. 66) (Beşiktaş), Lucas Torreira (dk. 45) (Galatasaray)

Kırmızı kartlar: Semih Kılıçsoy (dk. 90+6) (Beşiktaş), Przemyslaw Frankowski (dk. 36) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Jonas Svensson, Arthur Masuaku, Milot Rashica (Beşiktaş), Barış Alper Yılmaz, Davinson Sanchez, Ahmed Kutucu (Galatasaray)

29 Ekim 2024 Salı

Galatasaray:2-1:Beşiktaş


2015 yılında Liverpool ile mukavele yapan Jurgen Klopp'tan herkes saha içine transfer beklerken o yanına iki hoca transfer etti: Performans antrenörü Andreas Kornmayer ve diyetisyen Mona Nemmer...

O da yetmedi, takımının gol portföyünü değiştirmek için Danimarkalı taç antrenörü Thomas Grønnemark’la da anlaştı...

Klopp işi daha da ileri götürüp, duran top etkinliği için sinir bilimcilerden oluşan neuro11 ekibiyle de anlaşıp, verimi arttırdı...

Alman hocanın takımdan ayrılması sonrası ile yerine gelen Arne Slot da Linkedin'den duran top uzmanı arayışlarına girmişti geçen aylarda...

Özellikle Premier Lig ekiplerinde buna benzer çalışmalar büyük hayranlıkla karşılanırken, trajikomik bir şekilde ülke spor medyasının "batıya açılan yüzü" genç yorumcu Emre Özcan kendi youtube kanalında Galatasaray'ın Beşiktaş'ı iki duran topla devirmesi sonrası Galatasaray'ın bu sene Süper Ligde attığı 29 golün 13ünü "duran toptan" atmasına "saçmalık" yakıştırması yapıyordu...

Klopp'u, Ancelotti'yi, Guardiola'yı, Bielsa'yı övebildiğimiz kadar yerli hocalarımızın da çalışmalarını takdir edebilsek keşke... Okan Buruk ve ekibi yurt dışında sıkça gördüğümüz çalışmaları yapamazlar mı? Bir takım duran toptan gol atamadığı haftalarda eleştiriliyorsa, maçları duran toplarla kazandığı zaman övgüyü hak etmiyor mu?


Zirvenin iki namağlup takımının kapışmasında, ev sahibi Galatasaray yine Osimhen ve Icardi'li forvet hattıyla başlarken oyuna, üç gün evvelki Elfsborg mücadelesinde "SOS" veren üçlü savunmayı Barış Alper takviyesi ile "dörtledi"... Savunma güçlendi de rakip sahada presi başlatan ve yaşına rağmen sahada basmadık yer bırakmayan Mertens'in yokluğunda orta sahayı boşlamak gerekiyordu. Okan Buruk da pek yapmadığını yaptı: topu rakibe bıraktı... Beşiktaş maç sonunda %60 oranında topla oynamıştı...  Topu ayağında tutan, bolca pas yapan deplasman ekibi, ilk devre iki defa Muslera'nın kalesine gelebildi: 3. dakika ani bir atakta terse atılan topta Semih Kaan'ı geçemedi ve 43'te Silva'nın çaprazdan şutu Musera'yı buluyordu.

Galatasaray ise daha 5. dakikada Yunus'la öne geçeyazdı, pozisyonun kornerinde ise Sara'nın ortasında Osimhen'in kafası gelecek gollerin jeneriğiydi sanki. Çok fazla da beklemedi Galatasaray taraftarı gol sevinci için, Sara'nın ceza sahası yan çizgisinde serbest atışta ortasında Elfsborg maçında iki adımdan fileleri sarsamayan Sanchez bu kez kafayla Ersin'i üzüyordu. 


Top Beşiktaşlıların ayağındaydı ama pozisyonları bulan Galatasaray'dı, köşeye sıkışan boksöre öldürücü darbeyi vurmadan araya giren boks hakemi misali Arda Kardeşler ortaya çıkıverdi. Icardi'ye atılan ara pasta rakibi Uduokhai'den önce top buluşan Arjantinli yere indirildiğinde, herkes penaltı diye ayağa kalkarken, o ise aut noktasını gösteriyordu. Oysa ki devre biterken Beşiktaşlıların kırmızı kart beklediği pozisyonda Barış'ın Immobile'ye müdahalesinden daha sert bir itme vardı Icardi'ye.  Aslında verdiği kararına o kadar inanmamıştı ki, Sanchez'in Silva'ya müdahalesinde düdüğü çalamamıştı, kafasına hala Icardi'nin penaltısındaydı...  Futbolun konuşulacağı derbide Arda Kardeşler durduk yere "ortalığı gerip" maç sonu filmin esas oğlanı olacaktı. 


Oysa ki derbinin yıldızı Sanchez'ti, attığı golle takımını öne geçirmiş, rakibin gol ayağı Immobile'ye sahayı dar etmiş, yaptığı pas araları ile de Beşiktaş ataklarını keserken, bir de devre biterken kendi kazandığı topla bir atağa çıkışı var ki, Icardi iyi vursa asist yapacak, Icardi pası düşünse ikinci golünü atacaktı Kolombiyalı El Patron. İkinci yarı Muslera'nın koltuk altında geçen topta Silva'dan önce kontrol etmesi ve Immobile'ye atılan bir başka ara pasta araya girmesi gol değerinde müdahalelerdi.

Kaan'ın sakatlanması sonrası ikinci devre Jelert sola, Barış Alper sağ beke geçerken, genç Danimarkalı transferi sonrası gelen eleştirileri derbide gösterdiği performansla azaltıyordu. Deplasman takıkımı ilk 45 dakikaya nazaran daha çok geldi Muslera'nın koruduğu kaleye ama Sanchez, Abdülkerim ve Muslera geçilmez bir duvar oluşturmuştu. Deplasman takımı gol için ümitleniyordu...



Ve Beşiktaş'ın hayallerini yine Sara bitiriyordu: ceza sahası köşesinde kazanılan serbest atışta "kaş gözle" Osimhen'e atacağı yeri gösteriyor, Nijeryalı golcüye ise sadece kafayla dokunmak kalıyordu...


İkinci gol sonrası tekrar oyun Galatasaray'ın hakimiyetine geçmişti, Sallai, Osimhen, Kerem Demirbay ile sarı-kırmızılılar rakip kaleyi yoklarken, siyah-beyazlılar ise aradıkları pozisyonları bulmaktan uzaklardı. Ve maç biterken, Muçi'nin "kurtulmasına" vurduğu top, direğe çarpıp, jeneriklik bir gol olarak oyunun skorunu belirliyordu...



Stat: RAMS Park.

Hakemler: Arda Kardeşler, Ceyhun Sesigüzel, Süleyman Özay.

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Dk. 51 Jelert), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz (Dk. 90+1 Metehan Baltacı), Torreira (Dk. 83 Kerem Demirbay), Sara, Sallai, Yunus Akgün, Osimhen (Dk. 82 Mertens), Icardi (Dk. 90+1 Batshuayi).

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Svensson (Dk. 85 Onur Bulut), Uduokhai, Emirhan Topçu (Dk. 85 Tayyip Talha Sanuç), Masuaku, Ndour, Gedson Fernandes, Joao Mario (Dk. 68 Muçi), Rafa Silva, Semih Kılıçsoy, Immobile.

Goller: Dk. 13 Sanchez, Dk. 67 Osimhen (Galatasaray), Dk. 90+4 Muçi (Beşiktaş).

Sarı kartlar: Dk. 36 Kaan Ayhan, Dk. 45+1 Barış Alper Yılmaz, Dk. 62 Davinson Sanchez, Dk. 80 Torreira (Galatasaray), Dk. 67 Ersin Destanoğlu, Dk. 82 Emirhan Topçu, Dk. 89 Immobile (Beşiktaş).

18 Mart 2020 Çarşamba

Galatasaray:0-0:Beşiktaş


Türkiye’de spor denince akla futbol, futbol denince de akla parmakla sayılabilecek sayıda elit futbolcu gelmektedir. Sermayenin uydurduğu bu sahte ortamda sporcuların örgütlenmesi ise gereksiz görülmektedir. Oysa trilyonlar kazanan elit futbolcularla, spor emekçilerinin genelini özleştirmek, sermayenin sınıf çıkarları gereği ortaya koyduğu bilinçli bir propagandadır. Bu durum spor ve sporcu gerçeğini yansıtmamaktadır.Sporcuların gerçek durumundan yola çıkan ve emeğin öncelikli değer anlayışını benimsemiş, şimdilik bir avuç spor emekçisi sistemden kaynaklanan ve yüz binlerce spor emekçisini içine alan spordaki sömürüye son vermek amacıyla Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası (Spor Emek-Sen)’ni kurmuşlardır. Artık hiçbir şut emekçi kalesine girmeyecek, önce sporda ter dökenler kurtulacaktır.”
diye duyuruyordu rahmetli Metin Kurt Spor-Emek-Sen'in kuruluşunu... "Çizgi" Metin'den 10 sene sonra da Fatih Terim şöyle isyan edecekti Coronavirüs tehlikesi nedeniyle okulların tatil olduğu, firmaların çalışanlarına evden çalışma izni verdiği günlerde futbolcuların sağlıklarını bir kenara bırakıp, maç yaptıranlara : "Bana federasyon soracak. Problem burada. Ben değil, birkaç tecrübeli arkadaşıma da soracak. Kulüpler Birliği toplantısında bu gündeme gelecek. Futbolcular derneği sizce ne yapmalıydı? Şimdiye kadar çoktan toplanıp biz oynamıyoruz demeliydi. Antrenörler birliği hiçbir şey diyemez, dememiştir. İki satır kınama, hakemler birliği çıkıp da bir şey diyemez, diyemezler. Sendika olmadıkları sürece bu durumda kalacaklar. Futbolun ana unsurlarını devreye almazsanız, alacağınız kararlarda net olamazsınız. Hiçbir para, tecrübeyi satın almaz, yerine geçmez."

Sağlık Bilim Kurulu'nun "maçlar Nisan ayına kadar seyircisiz oynatılsın" tavsiye kararını "emir" tellaki eden "bağımsız" Türkiye Futbol Federasyonu, Avrupa'da ve Dünyanın bir çok ülkesinde futbol ve basketbol maçları ileri bir tarihe ertelenirken, "oyuncular el sıkışmasın, yedek kulübeleri dezenfekte edilsin, maçtan önce hakem ve futbolculara antiviral jeller sıkılsın, top toplayıcılar eldiven giysin" gibi tedbirlerle liglerin devamına karar kıldı.

Futbolcuların ve hakemlerin haklarını savunacak bir sendika olmayınca John Obi Mikel, Falcao, Muslera gibi futbolcuların "Sağlığımız maçtan daha önemli, oynamak istemiyoruz" mealindeki isyanları sosyal medya sayfalarında kalmaktan öteye gidemedi ve Süper Ligin 26. haftası oynandı... Oynandı oynanmasına da, 1-0, 2-0, 2-1, 0-0 gibi cılız skorlu "bitse de gitsek" havasındaki maçlarda kimse ne bir zevk ne de bir heyecan duyabildi.


Galatasaray- Beşiktaş derbisi de bu "yavan" maçlardan biriydi. Futbolcu vardı, hakem vardı, teknik direktör vardı ama futbolun en önemli unsuru seyirci yoktu. Hal böyle olunca da, futbolcuların ve hocaların seslerinin yağan yağmurla birlikte iç içe geçtiği "hazırlık maçı" kıvamında bir derbi yaşandı Ali Sami Yen'de... Sistemini oturtmuş, hedefini çizmiş Galatasaray'da Fatih Terim, Kadıköy galibiyetindeki oyunundan dolayı olsa gerek yine bir derbi maçında Belhanda ile başlamayı tercih etmişti, Ömer kulübede dinleniyordu. Onun dışında Sivas'ta olduğu gibi Lemina yine stoperlerin arasına giriyor, oyun kuruyor, Seri de Onyekuru ve Feghouli'yi savunma arkasına kaçırma görevindeydi.

Deplasman ekibinde çiçeği burnunda teknik adam Sergen Yalçın, şampiyonluk yarışına tutunmaları için her ne kadar galibiyete ihtiyaç duysa da, Galatasaray'ın gücünün farkında olup, önce rakibi durdurup, sonra da Burak'la bir kontra atak yakalayıp, gol atmayı hesaplamıştı. Bu maksatla iki stoper ve iki bek adamının yanına sağ ve sol kanattaki Boyd ve NKoudou'yu Onyekuru ve Feghouli'yi kovalamakla görevlendirmişti. Bir çok pozisyonda da başarılı oldu Sergen'in planı, Galatasaray'ın kanat oyuncuları pek de etkili olamadılar özellikle ilk devre, lakin Beşiktaş da tek şut atamadan gitmek zorunda kaldı soyunma odasına.


Ev sahibi Galatasaraylı topçular, taraftarının coşkusundan mahrum oynadıkları karşılaşmada, bir derbide bulabilecekleri rahat pozisyonları da buldular aslında. 6.dakikada Donk'un uzun pasıyla Onyekuru savunma arkasına kaçtı ve kaleciyle karşıya karşıya şutunda Gökhan Gönül araya girdi. Kullanılan korner atışında Karius top yerine Donk'un kafasını yumrukladı da VAR'dan herhangi bir uyarı gelmedi. Bilin bakalım VAR'da kim vardı? Ali Palabıyık'tan başkası değildi...

Gol arayan Galatasaray son haftaların "kafacısı" Donk ile bir kez daha skorbordu değiştirecekti ama Hollandalı savunmacının kafa vuruşu üstten auta gitti. Galatasaray gol ararken, deplasman takımı Burak'la topu Muslera'nın koruduğu kalenin filelerine yolladı ama siyah beyazlı takımın kaptanı sık sık yaptığı gibi "ofsayttan" avantaj sağlamıştı kendisine.


Devre biterken, kazanılan serbest vuruşta Seri'nin orta plase karışımı vuruşu az kalsın Karius'un hatalı yediği bir başka gol olarak arşivlere geçecekti ama top bir karış farkla auta çıktı...

Sessiz sedasız maçı kazanarak bitirmek isteyen Fatih Terim, Belhanda'nın yerine Ömer'le başladı ikinci devreye ve takımın enerjisi de gözle görülür şekilde artmış oldu böylece. Ömer de girer girmez asistlerine +1 ekleyecekti 49. dakikada yaptığı ortada Falcao'nun kafa vuruşu kaleyi tutmuş olsaydı. Ömer'in oyuna girmesiyle Galatasaray ceza sahası önünde hareketliliği de arttırdı ve Onyekuru daha çok sahneye çıkmaya başladı. 71. dakikada yaşanılan karambolde Nijeryalının şutunu Karius çıkarırken, seken topta Feghouli arzu ettiği vuruşu yapamadı ama maçın kırılma pozisyonu beş dakika sonra Ömer'in ceza sahasına girer girmez sert şutu Karius'tan dönüp, Feghouli'nin öününde kalınca gerçekleşti. Cezayirli oyuncunun boş kaleye yolladığı şut kaleyi tutsa, Galatasaray 3 puanı alacaktı.

Kalan dakikalarda gol olmadı, maç başladığı gibi sona erdi de, herkesin tek dileği vardı: "Umarım bu maçtan sonra kimsede virüs vakasına rastlanmaz"...



STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Abdulkadir Bitigen, Volkan Ahmet Narinç, İsmail Şencan
GALATASARAY: Muslera - Mariano, Donk, Marcao, Saracchi, Lemina, Seri, Belhanda (Dk. 46 Ömer Bayram), Feghouli, Onyekuru (Dk. 87 Emre Akbaba), Falcao (Dk. 90+1 Andone)
BEŞİKTAŞ: Karius - Gökhan Gönül (Dk. 63 Lens), Vida, Ruiz, Caner Erkin, Elneny, Atiba Hutchinson, Boyd, Boateng (Dk. 67 Ljajic), N’Koudou (Dk. 90+1 Diaby), Burak Yılmaz
SARI KARTLAR: Mariano (Galatasaray) - Çağdaş Atan (Antrenör), Lens, Burak Yılmaz (Beşiktaş)


Blog Widget by LinkWithin