Gençlerbirliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gençlerbirliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2026 Perşembe

Galatasaray:0-2:Gençlerbirliği


"Kupa beyi Galatasaray"... Çocukluğuma dair futbolla ilgili hatırladığım ilk tamlamalardan biridir. Şampiyonluklarda belki ezeli rakibinin gerisindeydi bizim takım ama Türkiye Kupasını en fazla müzesine götürendi, boynumuz bükülmüyordu, "Bizim de Türkiye Kupamız var" diyorduk gururla, inatla, ezilmeden...

Tabii aradan yıllar geçti, o romantik vakitlerden sonra paranın her şey olduğu zamanlara geldik, Türkiye Kupası bile adının önüne "sponsor" isimleri aldı, kazanana para vermiyorlar diye kupa ikinci plana düştü, takımlar "rotasyon" dedikleri yedek topçularla maçlara çıktılar, hazırlık maçı havasında oynanmaya başlandı müsabakalar, ülke futbolunu yöneten federasyon da her sene kupaya "acayıp" statüler yükleyince, kulüplerden sonra taraftarın da ilgisi azaldı...

Ligde şampiyonluk peşinde koşan Galatasaray da 3 gün evvel deplasmanda yendiği Gençlerbirliği ile Sami Yen'de kupa maçı için karşılaşacaktı da ne teknik adam maçı ciddiye aldı, ne topçular, ne de taraftarlar. Küme düşmeme mücadelesi veren Ankaralılar da aynı kafadaydı, onlar da hafta sonu oynayacakları "hayati" maç öncesi as topçularını dinlendiriyordu... Bu maça "önem" arz eden yok muydu? Kendisini "ispatlamak!" isteyen Oğuzhan Aksu ve deplasman tribününde yer alıp takımına inanan 12 adet Gençlerbirlikli taraftar...


Lemina ve Sane dışında ki Osimhen'in dönmesiyle Icardi de yedek kulübesine dönecektir, hafta sonu oynanacak derbide yer almayacak 9 "rotasyon" oyuncusu ile başladı Okan Buruk karşılaşmaya. Oysa rakibi Fenerbahçe bir gün evvel Konya'da as takımla sahaya çıkmış ve uzatmalar sonrası kaybetmişlerdi. Yorulan rakibine karşı "as"larını dinlendirip derbide fiziksel yönden avantajlı olmayı denemişti belki de. Belki de rakibini küçümsemişti o da. Tıpkı sahadaki sarı-kırmızılı topçular gibi. Onların da aklı belli ki hafta sonu oynayacakları maçtaydı ki Galatasaray tarihinde belki de ilk defa benim hatırladığım koskoca bir 45 dakika "dişe dokunur" tek bir atak yapılmadan geçti. 30. dakikada Sane'nin ortasında seken topta Icardi'nin dağlara taşlara giden şutu ile 10 dakika sonra Ahmed'in yine aynı şekilde kaleyi tutmayan ceza sahası dışından vuruşu hariç atak yoktu. Tabii, bu "ukalalık" ikinci yarı Ahmed'in kaptırdığı bir top sonrası kendi kalesinde golle sonuçlanınca, "işler sıkıya alındı" daha ciddi ataklar yapıldı da kaleci Erhan'ın becerisi, Galatasaraylıların paniği ile birleşince skorbord değişmedi. "Kader ağlarını örmüştü" diye Türk filmlerinin klişe sözü vardır ya, Barış, Yunus, Sallai ve Osimhen'in de sahaya eşitlik sayısı için sürüldüğü dakikalarda Ankara ekibinin korner atışında Günay elindeki topu kaçırınca bitime 8 dakika kala fark ikiye çıkıyordu...


Dünkü mağlubiyette kimse sütten çıkmış ak kaşık değil demiştik ya, lig ve Avrupa maçlarını tıka basa dolduran kombineli taraftarların büyük bir kesmi de maçı "küçümsemiş" ve Sami Yen'e gelmemiş, iyi niyetle tribünler boş kalmasın diye biletlerini "birilerine" devretmişti. O "yeni gelenler" de restoranda yemeği beğenmeyip garsona çıkışan müşteri gibi maç içi topçulara tepki gösterirken, Günay'ı ıslıklıyordu. İhaleyi sadece onlara yüklemek de yanlış olur zira bir Avrupa maçında Muslera da yuhalanmıştı bu stadyumda maalesef...

Maç sonu "yuhalayanlar" suçluya hesabı kesip, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle tatil olan ertesi gün yapacakları "eğlence" aktivitelerini düşünerek stadyumdan ayrılırken, cefakar ve vefakar ultrAslan tribünü göz yaşları içindeki Günay'ı tribüne çağırıp olması gereken "Yenilsen de yensen de taraftarın senle" tezahüratı ile oyuncularına destek oluyordu. Bir çok kesim bir çok hareketi ile ultrAslan'ı eleştirse de "iyi ki varsın ultrAslan", iyi ki...



Stat: RAMS Park

Tarih:22/04/2026

Hakemler: Oğuzhan Aksu, Bahtiyar Birinci, Kerem Ersoy VAR: Eren Özyemişçioğlu

Galatasaray: Günay Güvenç, Sacha Boey (Roland Sallai dk. 69), Wilfried Singo, Kaan Ayhan, Eren Elmalı, Mario Lemina (İlkay Gündoğan dk. 46), Renato Nhaga (Victor Osimhen dk. 78), Leroy Sane (Yunus Akgün dk. 69), Ahmed Kutucu (Barış Alper Yılmaz dk. 56), Noa Lang, Mauro Icardi

Yedekler: Batuhan Şen, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Lucas Torreira, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gençlerbirliği: Erhan Erentürk, Fıratcan Üzüm, Dimitrios Goutas, Thalisson, Abdurrahim Dursun, Ousmane Diabate, Samed Onur (Franco Tongya dk. 87), Cihan Çanak (Sekou Koita dk. 70), Oğulcan Ülgün (Matej Hanousek dk. 87), Metehan Mimaroğlu (Furkan Ayaz Özcan dk. 90+5), Adama Traore (Göktan Gürpüz dk. 90+5)

Yedekler: Ricardo Velho, Emirhan Ünal, Arda Çağan Çelik, Ensar Kemaloğlu, Yiğit Hamza Aydar

Teknik Direktör: Volkan Demirel

Goller: Fıratcan Üzüm (dk. 51), Adama Traore (dk. 83) (Gençlerbirliği)

Sarı kartlar: Kaan Ayhan, Mario Lemina, Yunus Akgün, Victor Osimhen (Galatasaray), Fıratcan Üzüm, Erhan Erentürk (Gençlerbirliği)

21 Nisan 2026 Salı

Gençlerbirliği:1-2:Galatasaray

 


"Yüksek enerji, birlikte mücadele beyler, birlikte mücadele....  Ağustos ayından beri bak, herkes ailesinden uzak, herkes ailesinden uzak, ağustos ayından beri.  5 maç kaldı, 5 maç..." diye motive ediyordu takım arkadaşlarını soyunma odasında Gençlerbirliği karşısına çıkmadan Uğurcan Çakır... Evet, şampiyon olmak için, üç kulvarda da oldukça başarılı geçen bir sezonun finalini kupayla taçlandırmak için sadece 5 maç kalmıştı, 5 maçlık kısa bir turnuva oynayacaktı Galatasaray...

Bu yolda da ilk rakip bu sene ikinci defa takımın başına gelen Volkan Demirel'in çalıştırdığı ve 9 maçtır kazanamayan ve 7 haftadır gol atamayan Ankara'nın Gençlerbirliği ekibiydi. Maçlar haftada bire düşünce Galatasaray'ın hazırlanması ve odaklanması için de geniş vakit vardı, teknik kadro rakibi iyi analiz ederken, ultrAslan da taraftara açık olan idmana gelip oyunculara "baklava" armağan ederek desteğini gösteriyordu. Sebahattin (Reis) Şirin'in idman sahasında topçularla megafonla konuşması kimi çevrelerin eleştirini alıyordu da Avrupa'da bunun örneklerini sıkça rastlarken, Galatasaray tribünü de kimi zaman iyi niyetle kimi zamanda "uyarı" mahiyetiyle Florya ziyareti çok kere yapmıştır, bu defa da Kocaelispor'a kaybedilen iki puandan sonra sosyal medyanın linçlediği teknik ekip ve topçulara güvenlerini gösterip, desteklemişlerdi ki Ankara'da bu "özgüveni" sarı-kırmızılı oyuncularda açıkça görürken, maçtan sonra Barış Alper Yılmaz'ın ısrarla tribüne gidip ultrAslan bayrağını isteyip saha ortasında dalgalandırması bu minnetin göstergesiydi.

Ev sahibi de hazırlanmıştı belli ki Galatasaray maçına da, saha içinden çok saha dışına odaklandıklarını Galatasaray taraftarına 5 bin 200 liralık rekor bilet fiyatı uygun görerek gösteriyorlardı. "Futbolu seven bir Galatasaray taraftarı Gençlerbirliği deplasmanı için 5 bin 200 liraya bilet almayı anlayışla karşılayabilmeli. Galatasaray’ın Osimhen’e verdiği bonservis bedeli bizim bütçemizin tamamı. Geriye bize bu maçlardan gelir elde etmek kalıyor." diye de pişkince kendilerini savunabiliyordu Ankaralı yöneticiler. Peki "sol görüşüyle" bilinen Kara Kızıl taraftar grubu bu "soyguna" ne dedi? Sessizce çalılıklar arasından kaybolup gittiler... 


Biz yeşil sahaya dönersek, bir hafta evvel Kocaelispor maçında yapmadığını yaptı Okan Buruk ve kaptan Icardi ile başladı forvet hattında, durum böyle olunca da ideal düzenine döndü, Barış ve Sane kanatlarda oynarken, Sallai de çok daha iyi olduğu sağ beke geçiyordu. Kalede Uğurcan yer alırken, Sanchez ve Abdülkerim stoperde, Jakobs sol bekteydi. Lemina kulübede Torreira sahadaydı ve partneri Sara olurken, Yunus ise Mertens sonrası sıkça denendiği 10 numara görevi alıyordu. "Maça fırtına gibi başladı" deyimini bir çok spikere kullandırırcasına golle başladı Galatasaray, Sane'nin kanattan içe yönelip Yunus'a topu yollaması, onun da Icardi'ye ayak dışıyla pası ve "fox in the box" Mauro en sevdiği işi yapıyordu: Gençlerbirliği:0-Galatasaray:1...


Topu Galatasaray'a verip, çok adamla savunma yapmayı amaçlamıştı Volkan Demirel ve ilk dakikada geriye düşmesine rağmen oyun düzeni bozmadı, katı bir savunma yaptı ve Galatasaraylıların pas bağlantılarını sürekli kapattılar. Bu durumda da Abdülkerim ve Sanchez orta saha cıvarında bolca pas yapıp, bir "boşluk" aradılar ama istediklerini bulamayınca, kanatlardan ortalarla ikinci golü aradı deplasman ekibi ki Jakobs'un ortalarında birinde Yunus'un altı pasta şutunu son anda savunma ayak koyarak önlerken, Barış'ın kafa yerine omuzla vuruşu da auta gidiyordu. İlk onbirde başlamakla birlikte golü de bulmanın morali ile Icardi sahada liderliği alıyor, takım arkadaşlarını yönlendiriyor ve pazu bandının hakkını verirken, yine Sane'nin ara pasında bu kez Sara ceza sahası içinde topla buluşup Yunus'a kariyerinin en kolay gollerinden birini attırıyordu. İlk yarım saat biterken Galatasaray iki farklı öne geçmişti. Soyunma odasına üç farklı da girecekti de Icardi'ye ceza sahası içinde yapılan bir penaltı pozisyonunda hakem devam derken, bir dakika sonra da Arjantinli Sane'nin yine harika pasında topa vurmadan savunma son anda araya giriyordu.


Ev sahibi ilk devre kalesini korumakla o kadar meşgüldü ki Galatasaraylı Gökdeniz Gürpüz'ün abisi Göktan'ın auta giden serbest atışı, Tongya'nın uzaktan Uğurcan'da kalan şutu ve Zuzek'in auta giden kafası dışında pozisyon bulamamıştı rakip kalede.

Göztepe deplasmanında ikinci devrenin başında üçüncü golü atıp fişi çekememişti Galatasaray ve maç sıkıntıya girmişti, aynı durum bir hafta evvel iç sahada Kocaeli karşısında olmuş ve yenilen golle bir puana razı olmuştu, Ankara'da ev sahibi çok "uyanmadan" Sane'nin getirip, Yunus-Sallai paslaşmaları sonrası tekrar Alman topçunun filelerde son bulduğu golle maçın finalini yaptı Okan Buruk'un takımı ama memleket sahalarında bir ilk de yaşanıyordu. Golü atan Sane hiç bir şekilde ofsayt değilken, VAR'ın yarı otomatik ofsayt uygulamasına pasif pozisyondaki Yunus  için çizgi çizdirildi ve sistem Gençlerbirliği savunmacısını kendi kalesine daha yakın olduğunu tespit etti. Hakemin gol verdiğini düşünenler fena halde yanıldılar ve VAR ekranına çağrılan Batuhan Kolak nizami golü iptal etti. Koceali deplasmanı, Konya deplasmanı ve şimdi de Ankara'da Galatasaray'ın attığı goller "pasif" alanda oyuncu olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılıyordu da bu kez hiç bir Galatasaraylı oyuncu rakiplerinden daha yakın değildi kaleye...




Böyle bir golün iptal edildiğini gören Okan Buruk, ikinci devrenin başında faul dahi olmayacak pozisyonda Sallai'ye çıkan sarı kartı da hesap edince, maçın geri kalanında sahada futbol dışı etmenlerin olabileceğini hesap edip Macar topçunun yerine Boey'i oyuna alırken, rakip de yaptığı oyuncu değişiklikleri ile Galatasaray kalesine daha cesurca gelip, Niang ile farkı tek sayıya indiriyordu. Trabzon ve Kocaeli'den sonra bir kez daha Jakobs'un kanadından gelmişti golün pası.



Sara ve Icardi'nin kenara gelip Lemina ve Lang değişiklikleri ile oyunu tekrar tutmayı arzu eden Okan Buruk rakibe kayda değer tehlikeli atak vermezken, 78de Torreira'nın eskilerin deyimiyle "dömivolesi" direği yalamasa uzun yıllar jeneriklerde izleyebilirdik. Ve beş dakika sonra yine Sane'nin akıl ve klas dolu pasında Yunus oldukça rahat pozisyonda fileleri bulsa maçın finali çok daha erken olabilirdi de olmadı, hem taraftara hem de takıma gereksiz bir 10 dakikalık stres yaşatmış oldu genç topçu.


Cuma günü Fenerbahçe'nin kendi sahasında Rizespor ile berabere kalıp iki puan kaybı ile tekrar en yakın rakibinden 4 puan önde olan Galatasaray, 26. şampiyonluk için son dört maça odaklanırken, hafta içi kupada oynayacağı Gençlerbirliği maçında rotasyonlu bir kadro ile çıkmayı planlarken, tüm dikkatler Sami Yen'deki derbide olacak... Herkesin ilk beklentisi, ki her ne kadar bu sene bulmakta güçlük çeksek de, düzgün bir hakemin maça atanması, gerisini zaten Galatasaraylı topçular hallederler...


Stat: Eryaman

Tarih:18/04/2026

Hakemler: Batuhan Kolak, Furkan Ürün, Osman Gökhan Bilir VAR:Abdullah Buğra Taşkınsoy

Gençlerbirliği: Ricardo Velho, Thalisson Kelven, Dimitrios Goutas, Zan Zuzek, Matej Hanousek, Dele Bashiru, Oğulcan Ülgün (Metehan Mimaroğlu dk. 46), Göktan Gürpüz (Adama Traore dk. 46), Franco Tongya (Samed Onur dk. 87), Sekou Koita (Cihan Çanak dk. 82), Mbaya Niang

Yedekler: Erhan Erentürk, Arda Çağan Çelik, Dal Varesanovic, Ensar Kemaloğlu, Abdurrahim Dursun, Fıratcan Üzüm

Teknik Direktör: Volkan Demirel

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Sacha Boey dk. 65), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Kaan Ayhan dk. 87), Gabriel Sara (Mario Lemina dk. 77), Leroy Sane, Yunus Akgün (Eren Elmalı dk. 87), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi (Noa Lang dk. 78)

Yedekler: Batuhan Şen, İlkay Gündoğan, Ahmed Kutucu, Renato Nhaga, Noa Lang, Wilfried Singo

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Mauro Icardi (dk. 2), Yunus Akgün (dk. 35) (Galatasaray), Mbaye Niang (dk. 66) (Gençlerbirliği)

Sarı kartlar: Roland Sallai, Uğurcan Çakır (Galatasaray), Franco Tongya, Zan Zuzek (Gençlerbirliği)

25 Kasım 2025 Salı

Galatasaray:3-2:Gençlerbirliği


 "Ben kaplanlardan filan korkmam ama rüzgar deyince iş değişir. Bakın rüzgardan ödüm kopar. Beni rüzgardan koruyacak bir şeyiniz var mı acaba?" diyordu çiçek Antoine de Saint-Exupery'nin dünyaca ünlü eseri Küçük Prens'te... Bu satırları okurken aklıma Mauro Icardi geldi birden. Galatasaray'a transfer olduğu günden beri attığı goller, kırdığı rekorlarla hem takımı şampiyon yapan, hem de çocukların Galatasaraylı olmasına katkı sağlayan Arjantinli, rakiplerle ve başkanlarıyla mücadele edip, 100 kez giydiği formanın hakkını sonuna kadar verirken bir sakatlık sonrası sosyal medyanın "rüzgarı" ile istenmeyen adam ilan edilivermişti. "Şişman" da dediler, "Takımı düşünmüyor" da, "Antrenman yapmamak için çocuklarını bahane ediyor" da... Karşındaki "kaplanla" mücadele etmek kolay da, ya arkadan esen sinsi rüzgar?

Milli araya girmeden önce Kocaelispor'a kaybeden Galatasaray, ulusal takımlara giden topçularından Osimhen, Jakobs ve Kaan'ı da kaybederek çıkacaktı Gençlerbirliği karşısına. Bir de TFF'nin "yarım yamalak" bahis soruşturması nedeniyle cezalı olan Eren ve Metehan yoktu. Bir şey ters gitti mi hep ters gider derler ya, Berkan da antrenmanda sakatlanmıştı. İlkay iyileşiyordu ama 90 dakika oynayacak durumu yokken, Arjantin'den evlatlarını görmekten dönen Icardi de kenarda bekliyordu. Şapkadan tavşan çıkarmakla mahir Okan Buruk, nasıl ki Boey'i rezerv takımdan ana kadroya monte etmişti, sol bek eksikliğinde Kazımcan'a aynı fırsatı vermiş, genç topçu da Ankaralı rakiplerinin karşısında maçın iyilerinden oluyordu.


Oyuna Galatasaray taraftarının da desteği ile baskılı başlarken, Kazımcan'ın taç atışında Barış'ın kafası direkten dönerken, iki dakika sonra Sara'nın kornerinde "Apokerim"in kafasında Singo kale dibinden dokunamıyordu. Bir dakika sonrasında ise Sane'nin pasında Lemina'nın şutu direği yalayarak auta giderken, Gobonlu topçu da sakatlanıyordu.  Daha dakikalar 15i gösterirken Lemina yerini Yusuf'a bırakırken, devrenin bitimine 5 dakika kala Singo da sakatlanıp Icardi ile yer değiştiriyordu. 

Genç yaşta Barcelona'ya transfer olan Yusuf Demir, Galatasaray'a büyük ümitlerle transfer olmuş lakin arzu ettiği çıkışı bir türlü gösterememişti. Sakatların çok olduğu bu dönemde forma şansı bulan Yusuf, maçta da tabelayı değiştirecek anların içindeydi ama heyecandan olsa gerek istediği vuruşları yapamazken, "sabırsız" taraftarın tepkisini çekiyordu. Öte yandan Barış'ın ortasında Icardi'nin kafası da direkten dönünce herkesin kafasında "acaba bu top içeri girmek mi istemiyor" düşüncesi beliriyordu.

Galatasaray arzuladığı erken golü bulup, peşinden atacağı gollerle maçı erken koparıp, Şampiyonlar Ligi maçına odaklanmayı bir yandan da hafta sonu ligde oynayacağı derbi için kart riski olan oyuncularını korumayı düşünürken, beklenen gol Niang ile deplasman ekibinden geliyordu. Ayrıca, Metehan'ın devre bitmesine 5 dakika kala çaprazdan şutunu Günay çıkarmasa, tabela kolayca 2-0 olacaktı...

İkinci yarıya Yusf'un yerine İlkay'ı alarak sahaya sürüyordu takımını Okan Buruk. Arzuladığı gol gelmeyince "telaşlanan" takıma tecrübesi ile soğukkanlılık getirecek İlkay ile birlikte Galatasaray daha çok pas yapıp, daha bilinçli giderken rakip kaleye, Gençlerbirliği ise Galatasaraylı Gökdeniz'in abisi Göktan'ın getirdiği ve Tongya'a al da at diye verdiği pasla Günay dikkatli olmasa farkı ikiye çıkaracaktı ki aynı topçu 3 dakika sonra Metehan'ın ortasında yakın mesafeden topu auta atıyordu. Onlar ikinci defa gol sevinci yaşayamadı ama Barış-Kazımcan ortaklığında genç topçunun asistinde "fox in the box" Icardi takımını öne geçiriyordu. Kral geri dönerken, taraftar da o meşhur besteyi haykırarak söylüyordu.




Ve ardından yakalana bir kontraatakta, Sane boş pozisyonda Icardi'yi görüyor, onun karşı karşıya plasesinde kaleci topu çıkarırken, Barış belki de kariyerinin en rahat golünü atıyordu. Galatasaray öne geçerken, ilk yarıda Kazımcan'la tartışmaktan sarı kart gören Thalisson, yine Kazımcan'ı biçtiği için ikinci sarıdan oyun dışı kalırken, Galatasaray da Barış'ın ortasında İlkay ile farkı ikiye çıkarıyordu... Bir kaç hafta önce ıslıklanan Barış bir gol ve asistle maç sonrası Icardi ile birlikte  üçlü çektirmeyi hak ederken alkışlarla yerini son on dakikada Ahmed'e bırakıyordu ki Galatasaray'ın dördüncü golünü Ahmed bomboş pozisyonda topu ayağında geveleyerek engelliyordu.


Maç sonu basın toplantısında Okan Buruk "10 kişi kalan rakibi kalemize getirmememiz gerekir" derken maçtaki en büyük hatayı anlatırken, Galatasaray'ın da Samed'in ortasında Metehan'ın kafasıyla yediği golü izah ediyordu bir bakıma. 


Bu yazıyı maçtan bir kaç gün sonra yazarken, ligin diğer maçlarında verilen penaltıları da izlemiş olarak Galatasaray'ın bu sene de mağdur edildiğini görmek hem üzüyor hem de öfkelendiriyor. Ozan Ergün'ün ilk yarı Tongya'nın Singo'ya müdahalesinde sarı kart unutulurken, ikinci yarının hemen başında Thalisson'un Barış'ın ayağına basmasında hem sarı kart hem de penaltı verilmedi. Aynı şekilde Göktan'ın Sallai'ye kırmızı kartlık müdahalesi ise "önce topa vurdu" gerekçesi ile verilmemesi ayrı bir komedi. Yine oyunun 81. dakikasında Gençlerbirliği topçusunun eline çarpan top "dizden geldi" diyerek penaltı çalınmadı. Bütün bunların sebebi ise bizim hakemlerin oyunu yorumlayamaması ve bir "robot" misali kurallara bağlı kalması. Bunun en güzel örneği ise 71. dakikada Sara'nın pas verirken topun hakeme çarpıp tekrar Sara'ya gelmesi ve kimse bundan etkilenmezken hakemin oyunu durdurup, hava atışı ile başlatması... Ajax-Galatasaray Şampiyonlar Ligi maçında vücuttan sekip ele gelen top penaltı olurken, hakeme çarpıp oyunun akışını etkilemeyen bir çok pozisyon Avrupa Liglerinde devam ettiriliyor. Bir de standart önemli hakemlikte, aynı hakem bir kaç hafta evvel Fenerbahçeli Assensio'nun rakibinin kafasına ayakla temasına kırmızı vermezken, Sallai'ye benzer pozisyonda kırmızı kart çıkarıyordu.

Sakatların, eksikliklerin olduğu, topun çizgiyi geçmek istemediği maçta Galatasaray üç puan alıp, hafta sonu derbi öncesi Torreira'yı kaybetmezken, maalesef Singo, Lemina ve Sallai'yi kaybediyordu. Bakalım Okan Buruk Kadıköy'de şapkadan nasıl bir tavşan çıkaracak?


Stat: Ali Sami Yen RAMS Park

Tarih:22/11/2025

Hakemler: Ozan Ergün, Furkan Ürün, Suat Güz VAR: Bülent Birincioğlu

Galatasaray: Günay Güvenç, Singo (Icardi dk. 40), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Kazımcan Karataş, Lemina (Yusuf Demir dk. 16, İlkay Gündoğan dk. 46), Torreira (Arda Ünyay dk. 80), Sara, Sane, Sallai, Barış Alper Yılmaz (Ahmed Kutucu dk. 80)

Yedekler: Uğurcan Çakır, Batuhan Şen, Gökdeniz Gürpüz, Furkan Koçak, Çağrı Balta

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gençlerbirliği: Velho, Thalisson, Goutas, Zuzek, Hanousek, Dele-Bashiru, Oğulcan Ülgün (Metehan Mimaroğlu dk. 32), Göktan Gürpüz (Samed Onur dk. 76), Koita (Dilhan Demir dk. 77), Tongya, Niang (Onyekuru dk. 76)

Yedekler: Erhan Erentürk, Furkan Ayaz Özcan, Varesanovic, Abdurrahim Dursun, Fıratcan Üzüm, Sinan Osmanoğlu

Teknik Direktör: Volkan Demirel

Goller: Icardi (dk. 55), Barış Alper Yılmaz (dk. 57), İlkay Gündoğan (dk. 66) (Galatasaray), Niang (dk. 22), Metehan Mimaroğlu (dk. 77) (Gençlerbirliği)

Kırmızı kartlar: Sallai (dk. 90+3) (Galatasaray), Thalisson (dk. 60) (Gençlerbirliği)

Sarı kartlar: Kazımcan Karataş, İlkay Gündoğan (Galatasaray), Dilhan Demir (Gençlerbirliği)

17 Ocak 2021 Pazar

Galatasaray:6-0:Gençlerbirliği


"Maçı kaybedebilirsin ama güzel futbol oynarsan itibarını asla kaybetmezsin. " der Arjantin milli takımının efsane hocalarından Cesar Luiz Menotti. Onun tersine Maradona ile 86 Dünya Kupasını kazanan Carlos Bilardo ise "Futbol kazanmak için oynanır. Şovlar tiyatro içindir" diyerek güzel oyuna karşı pragmatik bir bakış açısı geliştirir...

7 gün evvel Ali Sami Yen'de kalenin önüne otobüsü park eden ve rakibinin eksik kalmasına rağmen oyun anlayışını değiştirmeyip, 1 puana razı olan Ersun Yanal "itibarını kaybedip", 1 puan kazanmaya razı geldi de cumartesi gecesi takımı kalesinden 6 defa topu çıkarmak zorunda kalan Mehmet Kaplan "maçı kaybetti ama onurunu kaybetmedi"...

Başta teknik direktörü Fatih Terim olmak üzere cezalı ve sakat oyuncularının kadroya dönmeleri ile Galatasaray teknik heyeti "kafasındaki" on biri sahaya çıkardı, üstelik Sarrachi ve Linnes gibi değişmez oyuncularını da kulübede bırakarak. Bir kanadı Emre Taşdemir, diğer tarafı Şener savunacaktı ki, maç öncesi bir çok taraftar için bu karar sürprizdi ama her zaman belirttiğimiz bir gerçek vardı ki, futbolcularla hafta içi idman yapan, onlarla özel olarak görüşen ve form durumlarını en iyi bilen takımın teknik direktörüdür...


Özellikle Emre Taşdemir tercihi de Fatih Terim'i haklı çıkardı zira oyunun 27. saniyesinde atılan açılış golünden son gole kadar neredeyse hepsinde "icraatın içindeydi"... Oyun da Diagne'nin "şimdilik" rekor golüyle başladı, sol kanattan Emre'nin pasında harika bir plase ile ağları havalandırdı" king kong"... Nortfeld'in sakatlığı sonrası Galatasaray maçında kaleyi koruyacağını hocasından duyduktan sonra uyuyamamıştır Ubeyd Adıyaman ve onun heyecanla çıktığı ilk maçında daha ısınmadan gol yemesi anlaşılır da, siyah-kırmızılı forma ile nice maçlara çıkan Gençlerbirlikli oyuncuların "ayaklarının taş gibi ağırlaşmasına" ne demeli. Galatasaray golün de cesareti ile özellikle iki "yeni" beki Şener ve Emre ile ikinci gol ile gelirken rakip kaleye, ani bir kontra yakaladı deplasman ekibi, atılan ara pasta Soner Okan ile karşı karşıya kaldı ama onda da Marcao'nun Galatasaray savunması için ne kadar kritik olduğunu "kör göze parmak" misali gösterildi...

Emre Akbaba, Oğulcan, Arda beklerden gelen "gol ikramlarını" geri çevirdiler de Marcao'nun uzun top atarak başlattığı akında, Diagne Arda'yı gördü, onun pasında Belhanda forma numarasının hakkını vererek uzaktan sert vurdu ve farkı iki yaptı. Sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi: Ubeyd hatalı pas attı, Belhanda kaptı, üç oldu; Emre Taşdemir ortaladı, Oğulcan-Arda-Belhanda "tiki taka" ve Faslı köşeye astı:4-0...


Skor ilk devre alınmıştı, sonrası "averaj" hesapları, "istatistik" düzeltme durumlarına döndü. Galatasaray oynamak istedi, Gençlerbirliği de "oyunu çirkinleştirmeden" savunmaya çalıştı, hal böyle olunca da yine yine oynayanlara zevk, seyredenlere keyif veren bir maç ortaya çıktı. Ama Halis Özkahya bu "temiz" maçta adından söz ettirmeden yapamadı. Dakikalar 54ü göstermiş, Diagne'nin bomboş kaçırdığı pozisyonun hemen sonrasında rakip savunma arkasına atılan bir topta Oğulcan Gençlerbirlikli oyuncudan sıyrılıp Übeyd ile "kafa kafa" kalacakken hakemin düdük sesi yankılanıyordu Ali Sami Yen'de... Ofsayt desen değil, faul desen değil ama hakem oyunu durdurmuştu, oysa VAR diye bir sistem vardır, gözden kaçan pozisyonları düzeltmek için ortaya çıkmıştı da hakem düdük çaldıktan sonra VAR'ın varlığı sonlanıyordu. Taylan'a atılan tekmeler, Arda'ya atılan kafa konusuna hiç girmiyoruz da Halis Özkahya keşke Meireless'in ona tükürdüğü maçtan sonra federasyonun raporunu okuduğunda istifa edip, beden öğretmenliğine devam etseydi...

Hakem 10 dakika önce Oğulcan'ın gol sevincini engelledi ama Emre Akbaba'nın harika pasında genç topçu takımı adına beşinci golü kaydediverdi. Ve herkesin beklediği değişiklik: Kerem Aktürkoğlu oyuna girdi... Girer girmez de penaltı yaptırarak Babel'in skora katkısına bir nevi asist yapmış oldu. Hakemin penaltı noktasını işaret ettiğinde Diagne'nin topu kimseye bırakmayacağını bekledim lakin Hollandalı golü atmış, ilk tebrik Diagne'den gelmişti...


Televizyon başındaki seyirci acımasızdır, gol iştahlısıdır, rakibi düşkün yakalamış takımından avını parçalayan bir aslan gibi saldırmasını bekler de üç günde bir maç gibi yoğun bir Ocak ayı takviminde oyuncular ister istemez tempoyu düşürür, vites küçültür, "bitse de gitsek" havasına girerler, cumartesi gecesi olduğu gibi...

Maç 6-0 gibi farklı sonuçla bitti bitmesine de maçtan sonra  Fatih Terim'in transfer açıklamaları ve Taylan ile Oğulcan'ın gol sevinci skorun da önüne geçti, haftanın gündemi oldu...



Stat: Türk Telekom 

Hakemler: Halis Özkahya, Cevdet Kömürcüoğlu, İbrahim Bozbey 

Galatasaray: Okan Kocuk, Şener Özbayraklı, Donk (Dk. 82 Ozornwafor), Marcao, Emre Taşdemir, Taylan Antalyalı (Dk. 77 Luyindama), Belhanda (Dk. 65 Kerem Aktürkoğlu), Emre Akbaba, Oğulcan Çağlayan (Dk. 65 Babel), Arda Turan, Diagne (Dk. 77 Sekidika) 

Gençlerbirliği: Übeyd Adıyaman, Johansson, Arda Kızıldağ (Dk. 69 Halil İbrahim Pehlivan), Toure, Polomat, Piris Da Motta (Dk. 82 Mustafa Seyhan), Murat Yıldırım, Candeias (Dk. 69 İlker Karakaş), Soner Dikmen, Sefa Yılmaz (Dk. 69 Gökhan Altıparmak), Ayite (Dk. 77 Rahmetullah Berişbek) 

Goller: Dk. 1 Diagne, Dk. 30, 44 ve 45 2 Belhanda, Dk. 64 Oğulcan Çağlayan, Dk. 67 Babel (Penaltıdan) (Galatasaray) 

Sarı kartlar: Dk. 25 Ayite, Dk. 29 Polomat, Dk. 70 Piris Da Motta (Gençlerbirliği)

7 Mart 2020 Cumartesi

Galatasaray:3-0:Gençlerbirliği


Suriye'den gelen şehit haberleri tüm ülkeyi yasa boğarken, sinema, tiyatro ve konser gibi etkinlikler iptal edilirken, futbol maçlarına da bir haftalık ara verilmesini beklerdik ama Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri belki Haziran'daki Avrupa Şampiyonasını düşünmüş, belki hafta içine lig maçı koymanın uygunsuzluğunu hesap etmiş bilinmez, liglere ara verilmedi. Durum böyle olunca da maçlar oynandı ve her golden sonra Türk'ü olsun yabancısı olsun askerlerimize selam yolladı. Ali Sami Yen'de de pazar gecesi memleket genelindeki "kasvetli" hava hakimdi, Fenerbahçe galibiyetine atıfta bulunulacak koreografi ertelenmiş, onun yerine tüm koltuklara ay-yıldız bayrak bırakılmıştı. Tribünlerde de milletimize baş sağlığı dileyen pankartlar ile vatanın bölünmeyeceğini vurgulayan çok sayıda pankart vardı...

Sadece pankartlarla belirtmedi Galatasaray taraftarı şehitlerine saygısını, ayrıca maçın ilk üç dakikasında da tezahürat yapmayarak, sessiz kalarak ya da dua ederek acılarını paylaştı şehit ailelerinin. Maçı açan gol de o üç dakika biterken Ömer'in korner atışında Donk'la geliverdi. Normalde gol sevinci öyle gürültülü olur, gök inler zannedersin de, pazar gecesi cılız bir sevinç sesi duyuldu sadece...


Bir hafta önce Kadıköy deplasmanının devamı bir maç gibiydi sanki Gençlerbirliği karşılaşması. Kadro da aynıydı, bir tek cezalı Belhanda yerine Taylan görev yapıyordu. Oyun yapısı da değişmemişti, Seri yine stoperlerin arasına giriyor, topu alıyor ve Onyekuru'yu rakip defansın arkasına kaçırıyordu. İlk 20 dakikada Seri-Onyekuru ortaklığı ile iki pozisyon yaratıldı da, birinde ofsayt kaldırdı hakem, diğerinde Ramos son anda topu uzaklaştırdı. Ligin ikinci yarısında adete hayatında ikinci baharı yaşayan Mariano da bu sezonki beşinci asistini yaparken, önce Saracchi'ye harika bir pas attı ama Uruguaylı topa yetişemedi de 33. dakikada Feghouli'den aldığı pasla ceza sahasına giren Mariano topu Falcao'nun önüne yuvarladı ve Kolombiyalı da en sevdiği işi yaptı: Topu filelerle buluşturdu...


Galatasaray güle oynaya 2-0 öne geçmişti de hiç manası olmayan bir pozisyonda hakem Donk ve Sio'ya sarı kart gösterince, içimize bir korku düşmedi de değil zira form grafiği zirvelere çıkmış olan ve savunmada Marcao ile harika bir ikili oluşturmuş olan Donk, "es kaza" bir sarı daha görse önümüzdeki hafta Sivasspor maçında olamayacaktı. Devre arasında Fatih Terim'den Donk-Ahmet değişikliği bekledim olmadı, ikinci yarı fark üçe çıktığında da Donk'u yanına almasını umdum gene olmadı... Bereket Donk da maçı "sağ salim" atlattı da galibiyet ağzımızda pas tadı bırakmadı...

Maç kazanıldığında hakem hataları pek önemsenmez, konuşulmaz, hakemler de zaten maçın skoru ve gidişatına göre de pozisyonlarda düdük çalmak eğilimi güderler. İşte yazdıklarıma Feghouli'nin düşürülmesine verilmeyen penaltı örnek gösterilebilir. Topla hiç alakası olmayan Gençlerbirlikli futbolcu Halil İbrahim Feghouli'yi iterek düşürüyor ama "oyun sürüyordu"... Düşünüyorum da maç 0-0 ve oyunda son dakikalar, bu kadar rahat devam kararı verebilecek miydi Arda Kardeşler...


Karşılaşmada ikinci yarı Muslera'nın olağanüstü kurtarışı ile hatırlanacaktır. Ceza sahası dışında kazanılan serbest vuruşta Ramos, Koemanvari bir füze çıkardı Galatasaray kalesine de Muslera da bir hafta önceki derbide kaldığı yerden devam ediyordu. Mehmet Ekici'nin şutunun 3-5 "seviye" daha zorunu bu kez parmaklarının ucuyla kornere çeldi. Kalecinin ne kadar önemli olduğunu her maç gösteriyor Muslera...

Muslera gole geçit vermeyince, Galatasaraylılar da üçüncü gol için bastırmaya başladılar rakip kaleye, baskılardan da sonuç alıyorlardı, rakip kaleci hata yaptı, Falcao'nun şutunu savunma çeldi. Yine klasikleşmiş  Mariano-Feghouli iş birliğinde Feghouli'nin ortasında Falcao kale çizgi önünde topa dokunamadı ama Onyekuru ile başlayan atakta Feghouli'nin ceza sahası içinde pasında Falcao farkı üçe çıkarmasını biliyordu. Maçı seyredenler belki Radamel Falcao'nun gollerine dudak bükeceklerdir, "kolay gol" olarak niteleyeceklerdir de gol atması için transfer edildi ve gollerini de sıralıyor "El Tigre"...

Üç farklı öne geçen Galatasaray'da Fatih Terim de maçın ilerleyen dakikalarında atak oyuncularını görmek için Emre Akbaba, Andone ve Sekidika'yı oyuna sürdü ki Andone girer girmez Onyekuru ile başlayan atakta, kalecinin de şanslı olması ile yüzde yüz bir golü kaçırdı. Golle dönmek çok büyük moral olacaktı Rumen golcü için ama sezonu kapattığı söylenen o sakatlıktan sonra ligin ikinci yarısına yetişmek tek başına alkışı hak ediyor.

Antalyaspor'u Ali Sami Yen'de 5 farklı yenerek başlayan galibiyet serisini Gençlerbirliği'ni de mağlup ederek sürdüren Galatasaray, bundan sonra şampiyonluk yolundaki Sivas-Beşiktaş virajını da aşıp, ligde son haftalara girerken rahat bir nefes almayı düşünecektir...



Stat: Türk Telekom
Hakemler: Arda Kardeşler, Volkan Ahmet Narinç, Hakan Yemişken
Galatasaray: Muslera, Mariano, Marcao, Donk, Saracchi, Seri, Ömer (Emre Akbaba dk. 74), Feghouli (Sekidika dk. 84), Onyekuru, Taylan, Falcao (Andone dk. 79)
Yedekler: Okan Kocuk, Şener Özbayraklı, Ahmet Çalık, Adem Büyük, Selçuk İnan, Linnes, Emin Bayram
Teknik Direktör: Fatih Terim
Gençlerbirliği: Nordfeldt, Ahmet Oğuz, Ramos, Toure, Halil İbrahim, Berat (Diallo dk. 64), Baiano, Sessegnon, Candeias (Nadir dk. 64), Yasin, Sio (Rahmetullah dk. 83)
Yedekler: Ertaç Özbir, Bjarsmyr, Beijnen, Seuntjens, Soner Dimken, Ömer Tatlısu, İlker Karakaş
Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu
Goller: Donk (dk. 3), Falcao (dk. 33 ve 69) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Yasin, Baiano, Sio, Candeias (Gençlerbirliği), Donk (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin