Derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derbi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2026 Salı

Galatasaray:3-0:Fenerbahçe


"Bunu defalarca söyledim. Yine söyleyeceğim. Söylemekten hiç sıkılmayacağım. Galatasaray'ı çok seviyorum. Galatasaray armasını her zaman koruyacağım. Bu armayı korumak için her zaman elimden geleni yapacağım. Takım arkadaşlarım için, Galatasaray için mücadeleyi asla bırakmayacağım. Çünkü ben Galatasaray'ı çok seviyorum." diyen bir topçunuz varsa, rakibi de yenersiniz, hakemi de yenersiniz, federasyonu da...

Şampiyonluk yolunda geçen hafta Fenerbahçe'nin Rize'ye iki puan kaybetmesi ve Galatasaray'ın da Ankara'da Gençlerbirliği'ni yenmesi sonrası puan farkının tekrar dörde çıkması ile Kadıköy ekibinin tek şansı kalmıştı: Galatasaray'ı Sami Yen'de yenmek. Düşünülmesi bile zor bir hedefti bu da işi kolaylaştırmak için ligin ilk yarısında Kadıköy'de koskoca 40 dakika Galatasaray lehine tek bir faul dahi çalamayan ve İstanbul derbilerinde Fenerbahçe'nin "kadrolu" hakemi olan Yasin Kol seçilmişti. O da yetmez gibi VAR ekranına da  Ömer Faruk Turtay'ın asistanlığına Türkiye'ye "coğrafi ofsayt" kavramını sokan Abdullah Buğra Taşkınsoy verilmişti. Galatasaray yönetimi Federasyonla tüm ilişkileri askıya almıştı, Yasin Kol'u istemiyordu da rakip takımdan "Bu hakemi istemiyoruz" diye bir cümle duyan olmamıştı nedense. Bu "ahval ve şerait" içinde yapılacak tek bir şey kalıyordu: Sami Yen'e çıkıp, full motive bir şekilde, hem rakibi hem de hakemi yenmek. Kolay mı olacaktı. Hayır...


Nasıl ki cemrenin düşmesi baharın müjdecisi olarak kabul edilir "Kapalıya güneşin vurması" da  Galatasaray taraftarı için şampiyonluğun habercisidir ve pazar günü de yazdan kalma bir havada sarı kırmızılı bayrakların dalgalandığı karşı tribünün yarısı gölgede yarısı güneşin pırıltısı altındaydı. Tribün inanmıştı, maça konsantre olmuş, maç öncesi "mazot alım" işini asgariye indirmişti. Deplasman tribünü de dolmuştu da yağmur çamur, yaz kış, İstanbul Anadolu demeden takımının peşinde koşan Fenerbahçeliler en arzu ettikleri maça bilet bulamazken, magazin ünlüleri onların yerine Sami Yen'de olacaklarını çektikleri selfilerle gösteriyorlardı, ellerinde yakmayı bilip bilmedikleri şüpheli meşalelerle...

İki sene evvel Mert Hakan Yandaş'a sataşan, "Burası bizim evimiz" diyerek horozlanan, Galatasaray ile şampiyonluk kutlarken şimdi formasını giydiği takıma "analı bacılı küfüler başlatan" Kerem Aktürkoğlu da ısınmaya çıktığında yoğun tepki alırken Galatasaray taraftarından, maç sonu "utanç verici bir mağlubiyet yaşadık" diyen İsmail Yüksek ile ultrAslan tribününe gidip, akıllarınca ortalığı gereceklerdi de "hayvan terliydi", onları kaale alan bile olmadı zira Galatasaray taraftarı haftalar sonra ilk onbirde başlayacak Osimhen'le coşuyordu, hafta içi kupa maçında hatalı gol yiyen Günay'ı motive ediyordu, 200. maçına çıkan Barış Alper'i alkışlıyordu...


"Haftada bir maç oynayan Galatasaray" tehlikesi diye bir şey vardır, bir de rotasyonu bırakmış, esas onbirle oynayan Galatasaray... Geçen sene ligde Beşiktaş'a mağlup olduktan sonra kupada Fenerbahçe'de deplasmanında oynayan takımı hiç değiştirmeden şampiyon olmuştu Galatasaray, ligin son haftaları için de "onu bunu mutlu etmek" yerine kazanacak takımı sahaya sürüyordu Okan Buruk: Kalede Uğurcan, sağ bek Sallai, stoperde Sanchez-Abdülkerim, sol bek Jakobs, onların önünde Lemina ve Torreira ve ilerde Sane, Yunus, Barış ile golcü Osimhen... Sakatlık ve cezalı olmaması halinde ligi bitirecek oyuncular bunlardı...

Geldiğinden beri ülke futbolunun pek alışık olmadık bir tarz sergileyen ve saha dışı polemiklere girmeyip sadece oyuna odaklanan ve Kadıköy'deki maçtan sonra yaptığı gibi pazar gecesi de maç bitiminde Galatasaray'ın büyüklüğü ve gücünü çekinmeden vurgulayacak olan Tedesco, en büyük silahı Assensio'nun yokluğunda elindeki en iyi takımı sahaya sürmüş lakin tek bir sıkıntı göze çarpıyordu, orta sahasında Kante ve Guendouzi yetersiz kalacaktı Galatasaray karşısında, zira Talisca onlara yeterli desteği veremeyecekti. Öyle de oldu...

Maçlar genelde iki takımdan birinin atakları ile başlar da pazar gecesi derbide "esas oğlan" Yasin Kol'du. Önce Guendouzi'nin kendini balıklama atmasına faul verdi, kullanılan serbest atışta "mevzu" arayan Oosterwolde'nin Uğurcan'a dirseğinde çıkan itiş kakışta iki topçuya da sarı kart gösterdi. Aslında dördüncü dakikada maçın fragmanı Sami Yen'e yansımıştı: Yasin Kol cebindeki kart silahını maç içinde bolca kullanacak, Fenerbahçeliler ortalığı gerip Galatasaray'ın sahaya odaklanmasını bozmaya çalışacak ve Oosterwolde'nin arkadaşlarını itmesine seyirci kalmayan ve anında reaksiyon gösteren Galatasaraylılar, bu arzu ve isteği maça da yansıtacaklar... 


Galatasaray'ın iç sahadaki baskılı oyununu durdurmaya çalışan Fenerbahçe kaptığı toplarla genç Cherif'i savunma arkasına kaçırmaya çalışırken, Davison'un dikkatsizliği ile bir de penaltı buluverdi. Penaltı haklı karardı ama Yasin Kol'un yine orta saha yakınından bu pozisyonu süzmesi "şahaneydi!", düdüğü çalmasa şaşardık, şaşırtmadı... Topun başına Talisca geçerken, herkes hangi köşeye atacağını biliyordu, Uğurcan da, ve Brezilyalı farklı davranmadı da bu sefer kaleyi de tutturamadı. Takım arkadaşı penaltı atarken dua eden Kerem'e de cevabı sezon boyunca kazanılan haksız puanlara karşılık "ilahi adalet" olarak çok geçmeden veriliyordu.


Fenerbahçe'nin kaçırdığı penaltı sonrası oyunda ipleri eline alan Galatasaray oldu. Önce Sallai'nin uzaktan şutu auta gitti, sonra Sallai'nin ortasında Osimhen ve Barış'tan evvel Skriniar kornere attı topu. Ve yine Yasin Kol'un ön plana çıkacağı dakika geldi çattı. Sane'nin maç içinde bolca yaptığı "al ver"lerin bir tanesinde ceza sahasına girerken Nene tarafından düşürüldü ve hakem "düdüğü çalıp çalmama" tereddütü yaşarken her zaman dediğim gibi Galatasaray lehine hata yapmaktan aleyhine yaparım diyerek penaltıyı vermedi, topu VAR'a attı. Tabii sonrası daha da trajikomik, pozisyonun penaltı olduğunu bilen  Archie Brown beyaz noktayı oymakla uğraşırken, yüzde bir ihtimalin peşinde nafile itirazın gayretinde Fenerbahçeliler Yasin Kol'u sarmışken, Ederson'un kendisine kafa atacak yakınlıkta itirazını sarı kart ile geçiştiren Yasin Kol yine şaşırtmadı, penaltıyı vermedi. Maç öncesi beklenilen senaryo sahneye koyuluyordu, "zor da olsa" , "gereksiz de olsa" hakemi de yenmek lazımdı. Fenerbahçe tüm hatlarıyla kapanıyor, Galatasaray ise kanat ortalarıyla onların katı savunmasını delmeye çalıyordu. Bu anlarda taraftarı motive eden olaylar da olmuyor değildi, bir pozisyonda Kerem Davison'u geçmeye çalıştı, bizim Kolombiyalı dur dedi, Kerem düştü ve onun kalkıp topa hareketlenmesini bekleyen Davison "eski takım arkadaşını" bir omuz darbesiyle yere serip, patronun kim olduğunu gösterdi, gol olmuşçasına coştu tribünler. 


Skriniar'ın Barış'a dirseğini görmeyen Yasin Kol'un Semedo'nun Barış'ı düşürmesine avantaj deyip, devamında sarı kart vereceğini beklemek saflık olurdu, beklemedik de. Zaten gördüğünü cesurca çalabilseydi, orada Semedo sarı kart alır, ikinci devre de Barış'ın yüzüne vurduğu için oyundan atılırdı, aynen Skriniar'ın ikinci yarı Sallai'ye topsuz alanda vurması sonrası olacağı gibi. 



Maçta dakikalar 38i gösterirken, Osimhen ceza sahası kenarında Oosterwolde tarafından düşürüldü, karar oyna devamdı ki VAR yine "üç maymunu" oynadı. Ama bu sezonun adı "İlahi Adalet" olacak şekilde dönüşündeki taç atışında Galatasaray Osimhen ile golü buldu, hem de haftalar önce "Dizinden ameliyat oldu, futbol oynaması sıkıntılı" diye algı yapılan diziyle attı golü Nijeryalı topçu. Futbol tanrıları devreye girmedi diyen olabilir mi? Gol sevinci de ikonikti, kameralara kolunu gösterirken, ağlama işareti yapıyor ve hafta başında Federasyona Osimhen'in alçısını şikayet edenlere selam çakıyordu...

Topçuların bu resitalde öne çıkmasına müsaade eder miydi Yasin Kol? Gol sonrası santraya gerisi geri giden Yunus yanlışlıkla kendisine çarptı ve özür dilerken sarı kartı gördü. Yine flaşlar Yasin'in üzerindeydi...

Golün coşkusuyla baskıyı arttıran Galatasaray Yunus'un volesiyle ikinci bulamazken, 6 dakikalık uzatmanın verildiği anlarda da bir kaç "geçiş" oyununda da ağır kalarak skorbordu değiştiremedi. Deplasman takımı için ise Talisca'nın direği sıyıran şutu penaltı sonrası ikinci tehlikeydi ilk devrede.



Derbilerde soyunma odalarında yaşanılan atmosferi hep merak etmişimdir, orada olmak istemişimdir ve pazar gecesi de Galatasaray soyunma odasının barut fıçısı gibi olduğuna eminim ki ikinci yarıya da alev alev başladı sarı-kırmızılılar. Barış'ın şutunda Osimhen ikinci golü attı, ofsayt bayrağı kalkıyordu, sonrasında Sane'nin Guendouzi ve Kante'yi birbirine dolayıp şık pasında Torreira fileleri havalandırdı, ilk devre "uyuyan" var uyandı, ofsayt kararı verdi, coğrafik miydi, felsefik miydi acaba bilemedik.


Köşeye sıkışmış böksör misali Fenerbahçe kendisini tüm hatlarıyla savunurken, Galatasaray "vurdukça vuruyordu", nakavt yapacağı pozisyonu arıyordu ki Barış'ın orta sahadan ters kanattaki Sane'ye attığı şahane pasla başlayan atakta Alman topçu yine kadife bir dokunuşla Yunus'u pozisyona soktu ve Yunus Oosterwolde'ye unutamayacağı bir doğum günü hediyesi veriyordu. "Artık ben de sizi kurtaramam" der gibi Yasin Kol şaşırtıcı bir şekilde penaltı noktasını gösteriyordu. Evet, 2001 yılından beri ilk defa Galatasaray kendi sahasında Fenerbahçe derbisinde penaltı kazanmıştı. Yasin Kol adını bir kez daha tarihe yazdırmıştı...


Talisca eski takımına karşı gol atma şansı yakalayan Kerem'e penaltıyı vermemişti ama daha önce Fenerbahçe'ye gol atmamış ve 200. maçına çıkma şerefine ulaşan Barış'a penaltıyı atması için topu veriyordu Osimhen. "Galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır" değil mi? Barış farkı ikiye çıkaracaktı da Ederson kalesine geçmiyordu, oyalanıyordu, Yasin Kol'u dinlemiyordu ve bir de hakemin Türkçe dışında başka bir dil bilmediğinden bir şeyler mırıldanıyordu. Keçiören'den Galatasaray'a transfer olur olmaz ilk yaptığı şey İngilizce dersi almak olan Barış Alper, Ederson'un dediklerini Yasin Kol'a çevirince hakem de Brezilyalı kaleciye ikinci sarı kartı çıkarıyordu. Devamı ise komedi: Ederson yine Yasin Kol'un kulağına kafasını uzatıyor, hakem AVM güvenlikçiliği yaptığı günleri hatırlayarak kafasıyla Ederson'a vuracağı esnada TFF'de hakem olarak çalıştığını anımsıyordu... Sahne az kalsın Tarantino filmlerine dönecekti de araya girenler filan olunca, ortalık duruldu, kaleye Mert geçerken, Talisca ve Kerem "boynu bükük" oyundan çıkıyordu. İlahi adalet dedik ya, bir zamanlar Barış'a penaltı attırmayan Kerem "hiçleri" oynarken, Barış ise Süper Ligde on asistinin yanında sekizinci golünü atarak kariyer sezonunu yaşıyordu. (Toplamda 12 gol 13 asist)


Golden sonra Yunus ile Lang yer değiştirirken, Sane'nin ortası az kalsın üncü gol olarak filelerle buluşayazıyordu. 78de Barış'ın ortasında Osimhen'in kafasını çıkarıyor Mert, üç dakika sonrasında kornerden sekip önüne düşen topa dömivole vuran Osimhen'e bir kez daha geçit vermeyen Mert Günok, devamında Lang'ın kullandığı korner atışında topu elinden sektirince Torreira fileleri üçüncü kez havalandırıyordu. Okan Buruk'un takımı Fenerbahçe'ye bir kez daha üç gol atmıştı...


Lemina,Barış ve Jakobs'un çıkıp Icardi, İlkay ve Eren'in girmesiyle takıma taze kan verip, tecrübe katan Okan Buruk, oyuncularına sık sık dördüncü golü aramaları için talimatlar yollasa da koca bir sezonun yorgunluğu ve şampiyonluğun kıyısına gelinmenin rahatlığı ile sarı-kırmızılılar bolca topa hakim olup, vakti öldürmeyi yeğlediler ki taraftarın en sevdiği anlardır "oley" çekmek, tribünleri mutlu ettiler ama rakip prestij golü peşindeydi, İsmail ile denedi Uğurcan izin vermedi, İlkay'ın hatalı pasında Cherif karşı karşıya kaldı auta attı.

Bir çok itiş kakışın olduğu ikinci devreye de 6 dakika uzatma veren Yasin Kol (Bir kaç hafta önce Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin ikinci yarısında hiç bir tartışma ve VAR müdahalesi olmamasına rağmen 8 dakika uzatma vermişti) Osimhen'in yüzüne top atan ve kırmızı kart görmesi gereken Mert Müldür'e sarı kart verip, Osimhen'e de sarı vererek en sevdiği işi yapıp, maçı sonlandırıyordu. Sonrası ise Ali Sami Yen'de bayram havası... "Fener Ağlama" çalıyor, Kerem Aktürkoğlu'nun Galatasaray'dayken kullandığı "Böylesi bence daha güzel oldu, daha tatlı oldu çünkü biraz umut vermek güzel oldu herkese" sözleri dev ekranlara yansıtılıyor, derbinin kazanılması ve farkın yediye çıkması coşkusu doyasıya yaşanırken, Icardi orta sahada üçlü çektiriyordu...

Her şey güzeldi, ama lig daha bitmemişti ve bu satırları yazdığım dakikalarda Trabzon'un da Konya'da kaybetmesi ile hafta sonu oynanacak Samsunspor deplasmanı Galatasaray için şampiyonluğu ilan etme maçı olacak. Çarşamba günü Ali Sami Yen'de taraftara açık yapılacak antrenmanla motive olup Karadeniz'den şampiyonlukla dönecektir bu oyuncular, bunu çoktan hak ettiler...



Stat: RAMS Park

Tarih:26/04/2026

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci VAR: Ömer Faruk Turtay

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 85), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 82), Mario Lemina (Mauro Icardi dk. 82), Lucas Torreira, Leroy Sane, Yunus Akgün (Noa Lang dk. 68), Barış Alper Yılmaz (İlkay Gündoğan dk. 82), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Gabriel Sara, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Sacha Boey

Teknik Direktör: Okan Buruk

Fenerbahçe: Ederson Moraes, Nelson Semedo (Mert Müldür dk. 84), Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Archie Brown (Levent Mercan dk. 84), N’Golo Kante, Matteo Guendouzi, Dorgeles Nene (Anthony Musaba dk. 71), Anderson Talisca (Mert Günok dk. 65), Kerem Aktürkoğlu (İsmail Yüksek dk. 66), Sidiki Cherif

Yedekler: Çağlar Söyüncü, Fred Rodrigues, Yiğit Efe Demir, Marco Asensio, Oğuz Aydın

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Goller: Victor Osimhen (dk. 40), Barış Alper Yılmaz (dk. 67 pen.), Lucas Torreira (dk. 83) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Ederson Moraes (dk. 62) (Fenerbahçe)

Sarı kartlar: Uğurcan Çakır, Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Victor Osimhen (Galatasaray), Jayden Oosterwolde, Archie Brown, Matteo Guendouzi, Mert Müldür (Fenerbahçe)

6 Nisan 2026 Pazartesi

Trabzonspor:2-1:Galatasaray


Liverpool maçında yaşanılan sakatlıklar, sonra milli takımdan sakat dönen oyuncular derken Galatasaray uzun bir aradan sonra "eksik" bir kadro ile Trabzon deplasmanına gelirken, rakibin de üç temel oyuncusu yoktu sahada ama onların maça bir kaç gün kala "gaza" getirilen seyircileri vardı. "Galatasaray ile ilişkileri askıya aldık" diyen Trabzon başkanı, bir de söylentilere göre Galatasaray aleyhine yapılacak koreografinin de "sponsoru" olmuştu... Maç günü ortam fena gerilmişti, tüm tepki de Galatasaray'a transfer olurken kulübünden" izin" almış ve takımına 36 milyon euro kazandırmış olan Uğurcan'a karşıydı... O gün "para tatlı" gelirken, bugün Uğurcan "hain" ilan ediliyor, ısınmaya çıktığı dakikadan itibaren "annesine" küfür ediliyordu...

Bir zamanlar Galatasaray forması yakılan Trabzon stadında, dün gece de maçın başından tribünlerin boşaldığı anlara kadar Sezen Aksu'nun "Şinanay" şarkısını eşliğinde Galatasaray'a küfürler edilirken, yayıncı kuruluş da saha içinde canlı yayınla evlere taşıyordu bu küfürleri. Oysa daha bir kaç gün önce RTÜK'ün aldığı kararlar ortadayken.


Maça dönersek, Uğurcan eski takımına karşı kaleyi korurken, sağ bekte Trabzonspor'un uzun forveti Onuachu'yu durdurmaya yardım etmesi için Singo görev alırken, stoperler Sanchez ve Abdülkerim'ken, sol bekte Jakbos vardı. Orta sahada Torreira ve Lemina'nın önünde Sara'nın yerine Yunus takıma 10 numaralık yapacakken, bir kanatta Barış, diğerinde sargılı eliyle Lang ve ilerde Icardi gol arayan elemanlardı. Kağıt üzerinde çok da fena olmayan bir kadroydu ama onlar daha maça alışmadan Pina'nın şahsi beceriyle getirip ortaladığı topta Sanchez kafayla ıskaladı ve korkulan oldu: Onuachu kafayla fileleri havalandırdı...

Bu sezonun Galatasaray adına yenilen en erken golüydü ve rakip takımı cesaretlendirip, tribünleri de ateşlemesi de cabasıydı. Sonrasında Zubkov'un şutu auta giderken, 18'de Augusto'nun vuruşunu Uğurcan kurtarıyor ve dakikalar 25i gösterirken Nwakaeme'nin ceza sahası dışından vuruşu da herkesin bakışları arasında direği yalayarak auta gidiyordu.


Ev sahibi Galatasaray kalesinde pozisyonlar bulurken, sarı-kırmızılılar topu ayaklarında tutuyor, savunma arkasına Barış ve Lang'ı kaçırmaya çalışıyor, onların çabası kornerle neticeleniyor ama köşe vuruşlarından beklenilen sonuç gelmiyordu ki ilk yarım saat dolarken, Barış'ın köşe vuruşunda Lemina'nın kafasını Onana çıkarıyor, bu da Galatasaray'ın ilk 45 dakika en tehlikeli atağı oluyordu. Takımlar soyunma odasına gitmeden Trabzonspor Onuachu ile bir gol daha buldu ama yardımcı hakem ofsayt bayrağı kaldırıyordu...

İkinci yarıya Torreira ve Jakobs'u içerde bırakıp, İlkay ve Eren değişiklikleri ile başladı oyuna Okan Buruk ve eşitlik sayısını da iki dakika sonra Barış'ın arka direğe ortasında Singo ile buldu. İlkay tecrübesi ile topun daha çok Galatasaray'ın ayağında kalmasını sağlayıp, akıllı dağıtınca Galatasaray'ın da beklediği ataklar geliyordu ki, Erkan Engin sahneye çıktı.


Kim mi Erkan Engin? Geçen sezon Fenerbahçe kendi sahasında Kasımpaşa'ya puan kaybedecekken maçın hakemi Cihan Aydın'ı "el ve penaltı" için monitöre çağırıp, penaltı kararı verdiren ve sonrasında hakem eğitimlerinde kendisine bu karar sorulduğunda "hissiyatım" öyleydi diyen kişi. Dün gece Erkan Engin sahadaki hakem olan Cihan Aydın'ı bir kez daha "kurban" ediyordu ki kimsenin kırmız kart beklemediği bir anda VAR monitörüne çağırdı ama Cihan Aydın tecrübeliydi, aynı "tongaya" bir kez daha düşmedi. Bu arad Cihan Aydın demişken, Galatasaray-Trabzonspor maçlarını neden hep Cihan Aydın yönetiyor diye soracağım da "ben yaptım oldu"ya dönüşen futbol ikliminde mantıklı bir cevap gelmeyeceğini biliyorum... Hakem demişken maçın sonuna verilen 4 dakika uzatma da Cihan Aydın'ın Galatasaray burada bir gol filan atarsa başıma bela alırım çekincesi ile verilen bir karar olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem zira Barış'ın faul pozisyonunda düdüğü çaldığında saat 50.38, hakemin VAR'dan dönüşü 53.53 ve oyunun tekrar başlaması ise 54.16'ydı. Yani burada geçen süre 3 dakika 38 saniye ve uzatma 4 dakika...

Galatasaray eşitliği sağlamış, galibiyet golü beklenirken, Abdülkerim'in rakibiyle mücadelesine faul düdüğü çalındı ve yapılan ortada Nwaiwu kafayla takımını tekrar öne geçiriyordu. Geriye düşen Galatasaray eşitliği ararken, ev sahibi kontralarla geliyordu ki Zubkov'un bir şutunu da Sanchez kornere çeliyordu diziyle.

Kırılma anları vardır her maçta, Galatasaray adına da 69da kullanılan korner sonrası oluşan karambolde Icardi'nin şutu kaleye iki adımda bekleyen Lemina'nın önüne düştü de, "kötü" şutu az farkla auta gidiyordu. Oysa, orada kale yerine pası düşünde Sallai boş kaleye meşin yuvarlağı plaseleyecekti. Kalan dakikalar ev sahibin kalesini savunmak ve Galatasaray'ın eşitlik için çabaladığı dakikalar olarak geçti, Sallai'nin zayıf vuruşu Onana'da kalırken, dakikalar 90'ı gösterirken Asprilla'nın sert şutu direği yalayıp auta gidiyordu.

Maç sona ermiş, ev sahibi sevinip, misafir takım üzülürken ki saha içinde centilmence geçen bir maç sonrası stat hoparlörlerinden çalınan o şarkı ve taraftarın küfürlerine eşlik eden Onuralp Çakıroğlu adında Trabzonlu bir genç topçu, Abdülkerim'den gereken cevabı alırken, ortalık karışıyor ve Galatasaray stoperi ikinci sarı kartı alıp, kırmızı kartla hafta içi İzmir'de cezalı duruma düşüyordu. 


Galatasaray şampiyonluk yarışındaki rakibine kaybederek, aradaki puan farkını bire indirdi ve gözünü hafta içi oynayacağı Göztepe erteleme maçına çevirdi. Geçen sezon Beşiktaş mağlubiyeti sonrası Kadıköy'den galibiyetle çıkıp, lig ve kupayı kazanan Okan Buruk ve takımı, bu sezon da aynısını yapmaya çabalayacak... Yapabilir mi, neden olmasın? Biz onlara güveniyoruz ki zaten Trabzon'da yapılanlardan sonra, bu yazının yazıldığı bu dakikalarda Fenerbahçe-Beşiktaş maçında Fenerbahçe lehine çalınan penaltıyı gördükten sonra herkes Galatasaray'ın 26. şampiyonluğunu engellemeye çalışırken sarı-kırmızılıların taraftarından başka kimi var ki? Galatasaray taraftarı özellikle sosyal medyada değişik değişik hesaplardan Icardi'ye, Okan Buruk'a, Yunus'a, Sanchez'e ve son olarak Torreira gibi topçulara yapılan itibarsızlaştırmalara kulak asmayıp, takımın arkasında olup "en iyi yaptığı işi" yani takımı şampiyonluğa götürmeyi yapmalıdır... Bizim birbirimizden başka dostumuz olmadığını bir kez daha gördük Trabzon'da... Ve maçtan sonra Günay'ın dediği gibi "Galatasaray camiası unutmaz. Yapılanların cevabı da şampiyonluk kutlamasında verilecek..."



Stad:Papara Park

Tarih:/04/04/2026

Hakemler: Cihan Aydın, Bersan Duran, Süleyman Özan VAR: Erkan Engin

Trabzonspor: Onana, Pina, Saviç, Nwaiwu, Mustafa Eskihellaç (Salih Malkaçoğlu dk. 90), Ozan Tufan (Umut Nayir dk. 87), Folcarelli, Nwakaeme (Lovik dk. 79), Zubkov (Okay Yokuşlu dk. 87), Augusto (Bouchouari dk. 79), Paul Onuachu

Yedekler: Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Onuaralp Çakıroğlu, Taha Emre İnce

Teknik Direktör: Fatih Tekke

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo, Davinson Sanchez, Abdüllkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 46), Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 46), Mario Lemina (Yaser Asprilla dk. 84), Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün (Ahmed Kutucu dk. 88), Noa Lang (Roland Sallai dk. 68), Mauro Icardi

Yedekler: Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Arda Ünyay, Sacha Boey

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Paul Onuachu (dk. 4), Chibuike Nwaiwu (dk. 62) (Trabzonspor), Wilfried Singo (dk. 48) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Okan Buruk, Barış Alper Yılmaz, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ozan Tufan, Fatih Tekke, Pina, Onana (Trabzonspor)

8 Mart 2026 Pazar

Beşiktaş:0-1:Galatasaray


Şampiyonluğa giden yolda her maç çok önemlidir, hepsi üç puan değerindedir ama Galatasaray'ın bir aylık fikstüründeki Beşiktaş, Liverpool, Başakşehir, Liverpool, Trabzonspor serisinin başlangıç maçıydı İnönü'de oynanacak olan derbi. Oyunu her ne kadar güven vermese de içinde bulunduğumuz senenin namağlup takımı Beşiktaş, kötü giden sezonu kendi taraftarı önünde alacağı Galatasaray galibiyeti ile unutturup, Avrupa'ya katılmak için üst sıralara tırmanmak gayesindeyken, Galatasaray için ise rakibi Fenerbahçe'nin peşisıra kaybettiği puanlar sonrası dördüncü şampiyonluğa giden yolda atılacak çok kritik bir adımdı cumartesi geceki karşılaşma...

Beşiktaşlılar "fena inanmışlardı galibiyete", maçın biletlerini 10-15 dakikada tüketmişler, maç için de uzun zamandır yapmadıkları tribün kareografisi de yapmışlardı... Galatasaray taraftarı da bu sene bir kat daha yükseltilen tel örgülerle Amerikan hapishanelerine dönüşmüş deplasman tribününde yerini alırken, bir kaç gün önce yapılan ultrAslan iftarında Okan Buruk'un "kazanacağız, şampiyon olacağız" sözünün peşindeydiler.


Okan Buruk'un herhangi bir cezalı topçu olmadığı durumda kritik ve değerli maçlardaki on bir oyuncusu belliydi: Uğurcan - Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs - Lemina, Torreira -Barış, Sara, Sane, Osimhen... Aynı kadro ile sahadaydı hoca da yedekler de ligde üst sıralara oynayacak bir takım oluşturacak güçteydi: Günay, Icardi, Yunus, Eren, İlkay, Kaan, Nhaga, Lang, Singo ve Boey...


Maçın ilk pozisyonunda Galatasaray ceza sahası içinde Murillo'nun Barış Alper'in ayağına bastığı pozisyonda hakemin "pas" geçmesinden maçın nasıl gideceğini tahmin etmek bu meşin yuvarlağın peşinde ömrünü geçirmişler için pek de zor olmasa gerekti. Sonraki bir kaç pozisyonda da taraftarın "auuu, vuuu" gibi nidalarıyla düdüğünü üfleyen Ozan Ergin'i görünce, savımızı da kanıtlamış olduk. Hakemi bu yazının sonuna bırakarak devam edecek olursak, ligin hatta Avrupa liglerinin en fazla hücümda top kapan takımı olan Galatasaray ilk atağını da yine Beşiktaşlılar kendi yarı sahasından çıkarken kaptırdıkları topla buldu, Sara ara pasıyla Osimhen'i gördü, onun Beşiktaşlıların "dev adam" dedikleri Agbadou'nun bacak arasından geçirdiği top iyi yer tutan Ersin'de kalıyordu. İlk pozisyon Okan Buruk'un da statejisini göstermesi açısından önemliydi. İki takım birbirlerini tartıp, pozisyon ararken, ev sahibi çeyrek saat dolarken Sara'nın rakip sahada Cerny'e kaptırdığı topla başlayan atakta Asllani'nin ceza sahası önünden auta giden topla Uğurcan'ın kalesine gelirken, auta giden top belki de maçın geri kalanı için sinyali veriyordu: o top bu gece filelerle buluşmayacaktı.


Barış Alper Yılmaz nasıl ki sertlikleriyle ünlü İtalyanları peşine takıp sürüklediyse, İnönü'de de Agbadou'ya gerçek Hulk'un kim olduğunu gösterdi, siyah beyazlı topçuyu peşine taktı, ceza sahasına girdiğinde de topu terse çeviriverince yardıma gelen Uduokhai tarafından düşürülüverdi de hakem zaten düdük çalamazdı, oynattı dönen topta Sara'nın şutu Ersin'de kalıyordu... Şampiyonlar Liginde penaltı çalınacak pozisyona bizde ne hakem ne de VAR müdahale etmiyordu. Beş dakika sonra ise yine Beşiktaş'ın savunmadan çıkarken kaptırdığı topta, Sane 5 rakip oyuncu arasından bilardo topu misali Barış'a attığı pasta, genç topçu iyi kontrol etti ama plasesi o kadar da iyi değildi.

Ve yine Galatasaray'ın oyunun kontrolünü eline aldığı dakikalarda geliştirdiği atakta topla savunmadan çıkmaya çalışan Beşiktaşlılar yine kaptırdı ve Lemina-Sara-Sane paslaşmaları sonra Sane'nin yumuşak ayak içi asistinde Osimhen kafayla Ersin'i mağlup ederken, bu kez deplasman tribününe doğru koşarken maskesini çıkarıyordu.

İlk devre kaleyi tutan şutu olmayan Beşiktaş devre biterken en tehlikeli pozisyonu buldu, Orkun-Cerny-Murillo paslaşmaları sonrası sağ bek altı pasta boş kaldı da Jakobs "kayarak" belki de golü çıkarıyordu.


İkinci yarıya "kaybedecek bir şeyi olmayan" Beşiktaş daha istekli ve arzulu başladı oyuna ki Cerny'nin şutunu Uğurcan kornere atarken gelecek tehlikenin de ayak sesleri oluyordu. Sonrasında maçta sesi pek duyulmayan Oh'un çaprazdan vuruşu auta giderken, Galatasaray'ın Osimhen'le çıktığı ani atağı hakem kesiyordu. Galatasaray Barış'ın pasında Osimhen'le ceza sahası dışından kaleyi yoklarken, oyunda tekrar kontrolü eline geçirmeye başladığı anlarda Sane Rıdvan'ı geçmiş giderken ayağı Rıdvan'ın bileğine basınca maçın hakemi devam kararı verip, VAR'ın daveti ile Alman oyuncuya kariyerinin ilk kırmızı kartını gösteriyordu. Futbol oyun kuralları dünyada aynı ama bizim hakemlerimizin yorumlaması çok farklı, Falcao da kariyerinin ilk kırmızı kartını Türkiye'de görüyordu...


On kişi kalan Galatasaray ile taraftarının desteği ile neredeyse on iki kişi oynayan Beşiktaş'ın kalan yarım saatte mücadelesi tek kaleye dönüşmüştü, Juventus karşısında skoru koruyamayan Galatasaray bakalım gereken dersi çıkarıp savunma yaparak maçı kazanabilecek miydi? Sane ile Lang'ı değiştirecekken kırmızı karttan dolayı plan rotasyonu yapan Okan Buruk, Sara'yı kenara alıp daha enerjik bir takım yapmak için Boey'i sahaya sürdü, Sallai'yi ile sağ kanadı çiftledi. 


Ev sahibi Orkun'la vurdu, Olaitan ile denedi, savunmadan Agbadou ile geldi, Ndidi ile boş pozisyonda kaldı da ya Uğurcan sahneye çıktı ya da ev sahibi topçular beceriksizce topu kale yerine saha dışına atıyordu. Galatasaray ise maçın fişini çekecek pozisyonlar da buldu, 74te gelişen ani atakta Osimhen Barış'a iyi pas atamazken pozisyon harcanırken, iki dakika sonra oluşan karambolde Barış kaleciyle karşı karşıya kaldı, aşırtmasında Ersin'in kolu golü önlüyordu...

Maçın bitimine 9 dakika ekleyen Ozan Ergin, o da yetmezmiş gibi iki dakika daha fazla oynatırken, neredeyse bütün sarı-kırmızılı topçulara sarı kart gösterdiği gibi Okan Buruk'a da uzatmalarda kart gösteriyordu.


Galatasaray, atanı ve tutanına 100 milyon euroya yakın para harcayıp, bunun sonucunu kritik derbi maçında alırken, ev sahibi ve Galatasaray'ın puan kaybetmesini bekleyen rakipleri hakem kararlarını bir hafta konuşmaya devam edecekken, Galatasaray ise bu maçın sayfasını çevirmiş ve kafalar salı günü oynanacak Liverpool maçına dönüyordu.

Şimdi gelelim hakem Ozan Ergin ve VAR'daki Ömer Faruk Turtay'ın kararlarına:


Maçın ikinci dakikasında Murillo'nun Barış'ın ayağına basmasına sarı kart verilmezken, Osimhen-Ersin pozisyonunda hakem faul çalıyor, nedense 1 dakika sonra sarı kart çıkarıyordu, kulağına mı üflendi diye sormadan edemiyor insan... Beşinci dakika Olaitan'ın taç çizgisi kenarında Sallai'ye çelmesi ise uyarılmadan geçiştiriliyordu... 74te Sallai'ye vurması yine görülmedi, ancak son dakikalarda itirazdan sarı kart gördü. 


Peki 20. dakikada Barış'ın Uduokhai tarafından ayağına basılması? Penaltı olması için daha ne yapılması gerekiyor?



Maçta dakikalar 27'yi gösterilirken Sane'nin Orkun'un ayağına bastığı pozisyonda ev sahibi topçular kırmızı kart beklerken, Ozan Ergin'in sarısı belki de diğer meslektaşlarını haklı çıkarıyordu zira Skrinar'ın Galatasaray derbisinde Sara'ya, Orkun'un da Trabzon maçında rakibine basmasına kırmızı kart çıkmıyordu.


Orkun demişken, maç sonu isyan eden Beşiktaşlı topçu, keşke Trabzon maçından sonra da "Benim hareketim sarı değil kırmızı karttı" diyebilseydi ama itirazdan gördüğü sarı kart sonrası, Osimhen'in sarı kartı olduğu halde hakemin düdüğü sonrası topu aşırtıp gol yapmasına ikinci sarı kart itirazı yaparken, Osimhen bu hareketi itiraz için değil, pozisyonun devamında yaptı ki hakemin çaldığı faul de tartışmalıydı (VAR'ın gelişi sonrası bu pozisyonlar devam ettiriliyor, gol olması halinde inceleniyordu)  oysa Galatasaray'lı oyuncu yerde yatarken hakemin oyunu durdurması sonrası öfkeyle topa vuran Orkun "şiddetli itirazdan" ikinci sarı görmeliydi ki ondan önce 55. dakikada hakemin kolundan tutup çekmesi bir başka sarı kart, yani Orkun maç boyu 3 sarı kart görecekken tek kartla günü kurtardı. Sürekli hakemin üzerine koşan Orkun tek kartla kurtardı da hakemin 3 adım ötesindeki kaptan Abdülkerim itiraz edince sarı neden görüyor acaba?

Peki dakikalar 30dayken Barış yine topu almış kanattan gidecekken Murillo'nun Barış'ın yüzüne vurup sarı kartı görmesi? İkinci dakika ayağa basma sarı olsa oyundan atılmayacak mı?


İlk devre biterken Agbadou'nun Osimhen'in ayağına basmasına bırakın sarı kart vermeyi, Ozan Ergin taç verdi, Beşiktaş kullandı, 42de Agbadou'nun Osimhen'in yüzüne eliyle vurmasına devam edilmesi gibi... Elle yüze vurmalar orda bitti mi, Olaitan 74te Sallai'nin yüzüne vurdu yine faul yok yine sarı yoktu. 

Singo'nun topa yükselirken Beşiktaşlının "kambura yatması" normalde Galatasaray lehine faul olacakken hem faulu ev sahibi kullandı, hem de Singo sarı kart gördü.



Maç biterken Agbadou'nun Eren'in üzerine çıkıp onu ezmesine hakem hemen düdük çalmıyor ve pozisyon bittiğinde faul çalıyordu da Osimhen'in ikinci sarı beklenilen atağında neden hemen düdük çaldı?

Kısaca, ev sahibi oyuncular ve Sergen Yalçın maçtan sonra mağlubiyeti Ozan Ergin ve VAR hakemine fatura ederken, FIFA kokartlı "tecrübesiz" hakem iki takım lehine de aleyhine de oldukça fazla hatalı karar verdi ve maça ister istemez damga vurdu...

Ve Sallai yerde yatarken topu auta atmayıp atak yapıp, üzerinden atlayan Beşiktaşlı oyuncu, Boey sakatlanmış ceza sahasında yerde olduğu için topu dışarı atmayı bırak onun ofsaytı bozmasından yararlanmaya çalışan Oh ve Uğurcan sakatlandığı için topu dışarı attığında "centilmenlik" gereği geri vermeyip Olaitan ile uzun taç kullanıp gol arayan Beşiktaş'ı görünce, "Efendi Beşiktaş" söyleminin Süleyman Seba döneminde kaldığını anlamış olduk maalesef...


Stat:
Tüpraş

Tarih:07/03/2026

Hakemler: Ozan Ergün, Anıl Usta, Mustafa Savranlar VAR: Ömer Faruk Turtay

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Wilfred Ndidi, Vaclav Cerny (Cengiz Ünder dk. 72), Kristjan Asllani (Mustafa Hekimoğlu dk. 72), Orkun Kökçü, Junior Olaitan, Hyeon-Gyu Oh

Yedekler: Devis Vasquez, Gökhan Sazdağı, Tiago Djalo, Yasin Özcan, Milot Rashica, Salih Uçan, Kartal Yılmaz, Jota Silva

Teknik Direktör: Sergen Yalçın

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Yunus Akgün dk. 90+3), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Mario Lemina (Wilfried Singo dk. 82), Lucas Torriera (Kaan Ayhan dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 67), Leroy Sane, Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 82), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Noa Lang, Mauro Icardi

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Victor Osimhen (dk. 39) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Leroy Sane (dk. 62) (Galatasaray)


Sarı kartlar: Orkun Kökçü, Amir Murillo, Junior Olaitan, Sergen Yalçın (Teknik direktör) (Beşiktaş) Victor Osimhen, Abdülkerim Bardakcı, Mario Lemina, Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Wilfried Singo, Okan Buruk (Teknik Direktör) (Galatasaray)

12 Ocak 2026 Pazartesi

Galatasaray:0-2:Fenerbahçe

 


Adı dışında hiç bir iyi tarafı olmayan Atatürk Olimpiyat Stadında yoğun yağmur ve fırtına altında olumsuz hava koşullarında oynanan 2025 yılının Süper Kupa maçında Fenerbahçe, Galatasaray'ı 2-0 ile yenerek "uzun yıllar" sonra bir kupayı müzesine götürmeyi başarırken, iki sene önce de aynı stadyumda bir başka Süper Kupası maçında Beşiktaş'a kaybeden Galatasaray tekrardan Atatürk Olimpiyat Stadından "eli boş" dönüyordu Kemerburgaz'a...

Süper Kupa finali yıllardır lig şampiyonu ile kupa galibi arasında oynanırken, ki ikisini de Galatasaray kazanmıştı geçen yıl, bu sene hiç alakası yokken lig ikincisi Fenerbahçe ile lig üçüncüsü Samsunspor dahil olup, dörtlü play-off şekline sokulup, Galatasaray ile Fenerbahçe'nin finalde karşılaşması "beklenmişti". O kadar "beklenmişti" ki iki İstanbul takımının olduğu yarı finallerin biri Gaziantep'te, diğeri de Adana'da oynanırken, final İstanbul Atatürk Stadında oynanacaktı... Federasyon ve yayıncı kuruluşun da arzuladığı da olunca itirazlara kimse kulak asmadan iki takımı da , binlerce insanı da zatürre olması pahasına cumartesi İkitelli'ye yolculadılar...

Bu "berbat" hava ve zeminde futboldan söz etmek saflık olacaktı, rüzgarı arkasına alan bir devre daha çok saldıracak, atacağı bir gol tüm avantajı lehine çevirecekti ki öyle de oldu, Galatasaray Sane'nin ortasında Icardi'nin kafasında kaleciden seken topu Sanchez ile kaleye gönderemezken, Fenerbahçe'nin yeni transferi Guendouzi'nin şutu ve ikinci yarıda Osterwolde'nin kornerden topu iteklemesi gol olunca sarı-lacivertliler maçtan galip ayrılıyordu...

Fenerbahçe daha çok arzulamıştı bu kupayı, zira maç öncesi takım otobüsü maça daha erken gelmiş, Nene'yi maça yetiştirmek için özel uçakla Afrika Kupasından getirmişler, Guendouzi'ye derbide forma vermek için transferine 3-5 milyon fazladan harcamışlardı. Sadece saha içine yönelik değildi hazırlıklar, taraftar için de yöneticiler ceplerinden 15 milyon liraya yakın para harcayıp tanesi 150 liraya yağmurluk ve bayraklar ayarlamıştı. Öte yandan Galatasaray ise tam tersi 20 liralık ince yağmurlukları taraftara hediye ederken ( Galatasaray'da elini cebine atacak ve 15 milyon lira para saçacak yönetici maalesef yok), maça rakibinden geç geliyor, Okan hoca da yarı finalin iyilerinden kaleci Uğurcan'ı kulübede bırakıp, Günay ile sahaya çıkıyordu. Dahası da Fenerbahçeli futbolcular sahada en ufak bir pozisyonda hakem Halil Umut Meler'in etrafını sararken, Galatasaraylılar ise Osterwolde'nin Sallai'nin ayağına basıp ikinci satı karttan oyundan atılması gereken pozisyonda bile gereken itirazı yapmazken, Fenerbahçeli futbolcunun attığı golden sonra Galatasaray kulübesi önünde gol sevinci yapmasına da tepkisiz kalıyorlardı.

İki sene önce Beşiktaş'tan 5 gol yiyerek kupayı kaybettikten sonra Galatasaray "rakibi küçümsemesinin" bedelini ağır öderken, cumartesi gecesi de son yıllarda özellikle Kadıköy'de sürekli mağlup ettiği Fenerbahçe'yi "Anadolu takımı" zannedince müzesine bir kupa daha getirme şansını elinin tersiyle iterken, Fenerbahçe de toplam kupa sayısında Beşiktaş'a yaklaşıyordu. 

Ziya Paşa'nın "galiptir bu yolda mağlup" sözüyle bitirirsek, Okan Buruk ve topçularının bu mağlubiyetten gereken dersleri çıkarıp, mayıs ayında dördüncü şampiyonlukla beraber haneye bir Türkiye Kupası da kazandırıp, Türkiye Futbol Federasyonun "icat edeceği" yeni Süper Kupa statüsünü bekleyeceklerdir... 

Maç sonu kupa seremonisine çıkmayan Galatasaray belki de cumartesi gecesi en doğru hareketi yapıyor zira karşılaşma öncesi Galatasaray ve ulusal takımın önemli oyuncularından Gökmen Özdenak için yapılan saygı duruşunu ıslıklayan ve "ölecek ölecek öleceksiniz" tezahüratı yapan bir kitlenin saygı beklemesi de absle iştigal...





Stat: Atatürk Olimpiyat

Tarih:10/01/2025

Hakemler: Halil Umut Meler, İbrahim Çağlar Uyarcan, Abdullah Bora Özkara VAR: Ömer Faruk Turtay

Galatasaray: Günay Güvenç, Roland Sallai (Kaan Ayhan dk. 87), Davinson Sanchez (Gabriel Sara dk. 46), Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Kazımcan Karataş dk. 87), Mario Lemina, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 72), Leroy Sane (Ahmed Kutucu dk. 79), Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi

Yedekler: Uğurcan Çakır, Yusuf Demir, Gökdeniz Gürpüz, Ada Yüzgeç, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Fenerbahçe: Ederson, Mert Müldür (Yiğit Efe Demir dk. 90), Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde (Çağlar Söyüncü dk. 82), Levent Mercan, Matteo Guendouzi, İsmail Yüksek, Anthony Musaba (Dorgeles Nene dk. 69), Marco Asensio, Kerem Aktürkoğlu (Oğuz Aydın dk. 90), Jhon Duran (Anderson Talisca dk. 69)

Yedekler: Tarık Çetin, Mert Günok, Bartuğ Elmaz, Sebastian Szymanski, Kamil Efe Üregen

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Goller: Matteo Guendouzi (dk. 28), Jayden Oosterwolde (dk. 48) (Fenerbahçe)

Sarı kartlar: Davinson Sanchez, Roland Sallai, Leroy Sane, Mauro Icardi (Galatasaray), Mert Müldür, Jayden Oosterwolde, Domenice Tedesco (Teknik direktör), Matteo Guendouzi (Fenerbahçe)

2 Aralık 2025 Salı

Fenerbahçe:1-1:Galatasaray


"Maçla ilgili kendimizi hiç yormayalım. Bugün yaşananları herkes gördü. Saha içinde yaşananları herkes gördü. Maçı çok fazla değerlendirecek bir durum yok. Canımızı zor kurtardık. Kazım'ın gözü kör oluyordu. İki oyuncumuzun ayağı kırılabilirdi. Canımızı, ayağımızı, vücudumuzu kurtardığımız için şükredeceğiz. Kimse unutmasın, biz de Galatasaray'ız. Galatasaray birleşecek. Taraftarımıza çağrı yapıyorum; bugün yaşananları gördükten sonra birbirimize ne kadar destek olmamız gerektiğini ve bundan sonra nasıl bir Galatasaray ortaya çıkartmamız gerektiğini herkese göstereceğiz. Kimse merak etmesin." diyor Okan Buruk ve röportajını bitiriyordu...


Futbolu biraz bilen herkes bu maça Yasin Kol atandığında maç içinde neler neler olacağını çok iyi tahmin ediyordu da uzun yıllar Fenerbahçe maçlarını yönetemeyen Ali Şansalan'ı VAR'da görünce Galatasaray'ın işinin fena halde zor olduğunu görmek dahilik gerektirmiyordu.

Okan Buruk'un dediği gibi Kadıköy'de yaşanılanlardan sonra derbi analizi yapmak, "Biz saha içinde kalalım demek  "saflık" olurdu ki Fenerbahçeli oyuncuların ve taraftarın tepkisine göre düdük çalan bir hakem olunca, maça dair ancak hakem hatalarını yazmak gerekiyor bu yazıda.


Öyleyse dakika dakika sergileyelim FIFA kokartı olmadan memlekete derbilerini sürekli yöneten Yasın Kol'un marifetlerini:

6' İlkay topu göğüsle kontrol ediyor, seyirci baskısıyla el verdi hakem...

9' Galatasaray atağa kalkarken, Barış düşürüldü hakem avantaj verdi, Alvarez Kazımcan'ı sarı kartlık biçince, oyunu Barış'a faul yapıldı diye durdurdu ve Alvarez'in sarısını vermedi...

15' Osimhen-Skriniar pozisyonunda Barış topu aldı giderken, pozisyon sonlanmadan yardımcı hakem ofsayt bayrağı kalırdı ki pozisyon ofsayt değildi...


27' Galatasaray'ın golü sonrası Kazımcan'a tribünden çakmak atıldı, gözü çıkıyordu, tedavi gördü lakin hakem anons yaptırmadı. Üstüne üstelik tedavi gören Kazımcan'ı da oyun alanının dışına çıkmasını istedi.

33' Skriniar hava topunda Osimhen'e faul yaptı, hakem faulü vermemekle birlikte tacı Fenerbahçe'ye verdi...


39' Orta sahadaki bir mücadelede Lemina İsmail'den önce davranıp topa vuruyor, oyun oynanıyor ve devamında Sanchez'in Kerem'e herhangi bir teması olmadığı halde hakem ceza sahası önünde faul çalıyor, Lemina'ya da sarı kart gösteriyor.


43' Fenerbahçe'nin kullandığı köşe vuruşunda Alvarez Sanchez'e dirsek atıyor, seken top Skriniar'ın eline çarpıyor, hakem devam ettiriyor ve Fenerbahçe gol atıyor. VAR Yasin Kol'u ekrana çağırıyor ve faulü göstermeyip elden golü iptal ettiriyor. Maç boyu Ali Şansalan'ın belki de tek doğru kararı golün iptali için hakemi çağırmak da o da yanlış pozisyon gösteriyor.


45+5' Barış ceza sahasına girip kaleciyle karşı karşıya kaldığında top vuruyor ve top oyundayken Ederson Barış'ı düşürüyor, penaltı olacak pozisyonda hem Yasin Kol hem de Ali Şansalan sessizliğe bürünüyor.


45+5' Brown Sane'nin ayağına basıyor ama hakem sarı kart vermiyor.

53' Osimhen çalım atıp giderken Oosterwolde önce tekme atıyor, sonra elle yüzüne müdahale edip düşürüyor, Yasin Kol kırmızı kart olabilecek pozisyonda sadece sarı kart veriyor.


65' Skrinar'ın Sara'ya kırmızı kartlık tekmesine Yasin Kol faul dahi vermezken, VAR'daki hakem de sessiz kaldı.


72' Barış ile Semedo taç çizgisi yanında mücadele ederken, Fenerbahçeli futbolcu her türlü çekme itme yapıyor ama top Barış'ta kalırken, hakem faul çalıyor.

77' Uğurcan aut atışı kulanacak lakin sahada ikinci top var, Uğurcan o tapı almaya gidince "zaman geçiriyor" diye Uğurcan'a sarı kart veriyor Yasin Kol.



82' Sara ceza sahasına girerken Skriniar tarafından düşürüldü, faul vermedi hakem ve devamında Skriniar yerdeyken Sara'ya dizle vuruyor ama yine "üç maymunu" oynuyor hakemler. İşin daha da vahimi yayıncı kuruluş o pozisyonun iki değişik açıdan tekrarını gösterirken Skriniar'ın dizle vurmasını kesiyor ve göstermiyor.


90+5' Fenerbahçe'nin attığı gol öncesi Alvarez hakemin gözü önünde omuz atıyor ama Yasin Kol pozisyonu devam ettiriyor.

Yukarıda yer alanlar sadece kartlık pozisyonlar, bunlardan daha fazlası ise her pozisyonda düdük çalıp Fenerbahçe'nin topu kazanmasını sağlayan faullerdi. Böyle bir ortamda futbol oynamak imkansıza yakınken, Galatasaraylı oyuncular kaliteleri ile az kalsın üç puanla dönüyorlardı Kadıköy'den...

Hakemleri yazmaktan Sane'nin rakip savunma arasından İtalyan kayak ustası Tomba gibi slalom yapıp attığı harika golü övmeden geçmek olmazken, maçın iyilerinden Sara'nın sahada ayak basmadık çabasını, Sanchez'in sağ bek de oynayıp Kerem'i yuhlattıracak performansını,  Lemina'nın stoperde parladığını, Kazımcan'ın Gençlerbirliği maçı sonrası Kadıköy'de de sol kanadı kapattığını, Barış ve Osimhen'in rakip stoperleri hallaç pamuğu gibi attığını uzun uzadıya belirtemedik...

İlk yarı 1-0 önde bitmişken, bitime yarım saat kala Osimhen'in harika aşırtma pasında Sanchez'in Oosterwolde'yi pazara yollayıp Sane'ye pasında Alman topçunun gol olacak şutu rakibin ayağına çarpıp kornere gitmesi belki de maçın kırılma anıydı. Ev sahibinin ise kaleyi bulan ilk şutunun 88de gelmesi maçın gidişatı hakkında çok daha açıklayıcı bir veri olsa gerek...

Galatasaray'ı yakından tanımayanlar son dakika gelen gol ve kaybedilen 2 puanın Galatasaray'ı demoralize edeceğini düşünürken, Okan Buruk'un baştaki sözlerini anımsayarak, cuma günü oynanacak Samsunspor maçında hafta içi olmasına rağmen Ali Sami Yen'in tıklım tıklım dolacağını ve alınacak üç puanla Galatasaray'ın 26 şampiyonluğunun yürüyüşünün çok daha sert ve emin adımlarla devam edeceğini adım gibi biliyorum...


ve birileri de sadece bakakalacak...



Stad: Fenerbahçe Chobani Stadı

Tarih: 01/12/2025

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci VAR: Ali Şansalan

Fenerbahçe: Ederson, Nelson Semedo, Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Archie Brown (Levent Mercan dk. 89), Edson Alvarez, Dorgeles Nene (Oğuz Aydın dk. 79), Marco Asensio, İsmail Yüksek (Fred dk. 79), Kerem Aktürkoğlu (Anderson Talisca dk. 63), Youssef En-Nesyri (Jhon Duran dk. 63)

Yedekler: Tarık Çetin, Mert Hakan Yandaş, Yiğit Efe Demir, Mert Müldür, Rodrigo Becao

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Davinson Sanchez, Mario Lemina, Abdülkerim Bardakcı, Kazımcan Karataş (Yunus Akgün dk. 90+3), Lucas Torreira (Berkan Kutlu dk. 90+7), Gabriel Sara, Leroy Sane, İlkay Gündoğan (Arda Ünyay dk. 77), Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Mauro Icardi dk. 89)

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Ahmed Kutucu, Kaan Ayhan, Yusuf Demir, Gökdeniz Gürpüz

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Jhon Duran (dk. 90+5) (Fenerbahçe), Leroy Sane (dk. 27) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Nelson Semedo, Jayden Oosterwolde, Ederson (Fenerbahçe), Mario Lemina, Okan Buruk (Teknik Direktör), Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen, Uğurcan Çakır (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin