Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2026 Salı

Galatasaray:3-0:Fenerbahçe


"Bunu defalarca söyledim. Yine söyleyeceğim. Söylemekten hiç sıkılmayacağım. Galatasaray'ı çok seviyorum. Galatasaray armasını her zaman koruyacağım. Bu armayı korumak için her zaman elimden geleni yapacağım. Takım arkadaşlarım için, Galatasaray için mücadeleyi asla bırakmayacağım. Çünkü ben Galatasaray'ı çok seviyorum." diyen bir topçunuz varsa, rakibi de yenersiniz, hakemi de yenersiniz, federasyonu da...

Şampiyonluk yolunda geçen hafta Fenerbahçe'nin Rize'ye iki puan kaybetmesi ve Galatasaray'ın da Ankara'da Gençlerbirliği'ni yenmesi sonrası puan farkının tekrar dörde çıkması ile Kadıköy ekibinin tek şansı kalmıştı: Galatasaray'ı Sami Yen'de yenmek. Düşünülmesi bile zor bir hedefti bu da işi kolaylaştırmak için ligin ilk yarısında Kadıköy'de koskoca 40 dakika Galatasaray lehine tek bir faul dahi çalamayan ve İstanbul derbilerinde Fenerbahçe'nin "kadrolu" hakemi olan Yasin Kol seçilmişti. O da yetmez gibi VAR ekranına da  Ömer Faruk Turtay'ın asistanlığına Türkiye'ye "coğrafi ofsayt" kavramını sokan Abdullah Buğra Taşkınsoy verilmişti. Galatasaray yönetimi Federasyonla tüm ilişkileri askıya almıştı, Yasin Kol'u istemiyordu da rakip takımdan "Bu hakemi istemiyoruz" diye bir cümle duyan olmamıştı nedense. Bu "ahval ve şerait" içinde yapılacak tek bir şey kalıyordu: Sami Yen'e çıkıp, full motive bir şekilde, hem rakibi hem de hakemi yenmek. Kolay mı olacaktı. Hayır...


Nasıl ki cemrenin düşmesi baharın müjdecisi olarak kabul edilir "Kapalıya güneşin vurması" da  Galatasaray taraftarı için şampiyonluğun habercisidir ve pazar günü de yazdan kalma bir havada sarı kırmızılı bayrakların dalgalandığı karşı tribünün yarısı gölgede yarısı güneşin pırıltısı altındaydı. Tribün inanmıştı, maça konsantre olmuş, maç öncesi "mazot alım" işini asgariye indirmişti. Deplasman tribünü de dolmuştu da yağmur çamur, yaz kış, İstanbul Anadolu demeden takımının peşinde koşan Fenerbahçeliler en arzu ettikleri maça bilet bulamazken, magazin ünlüleri onların yerine Sami Yen'de olacaklarını çektikleri selfilerle gösteriyorlardı, ellerinde yakmayı bilip bilmedikleri şüpheli meşalelerle...

İki sene evvel Mert Hakan Yandaş'a sataşan, "Burası bizim evimiz" diyerek horozlanan, Galatasaray ile şampiyonluk kutlarken şimdi formasını giydiği takıma "analı bacılı küfüler başlatan" Kerem Aktürkoğlu da ısınmaya çıktığında yoğun tepki alırken Galatasaray taraftarından, maç sonu "utanç verici bir mağlubiyet yaşadık" diyen İsmail Yüksek ile ultrAslan tribününe gidip, akıllarınca ortalığı gereceklerdi de "hayvan terliydi", onları kaale alan bile olmadı zira Galatasaray taraftarı haftalar sonra ilk onbirde başlayacak Osimhen'le coşuyordu, hafta içi kupa maçında hatalı gol yiyen Günay'ı motive ediyordu, 200. maçına çıkan Barış Alper'i alkışlıyordu...


"Haftada bir maç oynayan Galatasaray" tehlikesi diye bir şey vardır, bir de rotasyonu bırakmış, esas onbirle oynayan Galatasaray... Geçen sene ligde Beşiktaş'a mağlup olduktan sonra kupada Fenerbahçe'de deplasmanında oynayan takımı hiç değiştirmeden şampiyon olmuştu Galatasaray, ligin son haftaları için de "onu bunu mutlu etmek" yerine kazanacak takımı sahaya sürüyordu Okan Buruk: Kalede Uğurcan, sağ bek Sallai, stoperde Sanchez-Abdülkerim, sol bek Jakobs, onların önünde Lemina ve Torreira ve ilerde Sane, Yunus, Barış ile golcü Osimhen... Sakatlık ve cezalı olmaması halinde ligi bitirecek oyuncular bunlardı...

Geldiğinden beri ülke futbolunun pek alışık olmadık bir tarz sergileyen ve saha dışı polemiklere girmeyip sadece oyuna odaklanan ve Kadıköy'deki maçtan sonra yaptığı gibi pazar gecesi de maç bitiminde Galatasaray'ın büyüklüğü ve gücünü çekinmeden vurgulayacak olan Tedesco, en büyük silahı Assensio'nun yokluğunda elindeki en iyi takımı sahaya sürmüş lakin tek bir sıkıntı göze çarpıyordu, orta sahasında Kante ve Guendouzi yetersiz kalacaktı Galatasaray karşısında, zira Talisca onlara yeterli desteği veremeyecekti. Öyle de oldu...

Maçlar genelde iki takımdan birinin atakları ile başlar da pazar gecesi derbide "esas oğlan" Yasin Kol'du. Önce Guendouzi'nin kendini balıklama atmasına faul verdi, kullanılan serbest atışta "mevzu" arayan Oosterwolde'nin Uğurcan'a dirseğinde çıkan itiş kakışta iki topçuya da sarı kart gösterdi. Aslında dördüncü dakikada maçın fragmanı Sami Yen'e yansımıştı: Yasin Kol cebindeki kart silahını maç içinde bolca kullanacak, Fenerbahçeliler ortalığı gerip Galatasaray'ın sahaya odaklanmasını bozmaya çalışacak ve Oosterwolde'nin arkadaşlarını itmesine seyirci kalmayan ve anında reaksiyon gösteren Galatasaraylılar, bu arzu ve isteği maça da yansıtacaklar... 


Galatasaray'ın iç sahadaki baskılı oyununu durdurmaya çalışan Fenerbahçe kaptığı toplarla genç Cherif'i savunma arkasına kaçırmaya çalışırken, Davison'un dikkatsizliği ile bir de penaltı buluverdi. Penaltı haklı karardı ama Yasin Kol'un yine orta saha yakınından bu pozisyonu süzmesi "şahaneydi!", düdüğü çalmasa şaşardık, şaşırtmadı... Topun başına Talisca geçerken, herkes hangi köşeye atacağını biliyordu, Uğurcan da, ve Brezilyalı farklı davranmadı da bu sefer kaleyi de tutturamadı. Takım arkadaşı penaltı atarken dua eden Kerem'e de cevabı sezon boyunca kazanılan haksız puanlara karşılık "ilahi adalet" olarak çok geçmeden veriliyordu.


Fenerbahçe'nin kaçırdığı penaltı sonrası oyunda ipleri eline alan Galatasaray oldu. Önce Sallai'nin uzaktan şutu auta gitti, sonra Sallai'nin ortasında Osimhen ve Barış'tan evvel Skriniar kornere attı topu. Ve yine Yasin Kol'un ön plana çıkacağı dakika geldi çattı. Sane'nin maç içinde bolca yaptığı "al ver"lerin bir tanesinde ceza sahasına girerken Nene tarafından düşürüldü ve hakem "düdüğü çalıp çalmama" tereddütü yaşarken her zaman dediğim gibi Galatasaray lehine hata yapmaktan aleyhine yaparım diyerek penaltıyı vermedi, topu VAR'a attı. Tabii sonrası daha da trajikomik, pozisyonun penaltı olduğunu bilen  Archie Brown beyaz noktayı oymakla uğraşırken, yüzde bir ihtimalin peşinde nafile itirazın gayretinde Fenerbahçeliler Yasin Kol'u sarmışken, Ederson'un kendisine kafa atacak yakınlıkta itirazını sarı kart ile geçiştiren Yasin Kol yine şaşırtmadı, penaltıyı vermedi. Maç öncesi beklenilen senaryo sahneye koyuluyordu, "zor da olsa" , "gereksiz de olsa" hakemi de yenmek lazımdı. Fenerbahçe tüm hatlarıyla kapanıyor, Galatasaray ise kanat ortalarıyla onların katı savunmasını delmeye çalıyordu. Bu anlarda taraftarı motive eden olaylar da olmuyor değildi, bir pozisyonda Kerem Davison'u geçmeye çalıştı, bizim Kolombiyalı dur dedi, Kerem düştü ve onun kalkıp topa hareketlenmesini bekleyen Davison "eski takım arkadaşını" bir omuz darbesiyle yere serip, patronun kim olduğunu gösterdi, gol olmuşçasına coştu tribünler. 


Skriniar'ın Barış'a dirseğini görmeyen Yasin Kol'un Semedo'nun Barış'ı düşürmesine avantaj deyip, devamında sarı kart vereceğini beklemek saflık olurdu, beklemedik de. Zaten gördüğünü cesurca çalabilseydi, orada Semedo sarı kart alır, ikinci devre de Barış'ın yüzüne vurduğu için oyundan atılırdı, aynen Skriniar'ın ikinci yarı Sallai'ye topsuz alanda vurması sonrası olacağı gibi. 



Maçta dakikalar 38i gösterirken, Osimhen ceza sahası kenarında Oosterwolde tarafından düşürüldü, karar oyna devamdı ki VAR yine "üç maymunu" oynadı. Ama bu sezonun adı "İlahi Adalet" olacak şekilde dönüşündeki taç atışında Galatasaray Osimhen ile golü buldu, hem de haftalar önce "Dizinden ameliyat oldu, futbol oynaması sıkıntılı" diye algı yapılan diziyle attı golü Nijeryalı topçu. Futbol tanrıları devreye girmedi diyen olabilir mi? Gol sevinci de ikonikti, kameralara kolunu gösterirken, ağlama işareti yapıyor ve hafta başında Federasyona Osimhen'in alçısını şikayet edenlere selam çakıyordu...

Topçuların bu resitalde öne çıkmasına müsaade eder miydi Yasin Kol? Gol sonrası santraya gerisi geri giden Yunus yanlışlıkla kendisine çarptı ve özür dilerken sarı kartı gördü. Yine flaşlar Yasin'in üzerindeydi...

Golün coşkusuyla baskıyı arttıran Galatasaray Yunus'un volesiyle ikinci bulamazken, 6 dakikalık uzatmanın verildiği anlarda da bir kaç "geçiş" oyununda da ağır kalarak skorbordu değiştiremedi. Deplasman takımı için ise Talisca'nın direği sıyıran şutu penaltı sonrası ikinci tehlikeydi ilk devrede.



Derbilerde soyunma odalarında yaşanılan atmosferi hep merak etmişimdir, orada olmak istemişimdir ve pazar gecesi de Galatasaray soyunma odasının barut fıçısı gibi olduğuna eminim ki ikinci yarıya da alev alev başladı sarı-kırmızılılar. Barış'ın şutunda Osimhen ikinci golü attı, ofsayt bayrağı kalkıyordu, sonrasında Sane'nin Guendouzi ve Kante'yi birbirine dolayıp şık pasında Torreira fileleri havalandırdı, ilk devre "uyuyan" var uyandı, ofsayt kararı verdi, coğrafik miydi, felsefik miydi acaba bilemedik.


Köşeye sıkışmış böksör misali Fenerbahçe kendisini tüm hatlarıyla savunurken, Galatasaray "vurdukça vuruyordu", nakavt yapacağı pozisyonu arıyordu ki Barış'ın orta sahadan ters kanattaki Sane'ye attığı şahane pasla başlayan atakta Alman topçu yine kadife bir dokunuşla Yunus'u pozisyona soktu ve Yunus Oosterwolde'ye unutamayacağı bir doğum günü hediyesi veriyordu. "Artık ben de sizi kurtaramam" der gibi Yasin Kol şaşırtıcı bir şekilde penaltı noktasını gösteriyordu. Evet, 2001 yılından beri ilk defa Galatasaray kendi sahasında Fenerbahçe derbisinde penaltı kazanmıştı. Yasin Kol adını bir kez daha tarihe yazdırmıştı...


Talisca eski takımına karşı gol atma şansı yakalayan Kerem'e penaltıyı vermemişti ama daha önce Fenerbahçe'ye gol atmamış ve 200. maçına çıkma şerefine ulaşan Barış'a penaltıyı atması için topu veriyordu Osimhen. "Galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır" değil mi? Barış farkı ikiye çıkaracaktı da Ederson kalesine geçmiyordu, oyalanıyordu, Yasin Kol'u dinlemiyordu ve bir de hakemin Türkçe dışında başka bir dil bilmediğinden bir şeyler mırıldanıyordu. Keçiören'den Galatasaray'a transfer olur olmaz ilk yaptığı şey İngilizce dersi almak olan Barış Alper, Ederson'un dediklerini Yasin Kol'a çevirince hakem de Brezilyalı kaleciye ikinci sarı kartı çıkarıyordu. Devamı ise komedi: Ederson yine Yasin Kol'un kulağına kafasını uzatıyor, hakem AVM güvenlikçiliği yaptığı günleri hatırlayarak kafasıyla Ederson'a vuracağı esnada TFF'de hakem olarak çalıştığını anımsıyordu... Sahne az kalsın Tarantino filmlerine dönecekti de araya girenler filan olunca, ortalık duruldu, kaleye Mert geçerken, Talisca ve Kerem "boynu bükük" oyundan çıkıyordu. İlahi adalet dedik ya, bir zamanlar Barış'a penaltı attırmayan Kerem "hiçleri" oynarken, Barış ise Süper Ligde on asistinin yanında sekizinci golünü atarak kariyer sezonunu yaşıyordu. (Toplamda 12 gol 13 asist)


Golden sonra Yunus ile Lang yer değiştirirken, Sane'nin ortası az kalsın üncü gol olarak filelerle buluşayazıyordu. 78de Barış'ın ortasında Osimhen'in kafasını çıkarıyor Mert, üç dakika sonrasında kornerden sekip önüne düşen topa dömivole vuran Osimhen'e bir kez daha geçit vermeyen Mert Günok, devamında Lang'ın kullandığı korner atışında topu elinden sektirince Torreira fileleri üçüncü kez havalandırıyordu. Okan Buruk'un takımı Fenerbahçe'ye bir kez daha üç gol atmıştı...


Lemina,Barış ve Jakobs'un çıkıp Icardi, İlkay ve Eren'in girmesiyle takıma taze kan verip, tecrübe katan Okan Buruk, oyuncularına sık sık dördüncü golü aramaları için talimatlar yollasa da koca bir sezonun yorgunluğu ve şampiyonluğun kıyısına gelinmenin rahatlığı ile sarı-kırmızılılar bolca topa hakim olup, vakti öldürmeyi yeğlediler ki taraftarın en sevdiği anlardır "oley" çekmek, tribünleri mutlu ettiler ama rakip prestij golü peşindeydi, İsmail ile denedi Uğurcan izin vermedi, İlkay'ın hatalı pasında Cherif karşı karşıya kaldı auta attı.

Bir çok itiş kakışın olduğu ikinci devreye de 6 dakika uzatma veren Yasin Kol (Bir kaç hafta önce Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin ikinci yarısında hiç bir tartışma ve VAR müdahalesi olmamasına rağmen 8 dakika uzatma vermişti) Osimhen'in yüzüne top atan ve kırmızı kart görmesi gereken Mert Müldür'e sarı kart verip, Osimhen'e de sarı vererek en sevdiği işi yapıp, maçı sonlandırıyordu. Sonrası ise Ali Sami Yen'de bayram havası... "Fener Ağlama" çalıyor, Kerem Aktürkoğlu'nun Galatasaray'dayken kullandığı "Böylesi bence daha güzel oldu, daha tatlı oldu çünkü biraz umut vermek güzel oldu herkese" sözleri dev ekranlara yansıtılıyor, derbinin kazanılması ve farkın yediye çıkması coşkusu doyasıya yaşanırken, Icardi orta sahada üçlü çektiriyordu...

Her şey güzeldi, ama lig daha bitmemişti ve bu satırları yazdığım dakikalarda Trabzon'un da Konya'da kaybetmesi ile hafta sonu oynanacak Samsunspor deplasmanı Galatasaray için şampiyonluğu ilan etme maçı olacak. Çarşamba günü Ali Sami Yen'de taraftara açık yapılacak antrenmanla motive olup Karadeniz'den şampiyonlukla dönecektir bu oyuncular, bunu çoktan hak ettiler...



Stat: RAMS Park

Tarih:26/04/2026

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci VAR: Ömer Faruk Turtay

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 85), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 82), Mario Lemina (Mauro Icardi dk. 82), Lucas Torreira, Leroy Sane, Yunus Akgün (Noa Lang dk. 68), Barış Alper Yılmaz (İlkay Gündoğan dk. 82), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Gabriel Sara, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Sacha Boey

Teknik Direktör: Okan Buruk

Fenerbahçe: Ederson Moraes, Nelson Semedo (Mert Müldür dk. 84), Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Archie Brown (Levent Mercan dk. 84), N’Golo Kante, Matteo Guendouzi, Dorgeles Nene (Anthony Musaba dk. 71), Anderson Talisca (Mert Günok dk. 65), Kerem Aktürkoğlu (İsmail Yüksek dk. 66), Sidiki Cherif

Yedekler: Çağlar Söyüncü, Fred Rodrigues, Yiğit Efe Demir, Marco Asensio, Oğuz Aydın

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Goller: Victor Osimhen (dk. 40), Barış Alper Yılmaz (dk. 67 pen.), Lucas Torreira (dk. 83) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Ederson Moraes (dk. 62) (Fenerbahçe)

Sarı kartlar: Uğurcan Çakır, Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Victor Osimhen (Galatasaray), Jayden Oosterwolde, Archie Brown, Matteo Guendouzi, Mert Müldür (Fenerbahçe)

12 Ocak 2026 Pazartesi

Galatasaray:0-2:Fenerbahçe

 


Adı dışında hiç bir iyi tarafı olmayan Atatürk Olimpiyat Stadında yoğun yağmur ve fırtına altında olumsuz hava koşullarında oynanan 2025 yılının Süper Kupa maçında Fenerbahçe, Galatasaray'ı 2-0 ile yenerek "uzun yıllar" sonra bir kupayı müzesine götürmeyi başarırken, iki sene önce de aynı stadyumda bir başka Süper Kupası maçında Beşiktaş'a kaybeden Galatasaray tekrardan Atatürk Olimpiyat Stadından "eli boş" dönüyordu Kemerburgaz'a...

Süper Kupa finali yıllardır lig şampiyonu ile kupa galibi arasında oynanırken, ki ikisini de Galatasaray kazanmıştı geçen yıl, bu sene hiç alakası yokken lig ikincisi Fenerbahçe ile lig üçüncüsü Samsunspor dahil olup, dörtlü play-off şekline sokulup, Galatasaray ile Fenerbahçe'nin finalde karşılaşması "beklenmişti". O kadar "beklenmişti" ki iki İstanbul takımının olduğu yarı finallerin biri Gaziantep'te, diğeri de Adana'da oynanırken, final İstanbul Atatürk Stadında oynanacaktı... Federasyon ve yayıncı kuruluşun da arzuladığı da olunca itirazlara kimse kulak asmadan iki takımı da , binlerce insanı da zatürre olması pahasına cumartesi İkitelli'ye yolculadılar...

Bu "berbat" hava ve zeminde futboldan söz etmek saflık olacaktı, rüzgarı arkasına alan bir devre daha çok saldıracak, atacağı bir gol tüm avantajı lehine çevirecekti ki öyle de oldu, Galatasaray Sane'nin ortasında Icardi'nin kafasında kaleciden seken topu Sanchez ile kaleye gönderemezken, Fenerbahçe'nin yeni transferi Guendouzi'nin şutu ve ikinci yarıda Osterwolde'nin kornerden topu iteklemesi gol olunca sarı-lacivertliler maçtan galip ayrılıyordu...

Fenerbahçe daha çok arzulamıştı bu kupayı, zira maç öncesi takım otobüsü maça daha erken gelmiş, Nene'yi maça yetiştirmek için özel uçakla Afrika Kupasından getirmişler, Guendouzi'ye derbide forma vermek için transferine 3-5 milyon fazladan harcamışlardı. Sadece saha içine yönelik değildi hazırlıklar, taraftar için de yöneticiler ceplerinden 15 milyon liraya yakın para harcayıp tanesi 150 liraya yağmurluk ve bayraklar ayarlamıştı. Öte yandan Galatasaray ise tam tersi 20 liralık ince yağmurlukları taraftara hediye ederken ( Galatasaray'da elini cebine atacak ve 15 milyon lira para saçacak yönetici maalesef yok), maça rakibinden geç geliyor, Okan hoca da yarı finalin iyilerinden kaleci Uğurcan'ı kulübede bırakıp, Günay ile sahaya çıkıyordu. Dahası da Fenerbahçeli futbolcular sahada en ufak bir pozisyonda hakem Halil Umut Meler'in etrafını sararken, Galatasaraylılar ise Osterwolde'nin Sallai'nin ayağına basıp ikinci satı karttan oyundan atılması gereken pozisyonda bile gereken itirazı yapmazken, Fenerbahçeli futbolcunun attığı golden sonra Galatasaray kulübesi önünde gol sevinci yapmasına da tepkisiz kalıyorlardı.

İki sene önce Beşiktaş'tan 5 gol yiyerek kupayı kaybettikten sonra Galatasaray "rakibi küçümsemesinin" bedelini ağır öderken, cumartesi gecesi de son yıllarda özellikle Kadıköy'de sürekli mağlup ettiği Fenerbahçe'yi "Anadolu takımı" zannedince müzesine bir kupa daha getirme şansını elinin tersiyle iterken, Fenerbahçe de toplam kupa sayısında Beşiktaş'a yaklaşıyordu. 

Ziya Paşa'nın "galiptir bu yolda mağlup" sözüyle bitirirsek, Okan Buruk ve topçularının bu mağlubiyetten gereken dersleri çıkarıp, mayıs ayında dördüncü şampiyonlukla beraber haneye bir Türkiye Kupası da kazandırıp, Türkiye Futbol Federasyonun "icat edeceği" yeni Süper Kupa statüsünü bekleyeceklerdir... 

Maç sonu kupa seremonisine çıkmayan Galatasaray belki de cumartesi gecesi en doğru hareketi yapıyor zira karşılaşma öncesi Galatasaray ve ulusal takımın önemli oyuncularından Gökmen Özdenak için yapılan saygı duruşunu ıslıklayan ve "ölecek ölecek öleceksiniz" tezahüratı yapan bir kitlenin saygı beklemesi de absle iştigal...





Stat: Atatürk Olimpiyat

Tarih:10/01/2025

Hakemler: Halil Umut Meler, İbrahim Çağlar Uyarcan, Abdullah Bora Özkara VAR: Ömer Faruk Turtay

Galatasaray: Günay Güvenç, Roland Sallai (Kaan Ayhan dk. 87), Davinson Sanchez (Gabriel Sara dk. 46), Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Kazımcan Karataş dk. 87), Mario Lemina, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 72), Leroy Sane (Ahmed Kutucu dk. 79), Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi

Yedekler: Uğurcan Çakır, Yusuf Demir, Gökdeniz Gürpüz, Ada Yüzgeç, Arda Ünyay

Teknik Direktör: Okan Buruk

Fenerbahçe: Ederson, Mert Müldür (Yiğit Efe Demir dk. 90), Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde (Çağlar Söyüncü dk. 82), Levent Mercan, Matteo Guendouzi, İsmail Yüksek, Anthony Musaba (Dorgeles Nene dk. 69), Marco Asensio, Kerem Aktürkoğlu (Oğuz Aydın dk. 90), Jhon Duran (Anderson Talisca dk. 69)

Yedekler: Tarık Çetin, Mert Günok, Bartuğ Elmaz, Sebastian Szymanski, Kamil Efe Üregen

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Goller: Matteo Guendouzi (dk. 28), Jayden Oosterwolde (dk. 48) (Fenerbahçe)

Sarı kartlar: Davinson Sanchez, Roland Sallai, Leroy Sane, Mauro Icardi (Galatasaray), Mert Müldür, Jayden Oosterwolde, Domenice Tedesco (Teknik direktör), Matteo Guendouzi (Fenerbahçe)

2 Aralık 2025 Salı

Fenerbahçe:1-1:Galatasaray


"Maçla ilgili kendimizi hiç yormayalım. Bugün yaşananları herkes gördü. Saha içinde yaşananları herkes gördü. Maçı çok fazla değerlendirecek bir durum yok. Canımızı zor kurtardık. Kazım'ın gözü kör oluyordu. İki oyuncumuzun ayağı kırılabilirdi. Canımızı, ayağımızı, vücudumuzu kurtardığımız için şükredeceğiz. Kimse unutmasın, biz de Galatasaray'ız. Galatasaray birleşecek. Taraftarımıza çağrı yapıyorum; bugün yaşananları gördükten sonra birbirimize ne kadar destek olmamız gerektiğini ve bundan sonra nasıl bir Galatasaray ortaya çıkartmamız gerektiğini herkese göstereceğiz. Kimse merak etmesin." diyor Okan Buruk ve röportajını bitiriyordu...


Futbolu biraz bilen herkes bu maça Yasin Kol atandığında maç içinde neler neler olacağını çok iyi tahmin ediyordu da uzun yıllar Fenerbahçe maçlarını yönetemeyen Ali Şansalan'ı VAR'da görünce Galatasaray'ın işinin fena halde zor olduğunu görmek dahilik gerektirmiyordu.

Okan Buruk'un dediği gibi Kadıköy'de yaşanılanlardan sonra derbi analizi yapmak, "Biz saha içinde kalalım demek  "saflık" olurdu ki Fenerbahçeli oyuncuların ve taraftarın tepkisine göre düdük çalan bir hakem olunca, maça dair ancak hakem hatalarını yazmak gerekiyor bu yazıda.


Öyleyse dakika dakika sergileyelim FIFA kokartı olmadan memlekete derbilerini sürekli yöneten Yasın Kol'un marifetlerini:

6' İlkay topu göğüsle kontrol ediyor, seyirci baskısıyla el verdi hakem...

9' Galatasaray atağa kalkarken, Barış düşürüldü hakem avantaj verdi, Alvarez Kazımcan'ı sarı kartlık biçince, oyunu Barış'a faul yapıldı diye durdurdu ve Alvarez'in sarısını vermedi...

15' Osimhen-Skriniar pozisyonunda Barış topu aldı giderken, pozisyon sonlanmadan yardımcı hakem ofsayt bayrağı kalırdı ki pozisyon ofsayt değildi...


27' Galatasaray'ın golü sonrası Kazımcan'a tribünden çakmak atıldı, gözü çıkıyordu, tedavi gördü lakin hakem anons yaptırmadı. Üstüne üstelik tedavi gören Kazımcan'ı da oyun alanının dışına çıkmasını istedi.

33' Skriniar hava topunda Osimhen'e faul yaptı, hakem faulü vermemekle birlikte tacı Fenerbahçe'ye verdi...


39' Orta sahadaki bir mücadelede Lemina İsmail'den önce davranıp topa vuruyor, oyun oynanıyor ve devamında Sanchez'in Kerem'e herhangi bir teması olmadığı halde hakem ceza sahası önünde faul çalıyor, Lemina'ya da sarı kart gösteriyor.


43' Fenerbahçe'nin kullandığı köşe vuruşunda Alvarez Sanchez'e dirsek atıyor, seken top Skriniar'ın eline çarpıyor, hakem devam ettiriyor ve Fenerbahçe gol atıyor. VAR Yasin Kol'u ekrana çağırıyor ve faulü göstermeyip elden golü iptal ettiriyor. Maç boyu Ali Şansalan'ın belki de tek doğru kararı golün iptali için hakemi çağırmak da o da yanlış pozisyon gösteriyor.


45+5' Barış ceza sahasına girip kaleciyle karşı karşıya kaldığında top vuruyor ve top oyundayken Ederson Barış'ı düşürüyor, penaltı olacak pozisyonda hem Yasin Kol hem de Ali Şansalan sessizliğe bürünüyor.


45+5' Brown Sane'nin ayağına basıyor ama hakem sarı kart vermiyor.

53' Osimhen çalım atıp giderken Oosterwolde önce tekme atıyor, sonra elle yüzüne müdahale edip düşürüyor, Yasin Kol kırmızı kart olabilecek pozisyonda sadece sarı kart veriyor.


65' Skrinar'ın Sara'ya kırmızı kartlık tekmesine Yasin Kol faul dahi vermezken, VAR'daki hakem de sessiz kaldı.


72' Barış ile Semedo taç çizgisi yanında mücadele ederken, Fenerbahçeli futbolcu her türlü çekme itme yapıyor ama top Barış'ta kalırken, hakem faul çalıyor.

77' Uğurcan aut atışı kulanacak lakin sahada ikinci top var, Uğurcan o tapı almaya gidince "zaman geçiriyor" diye Uğurcan'a sarı kart veriyor Yasin Kol.



82' Sara ceza sahasına girerken Skriniar tarafından düşürüldü, faul vermedi hakem ve devamında Skriniar yerdeyken Sara'ya dizle vuruyor ama yine "üç maymunu" oynuyor hakemler. İşin daha da vahimi yayıncı kuruluş o pozisyonun iki değişik açıdan tekrarını gösterirken Skriniar'ın dizle vurmasını kesiyor ve göstermiyor.


90+5' Fenerbahçe'nin attığı gol öncesi Alvarez hakemin gözü önünde omuz atıyor ama Yasin Kol pozisyonu devam ettiriyor.

Yukarıda yer alanlar sadece kartlık pozisyonlar, bunlardan daha fazlası ise her pozisyonda düdük çalıp Fenerbahçe'nin topu kazanmasını sağlayan faullerdi. Böyle bir ortamda futbol oynamak imkansıza yakınken, Galatasaraylı oyuncular kaliteleri ile az kalsın üç puanla dönüyorlardı Kadıköy'den...

Hakemleri yazmaktan Sane'nin rakip savunma arasından İtalyan kayak ustası Tomba gibi slalom yapıp attığı harika golü övmeden geçmek olmazken, maçın iyilerinden Sara'nın sahada ayak basmadık çabasını, Sanchez'in sağ bek de oynayıp Kerem'i yuhlattıracak performansını,  Lemina'nın stoperde parladığını, Kazımcan'ın Gençlerbirliği maçı sonrası Kadıköy'de de sol kanadı kapattığını, Barış ve Osimhen'in rakip stoperleri hallaç pamuğu gibi attığını uzun uzadıya belirtemedik...

İlk yarı 1-0 önde bitmişken, bitime yarım saat kala Osimhen'in harika aşırtma pasında Sanchez'in Oosterwolde'yi pazara yollayıp Sane'ye pasında Alman topçunun gol olacak şutu rakibin ayağına çarpıp kornere gitmesi belki de maçın kırılma anıydı. Ev sahibinin ise kaleyi bulan ilk şutunun 88de gelmesi maçın gidişatı hakkında çok daha açıklayıcı bir veri olsa gerek...

Galatasaray'ı yakından tanımayanlar son dakika gelen gol ve kaybedilen 2 puanın Galatasaray'ı demoralize edeceğini düşünürken, Okan Buruk'un baştaki sözlerini anımsayarak, cuma günü oynanacak Samsunspor maçında hafta içi olmasına rağmen Ali Sami Yen'in tıklım tıklım dolacağını ve alınacak üç puanla Galatasaray'ın 26 şampiyonluğunun yürüyüşünün çok daha sert ve emin adımlarla devam edeceğini adım gibi biliyorum...


ve birileri de sadece bakakalacak...



Stad: Fenerbahçe Chobani Stadı

Tarih: 01/12/2025

Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci VAR: Ali Şansalan

Fenerbahçe: Ederson, Nelson Semedo, Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Archie Brown (Levent Mercan dk. 89), Edson Alvarez, Dorgeles Nene (Oğuz Aydın dk. 79), Marco Asensio, İsmail Yüksek (Fred dk. 79), Kerem Aktürkoğlu (Anderson Talisca dk. 63), Youssef En-Nesyri (Jhon Duran dk. 63)

Yedekler: Tarık Çetin, Mert Hakan Yandaş, Yiğit Efe Demir, Mert Müldür, Rodrigo Becao

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Davinson Sanchez, Mario Lemina, Abdülkerim Bardakcı, Kazımcan Karataş (Yunus Akgün dk. 90+3), Lucas Torreira (Berkan Kutlu dk. 90+7), Gabriel Sara, Leroy Sane, İlkay Gündoğan (Arda Ünyay dk. 77), Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Mauro Icardi dk. 89)

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Ahmed Kutucu, Kaan Ayhan, Yusuf Demir, Gökdeniz Gürpüz

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Jhon Duran (dk. 90+5) (Fenerbahçe), Leroy Sane (dk. 27) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Nelson Semedo, Jayden Oosterwolde, Ederson (Fenerbahçe), Mario Lemina, Okan Buruk (Teknik Direktör), Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen, Uğurcan Çakır (Galatasaray)

9 Nisan 2025 Çarşamba

Fenerbahçe:1-2:Galatasaray (Türkiye Kupası)


 bazı

kelime-

ler

çok

güzel.

Can Yayınlarından çıkan Lügat 365'i okurken aklıma geldi son yılların en "kavgalı" derbisini çok güzel kelimelerle anlatmak. Her ne kadar muhalefet partisi aspor'u boykot etme çağrısı yapsa da, söz konusu Galatasaray-Fenerbahçe derbisi olunca, bir de şifresiz yayında, herkes televizyon başına mıhlanmış, maçı da seyretmiştir.

Okan Buruk'un son yıllarda olduğu gibi yine Kadıköy'de "dersine iyi çalıştığını" gördük, Sara'nın Galatasaray adına ne kadar önemli olduğuna şahit olduk, Osimhen'in belki de sarı-kırmızılı forma ile son derbisinde Fenerbahçe'ye gollerini seyrettik, Apo ve Sanchez'in savunma krallığını alkışladık, Lemina ve Torreira'nın savaşçılığı, Kaan'ın tecrübesi, Eren'in Galatasaraylılığı, Barış ve Yunus'un cengaverliklerini, Günay'ın Muslera'yı aratmadığını büyük bir keyifle izledik... Mourinho'nun da "şımarıklığını", yardımcılarının "oyunlarını", Mert Hakan'ın yaptıklarını da unutmadık...


Kısaca, maçı herkes seyretti de biz de tarihe not düşmek için "güzel kelimelerle" şahit olduklarımızı paylaşalım istedik...

tahayül... Gözünün önüne getirme. Canlandırma...

tumturak... Gösteriş. İhtişam. 

Beşiktaş derbisinden mağlup ayrılmış Galatasaray'ın üç gün sonra Kadıköy deplasmanında rakibini boğacağını kim tahayül edebilirdi ki? Otoriteler Galatasaray'a şans vermezken, "çıkılmaz" denilen Kadıköy'ü artık "yol geçen hanına" çeviren Galatasaray'ın muhteşem taraftarı deplasman tribünü doldururken, tumturaklı tezahüratlarla takımı coşturuyordu...

sergüzeşt... Macera. Seruven.

müstesna... Benzeri az bulunan. Bir bütünün dışında bulunan.

Tuhaf bir Türkiye Kupası statüsünün son maçında iç sahada Konya karşısında çok rahat kazanıp, kupada iç saha avantajını elde etmek varken, sergüzeşt peşinde Fener deplasmanına gidip, müstesna bir galibiyetle Okan Buruk'un takımı lig yarışında da psikolojik üstünlüğü ele geçirmişti...


nazenin...
İnce ve narin yapılı. Cilveli. Nazik.

sürünceme... Sonuçlanması beklenen bir işin envai çeşit sebepten geciktirilmesi...

Gabriel Sara durdu durdu da derbide öyle bir nazenin top oynadı ki, Amrabat'ın da belini kırdı, takım arkadaşlarını da oynattı. Gol de atacaktı, Fred'i de oyundan attıracaktı ilk dakikalarda da hakemler o kaçınılmaz sonu sürüncemede bırakıyordu...

peyderpey... Azar azar. Parça parça.

hissikablelvuku... Olacak bir şeyi henüz gerçekleşmeden önce hissetmek. Önsezi

Galatasaray maçın ilk devresinde o kadar arzuluydu ki, köşe atışlarıyla, ara paslarıyla peyderpey rakip kaleye geliyor, pozisyon buluyor, taraftarlar gelecek golün hissikablelvukunu yaşıyordu...

mükellef... Bir işi yapmakla yükümlü olan kişi.

sukutuhayal... Düş kırıklığı...

palas pandoras... Doğru düzgün hazırlık yapmadan.

kıtıpıyoz... Niteliği düşük olan. Sıradan.

Galatasaray'da golü atmakla mükellef olan Osimhen'in 15. dakikada ağları sarsan füzesi,ardından penaltı golü ev sahibi taraftarı sukutuhayale uğratmış, ev sahibi palas pandıras rakibinin üstüne kıtıpiyoz ataklarla gitme girişimi sonuç vermiyordu.

rehavet... Gevşeklik.

fecaat... Çok acıklı durum.

mamafih... Bununla birlikte. Öyleyse bile.

cansiperane... Özveriyle.

İki farklı öne geçmek, rakibin fecaat oyunu, sarı-kırmızılı topçularda erken dakikalarda bir rehavet yarattı ve farklı skora gidecek oyun usul usul temposunu kaybetti. Mamafih, 42. dakikada Barış'ın kaleciyi de geçen topunu Çağlar cansiperane çıkarmasa çizgiden, ev sahibi tribünler daha devre bitmeden stadı terk edecekti...


sürünceme...
Sonuçlanması beklenen bir işin envai sebepten ötürü gecikmesi.

müsebbip... Sebep ya da neden olan. 

namüsait... Elverişli veya uygun olmayan.

pestenkerani... Saçma. Uydurma. Ehemmiyetsiz.

Fenerbahçe'nin ilk devre Galatasaray savunmasını namüsait duruma düşürecek tek bir atağı dahi yokken, uzatma dakikalarında Talisca'nın pasında Szymanski elini kolunu sallayarak topu ağlara yolladığında yardımcı hakem oyfsayt bayrağı kaldırmıştı lakin Cihan Aydın oyunu başlatmayı sürüncemede bıraktı, dakikalarca beklenildi ve herkesin şaşkın bakışları arasında pestenkerani bir ofsayt çizgisi ile gol kararı çıkıverdi... Bu kararın müsebbipi de karşılaşmanın AVAR Hakemi Erkan Engin'di...


kalendermeşrep...
Dünya malında gözü olmayan, hoşgörülü ve kalender mizaçlı kişi.

yadigar... Bir kimseyi veya bir olayı hatırlatan şey ya da kişi. Hatıra.

aliyülala... İyinin en iyisi. En üstün. Pekiyi.

Victor Osimhen'in anlatacak en güzel kelime değil mi kalendermeşrep. 100 milyon euro değerinde oyuncu olup, dünyanın zirve takımları senin peşinde koşsun ve sen Galatasaray'ı şampiyon yapmak hedefini kendine koyup, Kadıköy'de derbi kazandıran adam ol ve maç sonu sahada attığın taklaları yadigar olarak bırak genç nesillere... Bu topraklara gelmiş aliyülala topçulardan biri Osimhen, iyi ki parçalıyla izledik onu...


beyhude...
Yararı olmayan. Bir faydaya hizmet etmeyen...

zapturapt... Düzen. İntizam. Disiplin.

Galatasaray öyle zapturapt bir oyun oynamıştı ki derbi maçında AVAR hakemi ve Mourinho'nun çabaları beyhude kalıyordu...


hercümerç...
Kargaşa. Kaos. Dağınıklık.

keşmekeş... Karışıklık. Kavga.

kadim... Çok eski zaman...

lafazan... Çok konuşan. Geveze.

Sahada kazanamayınca, başta Mert Hakan ve Mourinho'nun yardımcıları kadim bir taktiğe başvuruyordu: hercümerç... Sarı-kırmızılı topçular da bu lafazanlara cevap verince, saha kenarında başlayan keşmekeş saha içine taşıyor, maç oynanırken oyun alanına emniyet kuvvetlerinin girmesine şahit oluyordu derbiyi seyredenler...


babayani...
Görmüş geçirmiş. Ağırbaşlı...

Maç sonu o kadar patırtı sonrası ise Günay'ın yayıncı kuruluşa verdiği demeç ise babayaniydi... 

fevkalbeşer... Üstün nitelikli insan.

tahammülfersa... Dayanılmaz, çekilmez.

hoyrat... Hırpalayıcı. İncitici.

biteviye... Sürekli. Durmadan.

Kendisini fevkalbeşer ilan eden Fenerbahçe teknik direktörü Jose Mourinho lig maçında kaybettikten sonra basın toplantısına çıkmamış, Sami Yen de ise "maymun" diyerek rakiplerine saygısızlık yapmaktan geri durmamıştı. Kupada da Okan Buruk'a bir kez daha kaybettikten sonra hoyratça saldırması, biteviye kontrolü kaybettiğini gösteriyordu. Portekizli hocanın bu tarz hareketleri Türk futbolseverler için tahammülfersa olurken, bakalım kendi taraftarı ne zaman gerçekleri idrak edecek.


pirüpak...
Tertemiz.Lekesiz.

mahlas...Gerçek isim yerine kullanılan takma isim.

Sadece gol atarak mı maç kazanılır? Peki El Patron mahlaslı Sanchez'in maçın uzatma dakikalarında meşin yuvarlak Günay'ın üzerinden ağlarla kavuşmadan pirüpak şekilde "makas"la çıkardığı top kaç gole bedel?

velhasıl... Sözün özü...

lafügüzaf... Lüzümsuz söz. Manası olmayan konuşma.

Velhasıl Galatasaray derbiden tarihi bir galibiyetle ayrılarak çifte kupa hedefini devam ettirdi... Gerisi lafügüzaf...




Stat: Kadıköy Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Cihan Aydın, Deniz Caner Özaral, Volkan Ahmet Narinç

Fenerbahçe: İrfan Can Eğribayat, Çağlar Söyüncü (Mert Müldür dk. 64), Milan Skriniar, Yusuf Akçiçek, Oğuz Aydın (Dusan Tadic dk. 79), Fred, Sofyan Amrabat, Filip Kostic (Allan Saint-Maximin dk. 65), Sebastian Szymanski, Anderson Talisca, Youssef En-Nesyri (Edin Dzeko dk. 75)

Yedekler: Dominik Livakovic, Bright Osayi-Samuel, Levent Mercan, İsmail Yüksek, Mert Hakan Yandaş, İrfan Can Kahveci

Teknik Direktör: Jose Mourinho

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Lucas Torreira, Mario Lemina (Przemyslaw Frankowski, dk. 62), Gabriel Sara, Yunus Akgün (Roland Sallai dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Ahmed Kutucu dk. 86), Victor Osimhen (Alvaro Morata dk. 86)

Yedekler: Fernando Muslera, Ismail Jakobs, Kerem Demirbay, Dries Mertens, Berkan Kutlu, Carlos Cuesta

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Victor Osimhen (dk. 10 ve 27 pen.) (Galatasaray), Sebastian Szymanski (dk. 45+1) (Fenerbahçe)

Kırmızı kartlar: Kerem Demirbay (dk. 90+2), Barış Alper Yılmaz (dk. 90+2) (Galatasaray), Mert Hakan Yandaş (dk. 90+2), Salvatore Foti (dk. 90+2) (Fenerbahçe)

Sarı kartlar: Çağlar Söyüncü, Edin Dzeko, İrfan Can Kahveci, Milan Skriniar, Sebastian Szymanski (Fenerbahçe), Roland Sallai, Eren Elmal, Victor Osimhen, Przemyslaw Frankowski (Galatasaray)

26 Şubat 2025 Çarşamba

Galatasaray:0-0:Fenerbahçe


"Futbol asla sadece futbol değildir."

Simon Kuper'in Football Against The Enemy kitabının 1996 senesinde Sabah Kitapları tarafından dilimize çevrilmesiyle tanıştığımız bir kelam...

Yiğiter Uluğ'nun da dediği gibi kitabın orjinal adından daha çarpıcı bir isim...

Sonrası bir makalede, blog yazısında, pankartta, film repliğinde geçen bir cümle: Futbol asla sadece futbol değildir...

Peki nedir?

Simon Kuper kitabında dünya memleketlerini gezerek bu güzel oyunun nasıl siyasetle, ekonomiyle, sosyal yaşamla iç içe olduğunu anlatırken, eserin İthaki Yayınlarından çıkan ikinci baskısı için detaylı bir ön söz yazarak Türkiye'yi de içine eklemiş...

Lakin kitabı okumayanlar üzülmesin, pazartesi gecesi oynanan derbinin öncesini ve sonrasını göz önüne getirsinler ve "futbolun NEDEN asla sadece futbol olmadığını" kavrayabilirler...

7 sene evvel "eski başkan bizi şampiyon yapamıyor" diye büyük hayallerle kulübün başına getirilmiş "zengin" bir başkan...

Bu süre içinde bir çok değişik takım şampiyonluk kupasını kazanmış da Fenerbahçe kazanamamış.

Daha acısı da "ezeli rakip" son iki sene peşi sıra mutlu sona ulaşmış, maddi-manevi farkı açmış...

Son bir gayret olarak büyük paralar saçılıp, Mourinho gibi saha içinden çok saha dışını "dizayn" edebilen bir teknik adam getirilmiş, medya patronu basın sözcüsü yapılmış, yeni bir federasyon başkanı seçilmiş...

Buna rağmen Galatasaray kurduğu "dengeli kadro" ile saha içinde kazanmaya devam ettikçe, "yapı" diye bir söz ortaya atılmış, Galatasaray'ın başarısına "kara çalınmış", hakemler suçlanmış...

Önce VAR hakemleri yabancılaştırılmış...

Yarı dönem transferde "ücreti açıklanmayan" bir çok futbolcu getirilmiş...

Limit?

Finansal fair-play, o da ne?

Yine istenilen olmayınca, bir de Sami Yen'de oynanacak maç günü gelip çatınca derbiye yabancı orta hakem getirilmiş...

Sebep?

Türk hakem taraftar baskısını kaldıramıyormuş?

Oysa ilk devre Kadıköy'de oynanan maçta Türk hakem vardı, baskıyı kaldıramadığının "itirafı" oluyordu bu seçim...

Adalet mi, ayrıcalık mı? 

Cevap belli değil mi?

Bunlar yeter miydi?

İki İstanbul takımı da UEFA Avrupa kupası maçlarını perşembe oynarken, bir tanesi yurt dışından yorgun gelecek diye derbi pazartesiye alınmıştı...

Ligin ilk devresi Galatasaray'ın "Avrupa maçından dönüyoruz, yorgun olacağız, maçımızı pazartesi oynayalım" teklifinin reddedildiği "unutulmuştu?!" oysa ki...

İş günü, hafta içi, İstanbul gibi bir metropolde derbi...

Bitti mi?

98 yılında terorist başının İtalya'da yakalanması sonrası Juventus'un "can güvenliğimiz" yok diye UEFA'ya başvurduğu ve "devlet güvencesi" verilerek oynanan maçta bile görmediğim kadar emniyet mensubu ile donatılmıştı Sami Yen'in çevresi ve içi...

Kimi 30 bin, kimi 40 bin diyordu bu sayı için...

Maç öncesi stadyuma girişte sımsıkı aramalar, maç içi tribünlerin önünde pankartların görülemeyecek şekilde duvar gibi dizilen güvenlik mensupları...

Nasıl ama?

Futbol asla sadece futbol değilmiş değil mi?


Girizgahı çok uzatmadım, sosyal medya yapılanmasından, Ankara ziyaretlerinden, diğer Süper Lig kulüpleriyle "maddi-manevi" bağlardan, federasyon ziyaretlerinden bahis bile etmedim...

Şimdi böyle bir ortamda "sistem, taktik, saf futbol" bekleyenlere Jonathan Wilson'ın Futbol Taktikleri Tarihi kitabını tavsiye edebilirim... Keşke topu topu 3-4 pozisyonun olduğu, yabancı hakeminin bile baskıyı kaldıramayıp "kendini güvenceye almak" için her pozisyona düdük çalıp oyunu "idare" ettiği, teknik adamların risk almak yerine mevcut durumu koruduğu bu 90 dakika yerine kitaba başlasalardı, 50-60 sayfa rahat okurlardı...


Yine de "arşivde kalması" için bir kaç not yazalım. Okan Buruk, üç gün evvel AZ Alkmaar maçında devleşen Günay yerine efsane kaptanı Muslera ile başladı maça ki Uruguaylı kaleci de maçın en tehlikeli pozisyonunu önleyerek hocasının güvenini boşa çıkarmadı. Savunma hattı ise iki yıldır şampiyon olunan ve geçen hafta da Rize'de galip gelen düzendi: Dörtlü dizilmişti Frankowski, Sanchez, Abdülkerim ve Eren... Türk çocuğu ve İstanbul doğumlu olmanın avantajıyla Eren Elmalı hem takıma hem de derbiye çok uzak değildi, sırıtmadı da Frankowski biraz uyuma ihtiyacım var der gibiydi. Sanchez ve Apokerim "duvarı" örmüştü, geçit yoktu rakibe...

Mertens'in yerine Sara görev alınca-ki keşke Sara yerine Mertens'le başlasaydı Okan hoca- Osimhen'in arkasında, Torreira'nın partneri, aynı zamanda maçın da yıldızı Lemina oluyordu. O da yabancı değildi bu ortama, "efsane olmaya geldim" demecini de boşa çıkarmayan bir mücadele sergiledi 90 dakika boyunca. Barış ve Salai ise iyi niyetli ama vasattı, çok daha iyi oyunlarını hatırlıyoruz bu ikilinin... İlerde Osimhen yeterli kadar beslenemeyince, o da belki de Fenerbahçe'ye gol atmadan, çocukluğumuzun tabiriyle "gerçek Galatasaraylı olmadan" veda edecek sene sonu bize... Ama hayat bu... Belki İstanbul'da kalır, belki Türkiye Kupasında kesişir yollarımız ezeli rakiple...

Maç golsüz, berabere bitti de, sonrası ne konuştuk?

Futbol mu?

Yine "105x68"in dışına çıktık, jungle'dan tutun da monkey'e kadar belgesel tadından basın açıklaması yaptı rakibin hocası...

Cevabını da önce Okan Buruk'tan "The Crying One" ile sonra da Galatasaray'dan: #SayNoToRacism ile sağlam bir şekilde aldı...

Gerçi onun durumu da pek iç açıcı değil ama elinde Scotch viskisi ile kafasını kaşıyarak ne gülüyordur Pep şimdi bir zamanlar kendine "Special One" diyene...

Sonuca gelirsek,

Futbol bu sene iyice "yeşil alanın" dışına çıktı ve buna rağmen Galatasaray 6 puan ve iki averaj şansı ile ligi önde götürüyor.

Bundan sonrası daha da çetin geçecek Okan Buruk ve takımı için ve her zaman yazdığım gibi Galatasaray'ın en büyük gücü taraftarı, onlar kenetlenince aşılmayacak engel yok...

25. şampiyonluk yolunda her maç final...

İlk maç hafta sonu Kasımpaşa maçı...


Stat: Rams Park Ali Sami Yen

Hakemler: Slavko Vincic, Tomaz Klancnik, Andraz Kovacic

Galatasaray: Fernando Muslera, Przemyslaw Frankowski, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı (Dries Mertens dk. 78), Lucas Toreira, Mario Lemina, Roland Sallai (Ahmed Kutucu dk. 89), Gabriel Sara (Yunus Akgün dk. 69), Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Kaan Ayhan dk. 89)

Yedekler: Günay Güvenç, Kerem Demirbay, Berkan Kutlu, Elias Jelert, Carlos Cuesta, Yusuf Demir

Teknik Direktör: Okan Buruk

Fenerbahçe: İrfan Can Eğribayat, Milan Skriniar, Çağlar Söyüncü (Alexander Djiku dk. 61), Yusuf Akçiçek, Oğuz Aydın, Fred, Sebastian Szymanski (Sofyan Amrabat dk. 61), Filip Kostic (Mert Müldür dk. 83), Duan Tadic, Edin Dzeko (Anderson Talisca dk. 83), Youssef En-Nesyri

Yedekler: Dominik Livakovic, Ertuğrul Çetin, Mert Hakan Yandaş, İrfan Can Kahveci, Bright Osayi-Samuel, Cenk Tosun

Teknik Direktör: Jose Mourinho

Sarı kartlar: Victor Osimhen, Barış Alper Yılmaz, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Yunus Akgün (Galatasaray), Çağlar Söyüncü, Fred (Fenerbahçe)

24 Eylül 2024 Salı

Fenerbahçe:1-3:Galatasaray


"... hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çıkıyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir şey oluyor. Öğrendiklerimizle yaşamaya devam ediyoruz."

Pazar sabahı kahvemi yapıp, cumartesi gecesinin zafer "sarhoşluğunun" etkisini atmaya balkona çıktığımda masanın üstündeki kitabın arka kapağında yazıyordu yukarıdaki cümleler. Kitabın ismi Ev, yazarı da Nermin Yıldırım'mış, eşimin okuduğu kitap...

Kahvemi yudumlarken, önümdeki kitabın arkasındaki bu sözleri bir kaç defa istemsiz okuyunca gözümde Jose Mourinho canlanıverdi. Portekizli hocayı anlatıyordu sanki... 

Kariyerinde bir çok kupa kazanmış, Chelsea, Real Madrid, Inter gibi takımlar çalıştırmış bir teknik adam Türkiye geldiğinde "kolaya kaçıp" Galatasaray ve Okan Buruk üzerine oynamayı seçmiş, gerekli gereksiz her röportajında onlardan bahsetmiş, Galatasaray'ın kollandığı, Okan Buruk'un kayırıldığını ima etmişti. Ve son iki sezonda ligin son haftalarında oynanan derbilerin aksine İstanbul derbisi daha 6. hafta oynanmış ve Mourinho'nun kendini "inanmaya mecbur hissettiği yalanlar" 3-1 lik skorla ortaya çıkıvermişti. Maç sonu başkan Ali Koç'a yapılan "istifa" söylemleri kadar olmasa da Mourinho da kredisinin büyük bölümünü tüketiyordu sarı-lacivertlilerin kalbinde...

Şimdi Jose Mourinho Real Madrid günlerinden çok iyi bildiği "Türkiye ve Galatasaray gerçeğini" acı da olsa bir kez daha öğrenmiş oldu ve bu öğrendikleriyle yaşamaya devam edecek... Bakalım ders alacak mı?


"Galatasaray maçı sıradan bir maç." , "Yapacak bir şeyim yoktu, yatağımdaydım ve Galatasaray-Rize maçını seyrettim" gibi "kibirli" The Special One açıklamalarına rağmen Okan Buruk son iki Kadıköy deplasmanına olduğu gibi bu maça da iyi çalışmış, takımı ciddi motive etmişti.

"Jelert bek oynasın", "Yeni transfer Sallai on bir başlasın", "Mertens yedekte kalsın" gibi "ergen şımarıklıklarına" kulak tıkayıp, bildiği, güvendiği ve belki de sezonu tamamlamayı düşündüğü tecrübeli oyuncularla Kadıköy'e çıkan Okan Buruk, önce rakibin kendi seyircisini de arkasına alarak saldırısını kesmiş, 20. dakikada da Torreira'nın jeneriklik golü ile yumruğunu havaya kaldırıyordu...


Okan Buruk'un A Planı tıkır tıkır işliyordu, Tadiç Jakobs ile etkisiz hale getirilmiş, ev sahibi Saint-Maximin kanadına yönlenmiş ataklarda ve onun ileri çıktığı anlarda "arkası cevher gibi" işleniyordu Barış Alper ve Mertens tarafından. Yunus da kanatlardan ziyade sık sık orta sahaya gelip, Sara ve Torreira'ya destek atınca, Mourinho'nun "gözünün içine baktığı" Fred topla oynamak yerine adam kovalıyordu. Çok geçmeden de Galatasaray iki farkı buluverdi. Yunus'un ortasında Osimhen Napoli günlerinden çok iyi bildiği Mertens'e "al da at" pasını göğüsüyle veriyor, Belçikalı da Livakoviç'in üzerinden topu aşırtarak filelerle buluşturuyordu...


Galatasaray deplasmanda olmasına rağmen ritmi tutturmuş, taraftarlarının tezahüratları altında gol ve goller ararken, Mourinho kenarda çaresizce seyrediyor, maçın hakemi de çaldığı-çalmadığı düdükler ve verdiği kartlarla "kalitesini!" belli ediyordu...

İkinci devre Mourinho'nun İsmail- Amrabat değişikliği de fayda etmiyor, Sara bir çok Brezilyalının futbola başladığı salon turnuvalarında gibi çalımlarla ceza sahasına girip golü atıyor, ev sahibinin Fred, Tadiç, Maximin'i çıkarması da Galatasaray'ın işini kolaylaştırıyordu. Ümitler tükenmiş, Galatasaray'lılar daha fazla gol, ev sahibi taraftarlar da tarihi hezimet olmasın diye beklerken Atilla Karaoğlan iki takımı da şaşırtan bir penaltı düdüğü çalıyordu...




Fred topa vurmuş, Muslera çıkarmış ama Fred'i savunan Abdülkerim'in ayağı rakibine "dokunmuşmuş"... Kendince bir kuralı uyguluyordu hakem de, 77. dakikada Yunus ceza sahasına girip, topa vurduğunda, Szymanski'nin onun ayaklarını kerden kesmesine neden bu kural uygulanmadı? Atilla Karaoğlan "Ben görmedim" diye kendini sıyırır da VAR ve AVAR olan Onur Özütoprak ile Ahmet Nariç o esnada çay molasında mıydılar?


"Uydurulan" penaltı ile Fenerbahçe "acaba" diye umutlanırken, Okan Buruk da sonra basın toplantısında belirteceği üzere "sisteminin dışına çıkmış" ve skoru korumayı yeğlemişti... Tabii, yine de iki kalede pozisyonlar olmadı değil ama son düdük çalınana dek fileler bir daha sarsılmadı...


Son senelerdeki derbilerin maç sonlarından ders alan emniyet birimleri maç biter bitmez iki takım arasına bir duvar örmüş, Galatasaraylılar da "tahriklere kapılmayınca" Mert Hakan'ın Sivas günlerinde Şükrü Haznedar'a attığı mesajda söylediği gibi "ellerinde bir şey kalmadan" Galatasaraylıların coşkusunu seyrediyordu.


Galatasaray bu galibiyet ile ligde 6 maçta 6 galibiyet elde ederken, Okan Buruk da Kadıköy derbisinde arka arkaya üçüncü maçından da yenilmeden ayrılırken, maç esnasında meslektaşına bir bakışı var ki, "çerçevelet duvara as" mahiyetinde...


Galatasaray maçını sıradan bir maç gibi gören Mourinho ise maç sonu basın toplantısına bile katılmadan stadı terk ederken, Galatasaray medya ekibinin The Crying One kitaplı instagram paylaşımı dünya basınında yer alıyordu...

Saha içini yazdık da, maç öncesi deplasmana gelen Galatasaray taraftarının stada girdiği o daracık tünelimsi yapıdan bahsetmezsek olmaz. İki üç kişinin yan yana zor sığdığı ve oldukça uzun bu "tünel" içinde bir taraftar rahatsızlansa, sağlık ekibi nasıl müdahale edecek? İnsanlık dışı bu uygulamayı en yakın zamanda kaldırmalı Fenerbahçe yönetimi. Tribünlerinin önüne konulan hoperlörlere alıştık da bu artık insanın canına mal olacak bir uygulama...

Ve son olarak Fenerbahçe tribünlerinin yapmış olduğu kareografi... Tamam, hiç kimse İngilizce öğrenmek zorunda değil ama neden Türkçemiz varken İngilizce yazıyorsunuz? Onu da yanlış yazınca, "Siz istediniz biz de size saldırıyoruz" deyiverdi Galatasaraylılar... Aslında Galatasaraylılar için iyi bir motto olmuş: Attack Fener...


Stad: Ülker

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Süleyman Özay

Fenerbahçe: Dominik Livakovic, Mert Müldür, Çağlar Söyüncü, Alexander Djiku (Youssef En Nesyri dk. 67), Jayden Oosterwolde, Fred (Mert Hakan Yandaş dk. 80), İsmail Yüksek (Sofyan Amrabat dk. 46), Dusan Tadic (İrfan Can Kahveci dk. 61), Sebastian Szymanski, Allan Saint-Maximin (Cengiz Ünder dk. 80), Edin Dzeko

Yedekler: İrfan Can Eğribayat, Rodrigo Becao, Oğuz Aydın, Samet Akaydin, Cenk Tosun

Teknik Direktör: Jose Mourinho

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan (Victor Nelsson dk. 86), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, İsmail Jakobs, Lucas Torreira (Berkan Kutlu dk. 84), Gabriel Sara (Kerem Demirbay dk. 84), Barış Alper Yılmaz (Elias Jelert dk. 83), Dries Mertens (Roland Sallai dk. 75), Yunus Akgün, Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Mauro Icardi, Michy Batsuayi, Efe Akman, Metehan Baltacı

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Edin Dzeko (dk. 63 pen.) (Fenerbahçe) Dominik Livakovic (dk. 20 k.k.), Dries Mertens (dk. 28), Gabriel Sara (dk. 59) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Mert Hakan Yandaş, Fred, Youssef En Nesyri (Fenerbahçe) Yunus Akgün, Davinson Sanchez, Kaan Ayhan, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, İsmail Jakobs (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin