Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2023 Cuma

Türkiye Liginin Yaz Transfer Harcamaları


Türkiye Süper Ligi kulüplerinin yaz transfer döneminde yaptıkları harcamaları The Athletic için Nick Miller kaleme almış, biz de ultras/Movement blog okurları için Türkçeye çevirdik.


Türkiye'nin Yaz Harcamaları: 'Çılgına döndüler. Parayı nereden bulduklarından emin değilim'

 Bu yaz futboldaki para doğudan batıya gitti, özellikle bazı Avrupalı kulüpler yüklü kontratları olan topçularını paralarının tükenme endişe taşımayan hükümet destekli takımlara yolladılar.

Ve Suudi Arabistan oldukça fazla harcama yaptı değil mi?

Bugün bahsedeceğimiz ülke aslında Türkiye...

Piyasada dönen paranın miktarı Suudi Profesyonel Ligi kadar dramatik olmasa da , her geçen gün Galatasaray, Fenerbahçe ve az da olsa Beşiktaş'ın transferlerine baktıkça "Bunu nasıl yapıyorlar acaba?" sorusu sorduruyor.

Ve transfer penceresi Cuma gününe kadar açık olunca, bu isimlere yenileri de eklenebilir pek tabii ki. 

Galatasaray, Wilfried Zaha, Hakim Ziyech (Suudi Arabistan'a gitmek üzereyken), Tanguy Ndombele ve Davinson Sanchez'i kadrosuna katarken, geçen sezon takımda kiralık olarak oynayan Mauro Icardi'nin transferini kalıcı hale getirdi. Fenerbahçe, Fred, Edin Dzeko, Dusan Tadic ve Cengiz Ünder'i transfer etti. Beşiktaş ise Alex Oxlade-Chamberlain, Ante Rebic ve Milot Rashica'yı kadrosuna kattı.


Transfermarkt web sitesine göre (ki bu verilerin biraz şüpheli bir şekilde ele alınması gerekir, futbol camiasındaki insanlar genellikle bu verilerin çok da yanıltıcı olmadığını söylese de), son iki yılda Premier Lig 4.2 milyar euro ile açıkça en büyük net harcamaya sahip olan ligdi.

İkinci sırada - kabul edelim ki oldukça gerilerde - Türkiye'nin Süper Lig'i, 101,9 milyon Euro ile yer alıyor. 

Ve bu sadece transfer ücretleri. 

"Bunlar sorunun bir parçası," diyor Türk futbol ekonomisi uzman yazar İsmail Sayan, "ancak maaşlar muhtemelen daha önemli bir sorun." 

Galatasaray'ın beş büyük "şöhretli" transferinin tahmini maaşı, sadece bu isimler için yaklaşık 28 milyon Euro civarında. Bu oldukça şaşırtıcı çünkü  Türk futbolunun iflas etmesi bekleniyordu. Türk futbolunun önde gelen kulüpleri için yakın zamanda mali kıyamet öngörülüyordu. Dört büyükler  - Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın yanı sıra 2022 şampiyonu Trabzonspor'un- kolektif borcu 2021 yılında yaklaşık 17 milyar Türk lirası, yani yaklaşık 1,7 milyar Euro civarındaydı.


Türk hükümeti - ülkenin kulüplerini kurtarmaktan bıkmış gibi görünerek -  bir camı kıran oğluna harçlıklarından para kesen baba gibi para verip taksitler şeklinde geri ödeme planı koydu kulüplere.  Türkiye Futbol Federasyonu eski başkanı Yıldırım Demirören, 2019'da "Türk kulüpleri artık mali olarak sürdürülebilir değil." şeklinde demeç vermişti.  Ülkede ekonomik durum sadece futbolda kötü değil. Şubat ayındaki Türk-Suriye sınırındaki deprem öncesinde durum zaten kötüydü ve bu felaket daha fazla finansal sorun yarattı. Birkaç yıl önce 1 euro  8 Türk Lirasına denk gelirken, yazın başındaki genel seçimlerinden hemen sonra 30'un üzerine çıktı ve o zamandan beri 'istikrarlı' bir şekilde 28'e düştü.


Ve birkaç yıl önce, Türk kulüplerinin bu ekonomik sıkıntıyı biraz daha ciddiye aldığı hissediliyordu. Galatasaray, takımda en fazla para kazananlardan bazıları ile yolları ayırarak yıllık maaş faturasını 54 milyon Euronun üzerinden 27 milyon Euro gibi daha yönetilebilir bir seviyeye düşürmüş ve deneyimli yönetici Luis Campos ile  ileride karlı bir şekilde satılabilecek genç hedefleri belirlemek için çalışıyordu. Fenerbahçe Mesut Özil'i transfer etmişti, ancak bu genellikle bir istisna olarak görülüyordu ve onlar da daha mütevazı, kar getiren transferlere bakıyordu. Beşiktaş'ın transfer politikası nispeten uygun maliyetli yerli yeteneklere odaklanmış gibi görünüyordu. Finansal Fair Play (FFP) kısıtlamaları da kulüpleri daha temkinli olmaya zorluyordu. Bu kısıtlamaları iyi bilen bir kaynağın ifadesiyle: "Federasyon bizi sağ ayamızdan astı, UEFA'da sol." 


Parti bitmişti. İngiltere, İtalya ve İspanya'daki takımlardan şöhretli ama belki de yaşlanmış isimleri transfer etme dönemi artık son bulmuştu. Türk futbolunda her şeyin biraz daha tedbirli olması gerektiğine dair bir farkındalık olduğu görünüyordu. 

Ya şimdi?

Pek de öyle değil. "Temelde, başa döndük gibi," diyor büyük İstanbul kulüplerinden birinin eski yönetim kurulu üyesi. Ve şimdi harcamalar devam ediyor.


"Tren şu anda rayda değil, çünkü delirdiler," şeklinde The Athletic'e demeç verdi bu makaledeki birçok kişi gibi ilişkilerini korumak için anonim konuşan önde gelen bir Avrupa oyuncu menajeri "Paranın nereden geldiğinden emin değilim." 

Esas sorun oldukça basit ve aslında pek de yeni değil: Yıldız oyuncu sevdası. Türk taraftarlar büyük bir ismi seviyor ya da en azından yöneticiler böyle algılıyor. 

Bu durum birçok ülkede de geçerli, ancak Süper Lig'in geleneksel olarak büyük Avrupa liglerinin dışında olması (sadece bir Türk takımı olarak Galatasaray, eski UEFA Kupası'nı, bugünkü Avrupa Ligi'ni 2000 yılında kaldırdığında) ismini İngiltere, Almanya, İtalya vb. yerlerde duyurmuş oyuncuları transfer etmekte ekstra bir gayrete gerek duyulmakta.

Türkiye'nin "yıldız oyuncu sevdası" tarafından ne kadar yönlendirildiğine dair bir fikir vermek için 2015'ten bir hikaye anlatalım.

Galatasaray şampiyon olmuştu, sezonun ortasında teknik direktör Cesare Prandelli'nin kovulmasına rağmen ligi kazanmışlardı ve bunu çoğunlukla Türk oyunculardan oluşan kadroya dayalı bir ekip ile yapmışlardı, Wesley Sneijder hâlâ oradaydı. Şimdi sıra Şampiyonlar Ligi'ndeydi. Ancak, yaz geldiğinde ve 2015-16 sezon kombineleri satışa çıktığında, bunları satmakta zorluk çekiyorlardı. 

Öte yandan Fenerbahçe'nin sezonluk bilet satışları şehir genelinde havada uçuşuyordu, üstelik ligi ezeli rakiplerinin arkasında bitirmiş olmalarına rağmen. Neden mi? Fenerbahçe, Robin van Persie ve Nani'yi Manchester United'dan almıştı. 

"Çoğu taraftar, şampiyon olduğunuz yerin havalimanı olduğuna inanıyor," diyor Sayan, Türk taraftarların gümrükten çıkarken yeni transferlere coşkuyla hoş geldin demelerine atıfta bulunarak.  "Bu bir kısır döngü. Çünkü başkanlar taraftara şunu söyledi: 'Size yıldız getireceğiz ve şampiyon olacağız'. Bu yüzden taraftarlar takımları için en iyi oyuncuları istiyorlar." 

Ve bunu yapmak için oldukça önemli maaşlar ödemeleri gerekiyor. Türk kulüpleri transfer ettikleri oyuncuların maaşlarını açıklıyor, bu yüzden bu rakamlara göre Galatasaray'ın toplam maaş yükü 50 milyon Euro'nun biraz üzerinde, Fenerbahçe'nin 42 milyon Euro civarında ve Beşiktaş'ın ise 31 milyon Euro civarında. Bu, Premier Ligin büyük kulüplerden oldukça düşük (Manchester United'ın bildirilen maaş yükü 230 milyon Euro), ancak onlar tamamen farklı bir gerçeklikte varlar. Daha uygun bir karşılaştırma belki de UEFA katsayılarında yedinci sırada yer alan Portekiz'deki üst düzey bir kulüp olabilir. Porto'nun yıllık maaş yükümlülükleri 27 milyon Euro civarında, Benfica'nın yaklaşık 37 milyon Euro ve Sporting Lizbon'un ise 24 milyon Euro civarında olduğu tahmin ediliyor.


Ancak dikkate alınması gereken önemli bir nokta, Türkiye'de futbolcuların maaşlarının çoğu diğer ülkelerde olduğu gibi brüt değil, net rakamlar üzerinden pazarlık yapılıp bildirildiğidir. Bu nedenle Fenerbahçe, Dzeko'ya yılda 4,2 milyon Euro ödendiğini söylediğinde, bu vergiyi içermez. Ya da bonusları. Ya da imza parasını. Dolayısıyla, bu kulüplerin ödediği gerçek rakamlar çok daha yüksektir, ancak tam olarak ne kadar olduğuna kesin bir şekilde karar vermek zor. 

"Bunu bir iddia yarışı olarak nitelendiriyorum," diyor Türk futboluna dair geniş yazılar yazmış akademisyen, yazar ve editör Bora İşyar, "özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe arasında." 

Bu özellikle bu yaz doğruydu, üç büyük kulübün oyuncular için rekabet ettiği bir dönemde: Beşiktaş Tadic'i istiyordu, ancak o Fenerbahçe'ye gelmeye karar verdi; Fenerbahçe'nin adı haftalarca Zaha ile anıldı, ancak o Galatasaray'a geldi ve Galatasaray Fred'i kovalıyordu, ancak o Fenerbahçe'ye transfer oldu.

Zaha'nın transferi eğlenceli ve taraftara açık bir atışma başlattı: Galatasaray, eski Crystal Palace kanat oyuncusuna yılda yaklaşık 4,5 milyon Euro ödediklerini açıkladı, buna karşılık Fenerbahçe başkanı Ali Koç, bunun kesinlikle doğru olamayacağını çünkü Zaha'ya iki katı kadar teklif sunduklarını açıkladı ve Zaha'nın o teklifi reddettiğini söyledi "Açıkladıkları rakamlar yüzde 100 yanlış," dedi Koç. 

Ancak Türk futbolunda, genelde olduğu gibi, en çok para harcayan takımın kesin olarak şampiyon olacağı anlamına gelmez. Son on yılda transfer piyasasında en çok harcama yapan kulüp, sadece iki kez şampiyon olmuştur. Sorun şu ki, insanları bu yolun doğru yol olduğuna ikna etmek pek sık işe yarıyor.

2022'de Dursun Özbek, Galatasaray başkanı oldu. Bu görevindeki ikinci dönemi, Burak Elmas başkanlığındaki önceki yönetimin tutumunun/mantıklı ama popüler olmayan politikalarının ardından tekrar seçildi. Elmas'ın kulübünü kısmaya ve onları daha sürdürülebilir hale getirmeye yönelik hamleleri, takımı 20 kulüplü ligde 13. sıraya demir atmasıyla sonuçlanmıştı ve taraftarlar, uzun vadeli istikrar anlamına geliyor olsa bile kısa vadeli acıyı çekmeye hazır değiller gibi görünüyorlardı. Elmas görevden alındı, Özbek geri döndü, Icardi, Lucas Torreira, Dries Mertens, Juan Mata ve Ocak ayında Nicolo Zaniolo gibi oyunculara milyonlar harcadı ve Galatasaray, 2019'dan bu yana ilk şampiyonluğuna, Fenerbahçe'yi 8 puan farkla geride bırakarak ulaştı.


Galatasaray'ın son iki sezonu, Türk futbolunda mali tedbirleri savunan herkes için neredeyse kabus gibidir. Kulüpleri kendi olanakları içinde yaşatmaya çalışanlar arasında buna pek ilgi yok.

 "Geçen sezon Galatasaray yükselişe geçti, şampiyon oldular ve şimdi imzaladıkları oyuncularla daha da ileri gidiyorlar," dedi Süper Lig kulüplerinden eski bir sportif direktör The Athletic'e. "Bu durum diğerlerini de, örneğin Fenerbahçe'yi de aynı şekilde davranmaya itti. Sadece yarını düşünüyorlar, bir, üç veya beş yılı değil." Ve bu yüzden harcamalar devam ediyor.

Bu paraların nereden geldiği ise pek  iyi bilinmiyor. Televizyon şirketlerinden gelmediği kesin çünkü yayın gelirleri giderek düşüyor. Lig, geçen yaz BeIN Sports ve Digiturk ile yaklaşık yılda 370 milyon dolar değerinde olduğu bildirilen yeni bir küresel yayın anlaşması yaptı. Yeni bir anlaşmaya varılmayacağı korkuları vardı, çünkü teklifler başlangıçta bu rakamın oldukça altındaydı ve 500 milyon dolarlık yıllık ödeme yapan önceki anlaşmanın çok altındaydı. 

Şampiyonlar Ligi, başka bir gelir kaynağı ve UEFA'nın büyük dansından elde edilen para - yaklaşık 30 milyon Euro - Türk kulüplerinin genel bütçeleri açısından İngiltere gibi ülkelere kıyasla çok daha önemli. Şampiyonlar Ligi'nde olmak sadece sizin için iyi haber değil, tam tersi herkes için kötü haberdir: sadece bir takım için yer bulunuyor ve rakiplerinizin içinde olmaması, sizin olmanız kadar önemlidir. 

"Şampiyonlar Ligi burada büyük bir oyun değiştirici," diyor Sayan. "Büyük kulüpler, her ne pahasına olursa olsun şampiyon olmak istiyorlar. Bu, Türkiye'de diğer ülkelerden çok daha önemli çünkü para, ciddi bir güç veriyor" 

Türk futbolunun büyük gelir kaynaklarından biri de şirketlerle yapılan sponsorluk anlaşmaları. Öncelikle, Galatasaray, fevkalade bir dizi sponsora imza attı.  Bu yaz, Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR ile Avrupa müsabakaları için forma sponsorluğu yapmak için üç yıllık, 15 milyon Euro'luk bir anlaşma imzaladılar. Ayrıca ana forma sponsorluk anlaşmalarını, beş yılda 100 milyon Euro değerinde olduğu bildirilen araç kiralama şirketi Sixt ile yenilediler. Belki de en önemlisi, stadyumları için inşaat şirketi Rams Global ile yeni bir isim sponsorluğu anlaşması yaptılar. Anlaşmanın şartları tam olarak açıklanmamış ve sadece çeşitli değerler bildirilmiş olsa da, bu kadar önemli olan firmadan aldıkları yardımın yanında bunlar çok da önemli değil. 

Icardi'nin saha içi kariyeri, kişisel hayatıyla ilgili hikayeler tarafından gölgede bırakılmış olabilir, ancak 30 yaşındaki futbolcu, geçen sezon Paris Saint-Germain'den kiralık olarak geldiği İstanbul'da başarılı bir performans sergiledi ve 26 maçta 23 gol attı. Ancak, bu kiralık anlaşmayı kalıcı hale getirme olasılığı ve Icardi'nin yıllık 6 milyon avroluk net maaşını ödeme olasılığı oldukça uzaktı, hatta kulübün mali açıdan serbestçe hareket etme yaklaşımına rağmen. İşte bu noktada Rams devreye girdi ve Arjantinli için belirli bir miktar parayı havuza attıklarını gururla duyurdular. "Mauro Icardi'nin Galatasaray'a transferine katkıda bulunmaktan çok mutluyuz," dediler. 

Galatasaray, oyuncu satışlarından da para kazandı. Mısırlı golcü Mostafa Mohamed, Fransa Ligue 1'e Nantes'a yaklaşık 5,75 milyon Euro'ya gitti. Alpaslan Öztürk ve Fredrik Midtsjo'nun Süper Lig'e yeni katılan Pendikspor'a çift satışı biraz daha fazla getirdi. Eğer Zaniolo'nun Aston Villa'ya olan kirası kalıcı hale getirilirse, yalnızca 7 ay önce 15 milyon Euro'ya Galatasaray'a katılan İtalyan orta saha oyuncusu için paralarını iki katına çıkarabilirler ki bu son derece temiz iş anlamına gelir. 

Galatasaray'ın büyük gelir kaynağından biri de bir gayrimenkul anlaşmasıdır. Kulüp, Ocak ayında İstanbul'un kuzeyinde Kemerburgaz'da yeni bir tesis yapmaya hazırlanıyor. Mevcut tesislerinin bulunduğu yerde lüks konutlar inşa edilecek - şehrin güney kıyısında bir bölge olan Florya'da - kulüp, bu mülkün yanı sıra devletten uygun bir fiyata satın aldığı komşu 40 dönümlük araziyi kullanarak gelir elde edecek. Galatasaray, bunun yaklaşık 13 milyar Türk lirası veya 455 milyon Euro getireceğini tahmin ediyor ve teorik olarak bu parayı devasa borçlarının en azından bir kısmını ödemek için kullanmayı düşünüyor. Bu bir teoridir, ancak bu makale için konuşanlardan birden fazla kişi, bunu görene kadar 'inanacağız' tavrını benimsedi.


Fenerbahçe'nin harcamaları genel olarak iki ana şekilde açıklanabilir. İlk olarak, ailesi ülkenin en zenginlerinden biri olan ve kulübe milyonlarca lira akıtan Ali Koc adlı başkanlarıdır, ki bu en azından Ozil transferinde fark edildi. Koc, akıllı bir adam ancak 2014'ten beri hiçbir kupa kazanamamış olmanın verdiği çaresizlik içindedir. Fenerbahçe, 1950'lerde ligin kurulmasından bu yana en uzun süreli şampiyonluk özlemini yaşamakta. "Bu durum onu içten içe yiyor," diyor Isyar. Koc, başkan olarak ikinci döneminde ve gelecek yıl tekrar aday olacağını söyledi ancak şu an ve o zaman arasında başka bir kupasız sezonun onu başkanlıktan edebileceğini bilmekte "Başkanların kulüpleri iyi bir mali zeminde tutmaktan ziyade şampiyonluklarla hatırlanan bu seçim döngüleri, kulüplerin uzun süredir kötü yönetildikleri anlamına gelmekte," diyor "Cehenneme Hoşgeldiniz" adıyla Türk futbolunun İngilizce olarak kitabının yazarı John McManus.

Diğer Fenerbahçe gelir kaynağı ise oldukça klasik ve mantıklı: son bir yıl içinde oyuncu satışlarından oldukça iyi bir kar elde ettiler. Arda Gül, bu yıl başlarında Real Madrid'e 20 milyon Euro başlangıç bedeliyle gitti. Almanya'nın Hoffenheim takımı, 2021'de yaklaşık 4 milyon Euro'nun biraz altına satın alınan Macar savunmacı Attila Szalai için yaklaşık 12 milyon Euro ödedi. Geçen yıl Napoli'ye Güney Koreli stoper Kim Min-jae'yi 18 milyon Euro'ya sattılar, bu da Fenerbahçe'nin bir yıl önce Çin'in Beijing Guoan kulübünden bu futbolcuya ödediği bedelin yaklaşık 15 milyon Euro karı anlamına geliyor. Çeşitli diğer, daha küçük ayrılıklar, oyuncu satışlarından elde ettikleri karı yaklaşık 50 milyon Euro civarına getirdi. Ve bu şekilde harcamalar devam ediyor.


Bu durum, bir noktada bazı şeyleri açıklıyor, ancak bu transferlerin neden bu kadar serbestçe devam ettiğine daha temel bir neden var, o da sonuçların olmaması. 

"Türkiye'de futbol çok popüler," diyor Isyar. "Kimse bir kulübün - özellikle de büyük üçünün - iflas etmesini riske atmaz." 

"Bütün büyük kulüpler kamusal kuruluşlardır (borsada işlem görmek anlamında)," diyor bu takımlardan birinin eski bir yöneticisi. "Ancak diğer şirketler olsalardı, yıllar önce borsadan çıkarılmış ve iflas etmiş olurlardı. Doğuracağı sosyal sonuçlar nedeniyle, tüm bu kulüpler iflas edemez. Herkes bunu biliyor. 

"Yönetim kulübü iflas edecek noktaya getirirse, hükümetin onları kurtaracağından oldukça eminler."

 Birkaç yıl önce durum 'çıkmaz bir noktaya' ulaştığında ve hükümet kulüplerin muazzam borçlarını geri ödemesi gerektiğinde ısrar ettiğinde, büyük bir avantaj elde ettiler. Borçları, uygun faiz oranlarıyla devlete ait bankaların ağı tarafından 'yeniden yapılandırıldılar'. Ve adil olmak gerekirse, şimdilik geri ödeme yapma konusunda bir çaba gösteriyor gibi görünüyorlar.


Bir somut sonuç, Finansal Fair Play (FFP) kurallarıdır. Farklı dönemlerde Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, ya transfer yasağı ya da para cezaları veya esasen finansal düzensizlik dönemleri olarak nitelendirilebilecek 'uzlaşma anlaşmaları' şeklinde UEFA tarafından sorgulanmıştır. Ancak bunlar geçici rahatsızlıklar olarak görünüyor ve kalıcı bir caydırıcı olarak kabul edilmiyor. Şaşırtıcı olan, bu kulüplerin borçlarının halk tarafından nispeten az eleştirilmesidir. Bu, temelde kamu vergilerinin kulüpleri zor durumdan kurtarmak için kullanıldığı bir durum olması nedeniyle şaşırtıcıdır. 

"Borç konusunda gerçek bir konuşma yok - bu konuşma, kimin ligde birinci olduğu ve kimin Şampiyonlar Ligi'nde olduğuyla ilgili" diyor Türkiye'de çalışan, ilişkilerini korumak için isminin açıklanmasını istemeyen bir menajer The Athletic'e. 

Ancak bu durum değişiyor gibi görünüyor. "Bu konuda düşünen insanlar var şimdi, 'Bu iyi bir fikir mi?' diye soruyorlar" diyor Isyar. "Böyle bir hareket var gibi," diyor Sayan. "Birkaç yıl önce kimse umursamıyordu. Son birkaç yılda bazı sesler duyuyoruz. Hükümet borçtan memnun değil - bunun yanlış olduğunu biliyorlar." 

Ancak şu an için Türk transfer penceresi hâlâ açık - Avrupa'nın çoğunluğunun Ocak ayına kadar kapandığı iki hafta sonra - ve daha fazla oyuncu gelebilir. 

Ve böylece, harcamalar hala devam ediyor.


2 Haziran 2020 Salı

Böyle De Olur Transfer Bedeli


Futbolcuların transfer ücretleri günümüzde alışık olduğumuz üzere milyon eurolarla ölçülmemiştir pek çok defa, bazen "paradan çok daha değerli" varlıklar değiştirtmiştir topçulara giydikleri formanın rengini. Karides için de takımını bırakan olmuştur, protez bacak için de... Ansiklopedi seti karşılığında yeni diyarlara yelken açan futbolcuyu da yazmıştır futbolun tozlu sayfaları, bir şişe gazoz uğruna yeni takıma geçeni de... İsterseniz girizgahı çok fazla uzatmayalım da, bu ilginç transfer hikayelerine bir göz atalım...

  • İlk hikayemiz ülkemizin sevimli sahil şehirlerinden Çanakkale'den gelsin. Çanakkale 2. Amatör grubunda mücadele eden Bolayır GençliksporOsman Yusufoğlu'nu 1 ton buğday, 1 ton ayçiçeği ve 4500 lira değerinde sanal para "etherium"  karşılığında renklerine bağlamış.
  • Pandemi günlerinde evlere hapsolmuşken, Netflix yayınladığı filmler ve belgesellerle en büyük yardımcımız oldu. Bu belgesellerden biri de Sunderland'ın hikayesini anlatan Sunderland: Till I Die olmuştu. Bizim gibi belgeseli seyredip, Sunderland'a sempati besleyen eski Leeds United'lı Laurens de Bock da hiç vakit kaybetmeden Sunderland'a transfer olmuş...
  • Bursaspor'un şampiyon kadrosunun kalecisini hatırlıyor musunuz? İvankov, dediğinizi duyar gibiyim. Peki Bulgar kaleci Bursa'ya nasıl gelmiş? Onun hikayesini de takımın yardımcı antrenörlerinden Adnan Örnek'ten dinleyelim: "İvankov, transfer esnasında bize maddi olarak hiç pürüz çıkarmadı, tek şartı vardı, çocuklarının okuyacağı bir Amerikan Koleji. Bursa'da böyle bir kolej olmamasına rağmen, ona "Evet, Bursa'da çocukları Amerikan Kolejine yazdırırız" dedim. Adam şehre gelip, yalan söylediğimi öğrenince, soğukkanlı davranıp, bana sitem etmedi. Ama Bursaspor şampiyon olsun, ben İvankov'un çocukları için yabancı dille eğitim veren bir kolej açarım."
  • Fenerbahçe ve Trabzonspor geçtiğimiz aylarda Gölcükspor'lu İsmail Yüksek için kapışmışlar, son sözü sarı-lacivertli ekip söylemişti. Peki, Fenerbahçe İsmail için Gölçükspor'a ne mi verecek? 500 bin lira paranın yanında, alt yapıdan iki oyuncuyu kiralık yollayacak ve Gölcükspor'u Topuk Yaylasında iki sezon ücretsiz kampa konuk edecek.
  • Avrupa Gol Kralı Tanju Çolak'ın Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye transferini bilirsiniz de 16 yaşında Yolspor'a geçiş hikayesini bilir misiniz? Biz anlatalım o halde, Tanju alt yapıya çok önem verdiğini bildiği Yolspor'a bir şişe Yedigün gazoz ve bir pasta karşılığında transfer olmuş...
  • Sağlık parayla ölçülür mü? Tabii ki ölçülmez. Ampute Futbol Süper Liginde mücadele eden Konya Engelli Gücü de Gana milli takımında da oynayan Atta'ya transfer teklif eder. Golcü oyuncu tek bir şart karşılığında kabul eder: Çocukluğundan beri sakat olan sol bacağına protez takılacaktır. Teklif kabul edilince Atta eşini ve dört çocuğunu Gana'da bırakarak Türkiye'ye gelir.
  • Türkiye'de çeşitli amatör kulüplerde 5 yıldır forma giyen Ganalı Mohammed Sumaila iki sene evvel Mudanya'da düzenlenecek olan bir futbol turnuvasında Yörükalispor adlı köy takımında forma giymek için 10 kilo organik zeytin yağ talep etmiş...
  • Mohammed Sumaila 10 kilo zeytin yağ alacak da Adanalı Oktay Karakan boş mu duracak, tecrübeli ön libero Aladağspor'lu yöneticilerle 10 kilo pekmez karşılığında el sıkışmış.
  • Ordu Amatör Liginde mücadele eden Korganspor "Para da neymiş, fındıktan değerlisi mi var?" diyerek her ay verilecek birer çuval fındık karşılığında kaleci Murat Karabayrak ile sağ bek Mustafa Partal'ı kadrosuna katmış. 
  • Romanya Liginden de ilginç bir transfer ücreti var: Finansal sıkıntılar çeken Jiul Petrosani para eder oyuncularından Ion Radu'yu 1998 yılında 500 kilo domuz eti karşılığında Chimia Ramnicu Valcea takımına satmış... Başkan bu transferi şöyle açıklamış: "Etleri satıp, topçuların maaşlarını ödeyeceğiz."
  • Yine Romanya'dan devam edersek, Marius Cioara ikinci lig ekibi Arad'tan dördüncü lig takımı Regal Hornia'ya 15 kg sucuk karşılığında evet demiş. Transfer bedeli kadar ilginç olan da Cioara'nın sözleşmeye imza atmasının ertesi günü futbolu bırakması ve Hornia kulübünün isyanı: "Hem iyi bir topçuyu kaybettik, hem de takımın bir haftalık yemeği gitti."
  • Romanya'dan son transfer haberi ise 10 top karşılığında Jiul Petrosani'den Arad'a giden Liviu Baicea'yla ilgili olsun.
  • 2002 senesinde Norveç Üçüncü Liginde Vindbjart forması terleten ve 14 gole imza atan Kenneth Kristensen yaz tatilini Norveç'in güney kıyılarında Flekkeroy'da deniz ürünleri tüketip, idmanlara da kilo fazlasıyla gelince, Vindbjart  oyuncuyu Flekkeroy takımına göndermeye karar vermiş, tabii teklifleri de ilginçtir: Oyuncunun kilosu karşılığında karides isterler. Güney ekibi "Bizde karidesten bol ne var ki?" diyerek teklifi seve seve kabul etmiş ve 75 kg karidesi rakiplerine yollamış. İşin ilginci Flekkeroy o sezon ligi ikinci bitirip, bir üst lige yükselirken, Vindbjart ise beşinci olmuş.
  • Norveç'le devam edersek, eski birinci lig oyuncularından Bard Erik Olsen haftalık bir kutu büyük boy pizza karşılığından emeklilikten dönüp Beşinci lig takımlarından Trovnik'te forma giymeye başlamış...
  • Manchester United günümüzde yapacağı transferlere milyon euroları su gibi harcıyor ama 1927 yılında Stockport County'nin kanat oyuncusu Hugh mc Lenhan'ı 3 derin dondurucu dolusu dondurmaya transfer ettiğini yeni nesil bilmiyordur herhalde.
  • Bir varil bira karşılığında transfer olur mu? 1921 yılında Hull City 19 yaşındaki Ernie Blenkinsop'u transfer ederken 100 poundun yanında bir de bir varil bira yollamış Cudworth United Methodists takımına.
  • Collins John Hollanda u-16 takımında oynarken geleceği parlak olarak görülür ve Nijverdal'den Twente'ye transfer edilir. Ne karşılığında mı? Bir kaç koli ansiklopedi. Ansiklopediler daha sonra yerel bir lisenin kütüphanesine bağışlanır.
  • Liverpool ve İngiltere Milli Takımının efsanelerinden John Barnes'i listemize ekleyen transfer ücreti ise bir kaç çift forma. Sudbury Court takımıyla dikkati çeken genç oyuncuyu Watford hemen kapmış ve eski takımına bir kaç forma vermiş ve sözleşmeyi imzalatmış.
  • İrlanda futbolunun efsane isimlerinden Tony Cascarino da 1982 yılında Gillingham'a çeşitli antrenman malzemeleri karşılığında transfer olmuş.
  • Garry Pallister 19 yaşında ilk transferini yaparken, forma takımı, top çantası ve kale ağları kazandırmış eski kulübüne. Sonraki kulüplerini ise zengin etmiş...
  • Zat Knight da amatör Rushel Olympic'ten Fullham'a 1999 senesinde transfer olurken, o da eski takımına 30 çift eşofman kazandırmış.
  • Arsenal efsanelerinden Ian Wright'ın, Crystal Palace transferi sonrası eski takımı bir çift ağırlık seti sahibi olmuş...
  • Daniel Allande ise Uruguay'da 550 biftek karşılığında takım değiştiren oyuncu olarak yıllarca konuşulup durmuş.

17 Haziran 2019 Pazartesi

Vedat Muriqi mi? Hadi oradan...


Transfer sezonu resmi olarak daha başlamadan, kulüpler bazı oyuncularla ön sözleşme imzaladılar, bazılarını sağlık kontrolünden geçirdiler, bazıları için de fiyat yoklaması yaptılar. Spor medyasının belirttiğine göre Galatasaray da büyük ihtimalle Rizeli Abdurrahim Albayrak vasıtasıyla Rizespor'lu Vedat Muriqi için zemin yoklamış ve Karadeniz ekibinden " 10 milyon euroyu getirin Vedat'ı alın" cevabı almış... Dile kolay 10 milyon euro... Kimin için talep edilen fiyat bu 10 milyon euro? Giresunspor'un 150 bin euroya memlekete getirdiği, sonrasında 800 bin euroya Gençlerbirliğine yolladığı ve Ankara ekibinin küme düştükten sonra Rizespor'a verdiği 25 yaşındaki Vedat Muriqi... Evet,  Kosovalı golcü Rizespor formasıyla bu sezon 34 maçta 17 gol attı ama Gençlerbirliği performansı pek de iç açıcı değildi...
Aslında lafı fazla uzatmadan medyadaki Vedat Muriqi güzellemelerini görünce aklıma gelen oyuncu Tarık Çamdal oluverdi birden. Gurbetçi topçu Eskişehirspor'da ortalamanın üzerinde bir performans gösterince medyanın göz bebeği olmuş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'a "yamanmaya" çalışılmış ve nihayetinde "kazıklanan" Galatasaray olmuştu. Vedat Muriqi mevzusu da o tarafa gidiyor gibi... Rizespor'lu yöneticiler mi, Vedat'ın menajeri mi, kimdir bilmem de birileri Galatasaray ile Fenerbahçe'yi Rizesporlu oyuncu için kızıştırdılar ve fiyatı 10 milyondan açıp 5 milyona sattıktan sonra ellerini ovuşturacaklardır...

Oysa ki cepten 5 milyon ve üzeri para çıkarmayagör, transfer piyasasında ne golcüler var, hem Vedat Muriqi'den ucuz, hem de daha yetenekli, yeter ki araştırılsın ve bulunsun... İşte onlardan bir tanesi dün gece Copa America'da oynanan Arjantin-Kolombiya maçında ortaya çıktı. Daha maçın ilk onbeş dakikası bitmeden sakatlanan Luis Muriel'in yerine oyuna giren Roger Martinez güçlü fiziği, topla driplingi ve hırslı yapısıyla gözümüze takılırken, Kolombiya adına da maçın açılış golünü atıverdi. Transfermarkt verilerine göre turnuva öncesi 5 milyon euro bedel biçilen oyuncu, Arjantin'i deviren golü sonrası fiyatını ikiye katlamıştır... Meksika'nın America takımında oynayan 24 yaşındaki golcü oyuncu kupanın ilerleyen maçlarında boy gösterdiği sürece taksimetre gibi fiyatı artıp, memleket kulüplerinin radarından çıkacaktır elbette ama  Roger Martinez'e benzer topçular dünyanın çeşitli kulüplerinde futbol hayatlarını sürdürürken, Vedat Muriqi'ye takılmak  ve dünyanın parasını "saçmak" kelimenin tam anlamıyla "akıl tutulması" olacaktır...


30 Ocak 2019 Çarşamba

Mbaye Diagne Galatasaray'da


Bafetimbi Gomis'in takımdan ayrılmasından sonra bir türlü golcü alamayan Galatasaray yönetimine, yerini dolduracak adamı yine Gomis buldu desek yalan olur mu? Dün Akmerkez'de yapılan buluşmadan sonra instagram hesabından "Umarım Galatasaray formasıyla benim rekorumu kırarsın kardeşim" paylaşımı yapan Gomis, transferin de ilk müjdecisi olmuş oldu...
Bu sezon Kasımpaşa forması ile lige müthiş bir başlangıç yapan, neredeyse her maç gol atan Diagne transferi Galatasaray adına oldukça akıllıca bir hamle olmuş oldu. Zira, yurt dışından gelecek ve ligi bilmeyen bir forvetin takıma ve ülkeye uyum sağlama riski varken, İstanbul'da yaşayan Diagne'nin kaldığı yerden gollerine sarı-kırmızılı forma ile devam edeceğini umuyoruz.
Bu arada değinmeden geçmeyelim, golcülük bir yana, Gomis gibi "şık" bir topçu Galatasaray'a daha önce geldi mi, bilemiyorum... Adam tam bir Fransız centilmeni gibi arzı endam ederken, yanındaki Diagne'yi Taksim'de saat satan arkadaşlara benzeten bir tek ben miyim?


5 Mayıs 2018 Cumartesi

Steven Gerrard Glasgow Rangers'ta


Liverpool efsanesi "büyük kaptan" Steven Gerrard futbolu bıraktıktan sonra yeşil sahalardan uzak kalamamış, Liverpool'un genç takımını çalıştırarak "hocalık" yolunda ilk adımını atmıştı. Nasılsa bir gün "kırmızıları" çalıştıracak diye beklerken, bugün aldığımız habere göre Steven Gerrard İskoçların ünlü takımı Glasgow Rangers ile 4 senelik bir anlaşma yapmış. Rangers'ın ekonomik sıkıntılar nedeniyle alt liglere düşürülmesi sonrası meydan Celtic'e kalmış, onlar güle oynaya kupaları alırken, mavililer de tekrar ait oldukları lige dönme uğraşları içine girmişlerdi ve son iki sene tekrar eski güzel günleri yaşamaya çalışmaktaydılar  İskoçya Premiership'te... Teknik adamlık tecrübesi belki yok Gerrard'ın ama futbolculuk yaşantısı boyunca bir çok hocayla çalışıp, onlardan çok değerli bilgiler ve deneyimler aldı "Büyük Kaptan" ve arkasında taraftar desteği olan Rangers gibi bir takımda mesleğe ilk adımları başarıyla atacaktır. Bu arada İngiliz gazetelerin yazdığına göre, Gerrard'ın ilk transfer hamlesi Fenerbahçe'de oynayan eski takım arkadaşı Martin Skirtel olacakmış... Haydi hayırlısı...

8 Şubat 2018 Perşembe

Bitcoin Transferleri


"Türkiye ve dünyada ses getirmek" için oyuncu transferinde Bitcoin kullanan Sakarya'nın 1.Amatör Lig ekiplerinden Harunustaspor'un Başkanı Haldun Şehit, hedefine ulaşmış, 0.0524 Bitcoin karşılığında transfer ettiği Ömer Faruk Kıroğlu ile ilgili haberler uluslararası basında yer almıştı. Geçen sene adını duyduğumuz ve ekonomi bilen-bilmeyen herkesin "zengin olmak için" sarıldığı Bitcoin çılgınlığını futbola sokan Haldun Şehit'ten sonra Bulgaristan'ın Spartak Varna takımı da kripto para ile ilk transferini gerçekleştirmiş ve Nijerya'lı forvet oyuncusu İnokent Nuokoro'nun hesabına sanal paraları transfer etmiş. Bakalım kripto para balonu ne kadar daha şişecek, hangi takımlar transferlerinde bu para birimini kullanacak?


2 Şubat 2018 Cuma

Yuto Nagatomo (Dünyanın En Güçlü Savunmacısı Olmak İsteyen Çocuk)


Galatasaray bugün transferin son gününde Yuto Nagatomo isimli bir futbolcu transfer edeceğini bildirdi Kamuoyu Aydınlatma Platformuna.  Sadece bir futbolcu değildi İnter’den gelen, aynı zamanda bir "adam" kattı Fatih Terim kadrosuna, hem de "Japon bir adam"… 
 
Boşanmış anne babanın evladı olmak acıdır, hele ki bir erkek çocuğu için örnek alacağı bir baba figürü olmadan büyümek zordur ama hayat bu, seni böyle sınamak isterse ağlamak sızlamak fayda etmez, geçmelisin bu sınavı. Bizim minik Yuto da babası evi terk edip gidince, futbola sarılır hem acısına tuz basmak hem de ailesinin geçimini sağlamak için: Futbolcu olacaktı, hem de öyle böyle değil, “dünyanın en güçlü savunma oyuncusu olacaktı”… Gündüz her fırsatta top peşinde koşar, geceleri yatağa uzandığında da yemyeşil çimlerde rakiplerle boğuştuğunu düşlerken dalardı uykuya. Takımının kalesini gole kapamak, annesini korumak gibiydi. Baba terk edip gittiyse, anneyi koruyup kollamak sorumluluğu ufak Yuto’nun omuzlarındaydı, Hiroşima’nın Saijo kasabasının sokak aralarında yaptıkları maçlarda yan mahallenin çocuklarını kaleye yanaştırmama görevinde olduğu gibi...


Anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye bir yandan ders, bir yandan futbol diyerek büyüdü Yuto Nagatomo ama kimse bu hevesli çocuğun yeteneklerinin farkında varamadı. Oysa, hep arzuladığı o futbol bursunu kazansaydı, yük olmayacaktı zaten kıt kanaat geçinen annesine. Gerçekleşmeyecek mıydı acaba yıllarca düşünü kurduğu hayal? Üniversiteye kaydoldu, yaşıtları gibi okuyup, iyi bir meslek edinecekti en azından… Böyle ödeyecekti annesine vefa borcunu… Meiji Üniversitesinde okurken, bir taraftan da çok sevdiği futboldan kopamaz, okul futbol takımında oynar ve böylece FC Tokyo’nun dikkatini çeker. 21 yaşındadır artık ve hayallerini kurduğu futbolculuk mesleğine ilk adımı atar Yuto Nagatomo.  1999 senesinde kurulan FC Tokyo  bu genç yeteneğe kapısını açar ve Yuto da orada başarılarla dolu dört sene geçirir. Tabii, futbolun kapıları kendisine açılmıştır artık, Japonya genç milli takımına da seçilir, 2010’da vuvuzelalarıyla meşhur Dünya Kupasında da Japon ulusal takımın formasını terletir. Japonya, Hollanda, Kamerun ve Danimarka’nın olduğu gruptan 6 puanla ikinci olarak çıkarken, üst turda penaltı atışları sonucu Paraguay’a elenirler. Japonlar evlerine dönerken, Yuto 4 maçta da forma giyer ve İtalya Seria A’ya yeni çıkan Cesena takımının dikkatini çeker. Nagatomo'nun yeni adresi artık “çizme”dir. Futbolun merkezi İtalya’ya gitmeden önce FC Tokyo formasını son defa giydiği Vissel Kobe maçından sonra 25 bin taraftara bir veda konuşması yaparken, “entelektüel” tarafını da gösterir ki, daha 25 yaşında olmasına rağmen “Bir Japon Çocuğu” (Nippon Danji) adlı otobiyografisini kaleme alır. Kitabın ilk baskısı kısa sürede tükenirken, ikinci ve üçüncü baskıları da yayınevi tarafından basılırken, Nagatomo satışlardan elde edilen geliri Tsunami felaketzedelerine bağışlar. Cesena’da kiralık olarak oynadığı altı aylık dönemde sol bekte göstermiş olduğu Japonlara özgü atletizm ve bitmek tükenmek bilmeyen enerji İtalyan futbol "simsarlarını" büyülerken, 2011 Asya Futbol Şampiyonasındaki başarısı sonrası vakit kaybetmeden tapusu alınır Nagatomo’nun FC Tokyo’dan ama hiç oynatmadan İnter kapar ellerinden bu gelecek vaad eden sol beki.


Mavi-siyahlı takımın tarihindeki ilk Japon oyuncudur Yuto ve artık dünyanın gözü önünde olacak ve çocukluğundan beri hayalini kurduğu Japonlara özgü güç, sıkı çalışma, rakibe saygı gibi değerleri herkese gösterecektir. Yeni kulübünde en yakın arkadaşlarından biri Wesley Sneijder olur ki, talih bu olsa gerek Yuto Nagatomo 6 Şubat 2011’de ilk defa İnter formasını Sneijder’in yerine Roma karşısında girerken giyer. “Zincirlerini koparmış çılgın bir adam” diye tanımladığı Japon takım arkadaşının bu günlerde Galatasaray forması giymesinde de başrol oynayacaktır Wesley Sneijder. İnter’de de sezonu kiralık olarak bitiren Nagatomo, sezon sonunda bonservisi alınarak Milano ekibine gelir ve bugüne kadar “top oynamaktan çok mutluyum” dediği İnter’den ayrılmaz. Boş zamanlarında fırsat buldukça sokaklarını dolaşıp, tarih kokusunu soluduğu Milano şehrini o kadar sever ki, Real Madrid ve Manchester United gibi “devlerden” gelen transfer tekliflerini elinin tersiyle iter Nagatomo.


Bir arkadaş yemeğinde tanıştığı ve hiç vakit kaybetmeden “çıkma” teklif ettiği kendisinden 2 yaş büyük eşi sinema sanatçısı Airi Taira’ya da evlilik yüzüğünü kendisini en mutlu hissettiği Guiseppe Meazza’da takar Yuto ve bir istekte bulunur müstakbel eşinden: “Bir futbol takımı kuracak 11 çocuğumuz olsun”… Airi Mairi tabii ki tebessümle karşılık verir bu isteğe ama sevgilisi için Japonya’daki kariyerini bırakıp İtalya’ya taşınmakta tereddüt bile etmez.  Her zaman işler istediği gibi de gitmez Yuto’nun, hele ki bir Napoli maçında yaptığı hata sonrası takımı mağlup olunca, taraftarın tepkisini çeker Japon sol bek. “İtalya’da eğer bir oyuncu iyi oynarsa. ona Tanrı gibi tapılır ama hata yaparsa sanki adi bir suçluymuşçasına eleştirilir. Burada ne ahlak var, ne de saygı fakat buna rağmen böyle zorlu bir ortamda mücadele etmeyi seviyorum, bu sebeple 7 yıldır İnter forması giymekteyim” diye twitter hesabından dert yanar takipçilerine o sıkıntılı günlerde. Roberto Mancini’nin Galatasaray’dan Melo’yu istediği dönemde, bizimkiler de Nagatomo’ya göz dikerler Sneijder'in tavsiyesi ile ama Roberto Mancini bu takasa yanaşmaz, sol bekte Japon savunmacıyı oynatır ısrarla. Mancini'den sonra inişli çıkışlı bir grafik yaşar Yuto, bazen takımdan gönderilecekler arasında adı anılır da Lucio Spaletti’nin Milano ekibinin başına geçmesiyle tekrar kendini bulur. “Spaletti ile İnter’deki en iyi zamanımı geçiriyorum” diyen Nagatomo, hocasının kendisini yüreklendirdiğini ve sahaya her şeyini verebileceğini söyler kulüp televizyonundaki röportajda. Gazetta dello Sport’tan deneyimli gazeteci  Paolo Codon da Yuto Nagatomo’yu övmekle bitiremez “Bu zamanlar her yerde Roberto Carlos bulamıyoruz ama şansımıza İnter’de Yuto var. “ diyen İtalyan gazeteci, Nagatomo’nun bölgesinde dünyanın en iyi 10 oyuncusundan biri olduğunu belirtir. Peki, nedir Japon oyuncuyu İnter’de böyle değerli kılan?  Cevabı yine Codon verecektir: "Maçlara zihinsel olarak çok iyi hazırlanıyor ve  oldukça hızlı bir oyuncu. Sadece savunma yapmıyor, oyunu iki yönlü oynuyor ve geriye çok çabuk koşabiliyor." Oyunun hucum tarafını da Mazzarri’ye borçludur Japon sol bek. "Bana daha çok hücuma çıkmamı ve mental olarak güçlü olmamı öğretti" diye anacaktır eski hocasını...


2011 senesinden beri İnter'in "hafızası" gibi olan, yerine bir çok transfer yapılsa da formasını asla kaptırmayan, kimi zaman kaptanlık pazu bandını da takan ve bu sürecte 12 hoca "eskiten" Yuto, bugün yeni bir maceraya yelken açıp, Galatasaray ile 6 aylık kiralık sözleşme imzalar. İyi bir görev adamı olmak, maçı kazanmayı arzulamak bir topçuyu belki bir çok takımda aranan adam yapacaktır ama İnter gibi üst düzey bir takımda uzun yıllar oynamak için daha da fazlasına ihtiyaç vardır. Yuto Nagatomo denince ilk akla gelen iyi bir profesyonel, iyi bir atlet, kısa boyuna rağmen hava toplarında başarılı bir savunma oyuncusu ve en önemlisi soğuk kanlı bir sol bek.. Ne demişti Roberto Mancini kendisine Nagatomo'yu sorduklarında: "Bir hoca için asla sıkıntı yaratmayan ve tam bir örnek profesyonel"...

Betis, Leverkusen, West Bromwich ve Everton gibi takımların kadrolarına katmak istedikleri Yuto Nagatomo, eski takım arkadaşı Wesley'in tavsiyesi ile Galatasaray'ın teklifine "evet" der ve altı aylığına çok sevdiği Milano'dan ayrılır... Asamoah rüyasıyla yatıp kalkan biz Galatasaraylılar için bu  Japon oyuncu transferi biraz hayal kırıklığı yarattı ama Yuto her gittiği takımda yaptığını, soyadının manasındaki "beni takip edin" diyecek ve görevini ciddiyetle sonuna kadar yerine getirecektir...


23 Ocak 2018 Salı

Yeni 7 Numara


George Best, Bryan Robson, Eric Cantona, David Beckham ve Cristiano Ronaldo'dan sonra Manchester United'in 7 numarası "Çocukluğumdan beri United'i tutuyordum" diyen Alexis Sanchez oldu. Yeni takıma transfer olduktan sonra pek modadır "hayallerimin takımına, çocukluğumun takımına transfer oldum" kalıpları... Bol sıfırlı mukaveleye imza atan Alexis Sanchez de imza töreni sonrası bu sözleri sarf etmiş, "Hadi len ordan" diyenlere de hayranları Şilili oyuncunun gençliğinde giydiği Manchester United armalı eşofman üstlü fotoğrafını yayınlamışlar...


Ya Robinho Suçlu Bulunursa


Sivasspor'un Robinho'yu Türkiye'ye getirmesi büyük yankı uyandırdı ama akıllarda bir soru var: Ya Robinho suçlu bulunursa?
Brezilyalı futbolcu Milan'da top oynadığı dönemde bir diskoda Arnavut kökenli bir kadına tecavüz ettiği gerekçesiyle İtalyan mahkemeleri tarafından 9 yıllık bir hapis cezasına çarptırılmıştı. İtalyan yasalarına göre suçlu, kendisi hakkında verilen cezaya itiraz edip, cezayı düşürme talebinde bulunma hakkına sahip ve Robinho'nun avukatı da müvekkilinin böyle bir suçlamayı reddettiğini ve cezanın düşmesi için gerekli itirazları yaptıklarını söylemişti geçtiğimiz aylarda. Dava sırasında ve sonrasında Brezilya'da bulunan Robinho, Brezilya hükümetinin kendi vatandaşlarını başka ülkeye iade etme gibi bir anlaşması olmadığı için serbest dolaşırken, şimdi Türkiye'ye geldi ve İtalya ile Türkiye suçluları iade etme şartının da olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine imza atmış durumdalar. İtalyan yargıçlar "Yollayın Robinho'yu bize" derse, ne olacak? Bekleyip göreceğiz bakalım...

22 Ocak 2018 Pazartesi

Robinho Sivas'ta


Antalya, turizm-hotel-motel diyerek bölgenin tanıtımını yapmak için sponsorlar eşliğinde Eto'o'yu, Nasri'yi getiriyor da Sivas'ın Robinho transferi şaşırttı. Daha önce Real Madrid, Manchester City, Milan, Santos gibi takımlarda top koşturan 33 yaşındaki topçu ligin ikinci yarısı Sivasspor forması giyecek. Tabii, oyuncunun ülkemize gelmesinde daha önce kırmızı-beyazlı ekipte görev almış Roberto Carlos ve Cicinho'nun etkisi çok büyük.

13 Ocak 2018 Cumartesi

Yeşil Zemine Saygı


Barcelona'nın Palmerias'tan 12 milyon euroya transfer ettiği Yerry Mina, gün itibarıyla formayı giydi, Nou Camp'a çıktı ama bugüne kadar kimsenin yapmadığı bir ritüel gerçekleştirdi. Kolombiyalı oyuncu saha çıkmadan önce ekmek parası kazandığı yeşil zemine saygıdan dolayı tozluklarını ve futbol ayakkabılarını çıkararak sahada dolaştı ve daha sonra kramponlarını giyerek tekrar zemine geri döndü.



9 Ocak 2018 Salı

Çıkış Kapısı Göründü


Barcelona'da astronomik ücretle Liverpool'dan Coutinho'nun transfer edilmesi ve peşinden de Yerry Mina'nın takıma katılacak olmasından dolayı, Katalanlar şişen kadroyu azaltıp, finansal fair play engeline takılmamak için eldeki oyuncularla vedalaşmanın hesaplarına girmişler. Takımdan gönderilecek topçuların başında Arda gelmekte. İnstagramdır, televizyon programıdır, memleketteki mankenlerdir derken Arda, İspanya'ya kendini veremedi, kafası hep memlekette kaldı ve büyük ümitlerle gittiği Barcelona'da hayal kırıklığı yarattı. Barcelonalı yetkililer başta Arda'yı satıp "kar" elde etmeyi düşlerken, şimdi ise Arda'nın maaşını ödeyecek kulübe "hemen" verecekler bizim topçuyu. Arda ise "çorbasının" derdinde: Gideceği takımı seçerken, alacağı maaşa bakıyor, Barca'dan düşükse, teklifi reddedip "Kapı gibi sözleşmem var, oynatmazsanız da siz bilirsiniz, yatarak da alırım milyon euroları" der gibi...
Arda dışında kapının gösterildiği topçulardan biri de Mascherano. Arjantinli zaten ayrılmak istiyor ki gideceği takımda ilk onbir oynayıp, Rusya'daki Dünya Kupasında memleketinin formasını giyebilsin. Hedefinde de hem maddi yönden tatminkar, hem de forma garantisi verecek olan Çinliler var...
Aleix Vidal da Barca'da tutunamayanlardan ve o da eski takımı Sevilla'ya dönmek istiyor. Vincenzo Montella onu takımında görmek isterse Katalanlar seve seve yollayacaklar, herşey bir teklife bakmakta...
Dembele'nin sakatlığı sonrası pek de fena olmayan Deulofeu da gözden çıkarılanlar arasında. Coutinho'nun transferi, Dembele'nin sakatlığını atlatmış olması İspanyol oyuncunun forma şansını iyice azalttı ve hazır bir kaç İtalyan kulübü genç oyuncu için zemin yoklamasına girmişken, Barcalılar fırsatı kaçırmak istemiyorlar.
Rafinha da bölgesindeki oyuncu bolluğunun kurbanlarından. O da iyi bir teklif gelirse gitmeye yakın topçular arasında. Ve Andre Gomez. Büyük ümitlerle geldi ama hem Luis Enrique, hem de Valverde kendisine şans verdi de Portekizli kendisini hiç mi hiç gösteremedi. O da Coutinho'nun gelmesiyle "istikamet çıkış" diyenlerden...

2 Ocak 2018 Salı

Hagi Galatasaray'a Mı Geliyor?


"Ne Hagi'si kardeşim, gece gece?" dediğinizi duyar gibiyim de, bir sakin olalım, bir nefes alalım ve yazıyı okumaya devam edelim. Evet, yanlış okumadınız, Hagi belki ara transferde Galatasaray'a gelebilir. Tabii, Fiorentina izin verir, Fatih Terim kendisini takımda görmek isterse. "Ne saçmalıyorsun birader hala?" diye soruyorsan, açık yazalım, bizim efsane Ciga Hagi'nin İstanbul doğumlu oğlu Ianis Hagi'den bahsediyoruz. 2016'nın yaz aylarında babasının takımı Viitorul'dan Fiorentina'ya transfer olan genç Hagi, İtalya Seria A'da arzuladığı şansı bulamayınca geçen hafta babası isyanlardaydı: "Oğlumu düzenli forma giyeceği bir takıma yollamak istedim ve Fiorentinalı yöneticiler bana bunun sözünü verdiler. Ama, bu çocuk 18 aydır top oynayamıyor. Nasıl gelişme gösterecek. Kariyerinde bir buçuk senesi heba oldu. Dünyada 21 yaş altının en iyi 100 topçusu arasında gösteriliyor Ianis, bu iş böyle gitmez" diye dile getiriyordu öfkesini Hagi. 
Bir aralar Galatasaray da Ianis transferi için zemin yokladı ama Galatasaray'da yönetim olsun, hoca olsun kimin kalıcı, kimin gidici olduğu belli olmadığı için bu transferin çok üstüne düşülmedi. Şimdi takımın başında Fatih Terim var ve Hagi de eski hocasını iyi tanır, onun gençlere şans vermesini, inandığı topçuları kazanmak uğruna gerekirse maç kaybettiğini herkesten daha iyi bilir, Hagi-Terim iş birliğinin Emre Belözoğlu'nu nasıl parlattığını dün gibi hatırlar. Oğlunun gelişimi için Fatih hocayla görüşürse Hagi ve İmparator da genç yeteneği takımda görmek isterse, Fiorentina kulübü yetkilileri eski hocalarını kırmazlar ve Ianis'i Galatasaray'a kiralayabilirler. Babası gibi 10 numara oynayabilen, hem sağ ayak hem sol ayak kullanan Ianis, Belhanda'ya sağlam bir alternatif olur ki, U-21 maçları olsun, kupa maçları olsun Fatih hoca ondan yararlanmasını da bilir... Fena mı olur? 37 yaşındaki Evra'nın, 33 yaşındaki Love'un adı Galatasaray'la anılırken, 19 yaşında Florya'da büyümüş bir yeteneğe kim itiraz edebilir ki, hele de soyadı Hagi'yse...


22 Temmuz 2017 Cumartesi

Tesadüfün Böylesi


1 milyon euroluk bir oyuncu satması lazımmış Fenerbahçe'nin yeni transferlerini UEFA Avrupa Ligi kadrosuna ekleyebilmek için ve ne tesadüf ki bu akşam geç saatlerde takımın üçüncü kalecisi Ertuğrul Taşkıran'ı ve adı sanı duyulmamış genç bir futbolcuyu (Melih Okutan) 1 milyon euro vererek Boluspor transfer etmiş...
Bu Boluspor ne kadar cömert bir takım diyeceğim de, Gaziantepspor'dan Ertuğrul'a göre daha iyi ve tecrübeli bir kaleci olan Gökhan'ı "bedava" almışlar, aynı şekilde Balıkesirspor'dan İshak, Adana Demirspor'dan Göksü, Yeni Malatya'dan İrfan "beleş"e alınmış ama Fenerbahçelilere 1 milyon verilmiş...
Tesadüf mü?
Ben bilmem...
Finansal Fair Play'ı çıkaran UEFA baksın bakalım bu transfer "fair" mi?


31 Ağustos 2016 Çarşamba

Hakim Ziyech Ajax'ta


Fenerbahçe ne zaman şampiyonluğu kaybetsin, yaz sezonunda taraftarın tepkisini azaltmak, taraftarı oyalamak için "transfer" hamlelerine başvurur, bu sene de transfer balonlarından biri Twente'nin orta saha oyuncusu Hakim Ziyech'ti. Bir gün bir gazete ertesi gün bir spor sitesi Faslı topçu ile Fenerbahçe'yi aynı cümle içinde kullanıyordu. Taraftarlar şiir bile yazmış ve sosyal medyada paylaşma rekorları kırmıştı Hakim Ziyech'e yapılan güzellemeler. Parayı da basarız diyordu Fenerbahçe, yeter ki gelsindi genç topçu. Ve geçen gün oynadığı maçtan sonra eski kulübü Twente'ye veda busesi yollayınca twitter hesabından "oldu bu iş" diye havaya uçtu Fenerbahçeli taraftarlar da bilmedikleri bir gerçek vardı Hollanda futboluna dair: Bir topçuyu Ajax transfer etmek istiyorsa, o topu kırmızı-beyazlılara koşa koşa gider.
İşte, Hakim Ziyech de Ajax adını duyunca, dört nala koşmuş Amsterdam ekibine, geride Fenerbahçe kalmışmış, milyon eurolarmış, hepsi "hava cıva"...





3 Temmuz 2015 Cuma

Roberto Carlos Dehli Dynamos'ta


Memlekette Sivasspor ve Akhisar Belediyespor'da oynattığı hücum futboluyla beğeni toplarken aldığı sonuçlarla "hüsran" yaratan Roberto Carlos, Akhisar macerasının ardından yönünü futbolun kriket ve çim hokeyinden sonra geldiği Hindistan'a çevirmiş. Fransız L'Equipe'in haberine göre Brezilyalı teknik adam seneye Dehli Dynamos takımını şampiyon yapmak için tecrübesini konuşturacak. Delhi Dynamos takımı ise tam bir proje takımı zira geçen sene ülkenin en büyük TV kablo dağıtım şirketi olan DEN Networks tarafından kuruldu ve kadrosunda Del Pierro,  Marek Cech, Mads Junker gibi oyuncular yer almakta...

2 Temmuz 2015 Perşembe

Podolski zu Galatasaray


Almanlar en sonunda noktayı koydu: Podolski zu Galatasaray...
Başkan Özbek, "Transferler salı günü açıklanacak" dedi... Sonra, "Hangi salı olduğunu söylemedim ama" dedi... Taraftar, "Şu Podoslki'yi bi' alın" dedikçe, "Galatasaray'da transfer bitmez" diye cevap geldi kulüpten... Sabri'ye, Bilal'e bol sıfırlı sözleşmeler yaptırdıkça, taraftar iyice çıldırdı, "vizyon nerde" diye isyan etti... "1 Temmuz'da bombalar patlayacak" dedi tekrardan başkan...
Temmuz'un biri de geçti, ses seda çıkmadı ama Almanlar koydu noktayı Podolski transferine:
Podolski zu Galatasaray...

13 Ocak 2015 Salı

Junior Caiçara Beşikatş'a Mı Geliyor?


Ludogorets Razgrad'ın son yıllarda Bulgaristan'da gösterdiği çıkışın ardından bu sene Şampiyonlar Liginde de kendisinden beklenmedik performans sergilemesi sonrası futbolcularının da transfer piyasasında isimleri anılmaya başlandı. İşte bu topçulardan biri olan Brezilyalı sağ bek Junior Caiçara'nın adını Beşiktaş'la aynı cümlede geçiriyor bu günlerde Bulgar basını. Beşiktaş'ın sağ bek arayışında olduğu ve Benfika'lı Maxi Pereira'dan istediği cevabı alamayan siyah beyazlılara menajer Burak Sallak'ın Caiçara'yı önerdiği yazılırken, Sallak'ın memlekette top koşturmuş Oumar Niasse, Ermin Zec, Isaac Promise, Bobo gibi topçuların da menajeri olması bu transfer ihtimalini yüksek tutuyor.

22 Kasım 2014 Cumartesi

Júnior Caiçara Beşiktaş ve Bursaspor'un Takibinde


2012 yılından beri başarılı bir şekilde Ludogorets formasını terleten Brezilyalı Junior Caiçara'ya Beşiktaş'tan "inanılmaz" bir transfer teklifi yapıldığını yazıyor Bulgar medyası. Beşiktaş'ın Junior'ı İstanbul'a getirmek için önerdiği rakam o kadar yüksekmiş ki kendi takımına kazandırmak için uğraş veren bir başka Türk takımı olan Bursaspor şimdilik bu transfer harekatını askıyı almış bile. Brezilyalı sağ bekin özellikle Şampiyonlar Liginde Liverpool ve Real Madrid'e karşı sergilediği oyunla fiyatını 2 milyon euroya kadar yükselttiği tahmin ediliyor. Bu parayı reddecek Bulgar takımı tanımıyorum, eğer Beşiktaş ciddiyse bu transfer girişiminde Junior Caiçara'yı bu memleket topraklarında da izleyebiliriz.

7 Kasım 2014 Cuma

Yüksel Yeşilova Sivasspor'da


Sivasspor ve Roberto Carlos bu sezon Süper Ligde arzuladığı sonuçları alamayınca, Brezilyalı teknik adamın koltuğu sallanmaya başladı ki ilginç bir haber Romanya'dan geldi: Sivasspor teknik direktörlük konusunda Petrolul Ploiesti takımının yardımcı hocası Yüksel Yeşilova ile anlaştı. Daha önce ülkemizde Kahramanmaraşspor, Giresunspor, Mersin İdman Yurdu ve Tarsus İdman Yurdunu çalıştıran Yeşilova, Türkiye'de pek bilinmese de Romanya'da oldukça tanınmış bir çalıştırıcı. Rumen basınına göre, Yüksel hoca Sivas'a yalnız gelmeyecek görev yaptığı takımdan kaleci Peterson Pecanha ve stoper Geraldo Alves'i de yanında getirecek. Transfer haberini Petrolul Ploiesti'nin teknik direktörü ve Türk futbolseverlerin yakından tanıdığı Gigi Multescu da doğruladı ve iki kulüp maddi konularda anlaşırsa Yüksel Yeşilova'nın haftaya Sivasspor'un başında olacağını belirtti. Yüksel Yeşilova, Mersin İdman Yurdu'nu çalıştırırken Samsun deplasmanında maç esnasında abisi tarafından bıçaklı saldırıya uğramış, memleket medyasında gündem olmuş ve Erman Toroğlu tarafından 'Romanya'dan sahte diploma almakla' suçlanmıştı.



Blog Widget by LinkWithin