20 Eylül 2026 Pazar

Trabzonspor:4-0:Galatasaray


"Kaosu anlamlandırmanın en hızlı yolu, onu bir kişinin üstüne yıkmaktır. Tek bir kişiyi suçlamak, karmaşık sistemleri kabul etmekten çok daha kolay gelir" der Burcu Kapu piyasaya yeni çıkan kitabı 'Futbol, İnsanın Kendiyle Maçı'nda. Dünkü Trabzonspor mağlubiyeti sonrası sosyal medyada Galatasaray severlerin büyük bir duygusal reaksiyonla yazmış oldukları #OkanBurukİstifa hashtaglerini okuyunca bu cümleler akla geldi.  Pek anlaşılır şekilde canları yanıyordu, öfkelerini yönlendirecekleri bir hedef arıyorlardı ki bu genelde sahada görünen teknik direktör olur, sonra topçular gelir ve en son da yönetimle biter "istenmeyenler listesi". Takım kazanırken "Okanball" ki dört yıl boyunca şampiyon olan bir teknik direktör ama kaybettiğinde de "beceriksiz, futbolu bilmez"... Futbolcularıyla bir araya gelip "Okan Buruk İstifa " tezahüratı yapan bir "mentali" bu hashtagler bozamaz da söz konusu nankörlük olunca bizlerin de bir kaç çift laf edesi geliyor.

Ligin Kasımpaşa ile birlikte yenilgisiz iki takımından biri olan Galatasaray, Trabzon deplasmanına Osimhen, Lemina, Singo ve Kaan'dan yoksun giderken, kalede Uğurcan; savunmada klasik dörtlü Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs; ön liberoda Torreira ve Sara ile başlarken, gol yollarında Sane, Yunus, Leao ve en uçta Deniz vardı. Ev sahibi ise "şöhretli transferlerle" güçlendirdiği kadrosunun ligin ilk haftalarında aldığı mağlubiyetler sonrası Trabzon'un çocuğu Fatih Tekke ile yollarını ayırmış, geçici bir Hüseyin Şimşir dönemi sonrası Samsunspor eski hocası Thomas Reis ile anlaşmıştı. Yapılan bilimsel araştırmalar yeni hocaların ilk haftalarda takıma pozitif etki yaptığı kanıtlanmıştı ve cumartesi gecesi buna bir ispat daha eklendi 4-0 lık skorla...


Sporting deplasmanında Galatasaray'ın ilk devre oynadığı baskılı oyun çok beğenilmişti ki Okan Buruk da maça topu ev sahibinin sahasında tutarak başlamak istedi ki yine Portekiz'de attığı golün bir benzerini taç atışında Jakobs'un "elle ortasında" atmak hedeflerken "ava giden avlanır" misali Yunus'un hatalı pasında gelişen Trabzonspor kontraatağında Salah tecrübesi ile fileleri sarsıyordu. Slot ile ipleri kopardıktan sonra Liverpool'dan ayrılan Mo Salah Galatasaray ile özellikle Sami Yen'de oynadığı maçlardaki "hayranlığı" sonrası pek ala yeni adresini Kemerburgaz yapabilirdi ama Galatasaray'ın o bölgede Sane'si olduğu için Mısırlı forvet için bir girişim yapılmadı...

Yenik duruma düşen Galatasaray 5 dakika sonra Salah'tan bir gol daha yiyebilirdi de top direği yalayarak auta gidince derin bir oh çekiyordu sarı-kırmızılılar. Sonrasında ise oyun Galatasaray'ın hakimiyetindeydi, 16'da Leao'nun ara pasında ceza sahasını bir libero misali terk eden Onana Sane'den evvel topu uzaklaştırınca, kalesini bir golden koruyordu. Bir dakika sonra ise Sara'nın köşe atışında Abdülkerim'in kafa ile pasında Sanchez boş pozisyonda topu auta atıyordu. Beraberlik arayan Galatasaray'da Deniz'in baskı ile kaptı topu Sane ceza sahası önünden rahat pozisyonda auta atıyordu. İlk yarının otuzlu dakikalarına girildiğinde Leao'nun şutu kornere gidiyor, Sara'nın köşe atışında Deniz'in kafasını Dju çizgiden çıkarıyordu. Fena da oynamıyordu Galatasaray ama topu çizgiden bir türlü içeri atamıyordu, ki 36'da Leao ile paslaşarak ceza sahsına giren Jakobs'un şutunun Onana ve direk gol olmasına müsaade etmiyordu. 


Ve iki dakika sonra Galatasaray yarı sahası ortasında kazanılan bir serbest atışta ev sahibi hızlı başlattı, maçta bir çok defa yaptığı gibi Batuhan Kolak oyunu durdurdu, bir kez daha ev sahibi başlattı ve Galatasaray savunması o kadar dalgındı ki eksik yakalandılar ve Saviolo klas bir plase ile takımın ikinci golünü kaydetti. Golün faturası sağ bek Sallai'ye yazıldı da eli belinde pozisyonu seyreden Sane'yi görmek istemedi gözler o anda. Hiç beklemediği bu skor Galatasaraylı topçuların alamat-i farikası "kırılmayı" da getirdi ve Trabzonlular üçüncü gol için üç dakika içinde üç net pozisyon yakaladılar, önce Dju boş pozisyonda auta attı, sonra golü de buldular ama ofsayt kararı vardı ve bir dakika sonra Sanchez'in kaptırdığı topta Dju Salah'a "al da at" asisti yaptı...


Bir deplasman maçı için fena da oynamazken üç bireysel hata ile ilk yarıyı 3-0 yenik kapamak Galatasaray adına felaket gibi bir skordu. Ve ikinci yarıya başlarken Okan Buruk Deniz ile Barış'ı değiştirdi ki böyle zor deplasmanlarda Barış'ın oynamasında hep yanayımdır ve Sane'nin kulübeye gelmesini bekledim ama hocanın tercihi başkaydı. Teknik direktörlerin işine karışmak gibi bir yapım yoktur, lisans sahibi olup, futbolcularla idman yapan ve onlarla her an olan kendileridir ama Sane için tespitim "Bal yapmayan arı" zira Alma topçunun top ayağına çok yakılıyor, rakip de eksiltiyor lakin sonuç gol ya da asist ile neticelenmiyor, çoğunlukla rakibe geçen bir top oluyor. Öte taraftan rakip sahada baskı oyununu oynayan Galatasaray'da rakip takımlar Sane'nin göstermelik ve temiz baskısından pek çekinmiyor, oysa tatlı sert basan adamdan korkarlar, kimse onlarla "kapışmak istemez".

İkinci yarının 49. dakikasında Galatasaray yine gole çok yaklaştı, ceza sahası önünde bolca top çevirdi ve Sallai'nn şutunda yine Onana topu kornere yolluyordu. Ev sahibi hem skorun etkisiyle savunmaya çekiliyor, hem de baş başından beri ani atakla pozisyon kovalamak planından vaz geçmiyordu ama bir köşe atışında tüm takım Galatasaray kalesi önüne gelince Yunus'un başlattığı kontra atakta Leao topu sürdü sürdü ve ceza sahasına girerken savunmaya yakalanıp şutunu kornere gidiyordu. Salah'ın dördüncü dakika attığı golün benzerini Galatasaray atatamamıştı, üstelik Sane de boştaydı, pas verilse asiste dönüşme ihtimali vardı.

Dakikalar ilerleyip aranan gol gelmeyince Okan Buruk Jakobs, Sara ve Torreira'yı kenara alıp Eren, Batrkov ve Lesley'i oyuna sürdü ama çok da etkili olmadı ve tabela yine değişmedi.


Maç içinde çaldığı düdüklerle "bu maçın hakemi olamayacağını" ufak ufak sezdiren Batuhan Kolak dakikalar 70ye gelirken, önce Okan Buruk'a dördüncü hakemin uyarısıyla sarı kart gösterdi ve bir dakika sonra da "konuşuyor" işareti yaparak kırmızı kartla tribüne yolluyordu. Bu hareketi ile teknik direktörlerin "jest, mimik ve konuşmalarına" hassas olduğu anlaşılan Batuhan Kolak'ın iki hafta evvel oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde İsmail Kartal'ın kendisine parmak sallamasını Halil Meler'e kulaklıktan belirtmesine rağmen Halil Meler'in onu dikkate almaması sonrası maçın hakemini ısrarla yanına çağırmaması da tuhaf değil mi? Bu hassasiyet kişiye göre mi oluyor diye soralım biz de?


Okan Buruk'un atılmasından daha skandal olan ise Saviç'in Sane'nin ayağını kıracak şekilde tabanla müdahalesinde sadece sarı kart çıkartması ki çok başarılı olduğu söylenen İspanyol VAR hakeminin de onu ekrana çağırmamasıdır. Pozisyon o kadar kırmızı kart ki sonrasında Saviç'in Fabinho'ya "Beni nasıl atamadı ama" dercesine gülerek sohbeti televizyon kameralarına yansıyordu. Galatasaray iyi oynar kötü oynar da hakemlerin görevi maçı en adil şekilde yönetmektir. Hakemin kafasının maçta olmadığı o kadar belliydi ki maç biterken de Lesley'in Ozan'a tekmesini tüm stad gördü ama Batuhan Kolak görmedi, sarı kart verdi ve İspanyol hakem uyarınca kırmızıya döndü kart...

Dakikalar ilerleyip, iki takımın da maçın bitmesini beklediği anlarda Trabzonsporlular yine Sallah'ı Galatasaray savunması arkasına kaçırdılar ve tecrübeli oyuncunun plasesinde fark dörde çıkarken, Mısırlı da hatrick yapıyordu.


Maç Galatasaray adına kötü bitti de akılda kalan en güzel hareket  İlkay ve Sane'nin eski takım arkadaşları Salah ve Onana ile "gülerek?" sohbet ederken daha bir aylık Galatasaraylı Batrakov'un tek başına Galatasaray taraftarının olduğu tribüne gidip onları alkışlayarak sahadan çıkmasıydı.

"Herkes kazanmayı öğrenmek ister ama az çok insan kaybetmeyi öğrenebilir. Oysa bazen bir kulübün gerçek seviyesi, kuplarında değil mağlubiyet sonrası verdiği reflekslerde saklıdır" der Burcu Kapu, işte Galatasaray taraftarı için de kendini test etme vakti, kazanırken sevinmek ve sahip çıkmak kolay da ya kaybettiğinde? "Kafana göre Galatasaray" diyebilen kaç kişiyiz?


Stat: Papara Park

Tarih:19/09/2026

Hakemler: Batuhan Kolak, İbrahim Çağlar Uyarcan, Candaş Elbil VAR:Guillerme Cuadra Fernandez

Trabzonspor: Onana, Pina, Nwaiwu, Savic (Cenk Özkaçar dk. 87), Mustafa Eskihellaç, Melih Kabasakal, Fabinho, Muçi (Ozan Tufan dk. 59) Saviola (Cabral dk. 72), Muhammed Salah (Aral Şimşir dk. 87), Dju (Onuachu dk. 59)

Yedekler: Ahmet Doğan Yıldırım, Erol Can, Samet Akaydın, Umut Nayir, Onuachu, Metehan Mimaroğlu

Teknik Direktör: Thomas Reis

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Kazımcan Karataş dk. 73), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 68), Lucas Torreira (Lesley Ugochukwu dk. 68), Gabriel Sara (Batrakov dk. 68), Leroy Sane, Yunus Akgün, Rafael Leao, Deniz Gül (Barış Alper Yılmaz dk. 46)

Yedekler: Jankat Yılmaz, El Chadaille Bitshiabu, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Arda Ünyay

Goller: Muhammed Salah (dk. 4 , 44 ve 80), Saviolo (dk. 39) (Trabzonspor)

Kırmızı kartlar: Okan Buruk (dk. 71), Lesley Ugochukwu (dk. 86) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Muçi, Savic, Muhammed Salah, Onana (Trabzonspor), Sane (Galatasaray)

Hiç yorum yok:

Blog Widget by LinkWithin