Video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Video etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2020 Perşembe

Diego Maradona


Efsaneydi...
Tanrı'nın Eliydi...
Futbolun en iyisiydi...
Ama...
Hepsi bir kenara...
O bir evlattı...
O bir eşti...
O bir babaydı...

29 Şubat 2020 Cumartesi

Fenerbahçe-Galatasaray Maçı Fotoğraf ve Videolar

Kadıköy'deki "destanı" yerinden izleyen Tevfik arkadaşımızın çekmiş olduğu fotoğraflar ve videolar...
Başka yerde yok:)


























12 Temmuz 2019 Cuma

Bask Bayrağının Ortaya Çıkışı


36 yıl boyunca İspanya'yı diktatörlükle yöneten ve halka büyük acılar çektiren diktatör Francisco Franco'nun 1975 yılı Kasım ayında hayatını kaybetmesinden sonra ülkede "ağırdan" da olsa özgürlük hareketleri baş göstermeye başlamışken, Bask bölgesi halkında öfke hala dinmemişti, zira İspanya sınırları içinde bütün bölgesel bayrakların asılmasına müsaade edilirken, Bask halkının İkurrina'sı hala yasaklıydı. Bu yasağın sebebini de dönemin İç İşleri Bakanı Manuel Fraga İribarne şöyle açıklayacaktır: " Bask bölgesi bayrağı dışında bütün bayraklara izin verdik çünkü o bölgesel değil ayrılıkçı bir bayrak. Ayrıca İngiliz bayrağının da kötü bir kopyası. Bunun yanında bu bayrak bir çok Basklı için olduğu kadar İspanyollar için de bir hakarettir. Bu bayrakla tamamen masum olan Katalan veya Valencia bayrakları arasında fark var. Ve sizi temin ederim ki, her kim ki bu bayrağı asmak ister, önce benim bedenimi çiğnemesi gerekir."

Dönemin İç İşleri Bakanı her ne kadar sert ve katı konuşmuş olsa da, 1976 yılında İkurrina bayrağının yasallaşmasını savunan hareket oldukça kuvvetliydi, her şey bir kıvılcıma bakıyordu ve o ateş ne ironiktir ki Franco'nun kitlelerin afyonu olarak gördüğü futbolun oynandığı "yüz binlik beşik" olarak lanse edilen stadyumların birinde alevleniverdi. 5 Aralık günü San Sebastian'daki Atotxa Stadı, Real Sociedad ile Athletic Bilbao takımlarının ünlü Bask derbisine ev sahipliği yapacaktı ve takım arkadşalrının kendisine Troçki diye seslendikleri Real Sociedad'lı "solcu" topçu Josean de la Hoz Uranga'nın aklına bir şimşek çakar: "Neden iki takım da sahaya illegal olan Bask bayrağı ile çıkmasın? Riskli bir işti, belki para cezası alacaklardı, ya da daha önce yaşadığı gibi polis tarafından dövülecekti ama buna değmez miydi?"  Uranga bu fikrini takım kaptanı Kortabarria'ya açar ve onun gözlerindeki pırıltıyı da görünce şöyle bir plan yaparlar: Bu sırrı maç gününe kadar takım arkadaşları dahil kimseye söylemeyecekler ve  stada gelen Athletic oyuncularına yasaklı bayrakla sahaya çıkmayı teklif edecekler... Maç günü gelip çatar ve Kortabarria rakip takım kaptanı Jose Angel İribar'a yapmak istedikleri eylemden bahseder. "İkurrina ile sahaya çıkma teklifi geldiğinde, bu kararı tek başıma alamayacağımı ve takım arkadaşlarıma danışmam gerektiğini söyledim. Eğer takımdan bir kişi bile olumsuz yanıt verseydi, bu tarihi eylem gerçekleşmezdi" diye daha sonraki yıllarda röportaj veren İribar teklifi seve seve kabul eder.


Peki yasak olan bu bayrak Atotxa Stadına nasıl girmiştir. Orası da hikayenin diğer bir ilginç kısmı. ETA terör örgütü ile ilişkilendirildiği için bulundurulması yasak olan bayrağı bir dükkandan alamayacağı ya da terziye diktiremeyeceği için Uranga'nın aklına dikiş nakış konusunda pek maharetli olan kız kardeşi gelir. Kortabarria ile sadece ikisinin bileceği bir sır olması konusunda sözleştikleri için Bask tarihine geçen bayrağı diken Uranga'nın kız kardeşi Ane Miren bile yaptığı "şaheserin" ne amaçla kullanıldığını ancak günler sonra radyodan öğrenecektir. Maç günü kadroda yer almayan Uranga ailecek yedikleri yemekten sonra anne babasına maçı stadyumda seyredeceğini söyleyerek elinde tuttuğu malzeme çantasının içinde sakladığı bayrakla evden ayrılır. Yolda polis çevirmesine takılsa da şansına polisler arabayı ararlar ama çantanın içine bakmazlar. Stada ulaşan Uranga çantayı takımının soyunma odasının camından arkadaşlarına teslim eder ve Real oyuncusu olduğu için elini kolunu sallaya sallaya stad kapısından girip, takım arkadaşlarının yanında soluğu alır. İki takım futbolcuları da Ikurrina ile sahaya çıkmaya hazırlardır ama bayrak sahaya nasıl götürülecekti? Soyunma odaları arasında polis vardır ve onlara görünmeden bu eylemi yapmak gerekecekti. Uranga kafayı yine çalıştırır ve takımın malzemecisinin suları koyduğu çantanın dibine bayrağı yerleştirerek malzemeciyi sahaya yollar. Plan istediği gibi gidince Kortabarria ve İribar'ın öncülük ettiği Real Sociedad ile Athletic Bilbao oyuncuları ponpon kızların arasından geçip sahaya yönelirken Uranga bayrağı çıkarır ve iki kaptanın eline tutuşturur, kendisi de sadece ayakları gözükür halde İkurrina'nın arkasında yürümektedir. "İlginçtir polis müdahale etmedi, zaten müdahale etseydi bütün bu mizansenin ortasında bulacaktı kendisini. Çok sert bir görüntü olurdu. Taraftarlar bizi çılgınca alkışlıyordu, kimi göz yaşlarına boğulmuştu. Maç başladığında ben saha dışına çıkmak zorunda olacağım için polisin beni göz altına alacağını düşündüm ama öyle bir şey olmadı çünkü insanlar öyle büyük tepki vermişlerdi ki, polisler bir şeyler yapsa ortalık karışacaktı." diye o tarihi dakikaları açıklayan Josean de la Hoz Uranga maçtan sonra da göz altına alınmadı, günler sonra da kendisine hiç bir şey olmadı.

5 Aralık günü oynanan Bask derbisinde gizlice açılan bayrak, günler sonra 19 Ocak 1977'de San Sebastian'daki Constitucion Meydanında özgürce dalgalanıyordu. Skorbordda yazan sonuç kimsenin umurunda olmasa da maç 5-0 gibi farklı bir skorla ev sahibi Real Sociedad lehine sonuçlanırken, maçta meşin yuvarlağı beş defa filelerden çıkarmak zorunda kalan Bilbao kalecisi İribar bu derbiyi "hayatının maçı" olarak anlatacaktır torunlara...



28 Mayıs 2019 Salı

Alçaklara Kar Yağıyor Üşümedin Mi, Sen Bu İşin Sonunu Düşünmedin Mi?


Hasan Şaş'ım, Hasan Şaş'ım
Ooooooo

***
Gerisini zaten biliyorsunuz...

15 Nisan 2019 Pazartesi

Ianis Hagi'den Baba Golü


Gica Hagi'nin çalıştırdığı Viitorul, Craiova'yı 2-1 yenerken, Ianis Hagi öyle bir gol attı ki seyredenler "hık demiş babasının burnundan düşmüş" dediler. Bu tür gollerin üstatlarından olan baba Hagi saha kenarında sevinçten ne yapacağını bilemezken, tribünden maçı seyreden Rivaldo ise bu gole ayakta şapka çıkardı...
Bu arada maçtan sonra açıklama yapan Gheorghe Hagi, oğlunun golünü tebrik ederken, Ianis'in tekrar Avrupa'nın önde gelen takımlarında forma giymesinin yakın olduğunu, özellikle Ajax'ın oğlu ile yakından ilgilendiğini belirtti.

7 Ocak 2019 Pazartesi

Medyanın Turnusol Kağıdı ve Hocanın Telefonu


Görsel ve yazılı basının olayları istediği gibi gösterdiğini hicivleyen en canlı alıcı grafiklerinden biridir yukarıda fotoğrafı yer alan çizim. Kendisini kovalayan kişiden kaçan adamın ayağını zumlayıp, kovalayanı masum gibi gösteren bu şekle özellikle instagram ve twitter gibi sosyal medya mecralarında sıkça rastlarız. Dün de bu görselin "capcanlısını" Galatasaray'ın kamp yaptığı Antalya'da yaşadık.

Bir kaç hafta evvel u21 maçında Sivas'a karşı oynarken, bir sakatlık esnasında oyunun durmasından yararlanan Gökay Güney, oyunun bir an evvel başlaması için içtiği su şişesini saha kenarına atmış, sosyal medyada ne hikmetse "Gökay, takımın doktoruna terbiyesizlik yaptı" diye linç kampanyası başlamış ve genç topçu uzun uzun açıklama ile kendisini anlatmak durumunda kalmıştı. Sadece Gökay da değil, olayda yer alan doktor da genç topçunun karakterine kefil olduğunu bildirmişti sosyal medyada...


Ne talihsizliktir ki, yine Gökay ulusal basının kaynak olarak sunduğu fotoğraflar ve haber ile "sosyal medyanın" eleştiri oklarını üzerine çekiverdi dün gece saatlerinde. "Fatih Terim'den telefona izin yok! Terim, antrenmana telefonla gelen Gökay Güney'in telefonuna el koydu.", "Ver o telefonu bakayım! Galatasaray teknik direktörü telefonla idmana gelen genç oyuncunun telefonuna el koydu.", "Fatih Terim idman sırasında Gökay Güney'in telefonuna el koyuyor" diye atılan başlıklar ve altındaki fotolarlarla başlayan linç çığı, genç oyuncuya hakaretlere kadar varıyordu kendisini Galatasaraylı olarak lanse eden sosyal medya kullanıcıları tarafından...

İşin üzücü tarafı da "Galatasaray düşmanı Fenerbahçeli medya" diye ulusal basını eleştiren hesapların da herhangi bir araştırmaya gerek duymadan kendilerine sunulan bu haberlere atlayıp, twitter ve instagram hesaplarında herhangi bir araştırmaya gerek duymadan bu habere yer vermeleriydi. Üstelik bu Galatasaraylı (?!) hesaplar öyle 100-200 kişiye değil de onbinlerce takipçiye hitap etmekteydiler.
"Yalancının mumu yatsıya kadar yandı" ve işin aslı pek vakit geçmeden ortaya çıkıverdi. Fatih Terim antrenman sırasında cebinden çıkardığı telefonu  saha kenarında idmanı izleyen birisine gösterirken, Gökay Güney bir top kapma mücadelesinde fark etmeden hocaya çarpıyor ve düşmesin diye Fatih Terim'i tutarken, hoca da kıvrak bir hareketle telefonunun yere düşmesini engelliyordu.



İşte bu kadardı video ama kesme ve biçmelerle taraftara "çok çok" farklı aksettirilmişti... Medyanın Galatasaray'a bakışı malum, yıllardır yaptıkları haberler ve attıkları manşetlerle kendilerini "ifşa ettikleri" için, bu haberin gerçekçiliğine hiç inanmadım da, bana bu yazıyı yazdıran Galatasaray hesapları ve onların haberinin altına yorum yapan Galatasaray taraftarı...

Blog yazmaya 2007 yılında başladım ve kendime bir şiar edindim: ultrasmovement.blogspot.com adresini tıklayıp buraya gelen kişilere karşı oldukça samimi olacağım ve doğruluğunu "doğrulatmadığım" haberlere yer vermeyeceğim. Bu mottomu da mümkün olduğunca yerine getirdim, ilginç bir haber bulduğumda en basit şekilde "google"da bir aramayla bir kaç değişik kaynaktan doğrulatarak blog sayfalarında paylaştım... Daha da önemlisi taraftarı olduğum Galatasaray aleyhine bir haberse paylaşmak istediğim zaman, daha da hassas davrandım, bilmeden zarar vermek istemedim sevdiğim takım ve renklere... Ama yeri geldi en acımasızca eleştirdim hem topçuyu hem de yöneticiyi, ama hep bir kanıt koydum yanına...

Şimdi bakıyorum ve anlam veremiyorum, nasıl 160 bin takipçisi olan bir hesap hiç bir araştırma yapmadan, hem de tuttuğu takımın oyuncusuna zarar verecek bir haberi kolayca paylaşabiliyor? Önce kendisine, sonra da takipçilerine karşı hiç mi saygısı yok? Binlerce beğeni ve retweet almak uğruna insan bir başkasını "linç havuzuna" atabilir mi? Taraftarı olduğu takımın zarar görmesini nasıl isteyebilir? Düşünüp düşünüp şöyle bir karara vardım: "İlgi budalalığı" her şeyin ötesine geçebiliyor demek... Tek dertleri bolca retweet almak, belki de bu onlara reklam ve maddi gelir getirecektir...

Bu haberleri paylaşanların "maddi" ve "manevi" kaygılarını anlıyorum da, "şekere atlayan arılar" gibi bu haberlere balıklama dalan "saf" taraftara ne demeli? İlk gördüğüne inanan saf taraftarlar bardağın masum tarafını oluştururken, sosyal medya ile yaşayıp, önüne çıkan her şeyi eleştirmeyi kendilerine görev edinenler de "kalbi kara" olanlar bölümündedir. Bir futbolcunun cep telefonu ile antrenmana çıkamayacağını, sokakta ya da okul bahçesinde iki top tepmiş ve cebindeki ağırlığın onu ne kadar rahatsız ettiğini bilen herkes bilirken, bu seviyede bir profesyonel takım idmanında cep telefonu olabileceğini düşünmek saflık değil, "kötü niyettir"...

Sadede gelecek olursak, üniversitelerin iletişim fakültelerindeki derslerde örnek olay olarak öğrencilere sunulabilecek bu vaka da bize açıkça gösteriyor ki günümüz sosyal medyası oldukça acımasız ve kullanıcıların en başta sevdikleri eylem birisini "linç etmek"... Bazen diyorum ki iyi ki Metin Oktay zamanında bu sosyal medya yoktu ki onu Galatasaray'ın taçsız kralı olarak kalbimizde yaşatıyoruz. "İnsanın adı çıkacağına canı çıksın. Ben Metin abiyi çok sevdim" demesine rağmen, zamanın magazin basının Gönül Yazar'la yasak aşk yaşıyor dediği Metin Oktay, bu sosyal medya maymunlarının eline düşseydi, paramparça edilmez miydi?

16 Ocak 2018 Salı

Son Deplasman


20 Ocak 1989 günü Samsun ve Türk futbolu için kara gün olarak tarih sayfalarında yerini aldığından beri 29 sene geçti ve Samsunlu yönetmen Okan Açmak'ın yönetmenliğini yaptığı "Son Deplasman" belgeseliyle kırmızı-beyazlı taraftarlar "futbol şehitlerini" bir kez daha anacaklar. 19 Ocak 2018 Cuma gecesi saat 19.00'da Canik Belediyesi Kültür Merkezinde düzenlenecek olan galayla belgeselin tanıtımı yapılacakken, Canik Belediye Başkanı Osman Genç, tüm Samsunspor severleri beklediklerini belirtmiş basın mensuplarına verdiği röportajda. Biz tanıtımını yapalım, elimizde olsa da gitsek de, Samsunlu takipçilerimiz bir fırsat ayarlayıp orada olacaklardır, eminiz...




İlk Günkü Destek Ruhuyla


Galatasaray geçen hafta Turkcell'le sponsorluk anlaşması imzaladı ve akabinde de bu sponsorluk kampanyası için çekilen reklam filmi internet alemine düştü. Ali Sami bey ve arkadaşlarının Galatasaray'ı kurdukları günleri anlatan filmde, forma için nasıl para topladıklarına vurgu yapılmış. O günkü ruhla bugün de Galatasaray için elimizi cebimize atmamız beklenirken, hali-hazırda Galatasaray 'ın başında olan idareciler nedense hep para lazım olunca biz taraftarı düşünüyorlar. Keşke kulübe uyelik şartlarını gözden geçirirken de bugün reklam filmleriyle ceplerindeki paraya göz diktikleri taraftarlar akıllarına gelse. Neyse, umarım yakın zamanda gerçekleşecek olan seçimde bizden birileri gelir de, Galatasaray'ın aydınlık geleceğine doğru adım atarız... Reklam filmi harika, sonundaki Turkcell hat bölümü dışında tabii, bir de buna benzer bir Galatasaray filmi çekiminin çalışmaları olduğunu duydum, müjdemiz olsun...

Come to Beşiktaş


Beşiktaş bu "Come to Beşiktaş" olayına iyice sardı, sloganın üzerinden yürümeye devam ediyorlar. Topçu transferinde kullandıkları sloganı şimdi Mevlana'nın sözlerini de İngilizceye çevirerek yurt dışı tanıtım kampanyasında kullanmışlar. Videoda Beşiktaş'tan giden (go) Cenk'in "Beşiktaş'a gel (come)" sloganında kullanılması da tebessüm ettirdi...

25 Aralık 2017 Pazartesi

Galatasaray-Göztepe / O Anlar


Maicon'un serbest atış golü...


İmparator Fatih Terim sesleri tribünlerde...

Göztepeli futbolcular maçtan evvel ısınırken...

Göztepeli futbolcular mavi formalarıyla...

Fatih Terim tribünleri dolaşırken...


"Kenetlenin Başka Galatasaray Yok" pankartı altında 40 bin cıvarı Galatasaray taraftarı...


Tıklım tıklım tribünler...

Deplasman hayattır... "Deplase olun gençler"...

Linnes, orjinal kanadında... Sağda...




3 puan sevinci...

Muslera ortaya, üçlü çektir tayfaya...

15 Kasım 2017 Çarşamba

Football Is Coming Home


(I think it's bad news for the English game)
(We're not creative enough and we're not positive enough)

It's coming home, it's coming home, it's coming,
Football's coming home

(we'll go on getting bad results)

It's coming home, it's coming home, it's coming,
Football's coming home
It's coming home, it's coming home, it's coming,
Football's coming home
It's coming home, it's coming home, it's coming,
Football's coming home

Everyone seems to know the score, they've seen it all before
They just know, they're so sure
That England's gonna throw it away, gonna blow it away
But I know they can play,
'Cause I remember

Three lions on a shirt
Jules Rimet still gleaming
Thirty years of hurt
Never stopped me dreaming

So many jokes, so many sneers
But all those "oh so near's"
Wear you down, through the years
But I still see that tackle by Moore
And when Lineker scored, Bobby belting the ball
And Nobby dancing

Three lions on a shirt
Jules Rimet still gleaming
Thirty years of hurt
Never stopped me dreaming

(England have done it! In the last minute of extra time!)
(What a save, Gordon Banks!)
(Good old England)
(England have got it in the bag)

I know that was then, but it could be again..

It's coming home, it's coming home, it's coming,
Footballs coming home
It's coming home, it's coming home, it's coming,
Footballs coming home

(England have done it)

It's coming home, it's coming home, it's coming,
Footballs coming home
It's coming home, it's coming home, it's coming,
Footballs coming home 

Three lions on a shirt
Jules Rimet still gleaming
Thirty years of hurt
Never stopped me dreaming

Three lions on a shirt
Jules Rimet still gleaming
Thirty years of hurt
Never stopped me dreaming

Three lions on a shirt
Jules Rimet still gleaming
Thirty years of hurt
Never stopped me dreaming

6 Kasım 2017 Pazartesi

Uçan Tekmeye Sarı Kart


Görüntüler Fenerbahçe-Galatasaray U17 derbi karşılaşmasından. Daha maçın 29. dakikası ve Galatasaray'lı topçu sol kanattan akıp giderken Fenerbahçeli stoper "karate kid" misali arkadaşını biçer. Dünyanın her tarafında kırmızı kart olan bir harekettir (Bizim basın pek yazmasa da, uluslararası medya sarı kart çıktığı için haber yaptı bu pozisyonu) ama maçın hakemi Onur Mert "şaka gibi" sarı kart ile geçiştirdi pozisyonu. 
ultrAslan-UNI'deki gençler kendilerine iş edinmişler ve hakemin geçmişine inmişler. Ne mi bulmuşlar, Onur Mert'in zamanında atmış olduğu twitleri gün yüzüne çıkarmışlar...
Keşke Futbol Federasyonu da hakemlere kokart takmadan önce geçmişlerini bir incelese... Belki de memleketi dünya basının diline düşürecek "hatalar" yapacak hakemler görmeyiz yeşil sahalarda...
Hadi, rezil olmayı da geçtim, gencecik çocukların futbol hayatını karartacaklara "göz yuman" "adalet dağıtıcılar" para kazanamaz belki bu oyundan...
Top sende TFF...
Kokart taktığın adamın geçmişini görmedin de, bakalım bu harekete sarı kart gösterip hakemlik seminerlerinde anlatılanları "yok sayan" bu "fanatiğe" ne gibi ceza vereceksiniz...




21 Ağustos 2017 Pazartesi

Sen Misin Panenka Atan


Cumartesi gecesi Romanya Liginde oynanan Juventus Bükreş-Steaua Bükreş maçının uzatma dakikalarında oldukça ilginç anlar yaşandı ve kıyamet koptu. Kırmızı-mavili ekibin 2-1 üstünlüğü ile devam eden maçta, hakem son düdüğü çalmak üzereyken Steaua'lı oyuncular topu elle eleyince hakem penaltı noktasını gösterdi. Ev sahibi ekip adına topun başına geçen George Calintaru vuruşu kalecinin sağına ya da soluna atmak yerine panenka vuruşu yapmayı tercih edince penaltı kaçtı. Tabii, mağlubiyetten beraberliği yakalayacakken böyle "vurdumduymaz" bir vuruşla yenilen mavi-beyazlı topçular da öfkelerini Calintaru'dan aldı. Hatta soyunma odasında oyuncular arasında kavganın yaşandığı ve genç oyuncunun elinin kırıldığı dahi söylenmekte. Böyle "vahim" bir durum sonrası Rumen medyası da boş durmamış ve George Calintaru'nun Steaua Bükreş armalı şort ile çektirdiği fotoğrafı bularak ateşe benzinle yaklaşmış...





21 Mayıs 2017 Pazar

Dünyadaki En Önemeli Şey Nedir?



Sarunas Jasikevicius'tan basketbol sahalarının dışına taşan tarihi konuşma...

 "İlk çocuğunu gördüğün zaman dünyada neyin en önemli şey olduğunu anlayacaksın... Çünkü dünyada hiç bir şey bir çocuğun doğumundan daha büyük ve önemli değil "

20 Şubat 2017 Pazartesi

Video Hakem ve İlk Kırmızı Kart



Dünya Kulüpler Şampiyonasında Viktor Kassai'nin "olay görüntülerini" izleyip penaltı kararı vermesinin ardından video hakem uygulaması konusulmaya başlanmıştı ve maç görüntüleri karşılaşma esnasında tekrar izlenerek de ilk kırmızı kart Amerika'dan geldi. New York City'nin Houston Dynamo ile karşılaştığı hazırlık maçında David Villa bir korner atışı esnasında "çaktırmadan"rakibine yumruk attı ve olaya tam hakim olamayan maçın hakemi video görüntülerine başvurdu, pozisyonu izledi ve İspanyol oyuncu da "video hakem uygulamasıyla kırmızı kart gören ilk futbolcu" olarak tarihe geçti...

2 Ocak 2017 Pazartesi

Akrep Giroud



Oliver Giroud'un Crystal Palace ağlarına gönderdiği golden sonra adı "akrep"e çıkarken, 2017'nin ilk gününde atılan bu golün yılın golü hazırlanışı ve son vuruş itibarıyla senenin en güzel golü olmayacağını kim söyleyebilr ki?


15 Eylül 2016 Perşembe

Legia Varşova






Sahadakiler 5 yedi ama tribündekiler 5 yıldızlık bir gösteri yaptı Varşova'da bu gece. Koreografi müthiş oldu da, Dortmund'lu ultralar kaşınınca deplasman tribüne geçmek isteyen Legia Varşova taraftarı ile stad güvenliği arasında "bibergazı" savaşları çıkmış. Umarım yakılan meşalelere, çıkan olaylara UEFA ceza vermez, zira 2 Kasımda Real Madrid ve 7 Aralıkta Sporting Lizbon ile içerde oynayacaklar. Real maçı günü bin küsür liralara uçak bileti var ama Sporting maçı için 300 lira gidiş-geliş bilet satıyor internet siteleri. Tribün gibi tribün görmek için neden gitmeyelim...



Blog Widget by LinkWithin