"Bunu defalarca söyledim. Yine söyleyeceğim. Söylemekten hiç sıkılmayacağım. Galatasaray'ı çok seviyorum. Galatasaray armasını her zaman koruyacağım. Bu armayı korumak için her zaman elimden geleni yapacağım. Takım arkadaşlarım için, Galatasaray için mücadeleyi asla bırakmayacağım. Çünkü ben Galatasaray'ı çok seviyorum." diyen bir topçunuz varsa, rakibi de yenersiniz, hakemi de yenersiniz, federasyonu da...
Şampiyonluk yolunda geçen hafta Fenerbahçe'nin Rize'ye iki puan kaybetmesi ve Galatasaray'ın da Ankara'da Gençlerbirliği'ni yenmesi sonrası puan farkının tekrar dörde çıkması ile Kadıköy ekibinin tek şansı kalmıştı: Galatasaray'ı Sami Yen'de yenmek. Düşünülmesi bile zor bir hedefti bu da işi kolaylaştırmak için ligin ilk yarısında Kadıköy'de koskoca 40 dakika Galatasaray lehine tek bir faul dahi çalamayan ve İstanbul derbilerinde Fenerbahçe'nin "kadrolu" hakemi olan Yasin Kol seçilmişti. O da yetmez gibi VAR ekranına da Ömer Faruk Turtay'ın asistanlığına Türkiye'ye "coğrafi ofsayt" kavramını sokan Abdullah Buğra Taşkınsoy verilmişti. Galatasaray yönetimi Federasyonla tüm ilişkileri askıya almıştı, Yasin Kol'u istemiyordu da rakip takımdan "Bu hakemi istemiyoruz" diye bir cümle duyan olmamıştı nedense. Bu "ahval ve şerait" içinde yapılacak tek bir şey kalıyordu: Sami Yen'e çıkıp, full motive bir şekilde, hem rakibi hem de hakemi yenmek. Kolay mı olacaktı. Hayır...
Nasıl ki cemrenin düşmesi baharın müjdecisi olarak kabul edilir "Kapalıya güneşin vurması" da Galatasaray taraftarı için şampiyonluğun habercisidir ve pazar günü de yazdan kalma bir havada sarı kırmızılı bayrakların dalgalandığı karşı tribünün yarısı gölgede yarısı güneşin pırıltısı altındaydı. Tribün inanmıştı, maça konsantre olmuş, maç öncesi "mazot alım" işini asgariye indirmişti. Deplasman tribünü de dolmuştu da yağmur çamur, yaz kış, İstanbul Anadolu demeden takımının peşinde koşan Fenerbahçeliler en arzu ettikleri maça bilet bulamazken, magazin ünlüleri onların yerine Sami Yen'de olacaklarını çektikleri selfilerle gösteriyorlardı, ellerinde yakmayı bilip bilmedikleri şüpheli meşalelerle...
İki sene evvel Mert Hakan Yandaş'a sataşan, "Burası bizim evimiz" diyerek horozlanan, Galatasaray ile şampiyonluk kutlarken şimdi formasını giydiği takıma "analı bacılı küfüler başlatan" Kerem Aktürkoğlu da ısınmaya çıktığında yoğun tepki alırken Galatasaray taraftarından, maç sonu "utanç verici bir mağlubiyet yaşadık" diyen İsmail Yüksek ile ultrAslan tribününe gidip, akıllarınca ortalığı gereceklerdi de "hayvan terliydi", onları kaale alan bile olmadı zira Galatasaray taraftarı haftalar sonra ilk onbirde başlayacak Osimhen'le coşuyordu, hafta içi kupa maçında hatalı gol yiyen Günay'ı motive ediyordu, 200. maçına çıkan Barış Alper'i alkışlıyordu...
"Haftada bir maç oynayan Galatasaray" tehlikesi diye bir şey vardır, bir de rotasyonu bırakmış, esas onbirle oynayan Galatasaray... Geçen sene ligde Beşiktaş'a mağlup olduktan sonra kupada Fenerbahçe'de deplasmanında oynayan takımı hiç değiştirmeden şampiyon olmuştu Galatasaray, ligin son haftaları için de "onu bunu mutlu etmek" yerine kazanacak takımı sahaya sürüyordu Okan Buruk: Kalede Uğurcan, sağ bek Sallai, stoperde Sanchez-Abdülkerim, sol bek Jakobs, onların önünde Lemina ve Torreira ve ilerde Sane, Yunus, Barış ile golcü Osimhen... Sakatlık ve cezalı olmaması halinde ligi bitirecek oyuncular bunlardı...
Geldiğinden beri ülke futbolunun pek alışık olmadık bir tarz sergileyen ve saha dışı polemiklere girmeyip sadece oyuna odaklanan ve Kadıköy'deki maçtan sonra yaptığı gibi pazar gecesi de maç bitiminde Galatasaray'ın büyüklüğü ve gücünü çekinmeden vurgulayacak olan Tedesco, en büyük silahı Assensio'nun yokluğunda elindeki en iyi takımı sahaya sürmüş lakin tek bir sıkıntı göze çarpıyordu, orta sahasında Kante ve Guendouzi yetersiz kalacaktı Galatasaray karşısında, zira Talisca onlara yeterli desteği veremeyecekti. Öyle de oldu...
Maçlar genelde iki takımdan birinin atakları ile başlar da pazar gecesi derbide "esas oğlan" Yasin Kol'du. Önce Guendouzi'nin kendini balıklama atmasına faul verdi, kullanılan serbest atışta "mevzu" arayan Oosterwolde'nin Uğurcan'a dirseğinde çıkan itiş kakışta iki topçuya da sarı kart gösterdi. Aslında dördüncü dakikada maçın fragmanı Sami Yen'e yansımıştı: Yasin Kol cebindeki kart silahını maç içinde bolca kullanacak, Fenerbahçeliler ortalığı gerip Galatasaray'ın sahaya odaklanmasını bozmaya çalışacak ve Oosterwolde'nin arkadaşlarını itmesine seyirci kalmayan ve anında reaksiyon gösteren Galatasaraylılar, bu arzu ve isteği maça da yansıtacaklar...
Galatasaray'ın iç sahadaki baskılı oyununu durdurmaya çalışan Fenerbahçe kaptığı toplarla genç Cherif'i savunma arkasına kaçırmaya çalışırken, Davison'un dikkatsizliği ile bir de penaltı buluverdi. Penaltı haklı karardı ama Yasin Kol'un yine orta saha yakınından bu pozisyonu süzmesi "şahaneydi!", düdüğü çalmasa şaşardık, şaşırtmadı... Topun başına Talisca geçerken, herkes hangi köşeye atacağını biliyordu, Uğurcan da, ve Brezilyalı farklı davranmadı da bu sefer kaleyi de tutturamadı. Takım arkadaşı penaltı atarken dua eden Kerem'e de cevabı sezon boyunca kazanılan haksız puanlara karşılık "ilahi adalet" olarak çok geçmeden veriliyordu.
Skriniar'ın Barış'a dirseğini görmeyen Yasin Kol'un Semedo'nun Barış'ı düşürmesine avantaj deyip, devamında sarı kart vereceğini beklemek saflık olurdu, beklemedik de. Zaten gördüğünü cesurca çalabilseydi, orada Semedo sarı kart alır, ikinci devre de Barış'ın yüzüne vurduğu için oyundan atılırdı, aynen Skriniar'ın ikinci yarı Sallai'ye topsuz alanda vurması sonrası olacağı gibi.
Maçta dakikalar 38i gösterirken, Osimhen ceza sahası kenarında Oosterwolde tarafından düşürüldü, karar oyna devamdı ki VAR yine "üç maymunu" oynadı. Ama bu sezonun adı "İlahi Adalet" olacak şekilde dönüşündeki taç atışında Galatasaray Osimhen ile golü buldu, hem de haftalar önce "Dizinden ameliyat oldu, futbol oynaması sıkıntılı" diye algı yapılan diziyle attı golü Nijeryalı topçu. Futbol tanrıları devreye girmedi diyen olabilir mi? Gol sevinci de ikonikti, kameralara kolunu gösterirken, ağlama işareti yapıyor ve hafta başında Federasyona Osimhen'in alçısını şikayet edenlere selam çakıyordu...
Topçuların bu resitalde öne çıkmasına müsaade eder miydi Yasin Kol? Gol sonrası santraya gerisi geri giden Yunus yanlışlıkla kendisine çarptı ve özür dilerken sarı kartı gördü. Yine flaşlar Yasin'in üzerindeydi...
Golün coşkusuyla baskıyı arttıran Galatasaray Yunus'un volesiyle ikinci bulamazken, 6 dakikalık uzatmanın verildiği anlarda da bir kaç "geçiş" oyununda da ağır kalarak skorbordu değiştiremedi. Deplasman takımı için ise Talisca'nın direği sıyıran şutu penaltı sonrası ikinci tehlikeydi ilk devrede.
Derbilerde soyunma odalarında yaşanılan atmosferi hep merak etmişimdir, orada olmak istemişimdir ve pazar gecesi de Galatasaray soyunma odasının barut fıçısı gibi olduğuna eminim ki ikinci yarıya da alev alev başladı sarı-kırmızılılar. Barış'ın şutunda Osimhen ikinci golü attı, ofsayt bayrağı kalkıyordu, sonrasında Sane'nin Guendouzi ve Kante'yi birbirine dolayıp şık pasında Torreira fileleri havalandırdı, ilk devre "uyuyan" var uyandı, ofsayt kararı verdi, coğrafik miydi, felsefik miydi acaba bilemedik.
Köşeye sıkışmış böksör misali Fenerbahçe kendisini tüm hatlarıyla savunurken, Galatasaray "vurdukça vuruyordu", nakavt yapacağı pozisyonu arıyordu ki Barış'ın orta sahadan ters kanattaki Sane'ye attığı şahane pasla başlayan atakta Alman topçu yine kadife bir dokunuşla Yunus'u pozisyona soktu ve Yunus Oosterwolde'ye unutamayacağı bir doğum günü hediyesi veriyordu. "Artık ben de sizi kurtaramam" der gibi Yasin Kol şaşırtıcı bir şekilde penaltı noktasını gösteriyordu. Evet, 2001 yılından beri ilk defa Galatasaray kendi sahasında Fenerbahçe derbisinde penaltı kazanmıştı. Yasin Kol adını bir kez daha tarihe yazdırmıştı...
Talisca eski takımına karşı gol atma şansı yakalayan Kerem'e penaltıyı vermemişti ama daha önce Fenerbahçe'ye gol atmamış ve 200. maçına çıkma şerefine ulaşan Barış'a penaltıyı atması için topu veriyordu Osimhen. "Galatasaray bir halatı hep birlikte çekenlerin; hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır" değil mi? Barış farkı ikiye çıkaracaktı da Ederson kalesine geçmiyordu, oyalanıyordu, Yasin Kol'u dinlemiyordu ve bir de hakemin Türkçe dışında başka bir dil bilmediğinden bir şeyler mırıldanıyordu. Keçiören'den Galatasaray'a transfer olur olmaz ilk yaptığı şey İngilizce dersi almak olan Barış Alper, Ederson'un dediklerini Yasin Kol'a çevirince hakem de Brezilyalı kaleciye ikinci sarı kartı çıkarıyordu. Devamı ise komedi: Ederson yine Yasin Kol'un kulağına kafasını uzatıyor, hakem AVM güvenlikçiliği yaptığı günleri hatırlayarak kafasıyla Ederson'a vuracağı esnada TFF'de hakem olarak çalıştığını anımsıyordu... Sahne az kalsın Tarantino filmlerine dönecekti de araya girenler filan olunca, ortalık duruldu, kaleye Mert geçerken, Talisca ve Kerem "boynu bükük" oyundan çıkıyordu. İlahi adalet dedik ya, bir zamanlar Barış'a penaltı attırmayan Kerem "hiçleri" oynarken, Barış ise Süper Ligde on asistinin yanında sekizinci golünü atarak kariyer sezonunu yaşıyordu. (Toplamda 12 gol 13 asist)
Golden sonra Yunus ile Lang yer değiştirirken, Sane'nin ortası az kalsın üncü gol olarak filelerle buluşayazıyordu. 78de Barış'ın ortasında Osimhen'in kafasını çıkarıyor Mert, üç dakika sonrasında kornerden sekip önüne düşen topa dömivole vuran Osimhen'e bir kez daha geçit vermeyen Mert Günok, devamında Lang'ın kullandığı korner atışında topu elinden sektirince Torreira fileleri üçüncü kez havalandırıyordu. Okan Buruk'un takımı Fenerbahçe'ye bir kez daha üç gol atmıştı...
Lemina,Barış ve Jakobs'un çıkıp Icardi, İlkay ve Eren'in girmesiyle takıma taze kan verip, tecrübe katan Okan Buruk, oyuncularına sık sık dördüncü golü aramaları için talimatlar yollasa da koca bir sezonun yorgunluğu ve şampiyonluğun kıyısına gelinmenin rahatlığı ile sarı-kırmızılılar bolca topa hakim olup, vakti öldürmeyi yeğlediler ki taraftarın en sevdiği anlardır "oley" çekmek, tribünleri mutlu ettiler ama rakip prestij golü peşindeydi, İsmail ile denedi Uğurcan izin vermedi, İlkay'ın hatalı pasında Cherif karşı karşıya kaldı auta attı.
Bir çok itiş kakışın olduğu ikinci devreye de 6 dakika uzatma veren Yasin Kol (Bir kaç hafta önce Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin ikinci yarısında hiç bir tartışma ve VAR müdahalesi olmamasına rağmen 8 dakika uzatma vermişti) Osimhen'in yüzüne top atan ve kırmızı kart görmesi gereken Mert Müldür'e sarı kart verip, Osimhen'e de sarı vererek en sevdiği işi yapıp, maçı sonlandırıyordu. Sonrası ise Ali Sami Yen'de bayram havası... "Fener Ağlama" çalıyor, Kerem Aktürkoğlu'nun Galatasaray'dayken kullandığı "Böylesi bence daha güzel oldu, daha tatlı oldu çünkü biraz umut vermek güzel oldu herkese" sözleri dev ekranlara yansıtılıyor, derbinin kazanılması ve farkın yediye çıkması coşkusu doyasıya yaşanırken, Icardi orta sahada üçlü çektiriyordu...
Her şey güzeldi, ama lig daha bitmemişti ve bu satırları yazdığım dakikalarda Trabzon'un da Konya'da kaybetmesi ile hafta sonu oynanacak Samsunspor deplasmanı Galatasaray için şampiyonluğu ilan etme maçı olacak. Çarşamba günü Ali Sami Yen'de taraftara açık yapılacak antrenmanla motive olup Karadeniz'den şampiyonlukla dönecektir bu oyuncular, bunu çoktan hak ettiler...
Stat: RAMS Park
Tarih:26/04/2026
Hakemler: Yasin Kol, Abdullah Bora Özkara, Bahtiyar Birinci VAR: Ömer Faruk Turtay
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Wilfried Singo dk. 85), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 82), Mario Lemina (Mauro Icardi dk. 82), Lucas Torreira, Leroy Sane, Yunus Akgün (Noa Lang dk. 68), Barış Alper Yılmaz (İlkay Gündoğan dk. 82), Victor Osimhen
Yedekler: Günay Güvenç, Gabriel Sara, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Sacha Boey
Teknik Direktör: Okan Buruk
Fenerbahçe: Ederson Moraes, Nelson Semedo (Mert Müldür dk. 84), Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Archie Brown (Levent Mercan dk. 84), N’Golo Kante, Matteo Guendouzi, Dorgeles Nene (Anthony Musaba dk. 71), Anderson Talisca (Mert Günok dk. 65), Kerem Aktürkoğlu (İsmail Yüksek dk. 66), Sidiki Cherif
Yedekler: Çağlar Söyüncü, Fred Rodrigues, Yiğit Efe Demir, Marco Asensio, Oğuz Aydın
Teknik Direktör: Domenico Tedesco
Goller: Victor Osimhen (dk. 40), Barış Alper Yılmaz (dk. 67 pen.), Lucas Torreira (dk. 83) (Galatasaray)
Kırmızı kart: Ederson Moraes (dk. 62) (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Uğurcan Çakır, Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Victor Osimhen (Galatasaray), Jayden Oosterwolde, Archie Brown, Matteo Guendouzi, Mert Müldür (Fenerbahçe)




















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder