Dakikalar 23.43 gösteriyor ve Wirtz'in zayıf ortasını Jakobs kapıp, orta saha yakınındaki Sara'ya yolluyor. Galatasaray'ın Brezilyalısı kendine has vücut çalımı ile rakibini geçmişken, Gravenberch kolundan çekiyor lakin hakem Raczkowski oralı olmayınca ev sahibi Galatasaray kalesine gelip, maçtaki ilk köşe vuruşunu kazanıyor. Sonrası Konate'nin Sallai'ye faulu de "görmezden" gelinince Liverpool aradığı golü atmış oluyor...
Koskoca 25 dakika Ekitike'nin cılız şutu dışında pozisyonu olmayan Liverpool bu şekilde tura ortak ediliyor...
Maç yazısını belki de kimsenin bahsetmediği, lakin maçın da kırılma anı olan pozisyon ile açmak istedim... Galatasaray'ın Liverpool'a 4-0 kaybettiği ve Şampiyonlar Liginden elendiği maçı bir hafta sonra tekrar izleyip, maç yazısını yazarken, bu anda dondum kaldım...
Ev sahibi olmanın avantajıyla Liverpool baskılı başlamıştı da Galatasaray da topu rakibe vermesine rağmen iyi direniyordu ki Osimhen'in şansız sakatlığı meydana geldi. O andan sonra Nijeryalı golcünün sadece adı vardı sahada, kendisi maalesef yoktu da olayın sıcaklığı ile kimsenin aklına "kırık" olacağı gelmedi, Osimhen de kolay pes eden topçu değildi, bırakmadı maçı...
10 kişi "gibi" oynayan Galatasaray pozisyon dahi vermezken Liverpool'a, Marciniak'ın yerine sahaya çıkan Raczkowski bu seviyenin hakemi olmadığını gösteriyordu. Saha kenarında Arne Slot'un "şaklabanlıklarına" destek verircesine maç yönetiyordu Polonyalı hakem. Öyle ki Frimpong'un Lemina'ya dirseğine, Mac Allister'in Torreira'nın ayağına basmasına, Gravenberch'in Sara'yı çekmesine, Konate'nin Sallai'yi tutmasına ve 29. dakikada Barış'ın topu atmış kanattan yardırırken Kanote tarafından çekilmesine faul dahi çalamıyordu. Hal böyle olunca iş Kadıköy derbisindeki Yasin Kol'un koskoca bir ikinci devre Galatasaray lehine faul çalamamasına benzemişti.
Galatasaray lehine faul çalamayan Polonyalı hakem devre biterken ne de kolayca penaltı veriyordu ev sahibi lehine, o da inanmıyordu penaltıya ki 3-4 saniye duraklayıp düdüğü üflemişti... Penaltı basitti de Salah kolayı başaramadı, ya da başka ifadeyle Uğurcan topu çıkarıyordu...
İlk yarı gol avantajı ve Osimhen'i kaybeden Galatasaray ikinci devreye Lang ve Sane'yi oyuna alarak başladı, maçta da dengeyi sağladı, sol kanattan Barış ve Lang'ın ataklarıyla tehlikeler yaratıyordu ki Alisson'un kalesinde, Salah'a atılan bir ara top, onun da pasıyla Ekitike iki maçtır mağlup edemediği Uğurcan'ı geçiyordu. Sonrası ise Galatasaray'ın klasik deplasman hastalığı: soğukkanlığı kaybedip, panikle birlikte kalesinde pozisyon verme. İki dakika sonra Salah'ın şutu bir kez daha çıkaran Uğurcan, dönen topta Gravenberch'in golünü çaresizce seyrederken, Singo da kendi kalesine atıyor bir kaç dakika sonra ama VAR ofsayt kararı veriyordu.
Okan Buruk'un oyuncu değişiklikleri de rakibi durduramıyor, Liverpool "moral olarak çöken" rakibinin üzerine geliyor, Uğurcan tek başına direniyor ama Salah illaki gol atmaya niyetli olunca 62deki plasesine dokunsa da başarılı kaleci golü engelleyemiyor ve skorbordda fark dörde çıkıyordu...
Osimhen'in sakatlığına üzülürken bir de Noa Lang'ın parmağının reklam panolarına sıkışması sonrası sedye ile sahada çıkarılması gecenin acı hesabını daha da katlıyordu... Ve bu sakatlık sonrası herkes de moraller bozulurken, maç Galatasaray adına bitse de gitseğe dönerken, Liverpool farkı da arttırmak istedi ama karşılarında Uğurcan vardı, arzu ettiklerini yapamadılar...
Berbat gecenin kötüleri arasında en başta maçın hakemi Raczkowski yer alırken, Arne Slot'un yaptıkları ise bir Hollandalıya asla yakışmıyordu, Cruyff bu maçı seyretmiş olsaydı kendisiyle aynı nüfus kağıdını paylaşmaktan utanç duyardı. Öte yandan maçta "kasap" gibi önüne geleni biçen Konate'nin yere düşen Lang'ı kaldırmaya çalışan Frimpong'u çekmesi ve Icardi'yi Lang'ın sakatlandığı reklam panolarına doğru itmesi ise "karakterini" sergilemekteydi.
Şampiyonlar Liginde tüm İngiliz takımlarının saf dışı kalması sonrası Liverpool'u UEFA'nın koruduğunu söylemek belki komplo teorisi olarak görülebilir de sakat olan Marciniak'ın bu maça atanması ve Galatasaray taraftarına verilen deplasman cezasını düşününce komplonun gerçeğe dönüşmediğini kim iddia edebilir ki?
Gönül ister ki hep kazanalım lakin bu oyunda kaybetmek de var ve Galatasaray Liverpool'da kaybederek bu sezonki Şampiyonlar Ligi macerasına sonlandırdı lakin geriye bakıldığında kazandığı maçlar ve sergilediği performans ile alkışı da hak ederek veda etti devler arenasına... Şimdilik bu filme reklam arası vermiş olalım, seneye kaldığımız yerden devam ederiz...
Stat: Anfield
Tarih:18/03/2026
Hakemler: Pawel Raczkowski, Tomasz Listkiewicz, Adam Kupsik VAR:Marco Di Bello
Liverpool: Alisson, Jeremie Frimpong (Curtis Jones dk. 67), Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez, Ryan Gravenberch (Trey Nyoni dk. 89), Alexis Mac Allister, Dominik Szoboszlai, Mohamed Salah (Cody Gakpo dk. 74), Florian Wirtz (Rio Ngumoha dk. 89), Hugo Ekitike (Federico Chiesa dk. 89)
Yedekler: Mamardashvili, Freddie Woodman, Joe Gomez, Andrew Robertson, Amara Nallo, Kieran Morrison
Teknik Direktör: Arne Slot
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Noa Lang dk. 46, Mauro Icardi dk. 80), Wilfried Singo, Abdülkerim Bardakcı (Eren Elmalı dk. 73), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Yunus Akgün dk. 60), Mario Lemina, Roland Sallai, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Leroy Sane dk. 46)
Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Kaan Ayhan, İlkay Gündoğan, Yaser Asprilla, Gökdeniz Gürpüz, Ahmed Kutucu
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Dominik Szoboszlai (dk. 25), Ekitike (dk. 51), Gravenberch (dk. 53), Mohamed Salah (dk. 62) (Liverpool)

.png)










Hiç yorum yok:
Yorum Gönder