24 Mart 2026 Salı

Liverpool:4-0:Galatasaray


Dakikalar 23.43 gösteriyor ve Wirtz'in zayıf ortasını Jakobs kapıp, orta saha yakınındaki Sara'ya yolluyor. Galatasaray'ın Brezilyalısı kendine has vücut çalımı ile rakibini geçmişken, Gravenberch kolundan çekiyor lakin hakem Raczkowski oralı olmayınca ev sahibi Galatasaray kalesine gelip, maçtaki ilk köşe vuruşunu kazanıyor. Sonrası Konate'nin Sallai'ye faulu de "görmezden" gelinince Liverpool aradığı golü atmış oluyor...

Koskoca 25 dakika Ekitike'nin cılız şutu dışında pozisyonu olmayan Liverpool bu şekilde tura ortak ediliyor...


Maç yazısını belki de kimsenin bahsetmediği, lakin maçın da kırılma anı olan pozisyon ile açmak istedim... Galatasaray'ın Liverpool'a 4-0 kaybettiği ve Şampiyonlar Liginden elendiği maçı bir hafta sonra tekrar izleyip, maç yazısını yazarken, bu anda dondum kaldım...


Ev sahibi olmanın avantajıyla Liverpool baskılı başlamıştı da Galatasaray da topu rakibe vermesine rağmen iyi direniyordu ki Osimhen'in şansız sakatlığı meydana geldi. O andan sonra Nijeryalı golcünün sadece adı vardı sahada, kendisi maalesef yoktu da olayın sıcaklığı ile kimsenin aklına "kırık" olacağı gelmedi, Osimhen de kolay pes eden topçu değildi, bırakmadı maçı...


10 kişi "gibi" oynayan Galatasaray pozisyon dahi vermezken Liverpool'a, Marciniak'ın yerine sahaya çıkan Raczkowski bu seviyenin hakemi olmadığını gösteriyordu. Saha kenarında Arne Slot'un "şaklabanlıklarına" destek verircesine maç yönetiyordu Polonyalı hakem. Öyle ki Frimpong'un Lemina'ya dirseğine, Mac Allister'in Torreira'nın ayağına basmasına, Gravenberch'in Sara'yı çekmesine, Konate'nin Sallai'yi tutmasına ve 29. dakikada Barış'ın topu atmış kanattan yardırırken Kanote tarafından çekilmesine faul dahi çalamıyordu. Hal böyle olunca iş Kadıköy derbisindeki Yasin Kol'un koskoca bir ikinci devre Galatasaray lehine faul çalamamasına benzemişti.


Galatasaray lehine faul çalamayan Polonyalı hakem devre biterken ne de kolayca penaltı veriyordu ev sahibi lehine, o da inanmıyordu penaltıya ki 3-4 saniye duraklayıp düdüğü üflemişti... Penaltı basitti de Salah kolayı başaramadı, ya da başka ifadeyle Uğurcan topu çıkarıyordu... 

İlk yarı gol avantajı ve Osimhen'i kaybeden Galatasaray ikinci devreye Lang ve Sane'yi oyuna alarak başladı, maçta da dengeyi sağladı, sol kanattan Barış ve Lang'ın ataklarıyla tehlikeler yaratıyordu ki Alisson'un kalesinde, Salah'a atılan bir ara top, onun da pasıyla Ekitike iki maçtır mağlup edemediği Uğurcan'ı geçiyordu. Sonrası ise Galatasaray'ın klasik deplasman hastalığı: soğukkanlığı kaybedip, panikle birlikte kalesinde pozisyon verme. İki dakika sonra Salah'ın şutu bir kez daha çıkaran Uğurcan, dönen topta Gravenberch'in golünü çaresizce seyrederken, Singo da kendi kalesine atıyor bir kaç dakika sonra ama VAR ofsayt kararı veriyordu. 

Okan Buruk'un oyuncu değişiklikleri de rakibi durduramıyor, Liverpool "moral olarak çöken" rakibinin üzerine geliyor, Uğurcan tek başına direniyor ama Salah illaki gol atmaya niyetli olunca 62deki plasesine dokunsa da başarılı kaleci golü engelleyemiyor ve skorbordda fark dörde çıkıyordu...


Osimhen'in sakatlığına üzülürken bir de Noa Lang'ın parmağının reklam panolarına sıkışması sonrası sedye ile sahada çıkarılması gecenin acı hesabını daha da katlıyordu... Ve bu sakatlık sonrası herkes de moraller bozulurken, maç Galatasaray adına bitse de gitseğe dönerken, Liverpool farkı da arttırmak istedi ama karşılarında Uğurcan vardı, arzu ettiklerini yapamadılar...

Berbat gecenin kötüleri arasında en başta maçın hakemi Raczkowski yer alırken, Arne Slot'un yaptıkları ise bir Hollandalıya asla yakışmıyordu, Cruyff bu maçı seyretmiş olsaydı kendisiyle aynı nüfus kağıdını paylaşmaktan utanç duyardı. Öte yandan maçta "kasap" gibi önüne geleni biçen Konate'nin yere düşen Lang'ı kaldırmaya çalışan Frimpong'u çekmesi ve Icardi'yi Lang'ın sakatlandığı reklam panolarına doğru itmesi ise "karakterini" sergilemekteydi.

Şampiyonlar Liginde tüm İngiliz takımlarının saf dışı kalması sonrası Liverpool'u UEFA'nın koruduğunu söylemek belki komplo teorisi olarak görülebilir de sakat olan Marciniak'ın bu maça atanması ve Galatasaray taraftarına verilen deplasman cezasını düşününce komplonun gerçeğe dönüşmediğini kim iddia edebilir ki?

Gönül ister ki hep kazanalım lakin bu oyunda kaybetmek de var ve Galatasaray Liverpool'da kaybederek bu sezonki Şampiyonlar Ligi macerasına sonlandırdı lakin geriye bakıldığında kazandığı maçlar ve sergilediği performans ile alkışı da hak ederek veda etti devler arenasına... Şimdilik bu filme reklam arası vermiş olalım, seneye kaldığımız yerden devam ederiz...

Stat: Anfield

Tarih:18/03/2026

Hakemler: Pawel Raczkowski, Tomasz Listkiewicz, Adam Kupsik VAR:Marco Di Bello

Liverpool: Alisson, Jeremie Frimpong (Curtis Jones dk. 67), Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez, Ryan Gravenberch (Trey Nyoni dk. 89), Alexis Mac Allister, Dominik Szoboszlai, Mohamed Salah (Cody Gakpo dk. 74), Florian Wirtz (Rio Ngumoha dk. 89), Hugo Ekitike (Federico Chiesa dk. 89)

Yedekler: Mamardashvili, Freddie Woodman, Joe Gomez, Andrew Robertson, Amara Nallo, Kieran Morrison

Teknik Direktör: Arne Slot

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey (Noa Lang dk. 46, Mauro Icardi dk. 80), Wilfried Singo, Abdülkerim Bardakcı (Eren Elmalı dk. 73), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Yunus Akgün dk. 60), Mario Lemina, Roland Sallai, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz, Victor Osimhen (Leroy Sane dk. 46)

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Kaan Ayhan, İlkay Gündoğan, Yaser Asprilla, Gökdeniz Gürpüz, Ahmed Kutucu

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Dominik Szoboszlai (dk. 25), Ekitike (dk. 51), Gravenberch (dk. 53), Mohamed Salah (dk. 62) (Liverpool)

14 Mart 2026 Cumartesi

Galatasaray:3-0:Başakşehir


Aslanın dişine kan değmişti dün gece Fenerbahçe'nin lig sonuncusu Karagümrük karşısında kaybetmesi ile... Mayıslar bizim demek için, dört sene üst üste şampiyonluk rekorunu egale etmek için sayılı maçlar kalmışken, Ali Sami Yen cehenneminde Başakşehir'i konuk edecekti...

Abdülkerim ve Sane cezalıydı, üstelik teknik direktörü de saha kenarında olmayacaktı ama dedik ya, üç puan alınmalıydı, alınacaktı da...


Okan Buruk saha kenarında yoktu ama "Liverpool karşısında topçularım yoruldu" diyerek rotasyon peşinde koşmayıp, "güvendiği ve hazır olan" kadrosunu sürmüştü sahaya. Kalede Uğurcan yer alırken, Sallai ve Eren bek, cezalı Abdülkerim'in yerine Sanchez'in partneri Singo olacaktı. Torreira ve Sara savunma önünde pozisyon alırken, gol arayacak isimler de Barış, Yunus, Lang ve Osimhen olacaktı... Kenarda da Icardi, Lemina, İlkay, Boey ve Jakobs gibi oyuncular da vardı.


Hafta içi Liverpool maçı başlamadan önce Osimhen'e yapılan dev pankart ile Nijeryalı golcü göz yaşlarına boğulurken, bu sefer de Torreira'nın kalbine dokunuyordu Galatasaray taraftarı. Sadece Uruguaylıyı da değil, tüm topçulara yönelik "Yediden yetmişe bütün aile gurur duyuyor sizlerle" yazan pankart vardı. Yaşlılar haftası nedeniyle çocuklar yerine abiler-ablalarla maça çıkan iki takım alkışı alırken, Liverpool maçında yapılan Osimhen pankartını diken teyzeler de Osimhen'le birlikteydi seramonide.


İlk tehlikeli atak konuk Başakşehir'den gelirken, sonrasında Eren'in pasında Sara'nın vuruşu auta gidiyordu. Nuri Şahin Galatasaray'ı iyi etüt etmiş, ev sahibinin baskısını kaleciden başlayan toplarla pas yaparak kırıyordu da Galatasaray'ın ataklarında da iyi kapanıp, kalesinde pozisyon vermiyordu. Öte yandan Sanchez ve Singo'nun arkasına attığı toplarla pozisyon arıyordu, bu ataklarda da Yusuf'la bir kaç tehlikeli pozisyon buldu da Uğurcan yine kalesini gole kapamıştı.

Uğurcan'ı uzun toplara zorlayan Başakşehir, ev sahibini belki durdurmuştu ama Juventus, Liverpool'un durduramadığı Barış'ı Ebosele mi durduracaktı? Galatasaray sağ kanattan zorlarken rakibini, en tehlikeli atak da 25 dakikada Eren'in sol kanattan getirip penaltı noktası üzerinde Yunus'a yolladığı topla geldi de kaptanlık bandını takma gururu yaşayan Yunus topu auta yolluyordu.

28'de Barış'ın kavalında krampon izleri bırakan Ebosele kırmızı görmezken, maçın ileri dakikalarında atılacağı sinyalleri verdi ki, bir 28 dakika daha oynadıktan sonra oyundan atılıyordu.

İlk yarım saat ortada geçen oyundan sonra Galatasaray'ın atakları gelmeye başladı, özellikle Sara'nın şutları kaleyi tutmazken, Lang'ın ortasında Singo'nun en tepeye çıkıp kafayı vurması direkle sonuçlanırken, Sanchez fileleri havalandırıyor ama yardımcı hakem ofsayt bayrağı kaldırıyordu. 4 dakika sonra Lang'ın bir başka köşe vuruşunda Osimhen boş pozisyonda olduğu halde kafayla auta atıyordu topu. Yine sonrasında Torreira'nın topu kapıp, Barış-Sara ortaklığında meşin yuvarlak yine üç direğin arasından geçmiyordu.


Golsüz biten ilk devre sonrası Galatasaray ikinci kırk beş dakikaya "fırtına" gibi başladı, Sallai'nin füzesini Muhammed harika çıkarırken, Yunus'un savunma arkasına topunda Barış kaleyi ıskalıyordu. Başakşehir'in ikinci devre ilk ve tek atağında kanattan yerden yapılan ortada Selke topa dokunamazken, sonrasında Ebosele'nin Sallai'nin ayağına basması sonrası oyundan atılıp kazanılan serbest vuruşta Singo Galatasaray forması ile ilk golünü atıyordu. 


Bir kişi eksik rakibini kalesine hapsetmiş olan Galatasaray ikinci gol için "haldır haldır" gelirken, Barış'ın sol ayağıyla ortasında Osimhen ceza sahası çaprazından öyle bir "dömivole" vurdu ki, üst direk fena halde sarsılırken, Puşkaş Yılın Golü ödülü de kaçıyordu. Ama Osimhen'in üzülmesi çok uzun sürmedi, iki dakika sonra Yunus'un ara pasında Osimhen iyi kontrol etti ve şutu farkı ikiye çıkarıyordu...



Fark ikiye çıkınca, rakip de çok gelemeyince Uğurcan'ın kalesine İrfan hoca değişikliklere başladı, Boey, İlkay, İcardi, Kaan ve Nhaga oyuna dahil oldu ve Galatasaray taraftarı yine başladı genç topçuyu her topla buluştuğunda alkışlamaya. Bu alkışlar da bitime beş dakika kala Lang'ın Yunus'u savunma arkasına kaçırması sonrası Yunus'un Nhaga'ya al da at pası ile alkışlar gol sevincine dönüşüyordu. "Biz bir aileyiz" sadece bir cümle değildi, Nhaga'nın VAR kararını bekleme süreci ve hakemin orta noktayı göstermesi sonrası ortaya çıkan coşku ile vucüt buluyordu...

Zorlu fikstürde oynanan Başakşehir maçında fark üçe çıkmış, tribünlerin dört tarafında "sarı-kırmızı-şampiyon-cimbom" tezahüratları yükselirken, Eren'in ortasında Icardi'nin kafasını Muhammed iki hamlede zorla tutarken, bu gece tribünlere "Aşkın Olayım"ı söyletmiyordu...


Galatasaray taraftarı için güzelliklerle geçen maçın en şık hareketi de ilk devre Yusuf'un şutunda Uğurcan topu kornere atmışken, yardımcı hakemin aut göstermesi sonrası sarı kırmızılı file bekçisi hakemi uyarıp, pozisyonun korner olduğunu belirtiyordu... Bravo Uğurcan... Sadece son üç maçta kaleni gole kapamakla kalmadı, aynı zamanda "adamlığın" da kitabını yazdı...



Stat: RAMS Park

Tarih: 14/03/2025

Hakemler: Batuhan Kolak, Çağlar Uyarcan, Kerem Ersoy VAR: Abdullah Buğra Taşkınsoy

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sallai (Nhaga dk. 82), Sanchez, Singo (Kaan Ayhan dk. 79), Eren Elmalı, Torreira (Boey dk. 74), Sara, Barış Alper Yılmaz (İlkay Gündoğan dk. 74), Yunus Akgün, Lang, Osimhen (Icardi dk. 75)

Yedekler: Günay Güvenç, Jakobs, Ahmed Kutucu, Asprilla, Lemina

Teknik Sorumlu: İrfan Saraloğlu

Başakşehir: Muhammed Şengezer, Ömer Ali Şahiner, Duarte, Opoku, Ebosele, Kemen, Umut Güneş (Onur Ergün dk. 79), Yusuf Sarı (Onur Bulut dk. 59), Shomurodov (Crespo dk. 70), Brnic (Ba dk. 58), Selke (Bertuğ Yıldırım dk. 70)

Yedekler: Doğan Alemdar, Berat Özdemir, Nuno da Costa, Kaluzinski, Harit

Teknik Direktör: Nuri Şahin

Goller: Singo (dk. 57), Osimhen (dk. 66), Nhaga (dk. 84) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Ebosele (dk. 56) (Başakşehir)

11 Mart 2026 Çarşamba

Galatasaray:1-0:Liverpool


We Are Family and Family is Everything (Biz bir aileyiz ve aile her şeydir) yazarken bir kale arkasında, diğerinde de Liverpool'un dünyaca meşhur sloganı You'll Never Walk Alone (Asla yalnız yürümeyeceksin)'a atıfta bulunan You Are Alone in Sami Yen Hell pankartı beliriyordu. Ve başta hakem arkasında iki takımın topçuları Şampiyonlar Ligi marşını dinlemek için yeşil sahaya ayak basarken hemen karşılarında "The World Met Hell Here, Welcome To Hell" uyarısı beliriyordu... Şampiyonlar Liginin yeni formatında grupta birbiriyle eşleşen Galatasaray ve Liverpool bir kez daha Sami Yen'de kozlarını paylaşacaktı: Tarih tekerrür mü edecekti yoksa İngilizler Galatasaray'a karşı İstanbul'daki makus talihlerini yenecek miydi?


Handel'in 1727 yılında bestelediği Zadok the Priest bestesinden uyarlanan Şampiyonlar Liginin o ikonik müziği çalarken başta kaptan Abdülkerim olmak üzere Uğurcan, Sanchez, Lemina, Osimhen, Sara, Torreira, Jakobs, Singo, Lang ve Barış şeklinde sıralanan sarı-kırmızılılar arasında şüphesiz en duygulanan oyuncu Victor Osimhen'di, zira bir kaç hafta evvel bir internet sitesine yazmış olduğu hayat hikayesinde yaşadığı zorlukları anlatırken anne özlemini belirtmiş ve bu herkesi derinden yaralamışken Galatasaray taraftarı da annesinin ve kızının olduğu bir koreografi ile oyuncularına "Biz Bir Aileyiz" diyerek kucak açıyordu... Maçı anlatan spikerin dediği gibi Osimhen bu günü asla unutmayacaktır... Tıpkı yaşlısı genci bütün Galatasaray taraftarları gibi...


Eylül ayında 1-0 kaybettikleri maçta taraftarın yoğun tezahüratından etkilenen İngilizler, bu sefer "cehenneme" biraz daha alışıklardı ki Galatasaray'ı kendi silahıyla vurmayı seçmişlerdi: Rakip sahada çok adamla baskı kurup, kapılacak toplarla gol aramak. Gil Manzano'nun ilk düdüğü ile Ali Sami Yen'de taraftarın yarattığı "kulakları sağır eden" tezahürattan Liverpool'luların rahatsız olması beklenirken, Galatasaraylı topçuların "eli ayaklarına dolanıyordu" ki daha maçın skorbordu ikinciyi dakikaya geçmeden deplasman takımı öne geçecekti ki Wirtz boş kaleye topu yuvarlayamadı. Devamında yine Sanchez'ten, Torreira'dan, Singo'dan pas hataları derken, Galatasaraylıların hafızalarından silmek istedikleri bir 6 dakikalık süreç yaşanırken, bu kâbus tünelinden çıkış anahtarı Lang oluyordu.  Hollandalı teknik direktör Slot Barış Alper'i yakın markajla Kerkez'e durdurma emri vermiş ama ters taraftaki vatandaşını "hafife almanın" cezasını yediği golle öderken, Galatasaray'ın savunmadan çıkmakta zorlandığı dakikalarda Noa Lang nefes oluyordu. İşte yine Lang'ın kişisel gayretle taşıdığı top sonrası kazanılan köşe atışında, Sara ortaladı, Osimhen en yükseğe zıpladı ve kafa pasında Lemina "tekmeye kafa koyarak" maçın tek golünü kaydediyordu... İki yıla yakın süredir duran toptan gol yemeyen İngilizler bir ilki de tadıyordu...


Erken gol Liverpool'un oyun planını bozmadı, yine çok adamla oyunu Galatasaray yarı sahasına yıkmak istediler ama kaptırdıkları toplar yahut Singo ve Abdülkerim gibi savunmacıların orta sahayı topla geçmesiyle savunmalarında eksik yakalandılar ki 9. dakikada Osimhen'in kazandığı topta Barış pas vermede başarılı değilken, iki dakika sonra Jakobs'un ortasında Osimhen yine en yükseğe zıpladı, kafa vuruşu az farkla auta gidiyordu. İki takım çok dikkatli davranıyor, birbirini iyice tartıyordu ama pozisyonlar da yine basit hatalardan geliyordu ki deplasman ekibi uzun süre top çevirip, en boştaki Wirtz'i gördüğü bir anda Alman topçunun vuruşunu Uğurcan çeliyordu. Sonrasında Konate'nin uzaktan denemesi tribünlere giderken, Galatasaray'ın farkı ikiye çıkarma, belki de Liverpool'a Juventus "şoku" yaşatacak atakları peşi sıra gerçekleştiriyordu. Önce Lang'ın kavisli plasesini Gürcü kaleci eliyle değil şansına dirseğiyle kornere atarken, sonrasında Sara'nın ortasında Sanchez'in bomboş kafasını uçarak kornere çeliyordu Mamardashvili. Ve 5 dakika sonra Singo'nun kanattan yardırıp ortaladığı topu Konate Osimhen'e ikram etti de Victor'un sert vuruşu kaleyi tutmuyordu. İşte bu anlardan gelecek bir gol, belki de maçın Galatasaray adına kırılma noktası olacaktı.


Juventus maçlarında rakiplerini oyundan attıran Barış Alper, bu defa Kerkez'i de attıracaktı da İspanyol hakemler insaflıydı, sarı kartla cezalandırıyordu aşil tendona basılmasına ki maçtan sonra Slot yine ilk karşılaşmada olduğu gibi yine hakemden dert yanarken, bu pozisyondan bahsetmeyecektir.


İlk devrede olduğu gibi ikinci yarıya yine Liverpool baskılı başladı, Szoboszlai'nin şutunu Uğurcan çeldi, sonra ceza sahasında oluşan karambolde Mac Allister kaleyi tutturamazken, Galatasaray'ın ilk atağı Abdülkerim'in çaprazdan yan ağları sarsan sert şutuydu. Liverpool eşitlik ararken, Galatasaray ise savunmadan vurduğu uzun toplarla ikinci golü hedefliyordu ki, bunu da başardılar, Osimhen'in başlattığı atakta Lang ortaladı, Konate ıskaladı ve düşerken, Osimhen bomboş kaleye meşin yuvarlağı gönderiyordu ama yardımcı hakem topla alakası olmayan Barış için ofsayt bayrağı kaldırıyor ve Manzano da ona uyuyordu... Gol geçersizdi...


Ofsaytta kalarak golün geçersiz olmasına neden olan Barış, bir kaç dakika sonra Ekitike'ye al da at pası attı ki Uğurcan "ahtapotlaşmasa" Barış'ı çarmıha germek için bekleyenler davul zurna ile kutlama yapacaklardı. Sene başı transferin son günlerinde Trabzon'dan transfer edildiğinde "dudak bükenler" şimdi Uğurcan'ı avuçları patlarcasına alkışlarken, bu transferde ısrarcı olan Dursun Özbek de purosunu keyifle tüttürüyordur her kurtarış sonrası...


Kendi liglerinde köşe atışlarında rakip savunmayı ve kaleciyi "itip kakmaya" alışık olan İngilizler, bunu her pozisyonda yapmaya çalıştılar da İspanyol hakem dikkatliydi, özelikle kaleciye temaslara izin vermedi ama bir karambolde top Uğurcan'ı geçti lakin VAR hakemi Konate'nin elle temasını yakaladı, golü geçersiz kılıyordu. İlk maçın son dakikalarında kazandırdığı penaltıyı VAR engelleyen Konate, bu gece de takımının attığı golde bir kez daha VAR'a takıldı...


Lang ve Lemina'yı kenara alıp Yunus ve Sallai ile kuvvet tazeleyen Okan Buruk, yaptığı değişikliklerden de istediği sonucu aldı, zira Barış sol kanada geçince daha verimli oldu ve Galatasaray pozisyonlar da bulmaya başladı, önce Osimhen'in çaprazdan şutunu kaleci çıkarmışken Singo kaleyi tutturamıyor, ve bitime beş dakika kala Barış'ın yine kanattan sürüklediği topta Sara'ya topukla pasında Brezilyalı oyuncunun füzesi yine yağ ağlarda patlıyordu. 

Ekitike'nin auta giden kafası ile Gakpo'nun kaleyi tutmayan şutu deplasman ekibinin cılız atakları olarak istatistiklere geçerken, Jakobs'un dışarı giden gol denemesi de Galatasaray adına maçın son pozisyonu oluyordu.

Kaleci Uğurcan dahil bütün savunma elemanlarının sarı kart cezası sınırında oldukları bir maçı neredeyse kart görmeden tamamlamak üzereydi Galatasaray da Gil Manzano Sanchez'e faul dahi olmayan bir pozisyonda sarı kart çıkarıyor ve İngiliz şampiyonunu ikinci defa yenme mutluluğuna limon sıkıyordu...


Tarih tekerrür mü etti, yoksa deja vu der futbol ulemaları bilemem de Okan Buruk ve öğrencileri "Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." diye kulübün kuruluş hedefinin açıklayan Ali Sami Bey'in izinden gittiklerini bir kez daha göstermiş oldular.

İyi ki varsın Galatasaray, iyi ki...





Stat: RAMS Park

Tarih: 10/03/2026

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Angel Nevado, ,Guadalupe Porras Ayuso VAR: Guillermo Cuadra Fernandez

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Wilfried Singo, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira (İlkay Gündoğan dk. 90+3), Mario Lemina (Roland Sallai dk. 77), Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 87), Noa Lang (Yunus Akgün dk. 77), Victor Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Mauro Icardi, Leroy Sane, Ahmed Kutucu, Yaser Asprilla, Kaan Ayhan

Teknik Direktör: Okan Buruk

Liverpool: Giorgi Mamardashvili, Joe Gomez, Ibrahima Konate, Virgil van Dijk, Milos Kerkez (Andy Robertson dk. 60), Alexis Mac Allister, Ryan Gravenberch, Mohamed Salah (Jeremie Frimpong dk. 60), Florian Wirtz (Cody Gakpo dk. 73), Dominik Szoboszlai, Hugo Ekitike

Yedekler: Freddie Woodman, Kornel Misciur, Curtis Jones, Trey Nyoni, Amara Nallo, Kieran Morrison, Rio Ngumoha

Teknik Direktör: Arne Slot

Gol: Mario Lemina (dk. 7) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Davinson Sanchez (Galatasaray), Milos Kerkez, Virgil van Dijk, Ryan Gravenberch, Dominik Szoboszlai (Liverpool)

8 Mart 2026 Pazar

Beşiktaş:0-1:Galatasaray


Şampiyonluğa giden yolda her maç çok önemlidir, hepsi üç puan değerindedir ama Galatasaray'ın bir aylık fikstüründeki Beşiktaş, Liverpool, Başakşehir, Liverpool, Trabzonspor serisinin başlangıç maçıydı İnönü'de oynanacak olan derbi. Oyunu her ne kadar güven vermese de içinde bulunduğumuz senenin namağlup takımı Beşiktaş, kötü giden sezonu kendi taraftarı önünde alacağı Galatasaray galibiyeti ile unutturup, Avrupa'ya katılmak için üst sıralara tırmanmak gayesindeyken, Galatasaray için ise rakibi Fenerbahçe'nin peşisıra kaybettiği puanlar sonrası dördüncü şampiyonluğa giden yolda atılacak çok kritik bir adımdı cumartesi geceki karşılaşma...

Beşiktaşlılar "fena inanmışlardı galibiyete", maçın biletlerini 10-15 dakikada tüketmişler, maç için de uzun zamandır yapmadıkları tribün kareografisi de yapmışlardı... Galatasaray taraftarı da bu sene bir kat daha yükseltilen tel örgülerle Amerikan hapishanelerine dönüşmüş deplasman tribününde yerini alırken, bir kaç gün önce yapılan ultrAslan iftarında Okan Buruk'un "kazanacağız, şampiyon olacağız" sözünün peşindeydiler.


Okan Buruk'un herhangi bir cezalı topçu olmadığı durumda kritik ve değerli maçlardaki on bir oyuncusu belliydi: Uğurcan - Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Jakobs - Lemina, Torreira -Barış, Sara, Sane, Osimhen... Aynı kadro ile sahadaydı hoca da yedekler de ligde üst sıralara oynayacak bir takım oluşturacak güçteydi: Günay, Icardi, Yunus, Eren, İlkay, Kaan, Nhaga, Lang, Singo ve Boey...


Maçın ilk pozisyonunda Galatasaray ceza sahası içinde Murillo'nun Barış Alper'in ayağına bastığı pozisyonda hakemin "pas" geçmesinden maçın nasıl gideceğini tahmin etmek bu meşin yuvarlağın peşinde ömrünü geçirmişler için pek de zor olmasa gerekti. Sonraki bir kaç pozisyonda da taraftarın "auuu, vuuu" gibi nidalarıyla düdüğünü üfleyen Ozan Ergin'i görünce, savımızı da kanıtlamış olduk. Hakemi bu yazının sonuna bırakarak devam edecek olursak, ligin hatta Avrupa liglerinin en fazla hücümda top kapan takımı olan Galatasaray ilk atağını da yine Beşiktaşlılar kendi yarı sahasından çıkarken kaptırdıkları topla buldu, Sara ara pasıyla Osimhen'i gördü, onun Beşiktaşlıların "dev adam" dedikleri Agbadou'nun bacak arasından geçirdiği top iyi yer tutan Ersin'de kalıyordu. İlk pozisyon Okan Buruk'un da statejisini göstermesi açısından önemliydi. İki takım birbirlerini tartıp, pozisyon ararken, ev sahibi çeyrek saat dolarken Sara'nın rakip sahada Cerny'e kaptırdığı topla başlayan atakta Asllani'nin ceza sahası önünden auta giden topla Uğurcan'ın kalesine gelirken, auta giden top belki de maçın geri kalanı için sinyali veriyordu: o top bu gece filelerle buluşmayacaktı.


Barış Alper Yılmaz nasıl ki sertlikleriyle ünlü İtalyanları peşine takıp sürüklediyse, İnönü'de de Agbadou'ya gerçek Hulk'un kim olduğunu gösterdi, siyah beyazlı topçuyu peşine taktı, ceza sahasına girdiğinde de topu terse çeviriverince yardıma gelen Uduokhai tarafından düşürülüverdi de hakem zaten düdük çalamazdı, oynattı dönen topta Sara'nın şutu Ersin'de kalıyordu... Şampiyonlar Liginde penaltı çalınacak pozisyona bizde ne hakem ne de VAR müdahale etmiyordu. Beş dakika sonra ise yine Beşiktaş'ın savunmadan çıkarken kaptırdığı topta, Sane 5 rakip oyuncu arasından bilardo topu misali Barış'a attığı pasta, genç topçu iyi kontrol etti ama plasesi o kadar da iyi değildi.

Ve yine Galatasaray'ın oyunun kontrolünü eline aldığı dakikalarda geliştirdiği atakta topla savunmadan çıkmaya çalışan Beşiktaşlılar yine kaptırdı ve Lemina-Sara-Sane paslaşmaları sonra Sane'nin yumuşak ayak içi asistinde Osimhen kafayla Ersin'i mağlup ederken, bu kez deplasman tribününe doğru koşarken maskesini çıkarıyordu.

İlk devre kaleyi tutan şutu olmayan Beşiktaş devre biterken en tehlikeli pozisyonu buldu, Orkun-Cerny-Murillo paslaşmaları sonrası sağ bek altı pasta boş kaldı da Jakobs "kayarak" belki de golü çıkarıyordu.


İkinci yarıya "kaybedecek bir şeyi olmayan" Beşiktaş daha istekli ve arzulu başladı oyuna ki Cerny'nin şutunu Uğurcan kornere atarken gelecek tehlikenin de ayak sesleri oluyordu. Sonrasında maçta sesi pek duyulmayan Oh'un çaprazdan vuruşu auta giderken, Galatasaray'ın Osimhen'le çıktığı ani atağı hakem kesiyordu. Galatasaray Barış'ın pasında Osimhen'le ceza sahası dışından kaleyi yoklarken, oyunda tekrar kontrolü eline geçirmeye başladığı anlarda Sane Rıdvan'ı geçmiş giderken ayağı Rıdvan'ın bileğine basınca maçın hakemi devam kararı verip, VAR'ın daveti ile Alman oyuncuya kariyerinin ilk kırmızı kartını gösteriyordu. Futbol oyun kuralları dünyada aynı ama bizim hakemlerimizin yorumlaması çok farklı, Falcao da kariyerinin ilk kırmızı kartını Türkiye'de görüyordu...


On kişi kalan Galatasaray ile taraftarının desteği ile neredeyse on iki kişi oynayan Beşiktaş'ın kalan yarım saatte mücadelesi tek kaleye dönüşmüştü, Juventus karşısında skoru koruyamayan Galatasaray bakalım gereken dersi çıkarıp savunma yaparak maçı kazanabilecek miydi? Sane ile Lang'ı değiştirecekken kırmızı karttan dolayı plan rotasyonu yapan Okan Buruk, Sara'yı kenara alıp daha enerjik bir takım yapmak için Boey'i sahaya sürdü, Sallai'yi ile sağ kanadı çiftledi. 


Ev sahibi Orkun'la vurdu, Olaitan ile denedi, savunmadan Agbadou ile geldi, Ndidi ile boş pozisyonda kaldı da ya Uğurcan sahneye çıktı ya da ev sahibi topçular beceriksizce topu kale yerine saha dışına atıyordu. Galatasaray ise maçın fişini çekecek pozisyonlar da buldu, 74te gelişen ani atakta Osimhen Barış'a iyi pas atamazken pozisyon harcanırken, iki dakika sonra oluşan karambolde Barış kaleciyle karşı karşıya kaldı, aşırtmasında Ersin'in kolu golü önlüyordu...

Maçın bitimine 9 dakika ekleyen Ozan Ergin, o da yetmezmiş gibi iki dakika daha fazla oynatırken, neredeyse bütün sarı-kırmızılı topçulara sarı kart gösterdiği gibi Okan Buruk'a da uzatmalarda kart gösteriyordu.


Galatasaray, atanı ve tutanına 100 milyon euroya yakın para harcayıp, bunun sonucunu kritik derbi maçında alırken, ev sahibi ve Galatasaray'ın puan kaybetmesini bekleyen rakipleri hakem kararlarını bir hafta konuşmaya devam edecekken, Galatasaray ise bu maçın sayfasını çevirmiş ve kafalar salı günü oynanacak Liverpool maçına dönüyordu.

Şimdi gelelim hakem Ozan Ergin ve VAR'daki Ömer Faruk Turtay'ın kararlarına:


Maçın ikinci dakikasında Murillo'nun Barış'ın ayağına basmasına sarı kart verilmezken, Osimhen-Ersin pozisyonunda hakem faul çalıyor, nedense 1 dakika sonra sarı kart çıkarıyordu, kulağına mı üflendi diye sormadan edemiyor insan... Beşinci dakika Olaitan'ın taç çizgisi kenarında Sallai'ye çelmesi ise uyarılmadan geçiştiriliyordu... 74te Sallai'ye vurması yine görülmedi, ancak son dakikalarda itirazdan sarı kart gördü. 


Peki 20. dakikada Barış'ın Uduokhai tarafından ayağına basılması? Penaltı olması için daha ne yapılması gerekiyor?



Maçta dakikalar 27'yi gösterilirken Sane'nin Orkun'un ayağına bastığı pozisyonda ev sahibi topçular kırmızı kart beklerken, Ozan Ergin'in sarısı belki de diğer meslektaşlarını haklı çıkarıyordu zira Skrinar'ın Galatasaray derbisinde Sara'ya, Orkun'un da Trabzon maçında rakibine basmasına kırmızı kart çıkmıyordu.


Orkun demişken, maç sonu isyan eden Beşiktaşlı topçu, keşke Trabzon maçından sonra da "Benim hareketim sarı değil kırmızı karttı" diyebilseydi ama itirazdan gördüğü sarı kart sonrası, Osimhen'in sarı kartı olduğu halde hakemin düdüğü sonrası topu aşırtıp gol yapmasına ikinci sarı kart itirazı yaparken, Osimhen bu hareketi itiraz için değil, pozisyonun devamında yaptı ki hakemin çaldığı faul de tartışmalıydı (VAR'ın gelişi sonrası bu pozisyonlar devam ettiriliyor, gol olması halinde inceleniyordu)  oysa Galatasaray'lı oyuncu yerde yatarken hakemin oyunu durdurması sonrası öfkeyle topa vuran Orkun "şiddetli itirazdan" ikinci sarı görmeliydi ki ondan önce 55. dakikada hakemin kolundan tutup çekmesi bir başka sarı kart, yani Orkun maç boyu 3 sarı kart görecekken tek kartla günü kurtardı. Sürekli hakemin üzerine koşan Orkun tek kartla kurtardı da hakemin 3 adım ötesindeki kaptan Abdülkerim itiraz edince sarı neden görüyor acaba?

Peki dakikalar 30dayken Barış yine topu almış kanattan gidecekken Murillo'nun Barış'ın yüzüne vurup sarı kartı görmesi? İkinci dakika ayağa basma sarı olsa oyundan atılmayacak mı?


İlk devre biterken Agbadou'nun Osimhen'in ayağına basmasına bırakın sarı kart vermeyi, Ozan Ergin taç verdi, Beşiktaş kullandı, 42de Agbadou'nun Osimhen'in yüzüne eliyle vurmasına devam edilmesi gibi... Elle yüze vurmalar orda bitti mi, Olaitan 74te Sallai'nin yüzüne vurdu yine faul yok yine sarı yoktu. 

Singo'nun topa yükselirken Beşiktaşlının "kambura yatması" normalde Galatasaray lehine faul olacakken hem faulu ev sahibi kullandı, hem de Singo sarı kart gördü.



Maç biterken Agbadou'nun Eren'in üzerine çıkıp onu ezmesine hakem hemen düdük çalmıyor ve pozisyon bittiğinde faul çalıyordu da Osimhen'in ikinci sarı beklenilen atağında neden hemen düdük çaldı?

Kısaca, ev sahibi oyuncular ve Sergen Yalçın maçtan sonra mağlubiyeti Ozan Ergin ve VAR hakemine fatura ederken, FIFA kokartlı "tecrübesiz" hakem iki takım lehine de aleyhine de oldukça fazla hatalı karar verdi ve maça ister istemez damga vurdu...

Ve Sallai yerde yatarken topu auta atmayıp atak yapıp, üzerinden atlayan Beşiktaşlı oyuncu, Boey sakatlanmış ceza sahasında yerde olduğu için topu dışarı atmayı bırak onun ofsaytı bozmasından yararlanmaya çalışan Oh ve Uğurcan sakatlandığı için topu dışarı attığında "centilmenlik" gereği geri vermeyip Olaitan ile uzun taç kullanıp gol arayan Beşiktaş'ı görünce, "Efendi Beşiktaş" söyleminin Süleyman Seba döneminde kaldığını anlamış olduk maalesef...


Stat:
Tüpraş

Tarih:07/03/2026

Hakemler: Ozan Ergün, Anıl Usta, Mustafa Savranlar VAR: Ömer Faruk Turtay

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Wilfred Ndidi, Vaclav Cerny (Cengiz Ünder dk. 72), Kristjan Asllani (Mustafa Hekimoğlu dk. 72), Orkun Kökçü, Junior Olaitan, Hyeon-Gyu Oh

Yedekler: Devis Vasquez, Gökhan Sazdağı, Tiago Djalo, Yasin Özcan, Milot Rashica, Salih Uçan, Kartal Yılmaz, Jota Silva

Teknik Direktör: Sergen Yalçın

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Yunus Akgün dk. 90+3), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Mario Lemina (Wilfried Singo dk. 82), Lucas Torriera (Kaan Ayhan dk. 90+3), Gabriel Sara (Sacha Boey dk. 67), Leroy Sane, Barış Alper Yılmaz (Eren Elmalı dk. 82), Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, İlkay Gündoğan, Renato Nhaga, Noa Lang, Mauro Icardi

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Victor Osimhen (dk. 39) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Leroy Sane (dk. 62) (Galatasaray)


Sarı kartlar: Orkun Kökçü, Amir Murillo, Junior Olaitan, Sergen Yalçın (Teknik direktör) (Beşiktaş) Victor Osimhen, Abdülkerim Bardakcı, Mario Lemina, Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Wilfried Singo, Okan Buruk (Teknik Direktör) (Galatasaray)

3 Mart 2026 Salı

Alanyaspor:1-2:Galatasaray (Türkiye Kupası)

Kupada üçte üç yapıp, çeyrek finale çıkmayı çok büyük oranda garantilemiş olan Galatasaray, ligde üç gün evvel mağlup ettiği Alanyaspor'a konuk olurken, Beşiktaş, Liverpool, Başakşehir, Liverpool serisine çıkmadan önce Osimhen, Icardi, Sanchez, Abdülkerim, Sara, Yunus, Uğurcan, Sallai gibi oyuncularını İstanbul'da bırakarak geldi Alanya'ya... İlk onbirin değişmezleri yokken, Asprilla ve Nhanga gibi gençlere maça başlama şansı doğmuştu ve Okan Buruk kalede kupa kalecisi Günay, savunmada Boey-Kaan-Jakobs-Eren ile önlerinde tecrübeli İlkay ve çömez Nhaga, hücum hattında da Sane-Ahmed-Asprilla-Barış vardı... Barış fizikli olunca Okan Buruk onu dinlendirmeyi düşünmemiş, oynadıkça form tutacağını biliyordu...


80-81 sezonundan ilham alınarak yapılan beş yıldızın yan yana olduğu sarı formayla ilk defa sahaya çıkıyordu Galatasaray ve İlkay da o senelerin Fatih Terim'i gibi Jakobs ve Kaan'ın arasına girerek sarkık libero gibi "abilik" yapıyordu takıma. İlkay "halı sahaların ağır abisi"ydi de 18 yaşındaki Nhaga enerjisi ve isteğiyle sahanın her tarafında yer alıyordu. Eyüpspor maçında sahaya ayak basmasıyla taraftarın yoğun ilgisine maruz kalan genç oyuncu, Alanya'da da tüm gözlerin üzerinde olduğu maçta formasını sırılsıklam etti, Galatasaray kariyerinin ilk golünü de attı. Az kalsın ikinci golü de atıp, maçın fişini çekecek ve kulübede şans bekleyen diğer gençlere de oyuna ayak basması için fırsat yaratacaktı da sol ayağı sağ ayağı kadar güçlü değildi...


Nhaga kadar gözlerin üzerinde olduğu bir diğer oyuncu da Asprilla'ydı. Bugüne kadar kanatlarda görev yapıp, biraz da fiziksel yönden bizim ligin sertliğine "yumuşak" kalan Kolombiyalı, bu gece Alanya'da on numara oynayınca, çok daha rahat etti, bol bol gezdi, arkadaşlarını oynattı da o da Barış Alper'in pasında Nhaga gibi siftah yapacaktı ama biraz acelecilik, biraz da kaleci Victor'un başarısıyla gol sevinci yaşayamadı.



Ve maçın yıldızı Barış Alper Yılmaz. Ianis Hagi'nin karşı karşıya Günay'ı geçemediği atak ve ev sahibinin "baskın basanındır" mantığıyla ilk dakikalarda Galatasaray'ın üzerine gelme coşkusunu kanattan topu alıp Fatih'e penaltı yaptırarak söndürdü. 11 metre atışını da çok şık kullanarak takımını öne geçirirken, 5 dakika sonra önce kafayla Victor'u çok zorladı, sonrasında kullanılan köşe atışında da direk ikinci gole müsaade etmedi. Topu bol bol ayağında tutup, İlkay ve Sane ile dantel gibi ince ince dokuyup, kalede rahat pozisyon arayan Galatasaray, ev sahibine uzaktan attırdığı şutlar dışında pozisyon vermezken, Sane'nin kamıkaze gibi rakip ceza sahasına çaprazlama dalıp, Eren'i kaçırması, onun pasında Barış'ın da boş Nhaga'ya bırakması ile Galatasaray iki farklı öne geçiverdi. Bu kadar net golün ofsayt için neden VAR'ı beklediğimizi kimse anlamadı...


İlk devre biterken önce Güven boş plaseyi auta attı, sonra Asprilla Barış'ın ikinci asistini pasa dönüştürken, Barış'ın sürekli arkadaşlarına gol attırma çabası gözlerden kaçmıyordu.


İkinci yarıya Barış-Lang değişikliği ile başlarken Galatasaray, oyuncular da oyunu rolantıye alıp, skoru korumak ve önündeki derbiyi düşünmeye başladılar. Bu dakikalarda Alanyaspor, Güven ve İbrahim ile bir kaç Günay'ı zorlasa da yine Galatasaray "bilmemkaç" pas yaptığı bir sekansta Sane savunma arkasına kaçtı, onun "al da at" pasında Ahmed kolayı değil, zoru başardı ve topu kale çizgisindeki savunmacıya isabet ettirdi. Peşinden Sane de "hep pas mı vereceğim" dercesine bir kaç kez kaleyi denedi ki, 64te Lang'ın pasında o da rahatken fileleri göremedi. 

Ev sahibi için Ianis'in orta sahaya yakın yerden kavisli ortası az kalsın gol olacakken, bitime 15 dakikadan az kala savunma arkasına atılan topta Singo hatalıydı, İzzet topu taşıdı ve Mounie'ye üç gün aradan sonra tekrar bir Galatasaray maçında gol attırıyordu. Farkın teke inmesi Alanyalıları yüreklendirince, Galatasaray savunmasının gol için ileri çıkarken kaptırdığı iki topta hem Mounie hem de İzzet meşin yuvarlakla fileleri buluşturamayınca maçın skoru değişmezken, Galatasaray üst tura çıkarken, taraftarın çok merak ettiği Can Armando Güner de siftah yapıyordu...



Stat: Alanya Oba

Tarih:03/03/2026

Hakemler: Çağdaş Altay, Candaş Elbil, Hüseyin Aylak VAR: Erkan Engin

Corendon Alanyaspor: Victor, Fatih Aksoy (Ümit Akdağ dk. 46), Viana, Aliti, İbrahim Kaya, Makouta (İzzet Çelik dk. 74), Janvier, Enes Keskin (Hadergjonaj dk. 46), Efecan Karaca (Hwang dk. 59), Hagi, Güven Yalçın (Mounie dk. 59)

Yedekler: Mahmut Can Kara, Batuhan Yavuz, Lima, Meschack, Buluthan Bulut

Teknik Direktör: Joao Pereira

Galatasaray: Günay Güvenç, Boey, Kaan Ayhan, Jakobs (Singo dk. 67), Eren Elmalı (Dağhan Kahraman dk. 90), İlkay Gündoğan, Nhaga, Sane (Can Güner dk. 77), Asprilla (Gökdeniz Gürpüz dk. 90), Ahmed Kutucu, Barış Alper Yılmaz (Lang dk. 46)

Yedekler: Arda Yılmaz, Sara, Torreira, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Mounie (dk. 78) (Alanyaspor), Barış Alper Yılmaz (dk. 6 pen.), Nhaga (dk. 29) (Galatasaray)

Blog Widget by LinkWithin