Roma İmparatoru Julius Cesar'ın o meşhur üç V'li veni vidi vici (geldim, gördüm, yendim) sözü ile giriş yapmak isterdim Galatasaray'ın İtalya'da Juventus'la oynadığı rövanş maçı yazısına lakin 120 dakikalık "kalp durduran" kapışmayı kısaca 3 G ile özetleyebilirim: "Güç oldu, Geç oldu, Gurur verici oldu"
Bir hafta evvel Sami Yen'de İtalyan devi Juventus karşısında kimsenin beklemediği bir 5-2lik galibiyet alan Galatasaray, son 16 turuna kalmak için Torino'da rövanşa çıkmak zorundaydı. Futbol gurmeleri bu oyunun şakaya gelmediğini, nice 3-0ların, 4-0ların tur atlamaya yetmediğini, Barcelonaların, PSG'lerin skor avantajıyla çıktıkları maçlardan turu ev sahibine vererek evlerine döndüklerini bildikleri için temkinliyken, "taze yetmeler" Galatasaray'ın İtalya'ya turistik gezi yaptığını düşünüyorlardı. Onlar öyle zannededursun, maçtan önce İtalyan polisinin Galatasaray taraftarına joplu sert tutumu maçın nasıl "çetin" geçeceğinin fragmanıydı bir bakıma. İtalyan ultralar tribünde inanmış, çevrelerindeki yaşlı genç renkdaşlarını gaza getirmiş, sahadaki siyah-beyazlılar da ilk düdükle birlikte ayak-kalça-diz fark etmeksizin "bam güm" dalıyordu Okan Buruk'un öğrencilerine...
Hafta sonu oynadığı ve eline gözüne bulaştırdığı Konya maçındaki rotasyondan sonra Okan Buruk ilk maçtan farklı olarak Yunus'un yerine Lemina takviyeli bir on birle boy gösterecekti Allianz stadında. "İlk 20 dakikada gol atmak" diye bir tabir var ya futbol aleminde, iki takım da bu sihirli kilidin peşindeydi. Galatasaray bulacağı bir golle Juventus'un tüm ümidini kıracak, ev sahibi ise ikinci ve üçüncü gol için taraftarının da desteğini alarak yüreklenecekti. Karşılıklı iki kalede ataklar da oldu, Barış'ın kornerinde Sanchez'in kafası kalecide kalırken, diğer kalede ise Kenan'ın ortasında Gatti auta atıyordu topu. Yine Koopmeiners'in kafası dışarı giderken 10. dakikada Jakobs uzun taç attı, Abdülkerim kafayla aşırttı ve Osimhen'in plaseşutunu Perin son anda kornere çelerken, Di Grigerio olsa gol olur muydu demekten alıkoyamadık kendimizi...
Sonrasında ise ıslak zeminde Galatasaraylı topçular buz pateni misali kayarken, ev sahibi Kenan ve Conceiçao'nun kanatlardan getirdiği toplarla Galatasaray savunmasını fena zorluyordu ki o meşhur 20. dakika biterken Locatelli'nin füzesini Uğurcan kornere çeliyor, devamında Conceçao'nun ceza sahası köşesinden plasesi direğe el sallayarak auta gidiyordu. İlk yarım saate golsüz yaklaşmışken, Lemina'nın sol kanatta "demarke" pozisyonda olan Jakobs'a yuvarladığı topu sol bek felaket kullanınca, atağın dönüşünde Kenan az kalsın tabelayı değiştiriyordu ki bereket Uğurcan sakatlanmak pahasına çevikçe topu dışarı atıverdi.
İlk devre golsüz devam edip, her geçen dakika Juventusluların ümidi erirken, Sanchez "gereksiz" bir topuk pası deniyor, kaptırılan topta da Torreira "cömezce" ceza sahası içinde kayınca hakem penaltı noktasını gösteriyordu. Topun başına Locatelli, kalede Uğurcan, sevinen İtalyan orta saha oluyordu...
Gol ev sahibini yüreklendirdi yüreklendirmesine de 45+5te Kenan'ın başlattığı atakta Thuram'ın ceza sahası içinde "enikonu" dinlenerek attığı şutun auta gitmesi dışında kayda değer bir tehlikesi yoktu.
İkinci devreye "2 gol avantajıyla" başlamıştı Galatasaray da ilk maçta olduğu gibi Barış Alper bir Juventusluyu daha saha kenarına yolluyordu. Savunmadan Osimhen'e şişirilen uzun top sekmiş Barış Kelly ile hava topuna çıkmış ve İngiliz savunmacı Barış'ın baldırına basarak yere düşmüştü. Maçın hakemi Pinheiro daha önce sarı kartı olan Juventuslu savunmacıyı ikinci sarıdan oyundan atmış, VAR'ın daveti tribünlerdeki İtalyanlar arasında kısa süreli "Acaba kart iptal mi?" ümidi doğurmuş, sarı kart iptal olmuştu ama hakem cebinden kırmızı çıkıyordu... Sami Yen'deki maçta olduğu gibi bir kez daha Spalletti'nin takımı 10 kişi oynayacaktı Galatasaray karşısında ama bir fark vardı, bu kez "Sami Yen cehenneminde" değillerdi, 12. adam onların arkasındaydı... Bir de kaybedecek neleri vardı ki? Çarpışarak ölmek en onurlusu değil miydi?
Kısa süreli bir şaşkınlık sonrası kendine gelen ev sahibi topçular önce Kenan ile yokladılar Uğurcan'ın kalesini, topu direği yalarken milli topçu saç baş yoluyordu. Seyirci de ayaklandı, tezahürat yoğunlaştı. Hakeme baskı da başladı, Portekizli ufak tefek faulleri çalmaya başladı ev sahibi lehine ki Okan Buruk da sarı kartı olan Sallai'yi çıkarıp Boey'i aldı oyuna, bir de Lang ile "Şampiyonlar Ligi tecrübelisi" Sane'yi değiştirdi...
62de Gatti'nin kafası auta giderken, üç dakika sonrası Conceçao'nun şutunda Uğurcan ön plana çıkarken, Galatasaray'ın da kendini hissettirdiği dakikalar geliyordu: Sane'nin pasında Osimhen çaprazdan Perin'i bir kez daha zorluyor, sonrasında kullanılan köşe atışında Osi'nin kafası bir kez daha kalecide kalıyordu ama maçın Galatasaray adına kırılma anında Sane'nin getirdiği anı atakta ceza sahası içinde Sara ilk maçta yaptığı plasenin bir benzerini yapamıyor, şutunu savunma engelliyordu.
Sonrası ise ev sahibinin kullandığı köşe atışı uzaklaştırılamayınca Kalulu'nun şut-pas karışımı vuruşu arka direkte kalan Gatti'ye asist olurken, Juventus tüm hatlarıyla "turda eşitlik" için hepten gaza geliyordu ki topun Galatasaray'da kalması için görevlendirilen İlkay'ın çabası da yetmiyor, Thuram'ın Messivari hareketlerle Torreira'yla duvar pası yaparak Uğurcan'la karşı karşıya kaldığı aşırtmada "futbolun ilahları" sarı-kırmızılıların yanında oluyor, iki dakika sonra yapılan ortada Kenan'ın arka direkte topa dokunmasında da direkler gole müsaade etmiyordu... Saniyelerin saat, dakikaların gün gibi ağır geçtiği o anlarda tartışmalı bir serbest vuruş sonrası Koopmeiners'in kafayla asistinde McKennie Lemina'yı geçen topta takımının üçüncü golünü atıyordu... İlk maçta "manita" olan Juventus "hattrick" yapmıştı, acaba "poker" yapabilecek miydi?
Savunma yapmanın işe yaramadığı maçta Okan Buruk Lemina'nın yerine Icardi ve yorulan Jakobs'u da Eren'le değişirken, artık gol atamadığı süreçte buradan boynu bükük ayrılacağının farkındaydı. Kalan dakikalarda Barış'ın kontra atakta "acelecilik ile acemiliği" karıştırıp auta attığı top ile Kenan'ın slalomlar sonrası Uğurcan'ın bakışları arasında reklam panolarını dövmesi dışında akıllarda kalan pozisyon olmazken, memleketimizde 25 şubatta başladığımız maç 26 şubatın ilk saatlerine kadar devam edecek 30 dakikalık uzatmalara gidiyordu.
Uzatmalarda ilk atak ev sahibinden geliyor, Mc Kennie'nin "al da at" pasında Zhegrova boş kale yerine topu dışarı yolluyordu. Bir kişi eksik oynayan Juventuslular her geçen dakika yorulup, ister istemez kalesini savunma telaşına düşerken, Galatasaray ise topu ayağında tutuyor, baskı kuruyor ve maçı penaltılara götürmeyecek golü arıyordu. Torreira vuruyor Perin topu rahatça kucaklıyor, 101de Sane'nin kavisli ortasında Eren maçın kahramanı olma fırsatını kaçırırken, Okan Buruk son kurşununu kullanıyor, Torreira yerine Singo oyuna dahil oluyordu.
Ve ilk uzatmada "uzatmalar" oynanırken Galatasaray'ın çok adamla yaptığı baskın atakta İlkay tecrübesine yakışmayan kötü bir pas atıyor, "futbol ilahları" topun auta çıkmasına müsaade etmeyip korner direğine isabet ettiriyor ve dönen topu Boey ile kapıp başlayan atakta Barış Osimhen'e Allianz Stadında ilk golünü attırıyordu... Galatasaraylılar sevinçten çıldırırken, Osimhen'in "yapacağınız işe tüküreyim" dercesine sevinmemesi yine birilerine dert oluyordu da Victor Osimhen de Galatasaray tarihinde Avrupa Kupalarında en fazla gol atan oyuncu olarak tarihe geçiyordu.
İkinci uzatmada oyun iyice Galatasaray'ın kontrolüne geçmiş, Eren'in volesi auta giderken, Zhegrova'nın kendini affettirmek istercesine Eren'den sıyrılıp altı pas üzerindeki şutunu Uğurcan çıkarıyor, dönen topu Krasiç herkesin bakışları arasında auta atıyordu (Abdülkerim'in ufak teması belki de golü engelliyordu aslında). Ve maçın fişi Singo'nun orta sahada dikine hareketlenmesi ile araya attığı topta Osimhen'in rakibini perdeleyip Barış'a rahat bir plase imkanı tanıdığı golle çekiliyordu...
Ne demiştik, geç olmuştu, güç olmuştu ama gurur verici olmuştu... Galatasaray İtalyan devi Juventus'u bir kez daha "en büyük kupada" saf dışı bırakıyor, bir üst tura çıkarken cuma günü kuradan Tottenham mı Liverpool mu gelecek diye beklemeye koyuluyordu...
Özdemir Asaf'a selam çakarak bitirirsek "Ölüm gibi bir şey oldu. Ama kimse ölmedi."
Stat: Allianz
Tarih:25/02/2026
Hakemler: Joao Pinheiro, Bruno Jesus, Luciano Maia VAR: Thomasz Kwiatkowski
Juventus: Perin, Kelly, Gatti, Koopmeiners, Kalulu (Lois Openda dk. 109), Locatelli (Filip Kostic dk. 109), Thuram (Vasilije Adzic dk. 78), McKennie, Kenan Yıldız (Fabio Miretti dk. 103), Conceiçao (Edon Zhegrova dk. 67), David (Jeremie Boga dk. 67)
Yedekler: Michele Di Gregorio, Carlo Pinsoglio, Bremer, Javier Gil, Niccolo Rizzo
Teknik Direktör: Luciano Spalletti
Galatasaray: Uğurcan Çakır, Roland Sallai (Sacha Boey dk. 59), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs (Eren Elmalı dk. 87), Lucas Torreira (Singo dk. 103), Mario Lemina (Icardi dk. 87), Gabriel Sara (İlkay Gündoğan dk. 71), Barış Alper Yılmaz, Noa Lang (Leroy Sane dk. 59), Victor Osimhen
Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Yaser Asprilla, Yunus Akgün, Ahmed Kutucu
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Locatelli (dk. 37 pen.), Gatti (dk. 70), McKennie (dk. 82) (Juventus), Osimhen (dk. 105+1), Barış Alper Yılmaz (dk. 119) (Galatasaray)
Kırmızı kart: Kelly (dk. 49) (Juventus)
Sarı kartlar: Kenan Yıldız, Carlo Pinsoglio (Juventus), Osimhen, Roland Sallai, Sara, Uğurcan Çakır (Galatasaray)














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder