7 Mayıs 2017 Pazar
Galatasaray:1-3:Kasımpaşa
Igor Tudor'un Bruma'yı daha maçın başında oyundan alışı, Bruma'nın hocasına saygısız tavırları, maçtan sonra Galatasaray başkanı Dursun Özbek'in pek saygı duyduğu Aziz Yıldırım gibi soyunma odasına inip futbolcuları fırçalaması, Tudor'un gidip gitmeyeceği, kimlerin kadro dışı kalıp kalmayacağı bu hafta çok konuşulacak, gazetelerde boy boy yazılacak ama o kadar eminim ki maçın hakemi Özgür Yankaya aradan kaynayıp gidecek. Oysa skorlara göre konuşmaya, maçta alınan puanlara göre hareket etmeye alışık olduğumuz futbol iklimimizde, Galatasaray'da bu geceden sonra patlayacak olan bombaların pimini Özgür Yankaya çekmiştir. Maçın seyircisiz olması, dışarıdan gelecek olan baskının olmaması Özgür Yankaya'nın 2014 Kasım'ından beri beklediği "kendini aklama" fırsatı yaratmıştı. Prandelli'nin istifası sonrası Taffarel yönetiminde Galatasaray, Gaziantep deplasmanına çıkmış, son dakikalarda Burak'ın kafa vuruşuyla bir atıp, üç puanı cebe indirmişti. İşte o maçta Özgür Yankaya, Galatasaray'ın golü esnasında yaptığı refleks hareketi ile Galatasaray sempatizanı ilan edilmiş, haftalar boyu yerden yere vurulmuştu. Ve o Özgür Yankaya, bu gece Galatasaray'ın 1-0 mağlupken vermediği penaltıdan tutun maçın başında Tolga'ya verdiği sarı kartla oyuncuyu pasifize etmesine kadar kritik yerde çaldığı ve çalmadığı düdüklerle kendisi ve Türk medyası arasındaki üç yıllık hesabı kesmişti.
Karşılaşmaya döndüğümüzde ise Galatasaray iyi başladığı karşılaşmayı, hiç de ummadığı bir skorla sonlandırdı. Fenerbahçe ve Bursaspor maçlarının kadroları ile oyuna başlayan Igor Tudor, Bruma'yla yaşadığı "savaşı" oyuncuyu daha 18. dakikada kenara alacak kadar açığa vurunca, takımın tüm havası da birden değişiverdi. Bruma ile ilgili sıkıntıları bu sezon Riekerink döneminden beri yazmaktayız ama hem Portekizli'nin formda oluşu hem de taraftar ve yönetimden gelen baskı nedeniyle Hollandalı hoca Bruma'yı takımdan kesmeye pek cesaret edememişken, Igor Tudor geldiği günlerde Bruma'nın şımarıklığına tepki koymuş ama Rize'de kaybedilen puanlar sonrası hesap Tudor'un oyuncusunu kadro dışı bırakmasına kesilmişti. Yönetimin de araya girmesiyle Igor geri adım atmış Bruma tekrar kadroya kazandırılmış ama demek ki ateş sönmemiş, genç oyuncu hocasına saygı duymayı öğrenememiş...
Takımın havası çökmüşken, Kasımpaşa'nın nadir ataklarından birinde Ahmet Çalık'ın ıskasıyla başlayan pozisyonda, Galatasaray'da artık miyadını doldurmuş Carole'un yerini kaybetmesiyle deplasman takımı 1-0 öne geçmişti. Stoper Ahmet'e sallayacaktır "sosyal medya" ama scout başarısı(!) denilen Carole soldan gelen Castro'yu unuttu ama daha da vahimi Kasımpaşa'nın attığı ikinci golde Popov sol kanatta elini kolunu sallaya sallaya orta yaparken, Carole Galatasaray ceza sahası içinde penaltı noktası cıvarındaydı. En ufak pas hatasında bizim Sabri'ye sallamak kolay da bu sezon dökülen Carole'a iki laf edebilen çıksa keşke...
Dökülmek derken, takımı bir çok maçta kurtaran Muslera da ilk iki golde yedeği Cenk'in yediği gollerden yiyerek adeta "Sizi hep ben mi kurtaracağım" isyanlarındaydı. Ama olsun, Muslera'ya isyan edecek adamın alnını karışlarız da, Sneijder'in attığı harika golü de alkışlamadan geçmeyelim. Wesley uzaktan öyle vurunca, maç içindeki isyanlarımla bu haftalık yazıyı sonlandırayım. Blogu yakından takip edenler bilecektir, istatistikle pek işimiz olmaz ama Sabri'ye, Tolga'ya, Rodriguez'e bir çağrımız olacaktır, "Arkadaşlar ceza sahası dışından kaç şut attığınız, kaçının kaleyi tuttuğunu, kaçının da gol olduğunu bir araştırın da ona göre ayağınıza gelen topu şut atarak heba edin..."
Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Özgür Yankaya, Baki Tuncay Akkın, Hakan Yemişken
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Çalık, Hakan Balta, Carole (Dk. 70 Linnes), Selçuk İnan, Tolga Ciğerci, Yasin Öztekin (Dk. 79 Eren Derdiyok), Sneijder, Bruma (Dk. 18 Rodrigues), Podolski
Kasımpaşa: Ramazan Köse, Popov, Veysel Sarı, Titi, Veigneau, Andre Castro, Abdullah Durak, Sadiku, Eduok (Dk. 85 Guanca), Pavelka (Dk. 84 Ahmet Ildız), Adem Büyük (Dk. 46 Turgut Doğan Şahin)
Goller: Dk. 25 ve 81 Andre Castro, Dk. 63 Turgut Doğan Şahin (Kasımpaşa), Dk. 90+1 Sneijder (Galatasaray)
Kırmızı kart: Dk. 59 Tolga Ciğerci (Galatasaray)
Sarı kart: Dk. 90+2 Hakan Balta (Galatasaray)
6 Mayıs 2017 Cumartesi
Golenzo Ultras Summer 2017
"Tribün modasını hayata taşı" diyerek çıktıkları yolda ürettikleri ürünlerle taraftarın "gayriresmi" maç günü kıyafet tedarikçisi olan Golenzo Ultras, kışlık polar ve atkılardan sonra, ilkbahar ve yazın gelmesiyle birlikte sunduğu yepyeni ürünlerle tribünlerin vazgeçilmezi olmayı başarmış durumda. Yaz sezonuna geçen seneden çok beğeni toplayan "No Beer No Party", "Hooligans", "Ultras" ve "Deplasman" gibi dizaynlarla giriş yapan Golenzo, esas bombaları Mayıs ayında patlattı. Taraftarın deplasman hikayesini özetleyen "Away Days" ve memlekete son senelerde giriş yapan "Casual Style"i anlatan siyah t-shirlerden sonra, pastanın çileği Against Modern Football pola t-shirtle konuldu. İngiltere'de rengini belli etmek istemeyen hooliganların Lacoste, Burberry, Stone İsland, Fred Perry gibi ürünlerle stattlarda boy göstermeye başlamalarıyla ortaya çıkan "casual" modasını memlekette zanneildiği gibi t-shirtten ibaret olmadığını gösteren ürünle Golenzo Ultras yine bir ilki başarmış durumda. Markanın iki ortağından biri olan Tugay'ı tebrik etmek için aradığımda "yaz boyu yeni sürprizlere hazır olmamız gerektiğini" belirtirken, anlaşılan o ki sloganları doğrultusunda liglerin tatile girdiği yaz sezonunda taraftarları işte, tatilde, barda, sokakta, cafede üzerlerinde Golenzo Ultras markalı ürünlerle sıkça göreceğiz...
1 Mayıs 2017 Pazartesi
Bursaspor:0-5:Galatasaray
Bursaspor geçen hafta Akhisar'a farklı mağlup olmuş, taraftarı ilk devre bitiminde deplasman tribünunu terk etmişti. Galatasaray ise sezonun son hedef maçında tek kale oynadığı maçta ezeli rakibi Fenerbahçe'ye mağlup olmuş, derbi kazanmadan koca sezonu kapamıştı. Bursalılar maçtan önce "Galatasaray kesin yener" derken, Galatasaraylılar da "Biz Bursa'yı da yenemeyiz" karamsarlığındaydı. Maçtan evvel oluşan hava, maç günü stada da yansımış, neredeyse boş tribünler karşısında oynuyordu iki takım da. Bursa'da böyle maçlar izlemeye alışık değiliz ama maalesef "kendi düşen ağlamaz"... Galatasaray'da şampiyon olup Türkiye kupasını kazanmış ve buna rağmen kovulmuş olan Hamza Hamzaoğlu'nu takımın başına getiren yönetim, Hamza hocanın istifası sonrası Mutlu Topçu gibi Bursaspor'la "karakter olarak uyuşmayan" bir hocaya yeşil-beyazlı takımı emanet ederse, bu sonuçlar da kaçınılmaz olacaktır. Bursaspor'un düştüğü durumu görünce üzüldüm de 5 farklı galip gelmemize rağmen bizim de onların da derdi aynı: Yönetim istifa...
Geçen hafta Fenerbahçe karşısındaki oyundan memnun kalan Igor Tudor, sakat Semih dışında takımı bozmamış ve Bursa deplasmanında sahaya sürmüştü. Rakip savunma hattında genç ve bölgesinin yabancısı oyuncuları bulunca Galatasaraylılar, özellikle Bruma'nın kanadından yıktılar oyunu rakip sahaya, golü erken buldular, ikinciyi de aradılar, hiç zorlanmadan top çevirdiler, zevk ala ala maçı neredeyse ilk 45 dakikada bitirdiler. İkinci yarı skor 3-0 olmuşken, bir ara kameralar Mutlu Topçu'ya dönmüştü, Bursaspor'un hocası "Şu maç, şu işkence bir an evvel bitsin" der gibi bakarken, oyunun bitmesine 30 dakikadan fazla vardı, Galatasaray "Barcelonavari"top çevirirken, Bursalı taraftarlar da kendi oyuncularına top geldiğinde protesto maksatlı "oley çekmekteydi"...
5-0 gibi farklı bir skorla bitmiş bir maçtan sonra hakem konuşmak ters olur ama Halis Özkahya, berbat bir yönetim sergiledi. Neden mi berbat? Çaldığı düdüklerde tutarlı olmayan, aklında hesap yapan hakemleri hiç sevmem. İlk yarıda Bursaspor ceza sahası içinde Ertuğrul'un eline çarpan topa devam kararı veren hakem, aynı pozisyon taç çizgisi cıvarında Carole aleyhine olunca tereddütsüz düdük çalıyordu. Faty'nin Ahmet Çalık'a attığı tekmeye çıkan sarı kart ise tam komedi. Ahmet demişken, bugün gol atarak skora katkı da sağladı ama asıl önemlisi takıma her geçen gün ısınıyor ve Tudor da görevde kalırsa önümüzdeki sezon ondan yararlanacaktır savunma hattında.
Stat: Bursa Büyükşehir Belediyesi
Hakemler: Halis Özkahya, Kemal Yılmaz, Süleyman Özay
Bursaspor: Harun Tekin, Aziz Eraltay, Ertuğrul Ersoy, Şamil Çinaz, Onur Atasayar, Merter Yüce, Faty (Dk. 45+3 Jorquera), Mert Örnek (Dk. 46 Kubilay Kanatsızkuş), Batalla, John, Stancu (Dk. 80 Sercan Yıldırım)
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Çalık, Hakan Balta, Carole, Yasin Öztekin, Selçuk İnan (Dk. 67 De Jong), Tolga Ciğerci (Dk. 67 Josue), Bruma, Sneijder, Podolski (Dk. 79 Eren Derdiyok)
Goller: Dk. 5 Ertuğrul Ersoy (Kendi kalesine), Dk. 45 Bruma, Dk. 58 Ahmet Çalık, Dk. 60 Podolski, Dk. 89 Yasin Öztekin (Galatasaray)
30 Nisan 2017 Pazar
Neden Sürekli Ben?
27 Nisan 2017 Perşembe
Transfer İçin Dövme Şartı
Romanya ligi sona yaklaşmışken takımlar da yeni sezon için transfer çalışmalarına başlarken, Steaua Bükreş'in başkanı Gigi Becali'den ilginç bir dövme çıkışı geldi. "Astra Giurgiu'da forma giyen genç yetenek Alexandru Ionita'yı seneye takıma transfer etmek istiyorum ama bir şartım var; Göğüsünde yaptırmış olduğu Rapid dövmesini sildirecek" diyen başkanın önerisine şimdiye kadar Steaua Bükreş'in ezeli rakibi Rapid Bükreş alt yapısında futbola başlayan 22 yaşındaki futbolcudan cevap gelmezken, 2018 yılına kadar Astra ile sözleşemesi olan Ionita'nın talibi sadece Steaua değil, Türkiye'den de iki takımın genç oyuncunun peşinde olduğunu yazmakta Rumen basını...
Galatasaray:0-1:Fenerbahçe
Blog yazmaya 2007 senesinde başladım, oysa 2000 yılında başlamış olsaydım izlediğim maçları yorumlamaya, 26 Mart 2000 tarihinde Ali Sami Yen'de oynadığımız ve Johnson'un serbest atıştan attığı golle mağlup olduğumuz derbinin yazısını "kopyala-yapıştır" yapardım bu başlığın altına. O talihsiz gün de tek kale oynamıştık, Fenerbahçe korner dahi atmamıştı ama top bir türlü bizimkileri sevmezken, daha sonra Fenerbahçe'nin "herşeyi" olacak Emre Belezoğlu'nun son saniyede baraja girip, Johnson'un şutunun Emre'nin sırtına çarpmasıyla maçtan mağlup ayrılmıştık.
23 Nisan gecesi de aynı senaryo tekrarlandı, maç boyu savunmada kalan, Galatasaray kalesine gitmeyi dahi düşünmeyen ve beraberlik amacındaki Fenerbahçe, karşılaşmanın uzatma dakikalarında bulduğu golle üç puanın sahibi oldu... İki takımın geriye baktıklarında unutmak isteyecekleri sezonda, Fenerbahçe Galatasaray yenerek, taraftarını mutlu ederken, Dursun Özbek yönetimindeki Galatasaray hedef maçını da kaybetmiş oldu...
Maçla ilgili arşive geçmesi anlamında tek not: Kadıkoy'deki derbide de TT Arena'daki maçta da galibi belirleyen Carole'un yapmış olduğu hatalardı... Deplasmanda arkasına rakibi kolayca kaçırdı, pazar gecesi de Şener'den kolay bir çalım yedi.
Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
Galatasaray: Muslera, Sabri Sarıoğlu, Ahmet Yılmaz Çalık, Semih Kaya, Carole, Tolga Ciğerci (Dk. 90 Josue), Selçuk İnan, Yasin Öztekin (Dk. 80 Eren Derdiyok), Sneijder, Bruma (Dk. 68 Rodrigues), Podolski
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Şener Özbayraklı, Kjaer, Skrtel, Hasan Ali Kaldırım, Mehmet Topal, De Souza, Lens, Alper Potuk (Dk. 90+2 Ozan Tufan), Chahechouhe (Dk. 62 Volkan Şen), Van Persie (Dk. 80 Sow)
Gol: Dk. 90+1 De Souza (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 61 Van Persie, Dk. 85 De Souza, Dk. 88 Skrtel, Dk. 90+4 Volkan Demirel (Fenerbahçe)
21 Nisan 2017 Cuma
8 Değil 18 Penaltı Atılsa, Fabri Kurtaramazdı
"Ah be Fabri, insan bi' penaltı kurtarmaz mı be Fabri?" diye ahlanıyordu fırında simit kuyruğunda bekleyen Beşiktaşlı bu sabah. Kargalar daha kahvaltısını etmemişken, teknik taktik kasmak istemediğim için aldırış etmedim de "Kurtaramazdı efendim, sekiz penaltı değil onsekiz penaltı atılsa yine de kurtaramazdı"... Futbolun artık dev bir sanayi haline geldiği, şansın mümkünce minimize edildiği yerde, Lyon dersine iyi çalışmış öğrenci görünümündeyken, Beşiktaş penaltı atışlarında sınıfta kaldı dün gece kendi taraftarı önünde. İlk maçın 2-1 ile sonuçlanması neticesinde, deplasmana gelecek olan Fransızlar, her türlü skorun yanında karşılaşmanın eşitlikle sonuçlanıp, penaltı atışlarına da gitmesini hesaba katıp, antrenmanlarında 11 metre atışlarını da tecrübe etmişler, hem de ciddiyetle, bilimsel verilerle... Oysa Şenol Hoca, takımın belki de en iyi topa vuran topçusu Talisca'yı son penaltıcı yazarak, acemice bir karar vermiş, penaltı işini pek de hesaba katmadığını göstermişti. Bereket, Brezilyalıdan önce topun başına gelen dört arkadaşı hata yapmadı da sıra Talisca'ya geldi, hatırlanacağı üzere çeşitli final karşılaşmalarında yaşanılan onca acı tecrübeden sonra hocalar penaltıcıları seçerken en iyi atanları listenin en başına yazmaktadırlar... Neden mi, 5 penaltı atacağın garanti mi? Ya sıra gelmezse?
Dün geceki penaltı atışlarına dönersek, Beşiktaş'ta en başarılı atışı kullanan oyuncular Ryan Babel ve Atiba Hutshinson oldu. Hollandalı, bir kaleci için en zor yer olan bel üstüne topu vurarak, Lopes'i, çaresiz bırakırken, Atiba da sağ üst köşeye attı, direkten gol oldu. Öte yandan, takımı adına ikinci penaltıyı kullanan siyah beyazlı oyunculardan Cenk yerden sağ alt köşeye attı ki Lopes köşeyi tuttu, uzanamadı, Tolgay kaleciyi terse yatırdı ama o da sol alt köşeye attı. Serbest vuruşlarda köşelerden örümcek avlayan Talisca da kendisinden beklenmeyen bir vuruş yaptı, Cenk gibi sağ alt köşeye vurdu, Lopes yine az kalsın çıkarıyordu.
Rakip takımda ise Fekir kalenin sol üst köşesine, Ghezzal yine sol üst köşeye, penaltı atışları için oyuna giren Rybus da yine sol köşeye attı ama istediği gibi bir vuruş yapamadı, top kalecinin diz kapağı hizasında gitti. Beşinci penaltıyı atan Valbuena da çalıştıkları gibi sağ üst köşeye attı.
Tolisso en kötü penaltı atan oldu, sağ alt köşeye vurdu ki Fabri'nin kurtarışa en yakın atıştı, mümkün ki hocasının dedikleri dışında hareket etti Lyon'lu topçu.
Seri atışlara geçildiğinde senaryo yine aynen devam etti, Necip kalenin sol alt köşesine atarken, Lyon'lu savunmacı Diakhaby hocasının çalıştırdığı gibi kalecinin sol üst tarafına atıyordu topu. Beşiktaş'ta sıra Tosiç'e geldiğinde, Sırp futbolcu Cenk ve Talisca'nın yaptığı gibi kalecinin sağ alt tarafına vurdu ama şans bu sefer Lopes'in yanındaydı. Maçı kazanma topunu alan Jallet, maç öncesi konuştukları gibi kalecinin çaresiz kalacağı taraf olan üst köşeye garanti bir vuruş yaptı ama ayarı kaçırınca elini başının arasına almak zorunda kalıyordu. Futbol tanrıları Beşiktaş'a maç boyunca verdikleri şanslardan birini daha vermişti ama Mitroviç diğer arkadaşları gibi "spontane" bir vuruş yaptı, kalecinin sağ alt tarafına attı, Lopes kolayca topa hakim oldu. Tur penaltısı için meşin yuvarlağı beyaz noktaya diken Gonalons, Fabri'nin sağ üst tarafına atarak geceyi sonlandıran futbolcu oldu...
Dedik ya, sekiz penaltı değil on sekiz penaltı atılsa Fabri'nin yapacağı hiç bir şey yoktu zira Lyon'lular derslerine iyi çalışmış, kaleciye hiç şans bırakmamışlardı...
12 Nisan 2017 Çarşamba
Medipol Başakşehir:4-0:Galatasaray
Futbolcularla iç içe olan, antrenmanlarda onları izleyen takımın teknik direktörüdür, o sebeple sahaya çıkan oyuncuların form durumunu en iyi Hırvat hoca Tudor bilecektir, bizim "Sneijder oynasın, Podoslki oynasın" isteklerimiz dilekten öteye gidemez... Hoca da sezonun en kritik maçını kaybetmek isteyecek kadar "hain" olmadığına göre, Medipol Başakşehir karşısındaki farklı mağlubiyet ve "hayalet" oyunun sebebi nedir?
Rakip kaleye şut atamayacak kadar kötü mü Galatasaray'lı futbolcular?
Üç pası arka arkaya yapamayacak kadar kabiliyetsiz mi?
Hayır...
Peki, neden rakip takım futbolcularına maç sonunda Şampiyonlar Ligi müziği eşliğinde kahkahalar attıracak duruma geldik?
Cevap Igor Tudor'un yayıncı kuruluş mikrofonlarına verdiği röportajda saklı:
"Futbolcularım sanki Nou Camp'ta Barcelona ile oynar havasındaydılar"
Farklı skormuş, yenilgiymiş, Şampiyonlar Ligi hedefinden uzaklaşmakmış, inanın bunlar çok ta üzmüyor bizi de, Galatasaray forması tek başına şampiyonluğa oynarken, şimdi o formanın içindekiler rakipten korkar hale gelmiş... İçimizi acıtan da tam olarak bu...
Ne diyelim, ne zaman ki formaya yıldızlar konulmaya başlandı, formanın içindekiler ruhunu, hırsını kaybetmeye başladılar demek...
STAT: 3. İstanbul Başakşehir Fatih Terim
HAKEMLER: Cüneyt Çakır, Tarık Ongun, Alpaslan Dedeş
MEDİPOL BAŞAKŞEHİR: Volkan Babacan, Caicara, Yalçın Ayhan, Epureanu, Alparslan Erdem, Emre Belözoğlu, Mahmut Tekdemir (Dk. 88 Attamah), Visca, Mossoro (Dk. 73 Samuel Holmen), Cengiz Ünder, Adebayor (Dk. 76 Mustafa Pektemek)
GALATASARAY: Muslera, Semih Kaya (Dk. 67 Lukas Podolski), Ahmet Çalık, Chedjou, Linnes, Selçuk İnan, Josue, Yasin Öztekin, Bruma, Rodrigues (Dk. 67 Wesley Sneijder), Eren Derdiyok
GOLLER: Dk. 11, 44, 57 Adebayor, Dk 86 Mustafa Pektemek (Medipol Başakşehir)
SARI KARTLAR: Alparslan (Medipol Başakşehir), Yasin Öztekin, Josue (Galatasaray)
7 Nisan 2017 Cuma
Curvalar Geri Döndü
Ne derbi dediler, ne Avrupa maçı... "O bariyerler kale arkalarından sökülmezse biz yokuz" dediler, evleri bildikleri 'curva'ları terk eylediler... Ve aylar süren protestolar sonrası ultraslar istediklerini aldılar, bariyerler söküldü ve başkent Roma'nın düşman kardeşleri İtalya Kupası rövanş maçında olmaları gereken yerlerde boy gösterdiler... Onlar geri dönünce de, maçtan ziyade tribünler ilgi odağı oldu, Lazio kazandı, Totti üzüldü... Biz de İtalyanlara özenip, e-bilet protesto edip, ilk "şatafatlı" maçta davamızı satıp, varalım "ultrasçılık" oynayıp duralım...
CSKA Sofya'nın 70. Yıl Logosu
5 Mayıs 2018'de 70. kuruluş yılını kutlayacak olan CSKA Sofya, 70. yıl özel logosunu kulübün web sayfasından taraftarlara duyurdu. Yapılan açıklamada, iki seçenek üzerinde durduklarını, ya Juventus gibi yepyeni bir logo yapacaklarını, ya da klasik logoyu süsleyeceklerini belirten kulüp yetkilileri, ikinci seçeneği CSKA tarihine daha çok yakışacağını belirttiler. Bu arada kulüp 70. seneye özel logo çalışmalarında bulunuyor lakin kulübün amblemi şu an kendi ellerinde değil zira CSKA Sofya'nın ambleminin kullanım hakkı için geçen hafta yapılması planlanan açık arttırma, taraftarın teklif veren adayları açık arttırmanın yapılacağı salona sokmaması ile ileri bir tarihe ertelenmişti.
3 Nisan 2017 Pazartesi
Galatasaray:4-0:Adanaspor
Şampiyonluktan matematiksel olarak kopmuş olmasak da, Beşiktaş'ın deplasmanda zorlandığı maçlara karşın iç sahada güvenli oyunu ile aldığı puanlar ve aradaki 9 puan can sıkarken, hedefsizliğin sıkıntısında Şampiyonlar Ligine katılma yarışı ve haftaya ikinci Başakşehirspor ile karşılaşılacak olması tekrar heyecanımızı artırmaya yetti bile. Rakip Adanaspor'du, zayıftı, sorun çıkaracak gücü yoktu da, Fenerbahçe ile Kadıkoy'de 2-2 berabere kalmış olmaları, bazılarının aklına "acaba?" sorusunu sokmaya yetiyordu.
Beklediğimiz gibi rahat kazandı Galatasaray, daha 60. dakikada 4 farklı öne geçince, maç da erken kopmuş oldu. Tudor, son maçlarda kıpırdanmaya başlayan, "istatistik kağıdına" oynamak yerine kendisinden beklenildiği gibi takım arkadaşlarını oynatmak için uzun paslar atmayı akıl edebilen Selçuk İnan'ı alkışlatmak için bitime yarım saat kala yanına alırken, günün skordan ziyade en fazla konuşulacak olayı, Sneijder'in yedek kalıp, 20 dakika kala sahaya girmesiydi. Ve memleketim medyası kendine nur topu gibi bir gündem daha yaratmayı becerdi: Galatasaray Sneijder'le mi Sneijder'siz mi oynar?
Sanki Galatasaray çok umurlarındaymış gibi kendilerince bu soruyu sorgularken, esas niyet Sneijder üzerinden Tudor'u yıpratmak... "Sneijder mutsuz", "Sneijder tempoyu kaldıramıyor", "Tudor, Sneijder'ı sildi", "Tudor'un gelecek planında Sneijder yok" buna benzer önümüzdeki haftalarda çok cümle okuyacağız. Oysa şundan eminiz ki, Igor Tudor elindeki yıldızı harcayacak kadar tecrübesiz değil, Sneijder de "ona buna göre hareket edecek" kadar amatör değil...
Martin Linnes'te ısrar edilmesinden yanaydık, hala da aynı fikirdeyiz, takımın belki de en profesyonel topçusu, "gel dersen gelir, git dersen gider", her zaman oynamaya hazır Norveçli oyuncu. Carole'un sakatlığında bulduğu forma şansını, umarım Tudor ona lig sonuna kadar verir. Aynı şekilde Ahmet Çalık'tan da faydalanılması gerekmektedir ki görüldüğü üzere Galatasaray'ın savunması Semih ile Ahmet'e emanet edilecek önümüzdeki maçlarda, tabii Serdar Aziz'in seneye dönüşü sonrası savunmada rekabet artacaktır.
Josue şu anda kiralık oynamakta ama anlaşılan o ki Hırvat hocanın gelecek planlarında Portekizli oyuncu yer alacak, bonservisi Braga'dan istenebilir. Josue de yeni hocasının gelmesiyle birlikte vites arttırdı, mücadelesi ve koşmasıyla takıma faydalı işler yapıyor. Sneijder ile dönüşümlü kullanabilir kendisini Igor Tudor önümüzdeki haftalarda... İzleyip, göreceğiz...
Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Serkan Olguncan, Serkan Çimen
Galatasaray: Muslera, Cavanda, Ahmet Çalık, Semih Kaya (Dk. 68 Sneijder), Linnes, Rodrigues, Josue, Selçuk İnan (Dk. 62 Tolga Ciğerci), Yasin Öztekin (Dk. 78 De Jong), Eren Derdiyok, Podolski
Adanaspor: Itandje, Digao, Ramos, Didi, Halil İbrahim Pehlivan, Foguinho, Koman, Mustafa Samican Keskin (Dk. 23 Tevfik Altındağ), Vinicius (Dk. 83 Reynaldo), Ahmet Dereli (Dk. 76 Cem Özdemir), Magaye
Goller: Dk. 25 Podolski, Dk. 47 Rodrigues, Dk. 56 ve 59 Selçuk İnan (Penaltılardan) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 5 Cavanda, Dk. 33 Linnes, Podolski (İlk yarı bitiminde), Dk. 63 Josue (Galatasaray), Dk. 36 Koman, Dk. 55 Digao, Dk. 85 Tevfik Altındağ (Adanaspor)
23 Mart 2017 Perşembe
Video Hakem
Futbolda video hakem tartışmaları her geçen gün artarken, basketbolda hakemlerin sık sık monitörden destek aldıklarına alıştık artık. Dün gece Euroleague'te play-offu yakından ilgilendiren maçta Kızılyıldız evinde Olympiakos'u konuk etti. Oldukça çekişmeli geçen karşılaşma uzatmaya gitti ve deplasman ekibi kendilerine zamanında Euroleague şampiyonluğunu getiren Printezis'in set oyunuyla Kızılyıldız'ı 66-64 yenerken, uzatmanın son 20 saniyesinde meydana gelen tartışmalı pozisyonda hakemlerin monitör karşısındaki "hanımefendiyle" yakın teması ilginç görüntüler ortaya çıkardı. İki dakikaya yakın süren pozisyon incelemesinde maçın hakemleri oldukça memnun gözükürken, "hanımefendi"nin sıkıntılı hali gözlerden kaçmadı...
20 Mart 2017 Pazartesi
Trabzonspor:2-0:Galatasaray
Galatasaray'da iyi niyetiyle hizmet etmeye çalışan Jan Olde Riekerink gitti... Daha doğrusu gönderildi... Daha da açık bir dille yazarsak Galatasaray karşıtı medya tarafından kulübün pasif yönetimine "göndertildi"...
Şimdi sırada Igor Tudor var... Galatasaray'a geldiği günden beri kendi sistemini yerleştirmeye çalışan, tribündeki taraftarın arzuladığı "savaşçı" oyunu futbolcularına oynatmak için uğraşan hoca hedef tahtasına oturtulmaya çalışılıyor...
Bütün bu oyunlar ve kara propagandaların hepsine yıllardır alıştık ama son yıllarda sosyal medyanın hayatımızın içine dahil olmasıyla "kendi takımını acımasızca eleştiren" yepyeni bir Galatasaray taraftar "türü" türedi... Basın ve televizyonlarda köşeler kapmış "Galatasaraysevmezlerin" sözleriyle hareket eden bu yeni nesil, akıllı telefonlarıyla, tabletleriyle, bilgisayarlarıyla hocadan topçuya saldırmaktan haz almaktadırlar...
Hal böyle olunca, saha içinde Galatasaray da her maç hakemler tarafından acımasızca ve cesurca doğranmaktadır... Galatasaray'ın hakem hatalarından bu kadar çok puanının gittiği başka bir sezon hatırlayan var mı? Başkanı "başkanlık vasıflarına sahip olmayınca", taraftarı da takımının arkasında durmayınca, meydan Cüneyt'ten, Mete'den, Ali'den sonra dün gece meydan da Halis'e kaldı... Meireless'in tükürüğünden sonra hakemliği bırakıp, şu anda görev yaptığı okulda sporcu öğrenciler yetiştirmesi gereken Halis Özkahya, Galatasaray lehine iki penaltıya göz yumarak, "görevini başarıyla tamamladı"...
Yeni taşındığı stadında ilk derbi maçına çıkan Trabzonspor'un baskılı oyunu karşısında Galatasaray ilk devre boyunca rakip kaleye şut çekemeyecek kadar etkisiz bir oyun oynamış olabilir, rakip takım on kişi de kalmış olabilir, Galatasaray beraberliği ya da kazanmayı da hak etmemiş olabilir ama hakemin görevi saha içinde kuralları uygulamaktır, gördüğü pozisyonlarda gerekli düdükleri çalmaktır, kuralsızlıklara göz yummak değildir...
Dedik ya, daha önceki bariz hatalara hesap soran olmayınca, Halis Özkahya da kafasına göre "rahat" bir maç yönetti...
İğneyi geçtim, biz sürekli çuvaldızı kendimize batırdıkça, yakında bıçaklar, kılıçlar, baltalar bize karşı rahatlıkla çekilecektir, karşı duracak halimiz kalmayacaktır...
Tudor'un Trabzonspor karşısındaki Cavanda ve Carole'lu savunma üçlüsünü görünce "eyvah" çekmedim dersem yalan söylemiş olurum da, özellikle Cavanda pek eleştirilecek bir oyun oynamadı. Belki hocalarının onları sahaya sürme sebebi olan klasik stoperlere nazaran "topa ayaklarıyla hükmetme" yeteneklerini gösterip savunmadan oyun kurmada başarılı olamadılar ama bunda rakibin arzulu oyununu da göz ardı etmemek lazım. Maçı izlerken aklıma geldi, Igor Tudor savunmada Carole yerine Rodriguez'i deneyemez miydi? Hatta Chedjou ortada, sağda Semih solda Rodriguez'li bir anlayışı önümüzdeki maçlarda denese nasıl olur? Nasılsa her maç gol yeme alışkanlığı kazandık, en azından hücuma sağlam destek gelir Rodriguez'le... Çılgınlık mı? Denemeden bilemeyiz...
Ersun Yanal, Gençlerbirliği ve Ankaragücü günlerinden bildiğimiz "adam seni geçerse indir" anlayışını Trabzonsporlu topçulara da benimsetmiş ki, Bruma'ya, Rodriguez'e yürüme şansı dahi tanımadılar bordo mavililer. Belki oyundan atıldılar, ama o anlayıştan vazgeçmediler. Oysa Galatasaray'ın yediği ikinci golde Trabzonspor'lu Olcay taç çizgisi kenarında topu kaparken, ne Linnes onu düşürdü, ne de Carole yanından geçen rakibini yere indirip pozisyonu sonlandırmayı aklına getirebildi. Zaten o pozisyon maçın kırılma anıydı ki atılan gol Trabzonspor'u iyice rahatlattı...
Ayrıntılar çok şeyi anlatır ya, aynı taç çizgisi kenarında ilk devrede Galatasaray'ın ani atağa çıktığı bir anda Trabzonlular, Yasin'i düşürürken, Igor Tudor oyunu bir an önce başlatması için yanda çırpınırken, Yasin Öztekin ağır çekimde takla atmakla meşgüldü. İşte, Hırvat hocanın Galatasaray'da başarılı olması için mesai harcayacağı durumlardan biri. Yasin, hocasının istediği "at" gibi koşuları yapmaya başladı ama teknik direktörünün istediği oyun zekası seviyesine de çıkmalı...
Yeni hocayla birlikte olumlu yönden değişen biri de Selçuk İnan oldu. Gençlerbirliği maçından sonra dün gece de sahanın Galatasaray adına en arzulu ve istekli futbolcusu Selçuk oldu. Pabucun pahalı olduğunu görmüş olmalı ki Selçuk, Galatasaray'a geldiği sezonki oyununa benzer bir karşılaşma çıkardı... Devamını bekliyoruz...
Guardiola'nın City'de, Kloop'un Liverpool'da oynatmaya çalıştığı sistem esnasında aldığı mağlubiyetler ve gelen eleştiriler, hatta Conte'nin bu seviyeye gelmeden Chelsea'de kovulmanın ucuna geldiği günümüz futbol anlayışında Igor Tudor da her hafta acımasızca eleştirilecektir de Galatasaray taraftarının görevi hocasına sahip çıkmaktır. Sadece son 20 dakikada bile hakem gördüğünü çalsa, Sinan boş kaleye topu yuvarlasa, Yasin biraz daha becerikli olsa Galatasaray maçı alabilecekken, Tudor'un idmanları ve hırsıyla bütünleşecek Galatasaray'ın önümüzdeki haftalarda neler yapabileceğini hayal etmek içimizi ısıtıyor...
Stat: Medical Park Arena
Hakemler: Halis Özkahya, Kemal Yılmaz, Mehmet Cem Hanoğlu
Trabzonspor: Onur Recep Kıvrak, Pereira, Uğur Demirok, Medjani, Mas, Okay Yokuşlu, Onazi (Dk. 70 Mustafa Akbaş), Olcay Şahan, Yusuf Yazıcı (Dk. 84 Bero), Castillo (Dk. 63 Yusuf Erdoğan), N'Doye
Galatasaray: Muslera, Cavanda, Semih Kaya, Carole, Yasin Öztekin, Tolga Ciğerci (Dk. 79 Sinan Gümüş), Selçuk İnan, Linnes (Dk. 57 Rodrigues), Sneijder (Dk. 62 Josue), Bruma, Podolski
Goller: Dk. 23 N'Doye, Dk. 49 Yusuf Yazıcı (Trabzonspor)
Kırmızı kart: Dk. 65 Uğur Demirok (Trabzonspor)
Sarı kartlar: Dk. 51 Podolski, Dk. 90 Yasin Öztekin (Galatasaray), Dk. 66 Yusuf Yazıcı, Dk. 71 Pereira, Dk. 90+3 Bero (Trabzonspor)
12 Mart 2017 Pazar
Galatasaray:3-2:Gençlerbirliği
Sneijder'ı yedek takımla birlikte ısınırken gördüğümde aklımda senaryoyu hemen kurguladım: "Maç beraberlikle giderken, son dakikalara doğru Sneijder oyuna girecek ve kazanılan bir serbest vuruşla örümcek ağlarını temizlerken, üç puanını da getiren isim olacaktı"... Nerden mi kurguladım bu senaryoyu, Hagi aklıma geldi de, bir Samsun maçı hatırlıyorum, Hagi yedek başlamış, kale arkasında ısınıyordu ve Galatasaray Popescu ile penaltı kaçırmış, rakip kaleci çılgınca sevinirken, Hagi ona dönüp, "Birazdan oyuna gireceğim ve sana gol atacağım" işareti yapmıştı. Öyle de oldu, Hagi oyuna girdi ve topla buluştuğu ilk pozisyonda kaleci Göksel'i avlamıştı. Bu gece Sneijder oyuna son 20 dakikada girdi de son dakika "freekick" golü Selçuk'a nasip oldu. Selçuk da biri penaltıdan atmış olduğu iki golün gazıyla, maç sonu kameraları görünce gene saçmaladı da, o konuya maç yazısında değinmeyelim...
Daha topa dokunmadan kalesinden meşin yuvarlağı çıkarmak zorunda kaldı Galatasaray, ligin de en erken atılan golüyle yenik duruma düştü de, iki dakika sonra kazanılan penaltı ile skoru eşitledi. Yeri gelmişken yazalım, topun ele çarpmasıyla oluşan penaltı kararlarında artık terazi iyice şaştı, topun ele her dokunuşunda artık penaltı çalınmaya başlandı, oysa eskiden kural basitti: "El topa gidecek, o kadar"... El açıkmış, kapalıymış, uzamışmış, kısalmışmış, iyice saçmalandı. Fırat Aydınus'un bu gece çaldığı üç penaltıdan bir tek Tolga Ciğerci'nin voleybolcu gibi elle topa dokunmasına düdük çalınır, diğer ikisinin penaltı ile alakası olmamalı... Ama ilk yarıda Rodriguez'in ceza sahasında düşürülmesine göz yummamalıydı maçın hakemi...
Selçuk attığı gollerle, Muslera kurtardığı penaltı ile, Rodriguez göz okşayan çalımlarıyla maça damga vurdu kimilerine göre ama ikinci devre iki net pozisyon kaçırmış da olsa, maçın adamı Podolski'ydi bana göre ve bu gece onu izlerken, sene sonu yollarımızın ayrılacak olmasına da kahrolmadım değil. Lukas, Ronaldo ve Messi de dahil, izlemiş olduğum topa en net vuran oyunculardan biridir, yıllarca dağa taşa vuran oyuncuları izlerken, "Ulan Avrupa'da ne güzel ceza sahası dışından gol atan oyuncular var" diye iç çekerken, takımımıza gelmiş böyle bir adamı 4 ay sonra uğurlayacak olmak ne kadar büyük talihsizlik. Önce Felipe Melo'yu, şimdi de Lukas Podolski'yi Galatasaray'dan koparan Dursun Özbek, "düş yakamızdan" artık...
Podolski gecenin aydınlık yüzüyken, Tolga Ciğerci ise karanlık tarafıydı Tudor'un takımının. Tamam koşuyor, mücadele ediyor, pekte kaale almadığım istatistik kağıtlarında üst sıralarda yer alıyor gurbetçi futbolcu ama maalesef oyun zekası diplerde sürünüyor. Altyapılarda hocaların sürekli söyledikleri "Topu ayağına aldığında kafanı kaldır, boştaki arkadaşını gör" talimatının tamamen tersini yapıyor Tolga, kafa sürekli yerde ve terse oynama alışkanlığı yok derecede kötü. İlk devre oyun Galatasaray'ın sol tarafına sıkışmış, rakipler o bölgeye yoğınlaşmış ve Sabri sağ kanatta "pas pas" diye yırtınıp çırpınırken Tolga'nın hiç oralı olmaması benim için yapmış olduğu penaltıdan daha fenaydı...
7 Mart 2017 Salı
Elit Galatasaray Mı?
''Biz Galatasaraylılar herkesi almayız kulübe. Belli bir kontenjan vardır. Bunun sebebi Galatasaray'ı daha elit bir kulüp haline getirmektir. O kültürü yaşatmaktır. Bu karar camiada tartışılıyordu. Bunun içinde başkan bulamazsınız deniliyordu."
Bu talihsiz açıklama 7 ay gibi kısa bir süre başkanlık yapmış Duygun Yarsuvat'a ait... Liseci zihniyetin kelimelere dökülmüş halleri... Sizler elitlik peşinde koşabilirsiniz, bizler için gerçek Galatasaraylı taraftarlar yukarıda resimlerde görüldüğü gibi kalbi sarı-kırmızı ile atan binlercesidir...
Antalyaspor:2-3:Galatasaray
Kulübün başkanı etkisiz olabilir...
Yönetim kurulu ondan da pasif olabilir...
Galatasaray formasını hak etmeyen bir çok topçu parçalı ile sahada eli belinde gezebilir...
Lakin Galatasaray sahipsiz değildir...
Bu takımın temel direği taraftarıdır ve kimse Galatasaray taraftarını hafife almasın,
bu büyük taraftarın sabrını sınamayı denemesin...
Galatasaray halktır...
Galatasaray Türkiye'dir...
Galatasaray üzerine oyun oynamayın, zira altında kalır, ezilirsiniz...
Karabük, Başakşehir ve Beşiktaş maçlarındaki izahi olmayan hakem kararlarından (hata demiyorum, bilerek verilmiş kararlar olduğuna inancım tam) sonra dün gece de sahneye Ali Palabıyık çıktı. Hani Beşiktaş-Fenerbahçe kupa maçında taraftara dil çıkaran Van Persie'ye kayıtsız kalıp, Bruma'nın "sus" işaretine kartını çıkaran, aynı kupa maçında Şenol Güneş'in Fenerbahçeli topçunun çenesini sıkmasına seyirci kalıp, Igor Tudor'un yedek kulübesindeki doktor çantasına tekme atmasına hocayı tribüne yollayan Ali...
Hakemle ilgili görüşümüzü daha adını ilk duyduğumuz günlerde blog okurları ile paylaşmıştık, fikrimiz hala sabit...
"Egosunun altında ezilen gerçekten kötü bir hakem"
Ali Palabıyık oyunu berabere bitirmeye gayret gösterse de, Eren Derdiyok sahneye çıktı ve tüm planları bozdu. Galatasaray'ın bu sezonki yeni golcüsü birbirinden harika iki golle maça damga vururken, sahada da basmadık yer bırakmadı. Sneijder, Podolski ve De Jong gibi Dünya Kupası finali görmüş yıldızların yokluğunda deplasmanda alınan bu galibiyet oldukça manidar zira takımda yeni hocanın izleri görülmeye başladı bile.
Pabucun pahalı olduğunu anlamış Galatasaraylı topçular, ne diyordu Yasin maç sonu basın toplantısında "Hoca bana at gibi koş dedi" ve ekranda koşu mesafeleri gözüktüğünde 10 kilometre koştuğu için hayıflanıyordu... Semih de göze batmaya başladı Tudor'un gelişiyle, hem takımın en fazla mesafe kat eden topçularından biriydi Antalya deplasmanında, hem de kritik anlarda kritik hamleleri ile galibiyette söz sahibi oldu...
Sonradan geldiğin takımda, hele hele senin seçimin olmayan topçularla "aklındaki formasyonu" uygulamak şüphesiz ki zor ve Igor Tudor bu zorluğun peşinde son iki maçtır. Semih-Chedjou ve Ahmet'li üçlü savunma ile kaleyi koruyup, Yasin ve Carole'u hem ofansif hem de defansif oynatıp orta saha ve rakip alanda sayısal çoğunluğu sağlamak niyetinde Hırvat hoca. Bu alışkanlığı oyuncularına kazandırırken de yeşil alan dışında, oyunu onlarla birlikte yaşıyor Igor Tudor... Hal böyle olunca da, tribüne de yollanabiliyor...
Olsun...
İnandığım bir doğrum vardır, sahadan atılan hoca, bizim gibi maçı yaşan hocadır...
Dolayısıyla başımıza gelen en güzel şeydir...
Hakemler: Ali Palabıyık, Baki Tuncay Akkın, Serkan Olguncan
Antalyaspor: Fornezzi, Celustka, Chico, Diego (Dk. 78 Horic), Sakıb Aytaç, Salih Dursun (Dk. 46 Zeki Yıldırım), Charles, Danilo, Deniz Kadah, Serdar Özkan (Dk. 75 Emre Güral), Mbilla
Galatasaray: Muslera, Semih Kaya, Chedjou, Ahmet Yılmaz Çalık, Carole (Dk. 64 Linnes), Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Yasin Öztekin, Josue (Dk. 75 Rodrigues), Bruma, Eren Derdiyok
Goller: Dk. 24 Bruma, Dk. 36 ve Dk. 90+6 Eren Derdiyok,(Galatasaray), Dk. 44 Mbilla, Dk. 53 Deniz Kadah (Antalyaspor)
Kırmızı kart: Dk. 84 Bruma (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 57 Tolga Ciğerci, 90+6 Eren Derdiyok (Galatasaray), 90+1 Sakıb Aytaç, 90+4 Chico (Antalyaspor)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















































