11 Şubat 2025 Salı

Galatasaray:1(3)-0: Adana Demirspor


"Futbol borsada değil arsada güzeldir" demiş rahmetli Metin Kurt...

Ne de güzel söylemiş... Futbolu sokakta tüm sadeliği ile sevdik, iki taştan kale yaptık, taşların üstünden gitti top gol mu aut mu tartıştık, itiştik de maça devam ettik, oynadık... Kaybettik, kavga ettik ama yine ertesi gün boş arsaya gelip, maç yaptık...

Fanilalarımıza sevdiğimiz topçunun numarasını yazdık da adını yazmak yoktu aklımızda çünkü formalar 1 ile 11 arasındaydı, 10 numara zaten Maradona'ydı, 9 van Basten, 1 Simoviç... 

Sonra reklamlar geldi, forma numaraları 99 oldu, isimler yazıldı, futbolun saflığı bitti...

Ve taraftarın, üyelerin olan kulüpler satılmaya başlandı, iki üç "renkli" transfere kandı taraftar...

Ve o "sahipler" gün geldi takımı terk edip giderken, gün geldi kimseye sormadan koca camianın tarihine "iz" bırakma pahasına takımı sahadan çekiyordu...

Evet, pazar gecesi soğuk havaya rağmen Ali Sami Yen dolmuş, Türkiye'nin değişik illerinden taraftarlar takımlarını seyretmeye gelmiş, deplasman tribününde Adana Demirsporlular "inadına" iyi kötü günde armanın peşinde olduklarını cümle aleme göstermiş yerini almışlardı... 


Maç da fena başlamadı iki takım adına da, Galatasaray her zaman olduğu gibi iç sahada baskılı oynuyor, deplasman ekibi de çok kapanmadan yarı sahada baskı yapıyordu. Tabii bir tarafta gencecik çocuklar, kafası bir gün sonra imza atacağı yeni takımda olan oyuncular, diğer tarafta Moratta, Osimhen, Sara, Mertens gibi yıldızlar vardı... İki takım arasında hem kalite hem tecrübe farkı açık seçikti de Adana'nın çocukları kolay pes etmeyecekti, inadına savaşacaktı ama olmadı... İzin vermediler...

İlk yarım saat biterken, zorla sahadan çıkarıldılar... 

Ne sebeple?


"Adaletsizlik" dendi, "Galatasaray'a tepkimiz yok" dendi ama kimeydi tepki?

"Federasyon istifa" ya da "MHK istifa" denilemedi...

Ama Adana Demirspor'un gerçek sahipleri "kulübün paralı sahibine" cevabı vermede gecikmedi:

Biz Adana Demirspor’umuzu ölümüne savunuruz. Ancak bu yapılan haksızlığın ne sana,ne artıklarına can simidi olmasına göz yummayacağız. Adana Demirspor’a karşı yapılan her yanlışın karşısındayız. Bu kulübün başındaki en büyük yanlış sizsiniz.! Bu olayın arkasına sığınıp gündemi değiştirme çabalarınıza asla izin vermeyeceğiz.

Galatasaray'ın bulduğu penaltı golünde Mertens'e yapılan müdahale penaltıyı gerektirmemiş... Peki, ilk defa mı aleyhinize yanlış karar verildi? İlk yarıda iç sahada Galatasaray'la oynarken kazanılan iki "haksız" penaltıyı ne yapacağız?

"Haksızlık ve isyan" isterse Adana Demirspor'un sahibi, 2-3 hafta önce bu gencecik çocuklar kendi sahasında Fenerbahçe'ye karşı müthiş bir onur mücadelesi verip, ilk devreyi golsüz kapayıp, maçtan puan alma ümitleri yeşermişken, kırmızı kartla eksik bırakılan maçta göstermesi gerekmiyor muydu tepkinin en alasını...

O zaman mı samimi olurdu şimdi mi samimi?

Yeni transfer Cuesca'yı seyredecektik, milli takımdan arkadaşı Sanchez ile uyumunu. Dudak bükmüştü "sosyal medya taraftarı" bu transfere de öz güvenli ve çabuk gördüm ben Kolombiyalıyı... Moratta atacaktı gollerini, bütünleşecekti taraftarla... Lemina 10-15 dakika oynayacak, yıkılacaktı kale arkası Lemina diye bağırmaktan... Belki Ahmet uzaktan vuracak, genç Deniz yıldızlaşacak, transfer için portföyüne yeni videolar ekleyecekti... Eyüp, Yusuf şanslar bulacak, Bolu'dan sonra Sami Yen'de de alkış alacaktı taraftarından...

Ama izin vermediler...

Futbolu arsada değil de borsada sevenler, izin vermediler...


Stat: Rams Park 

Hakemler: Oğuzhan Çakır, Çağlar Uyarcan, Volkan Narinç

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Carlos Cuesta, Elias Jelert, Dries Mertens, Gabriel Sara, Roland Sallai, Ahmed Kutucu, Alvaro Morata, Victor Osimhen

Yedekler: Jankat Yılmaz, Eyüp Aydın, Kerem Demirbay, Berkan Kutlu, Yusuf Demir, Gökdeniz Gürpüz, Berat Luş, Efe Akman, Metehan Baltacı, Mario Lemina

Teknik Direktör: Okan Buruk

Adana Demirspor: Deniz Dönmezer, Arda Kurtulan, Semih Güler, Tolga Kalender, Abdulsamet Burak, İzzet Çelik, Maestro, Tayfun Aydoğan, Yusuf Barasi, Nabil Alioui, Abat Aymbetov

Yedekler: Murat Eser, Vedat Karakuş, Aksel Aktaş, Burhan Ersoy, Salih Kavrazlı, Yücel Gürol, Ozan Demirbağ, Ali Yavuz Kol, Osman Kaynak, Ahmet Yılmaz

Teknik Direktör: Mustafa Alper Avcı

Gol: Morata (dk. 12 pen.) (Galatasaray)

Sarı kart: Arda Kurtulan (Adana Demirspor)

7 Şubat 2025 Cuma

Boluspor:1-4:Galatasaray

 


Adı Atatürk olan stadyum...

Gündüz maçı...

Kardan bir çok yeri balçık olmuş bir zemin...

Şehirdeki kar yağışından okullar tatil olmuş, tribünlerde öğrenciler...

Maç açık kanaldan yayınlanıyor...

Çocukluğumuzun futbol ortamını yaşamamız için daha ne olabilirdi ki? Hani ecnebilerin bir deyimi var ya "old school" diye, tam da Bolu'daki ortam için söylenmiş sanki...

Türkiye Kupası çocukluğumuzda değerliydi, elemeli giderdi maçlar finale, finaller de içerde dışarda iki maç olurdu, çoğunlukla da gündüz olur, televizyondan seyrettiğimiz maçtan sonra sokağa top oynamaya koşardık...

Kupanın da cılkını çıkardılar, anlamı kalmayınca ilgi de kalmadı, Federasyon da her sene değişik statüler yaparak kupayı albenili yapmaya çalışmakta, bu sene de 6 takımlı grup yapıp, takımlar sadece üç maç oynayacaktı?!? Neden, niçin, bilinmez...

İlk maçta Başakşehir'le son dakika Batshuayi penaltı kaçırınca beraberlikle biten maçta 1 puan alan Galatasaray, Bolu'da kazanamasa son maça çıkmadan elenecekti kupadan. 


Kazandı, son maça bıraktı şansını da, sadece maçı değil, genç topçularını da kazandı Okan Buruk...

Geçen yıldan gelen Fenerbahçe ile "kafa kafaya" çekişmenin bu sene de "nefes nefese" gitmesiyle pek rotasyona cesaret edilemeyince Eyüp'ler Yusuf'lar, Efe'ler gibi genç topçular da sürekli kulübeyi ısıtmakla görevli oluyordu. Bugün gün onlarındı. Sadece onların mı, yeni gelen Moratta ve Ahmed de takıma "ısınmak" için ilk onbirde yer alıyordu. Sosyal medyanın hedefindeki Muslera da yoktu sahada, Günay koruyacaktı kaleyi... "Apokerim" savunma lideri sağında Metehan ve solunda "kaptan" Berkan vardı...

80lerden kalma "zeminlere" alışmak zordur, bir de "toplama" takımsan arkadaşlarına da uyum sağlamak zaman alır ve bu anlarda gol yemek doğaldır, Galatasaray da Sarachan'ın pasıyla Vusal'ın plasesiyle erken dakikalarda geri düştü oyunda. Azeri topçu golü attı da Galatasaray'dan kiralık giden Saraçhan Nas oyundan çıkana kadar beğeni topladı, enerjik çocuk, ayağı temiz, topla çok oynamıyor, kafasını kaldırıp, arkadaşlarını görüyor. Bu sene Bolu'da pişsin, yazın takıma döner, kampta seyrederiz bakalım...


Galatasaray skorda geriye düştü ama geçen dakikalar ile birlikte, tecrübe ve kalite farkıyla oyunun hakimiyetini eline aldı ve "büyük takım" kokan bir golle yeni transferi Moratta ile eşitliği de sağladı 20. dakikada. 

"Tadı damağımda kalmıştı" diyordu Okan hoca Tottenham maçını anlatırken, üçlü savunma ile başlamış oyuna, forvette de Icardi ve Osimhen vardı, Arjantinli oyuncu orta sahaya kadar gelip, bağlantıları sağlıyordu takımda. Onun sakatlığı sonrası Galatasaray'ın da çift forvetli oyunu bitti, o "lezzet" bir daha tadılmadı. Bolu'da Moratta'yı seyrederken Icardi tadı aldım, en uçta sabit santrafor olarak değil de orta sahaya kadar gelip, bağlantı da yaptı, kendi sahasına kadar da adam kovaladı, presi de başlattı en uçta. Icardi ve Osimhen varken, neden Moratta alınırın da cevabıydı bu gün seyrettiğimiz oyun...


Yusuf ve Eyüp de maça damgasını vuran topçulardı. Saha zemini hiç de onların oyununa uygun olmasa da sorumluluk verilip, desteklenince "kalitelerini" gösterebildiler. Yusuf'un ayak içi plasesini kaleci çıkarmasa Puşkaş'a aday olacaktı ama Eyup'ün devre biterken ceza sahası köşesinden attığı gol yayıncı kuruluşun Türkiye Kupası tanıtımlarında uzun seneler kullanılacaktır. Ne vuruştu öyle... Seyretmeyen "googlelasın" ve izlesin...


Devreye önde girip, ikinci yarı da ağırlığını sahaya koyunca Galatasaray, ev sahibi geçen dakikalarla birlikte, ümidini de kaybetti ve  maçın temposunu da düşürürken, gördüğü erken sarı kartla oyundan düşen ve "çekingen" oynayan Efe Akman'la Kaan değişikliği sonrası Galatasaray'ın sağ tarafı daha iyi çalıştı ve goller de geldi. Önce Kaan'ın ortasında seken topta Yusuf hak ettiği golü attı, sonra da uzun mesafeden asist yaparak  Ahmed'e repertuvarında olan gollerden birini attırdı...


Fark üçe çıkıp, iki takım da "bu soğuk havada bu kadar yeter" moduna girince, hocalar da sonraki maçı, yorgunlukları, sakatlık risklerini düşünüp oyuncu değişikliklerine giderken, Okan Buruk'un Moratta'nın yerine Mertens'i alması "genç çocukların arasında sahada mutlaka ağır bir abi kalmalı" olarak yorumladım ben... 

Sonradan oyuna dahil olanlar arasında Torreira'nın yerine giren Berat Luş, ligde acılı bir günde çıktığı Kayseri deplasmanında "3-5" dakikalık bir oyunla kumaşını göstermişti, Bolu da yine oynadığı 7 dakikalık süre içinde "Bu çocukta iş var" dedirtti. Topu alıp, korkusuzca dikine gien topçuyu hep sevdik, seveceğiz, savunacağız... Berat böyle oynamaya devam et...

Ligde iki maçtır Galatasaray kalesini gole kapatıyordu, bugün gol yedi, kaleye baktım "hayret",  günah keçisi Muslera yok, şimdi Günay'a mı saldıracak "sosyal medya trolleri"...

Yok, yok, bugün Efe linçleniyor. 

Yarın bakalım kim olacak?!



Stat: Bolu Atatürk Stadyumu

Hakemler: Yiğit Arslan, Deniz Caner Özaral, Egemen Savran

Boluspor: Kubilay Anteplioğlu, Ali Ülgen (Fethi Özer dk. 69), Onur Atasayar, Işık Kaan, Naby Oulare (Aleksic dk. 69), İshak Karaoğul (Enes Alıç dk. 81), Siraçhan Nas (Jefferson dk. 57), Lico, Mukairu (Anıl Koç dk. 57), Eren Erdoğan, Vusal İskardarli

Yedekler: Çağlar Akbaba, Bartu Kulbilge, Posmac, Berk Yıldız, Arda Işık

Teknik Direktör: Arif Ufuk Kahraman

Galatasaray: Günay Güvenç, Metehan Baltacı, Abdülkerim Bardakcı, Berkan Kutlu, Jelert, Eyüp Aydın (Gökdeniz Gürpüz dk. 79), Lucas Torreira (Berat Luş dk. 87), Yusuf Demir, Efe Akman (Kaan Ayhan dk. 66), Ahmed Kutucu (Kadir Subaşı dk. 87), Alvaro Morata (Dries Mertens dk. 79)

Yedekler: Jankat Yılmaz, Davinson Sanchez, Gabriel Sara, İsa Halidi, Çağrı Balta

Teknik Direktör: Okan Buruk

Goller: Vusal İskardarli (dk. 12) (Boluspor), Alvaro Morata (dk. 21), Eyüp Aydın (dk.44), Yusuf Demir (dk. 72), Ahmet Kutucu (dk. 74) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Naby Oulare, Vusal İskardarli, Lico, Eren Erdoğan (Boluspor), Efe Akman, Metehan Baltacı (Galatasaray)

3 Şubat 2025 Pazartesi

Gaziantep FK:0-1:Galatasaray


Transfer sezonlarına taraftarlar bayılır da teknik adamların hiç hoşlanmadığı dönemlerdir, hele ki maçlar devam ederken gelen ve gidenler olunca, kadro kurmak da bir o kadar sıkıntılı olur... Oyuncuların kafa yapısı "karışık" olur, konsantrasyonu sağlamak zorlaşır...

Nelsson "Forza Roma" derken, Batshuayi "gidecek rota "ararken, Yunus sakat, Barış da ağrılar içinde kulübede "hamle" oyuncusuna dönüşmüşken, Okan hoca zor bir Antep deplasmanında eksik oyuncularla sahaya çıkıyordu...

İyi haber taze transfer Moratta kulübedeydi, 25 dakika kadar forma giyecekti...


Yenilerden, "çocukluk aşkına" kavuşan Ahmed'in de jeneriklik golüyle Galatasaray, daha taraftarların bir kısmı stada girmeden Antep deplasmanına önde başlıyordu. Bu yıl Eyüpspor formasıyla "uzaktan" attığı gollerle transferin gözdesi olan Ahmed Kutucu, Dries abisiyle idmanda çalıştığı golle hayallerini gerçekleştiriyordu. 

Kaan-Sanchez ve Abdülkerim üçlüsüyle savunmaya başlayan Galatasaray, hücumda çok adamla rakip sahada baskı yapıp, top kapıyor, Selçuk İnan'ın takımını oynatmıyordu. İkinci gol gelse rahatlayacak ama Osimhen'in kafa pasında Ahmed ıska geçiyor, devamında Mertens'in plasesinde genç kaleci Burak ortaya çıkıyordu. Ev sahibinin kalecisi devre biterken Kaan'ın bomboş kafasını öyle bir çıkardı ki, takımını da oyunda tutan oyuncu oluverdi birden...


"Oyunda tutmak" demişken, maç öncesi "Galatasaray'ın Avrupa maç dönüşlerinde Galatasaray maçı yönetiyor" diye yalan üzerine algı oluşturulan Kadir Sağlam, sarı kartı olan Lungoyi'ye Torreira'nın yüzüne vurduğu için sarı kart vermiyor ama Torreira'ya kart gösteriyordu. Ne de olsa "Torreira'ya kart göstreme" modası başlamıştı... Bununla yetinmeyen maçın hakemi "F.ck Off" diyen Sorescu'ya da kayıtsız kalıyordu... Derler ya "futbolcu milleti cin gibidir" diye, Sorrescu hakemin kart göstermeyeceğini anlayınca Sallai'ye öyle bir bastı ki 62. dakikada, yine hakem ve VAR "üç maymunu" oynadı...


Ev sahibinin penaltı beklediği pozisyonda ise Muslera'dan seken top Sanchez'in eline çarpıyor lakin kural penaltıyı işaret etmiyordu...

Selçuk hocanın takımı ilk devre pek Muslera'nın kalesine gelemese de ikinci devre orta sahalar kolay geçilince yeterli derecede pozisyon buldu ama karşılarında "hata yapsın da linçleyip etkileşim alayım" diye beklenen Fernando Muslera vardı. Özellikle Sorescu'nun Sallai'yi geçip çaprazdan çektiği şutu Uruguaylı kaleci başarıyla kornere çeliyordu. 

Galatasaray taraftarına alıştırdığı oyunu pek izletemese de, yine de maçı koparacak pozisyonları buldu rakip kalede, özellikle Sallai'nin harika bacak arası pasında Osimhen Ahmed'e gol servisi yaptı, genç topçu güçlü vuramadı, üç dakika sonra yine aynı kanatta Sallai Sara'ya verdi, Brezilya bu kez cılız vurdu... 5 dakika sonra ise kornerden Ahmed bir kez daha attığı golün aynısı denedi, seken topta Sanchez iki adımda kaleciyi geçemedi...

Maç kopmayınca, son dakikalarda ev sahibi beraberlik için daha da ümitlendi, Selçuk hoca elinde gol atabilecek kaç eleman varsa saha sürdü ama maçın kahramanı olma şansı savunmacı Arda'nın önüne düştü de onun şutu auta gidiyordu...

Galatasaray, zor olması beklenilen bir deplasmandan üç puan alırken, iç sahada oynayacağı Adana Demirspor maçı öncesi de sarı kart cezası sınırında olan Torreira, Barış Alper, Muslera ve Abdülkerim de kart görerek cezalı duruma düştü, bir bakıma "kartları temzilediler"...


Galatasaray'ın Konyaspor maçı sonrası Antep'te de gol yemediği konuşulmayacak ama Muslera'nın ilk devre kalesini terkedip, topu kaptırdığı pozisyon-ki hakem hocaları faul olduğunu beyan etti- bolca konuşulacaktır. Bu da maalesef bizim acı gerçeğimiz olarak devam edecek...

Oysa ki, iki hafta önce Konya'da, sonra Göztepe karşısında,bir gün önce de Kadıköy'de Fenerbahçe "yuh artık, bu kadar da olmaz" dedirten kararlarla üçer üçer puanları alırken, hala Muslera'nin hatası, Mertens'in yaşı, Sallai'nin parası, Yunus'un çalımları, Osimhen'in golcülüğü, Okan Buruk'un hocalığı konuşmak nasıl bir taraftar kafası anlamış değilim...

,
Galatasaray bu deplasmanda aldığı üç puanla Fenerbahçe ile arasındaki 6 puanlık farkı korurken, Muslera en fazla Galatasaray forması giyen oyuncu rekorunu bir daha arttırıyor, Ahmed Kutucu ilk golünü atıyor,  Barış Alper Yılmaz sarı-kırmızı forma ile 100 maçına çıkıyor ve Moratta da taraftara ilk selamını veriyordu...

Stat:Kalyon Stadyumu

Hakemler: Kadir Sağlam, Süleyman Özay, Murat Ergin Gözütok

Gaziantep FK: Mustafa Burak Bozan, Cyril Mandouki (Salem M’Bakata dk. 30), Arda Kızıldağ, Bruno Viana, Deian Sorescu, Kacper Kozlowski (Furkan Soyalp dk. 89), Badoo Ndiaye, Maxim (Kenan Kodro dk. 69), Mustafa Eskihallaç (Emmanuel Boateng dk. 84), David Okereke, Christopher Lungoyi (Halil İbrahim Dervişoğlu dk. 46)

Yedekler: Sokratis Dioudis, Emre Taşdemir, Ertuğrul Ersoy, Ogün Özçiçek, Ömürcan Artan

Teknik Direktör: Selçuk İnan

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Elias Jelert (Barış Alper Yılmaz dk. 62), Lucas Torreira, Gabriel Sara (Eyüp Aydın dk. 90+4), Roland Sallai (Berkan Kutlu dk. 79), Dries Mertens (Alvaro Morata dk. 68), Victor Osimhen, Ahmed Kutucu (Metehan Baltacı dk. 90+4)

Yedekler: Günay Güvenç, Jankat Yılmaz, Yusuf Demir, Gökdeniz Gürpüz, Efe Akman

Teknik Direktör: Okan Buruk

Gol: Ahmed Kutucu (dk. 5) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Bruno Viana, Lungoyi, Sorescu, Arda Kızıldağ (Gaziantep FK), Torreira, Sara, Barış Alper Yılmaz, Muslera, Abdulkerim Bardakcı (Galatasaray)

31 Ocak 2025 Cuma

Ajax:2-1:Galatasaray


 "Mükemmel oynamasak da mükemmel pozisyonlar ürettik" diyordu Okan Buruk ilk sekize kalma maçında Ajax'a 2-1 kaybettikten sonra yaptığı basın toplantısında. On gün önce iç sahada Dinamo Kiev'e sürpriz şekilde 2 puan verince, Hollanda deplasmanında puan kaybına tahammül yoktu ama hücümda bulunan onca pozisyon heba edilip, savunmada da "amatörce" hatalar yapınca, Galatasaray UEFA Avrupa Liginde yoluna devam etmek için play-off oynamak zorunda kalıyordu.

Ama mağlubiyetten daha da kötüsü Osimhen, Sanchez ve Torreira'nın cezalı duruma düşmüş olması... Yani takımın omurgası sonraki maçta olmayacak...


Maçın içine kısaca dönersek, dakikalar on sekize gelirken Barış'ın ortasında Osimhen'in kafası direği yalıyor, üç dakika sonra "apokerim"in uzun pasında yine Osmhen topla buluşup, karşı karşıya çaprazdan vuruşunda meşin yuvarlak bu defa diğer direği yalıyordu... "Mükemmel pozisyonlar" diyordu ya Okan hoca...

Ve yine bir klasik, golü ararken hemen peşinden topu kalenden çıkarıyorsun... Ev sahibinin hızlı geldiği bir anda Akpom'un plasesinde Muslera uzanarak topu çeliyor lakin Jakobs'un yerine sol bek oynayan Berkan'ın acemiliğinde boşta bekleyen Traore topu filelere yolluyordu.

Ev sahibi attığı golle "havaya" girmişti de Galatasaray yine pozisyon buluyordu, özellikle devre biterken Sara'nın ara pasında bu kez Yunus savunma elemanlarını peşine takıp ceza sahasına giriyor, yapılan müdahalede düşse penaltı olacakken ayakta kalıyor sonrasında da pas tercihi yerine kaleyi deneyince, pozisyon heba oluyordu...


İkinci devre yine tehlikeler Galatasaray'dan geliyordu, Sara'nın plasesi auta gidiyor ki pozisyonda penaltı tartışmaları yapılabilir, Kaan Ayhan'ın uzaktan aşırtmasını kaleci zorlukla kornere yolluyordu. 

Ve yine gol ararken, biz korner atarken hızlı çıkan Ajax, ceza sahasında Berkan'ın da ıskasıyla Fitz-Jim çaprazdan vuruyor, ilk devre Osimhen ve Yunus'un yapamadığını yapıp, topu çizgiden geçiriyordu...


Deplasmanda 2-0 geriye düşmek zordur, oradan maç çevirmek daha da zordur ama Galatasaray bunu başaracak fırsatları da buldu. Sara'nın şutunda kaleciden seken topu bom boş pozisyonda Batshuayi auta atıyor, bir dakika sonra savunmanın hatasından yararlanan Osimhen kaleciyi de geçiyor ama çaprazdan şutu yan ağlarda kalıyordu... 

Tekrar Okan Hocanın sözüne dönelim "Mükemmel oynamadık ama mükemmel pozisyonlar bulduk"...

O kadar net fırsat kaçınca, teselli mahiyetinde uzatmalar biterken kazanılan korner atışında oluşan karambolde Osimhen golü atıyor ama bu gol skoru değiştirmekten öteye gitmiyordu...


Stat: Johan Cruijff Arena.

Hakemler: Jesus Gil Manzano, Diego Barbero, Angel Nevado (İspanya).

Ajax: Pasveer, Gaaei, Sutalo, Baas, Hato, Fitz-Jim (Dk. 79 Mokio), Henderson (Dk. 79 Rugani), Taylor, Traore (Dk. 73 Berghuis), Godts (Dk. 12 Akpom), Brobbey (Dk. 73 Weghorst).

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan, Sanchez (Dk. 90 Nelsson), Abdülkerim Bardakcı, Berkan Kutlu (Dk. 61 Batshuayi), Torreira, Sara, Yunus Akgün (Dk. 61 Jelert), Mertens (Dk. 69 Yusuf Demir), Barış Alper Yılmaz (Dk. 90 Efe Akman), Osimhen.

Goller: Dk. 23 Traore, Dk. 58 Fitz-Jim (Ajax), Dk. 90+4 Osimhen (Galatasaray).

Sarı kartlar: Dk. 38 Osimhen, Dk. 53 Torreira, Dk. 79 Sanchez (Galatasaray), Dk. 72 Traore (Ajax).

25 Ocak 2025 Cumartesi

Galatasaray:1-0:Konyaspor


Bolu'da otelde çıkan yangın...

Konya'da binanın çökmesi...

Ülkede yaşanılan felaketlerin gölgesinde başladı Galatasaray-Konyaspor maçı. Üç dakika sessizdi ev sahibi tribünler, hayatını kaybedenlere saygı, bu kayıplara neden olan ihmalkarlara da sessiz protesto...


Oyuncular da bu "karamsar" havanın içindeymişçesine sanki "idare eder" gibi geçirdiler ilk 45 dakikayı... Galatasaray adına Mertens'in pasıyla Osimhen'in savunma arkasına koşu yapıp attığı ve ofsayt nedeniyle geçersiz sayılan gol ile devre biterken yine Mertens'in ortalayıp Osimhen'in kafa ile indirip Torreira'dan önce savunmanın uzaklaştırdığı anlar dışında taraftarı heyecanlandıracak pozisyon yokken, deplasman ekibi de 1-2 cılız atakla karşılık verdi bunlara. Buna rağmen ev sahibi aradığı golü de buldu, organıze miydi, orası soru işareti zira Muslera uzun vurdu, Yunus kafayla aşırttı ve Osimhen atletizmini konuşturup, Adil'den önce topa vurunca penaltıyı kazandı...


Tabii, maçın hakemi Halil Umut Meler olunca, her açıdan Konyalı oyuncunun tekmesi Osimhen'e vurduğu görülmesine rağmen penaltı kararı VAR'dan geldi. Sever Halil hoca maçlarda ön plana çıkmayı. Çaldığı düdükler, gösterdiği ve göstermediği kartlarla maç sonunda yine adından söz ettirdi. İlk devre Yunus'un Adil'e müdahalesinde deplasman ekibi kırmızı kart beklerken sarı kart doğru karardı ama ikinci devre Ahmed Kutucu'ya yanlış gösterdiği ilk sarı karttan dolayı Ahmed'in rakibinin ayağına basmasına sarı veremedi ve oyuncuyu atamadı... Derdimiz tek tek pozisyon bazında hakem eleştirmek değil ama Halil Umut Meler'in kötü performans gösterdiği maçlardan biriydi...


İkinci devre Galatasaray'lı oyuncular daha istekli sahaya çıkınca, bir çok pozisyon da buldular, taraftarı hop oturtup hop kaldırdılar ama farkı ikiye çıkaracak golü bulamadılar. Aslında 53. dakikada Yunus'un ortasında Barış'ın kafayla Osimhen'e asistinde Nijeryalı fileleri sarstı ama 4-5 dakika "arama" sonrası VAR Abdülkerim'in ofsayt olduğuna karar verdi... Şaka gibi karar ama söz konusu Galatasaray olunca bu sene bunlar tuhaf gelmiyor...

Maçın iyilerinden Yunus'tu, hem takım arkadaşlarını bir çok pozisyona soktu, hem de Konya'nın ikinci devre 2-3 atağından birinde savunmaya gelip golü önleyen hamleyi de yaptı ki devamında Osimhen'i kaleci ile karşı karşıya bırakan pası atıyordu... 

Dinamo Kiev maçından alınan "sürpriz" sonuç sonrası faturanın kesildiği Fernando Muslera maç öncesi taraftarın destek pankartları ile karşılanmış, maç içinde de rakibin geldiği nadir atakları savuşturmuş ve kulüp tarihinde en fazla maça çıkan oyuncu rekorunu kırdığı gece sahayı "clean sheet" ile kapamıştı... Tebrik edelim Nando'yu...



Stad: Ali Sami Yen

Hakemler: Halil Umut Meler, Kerem Ersoy, Samet Çiçek

Galatasaray: Muslera, Sallai, Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jabobs (Berkan Kutlu dk. 70), Torreira (Nelsson dk. 90), Kaan Ayhan, Yunus Akgün (Gabriel Sara dk. 80), Mertens (Ahmed Kutucu dk. 71), Barış Alper Yılmaz (Jelert dk. 90), Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Eyüp Aydın, Yusuf Demir, Batshuayi, Metehan Baltacı

Teknik Direktör: Okan Buruk

Konyaspor: Slowik, Boranijasevic (Umut Nayir dk. 75), Bazoer, Adil Demirbağ, Guilherme, Jevtovic, Ndao (Muhammet Taşçı dk. 69), Oğulcan Ülgün (Aleksic dk. 87), Melih İbrahimoğlu (Melih Bostan dk. 87), Yusuf Erdoğan (Uğurcan Yazğılı dk. 87), Kramer

Yedekler: Deniz Ertaş, Karahan Subaşı, Calusic, Ufuk Akyol, Keyta

Teknik Direktör: Recep Uçar

Gol: Osimhen (dk. 22 pen.) (Galatasaray)

Sarı kartlar: Yunus Akgün, Ahmed Kutucu (Galatasaray), Jevtovic (Konyaspor)

21 Ocak 2025 Salı

Galatasaray:3-3:Dinamo Kiev


İsterseniz tarih tekerrüden ibaret deyin, isterseniz deja vu diyebilirsiniz, nasıl adlandırmak isterseniz size kalmış da Galatasaray'ın Sami Yen'de 3-0dan 3-3 e gelen Kasımpaşa maçının bir benzerini aynı sahada Dinamo Kiev karşısında bir kez daha seyretti Galatasaray taraftarı...

Ülkesinin yaşadığı savaştan dolayı uzun yıllar memleketten uzak olan, Avrupa'nın değişik stadlarında top oynayan bir zamanların efsane takımı Dinamo Kiev, sanki o meşhur "ölüm kalım" savaşında yaptığı gibi kolayca pes etmedi İstanbullu rakibine, onur mücadelesine girişti ve grupta ilk puanını alıp evine dönemedi, yine "misafir" olduğu ülkeye gitti de Sami Yen tribünlerinde Ukrayna bayraklarıyla takımlarını destekleyenlerin yüzü bir nebze de olsa gülüyordu...


Aslında fırtına gibi başladı Galatasaray maça, daha 4. dakikada Mertens'in kornerden ortasında Abdülkerim'in kafasını savunma çıkarırken, ikinci kornerde bu sefer Sanchez'in kafası skoru değiştiriyordu. Erken dakikada erken gol, Galatasaray'ı rahatlatmıştı ve oyun da zaten ev sahibin elindeydi.

Galatasaray rakibini kendi yarı sahasına hapsetmiş, tüm hatlarıyla ikinci golü aradığı bir anda top Abdülkerim'in önüne düştü, başarılı stoper kafasını kaldırdı, mesafeyi tarttı ve "yaradana sığınıp" topu bir füze edasıyla yolladı ve savunmaya da çarpan top ağlarda nefesleniyordu...


İki stoper ve iki gol...

Galatasaray taraftarı ultrAslan'ın da 24. yaş gününde parti havasına girmiş, yaptıkları tezahüratlarla ortalığı inletiyor, sahadaki aslanlar da Dinamo'ya tarihi bir yenilgi tattırmak arzusundaydı...

Mertens'in ortaları tehlike yaratıyor, Barış'ın boş kafası auta gidiyor, Barış'ın ortasında Osimhen'in şık topu pası kaleye giderken savunma oyuncusu sırtıyla çeviriyor, Torreira'nın kaptığı topta Berkan'ın şutu auta gidiyordu. 

Galatasaray pozisyonları bulup, kaçırdıkça tempo da yavaşlamaya başlıyor, oyun durağanlaşırken, rakibin ani bir atağında, yardımcı hakemin de desteği ( top taça çıkmışken, oyna kararı verdi) ile Dinamo Kiev Vanat ile farkı bire indiriyordu...


İkinci devre oldukça ilginç başladı, Galatasaray'ın kullandığı korner atışında Barış arka direkte topa elle müdahale etti ve hakem genç topçuyu ikinci sarı karttan oyundan ihraç etti. Tabii VAR Dinamo'nun ilk golünde yardımcı hakem gibi olaya seyirci kalmadı, hakemi ekrana çağırdı ve "olayın aslını" izletti: Dinamo'lu topçu Barış'ı grekoromen tarzı kündeye alınca bizimki de düşerken elle topa dokunmuş. Karar penaltıydı, Barış'ın kartı da iptal oldu.


Topun başına gelen Osimhen sert bir vuruşla farkı tekrar ikiye çıkarıyordu... Taraftar tekrardan zafer şarkılarına dönmüştü...

Takım da canlandı, Mertens'le Barış'la topu rakip ceza sahasına taşıyor, pozisyonlar buluyordu. 62. dakikada Belçikalının ortasında Osimhen'in topunu kaleci çizgide yakalıyor, bir kaç dakika sonra Yunus'un ayak dışı plasesi direği yalayarak ahlar vahlar içinde reklam panolarında sonlanıyordu. 


Atamayana atarlar derler ya, yine Kasımpaşa maçının benzeri şekilde kornerde Jakobs'un şaşkınlığını değerlendiren Yarmolenko arka direğe gelen topa dokunarak farkı tekrar bire indiriyordu. Sami Yen tekrar sessizliğe bürünmüştü...

Kasımpaşa, Riga, Elfsborg maçlarında öne geçip, skoru koruyamama "sendromu" hem taraftara hem de sahadaki topçulara sirayet edince, Galatasaray istemsiz bir şekilde savunmaya çekilince Dinamo Kiev takımı da eşitlik için Muslera'nın kalesine geldi ve yapılan bir ortada Yarmalenko Sanchez'in üzerinden kafayı vurdu, top Muslera'nın uzanamayacağı yere giderek skoru belirliyordu: 3-3...


Kalan dakikalarda ev sahibi panikle tekrar öne geçecek pozisyonları aradı da rakip savunmada dikkatliydi ama 90 +2 de Osimhen istediği kafayı altı pastan vurdu da kaleci günündeydi, top kucağında kaldı ve maç da eşitlikle sonlandı...

Tabii, rakip sevinirken, Galatasaray'da ilk defa Avrupa Liginde iç sahada puan kaybetmenin hayal kırıklığı yaşanıyor ve ilk sekize kalma hayalleri son Ajax deplasmanına kalırken, fatura ilk gol hariç gollerde suçu olmayan Muslera'ya kesiliyordu...



Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Kristo Tohver, Silver Koiv, Sander Saga

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Batshuayi dk. 86), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jabobs, Berkan Kutlu (Kerem Demirbay dk. 73), Torreira, Yunus Akgün, Mertens (Yusuf Demir dk. 90+1), Barış Alper Yılmaz (Jelert dk. 86), Osimhen

Yedekler: Batuhan Şen, Günay Güvenç, Nelsson, Berat Luş, Yalın Dilek, Efe Akman, Metehan Baltacı

Teknik Direktör: Okan Buruk

Dinamo Kiev: Neshcheret, Tymchyk, Bilovar, Mykhavko, Vivcharenko, Buyalskyi (Salenko dk. 87), Mykhailenko, Shaparenko (Pikhalonok dk. 46), Voloshyn (Yarmolenko dk. 46), Kabaiev (Guerrero dk. 74), Vanat (Ponomarenko dk. 90+4)

Yedekler: Bushckan, Morgun, Diachuk, Rubchynskyi, Karavaiev, Dubinchak, Braharu

Teknik Direktör: Oleksandr Shovkovskyi

Goller: Sanchez (dk. 6), Abdülkerim Bardakcı (dk. 22), Osimhen (dk. 53 pen.) (Galatasaray), Vanat (dk. 45), Yarmolenko (dk. 68 ve 81) (Dinamo Kiev)

Sarı kartlar: Barış Alper Yılmaz, Jaboks, Sanchez, Osimhen, Okan Buruk (Galatasaray), Shaparenko, Tymchyk, Pikhalonok, Mykhailenko, Vivcharenko (Dinamo Kiev)

19 Ocak 2025 Pazar

Hatayspor:1-1:Galatasaray

 


Dün gece Liverpool'u Brentford deplasmanında seyrederken, sanki Galatasaray'ı izler gibi oldum, ön alanda basıyorlar, top kapıyorlar, rekor sayıda şut atıyorlar, kale dibine kadar gelip, o topu filelerle buluşturmada bir o kadar beceriksiz kalıyorlardı. "Acaba bu maç berabere bitse karşı karşıya kaçıran Gakpo, arkadaşını gollük şutunu engelleyen Szobozslai ya da her maç gol atıyorsun bu maçta neden atamadın diye Salah "linç" edilir miydi Liverpool sosyal medya taraftarınca?" diye aklımdan geçirirken, Nunez 90+1 ve 90+3te attığı gollerle üç puanı getirdi...


Galatasaray da Mersin'de Hatayspor karşısında oldukça üstün bir oyunla, bir çok yüzde yüzlük pozisyon buldu lakin Prekazi'nin o sözünü doğrularcasına "topun canı vardı" ve meşin yuvarlak filelerle buluşmak istemedi. Futbolun yazılı olmayan kurallarından biridir, rahat pozisyon bulup, toplar direkten döner, iki adımdan kaleye girmiyorsa, o gol o maçta gelmeyecektir, gelmedi de... Hatta o kadar ki Osimhen'in penaltısı bile az kalsın gol olmuyordu...

Maçları not tutarak izlerim, defterime not ederim her pozisyonu da, öyle Xg filan derdim değil, gözümle görüp, sezgilerime güvenirim, şöyle deftere baktığımda Galatasaray'ın ilk devre 4 net pozisyon, ikinci yarı 10 net pozisyonu var. Bu kadar pozisyona girip, olmuyorsa topçu linçlemek yerine "canınız sağ olsun" demek lazım...


Ama bizim ülkede futbol sevgisi, takım sevgisi, futbolcu sevgisi hepsi lafta. Biz kendimiz dışında kimseyi sevmiyoruz. Biz armaymış, formaymış, renklermiş sevmiyoruz, biz başarıyı seviyoruz, biz ertesi gün rakip takımlı arkadaşı kızdırmayı ya da ondan laf yememeyi seviyoruz... Gerisi boş mu boş...

Neden mi böyle yazdım? 5 gün önce kritik Başakşehir deplasmanında attığı iki golle maçın adamı seçilen, geçen yılki şampiyonlukta büyük katkısı olan, bu sezon bir çok maçta attığı gollerle takıma puan getiren Barış Alper Yılmaz, Mersin'de kolay pozisyonları harcadı diye "istenmeyen "adam ilan ediliverdi...

Neye göre? Maçın skoruna göre. Galipsen iyi, kaybedersen kötü... Peki hani vefa? Bozacı mıydı o?

Sadece Barış mı, Yunus'a edilen laflar, Mertens'e söylenilenler, hatta Osimhen'in golcülüğümün eleştirildiğini okudum... Neden bütün bunlar, bir maç berabere kaldı diye, hem de 15e yakın net pozisyon bulunan maçta...

Çuvaldızı kendimize batırmayı pek seviyoruz, kendi topçumuzu hocamızı eleştirmek en sevdiğimiz iş ama Mersin'de kaybedilen puanda sadece topun kaleye girmek istememesi değil, aynı zamanda maçın hakemi Cihan Aydın ile yabancı VAR Jan Boterberg'in de kararlarını es geçmemek lazım...


Cihan Aydın, online katıldığı bir seminerde yeğeninin içinde Galatasaray geçen kullanıcı adıyla katıldığı için Galatasaraylı olarak etiketlendiği için, maçta da tarafsız olduğunu milletin gözünün içine sokmak için Galatasaray lehine olan bir çok pozisyonu görmezden geldi. Calvo'nun Osimhen'e dalmasına düdük çalmadı, Barış itilmesine seyirci kaldı, Yunus'un şutunda Hataylı oyuncunun elle oynamasına da seyirci kaldı, Calvo'nun Barış'ın ayağına basmasına da. O kadar düdük çalmaktan korkuyordu ki Mertens'in düşürülmesine de düdük çalmadı da, ilk yarıda bariz penaltıyı vermeyen VAR, bu sefer Cihan Aydın'ı çağırdı... Ama aynı VAR Hatay'ın golünde ofsayt için hakemi uyarmadı...


Ve işin daha da vahimi, hatta UEFA ve FIFA'ya taşınması gereken bir pozisyon, 77. dakikada Sanchez'in kafasında Barış'ın dokunarak filelere yolladığı topta kaldırılan ofsayt bayrağı sonrası "yarı otomatik ofsayt teknolojisinden" Barış'ın ayağının küçük farkla ofsaytta olduğu görseli... Görselle gerçek fotoya baktığımızda ise fark var, birinde rakip oyuncunun ayağı yere basıyor, diğerinde topuk havada, ki milisaniyelerle bir kararı istediğin gibi belirleyebilirsin... Bu duruma Galatasaray umarım sessiz kalmaz, bu işin gerçeğini ortaya çıkarır ve gerekli bütün hukuksal çalışmaları yapar...



Evet, Dursun başkan ile Hacıosmanoğlu arasında bir savaş başlamıştı, ama savaşın bile kendine göre ahlaki kuralları vardır, burada bu bile yok...

Güzellikle bitirelim. Galatasaray tribünleri maçın başında yaptıkları meşale şovla başlayarak maç boyu takıma müthiş derece destek verdiler. Ev sahibi Galatasaray'a sadece kale arkasını ayırmıştı ama diğer tribünlerde de çok sayıda sarı-kırmızı sevdalısı vardı, inatla ve coşkuyla desteklediler takımı, bir de galibiyet gelseydi, evlerine daha mutlu döneceklerdi...



Stat: Mersin.

Hakemler: Cihan Aydın, Bersan Duran, Bahtiyar Birinci.

Hatayspor: Bekaj, Kamil Ahmet Çörekçi, Kilama, Calvo, Cemali Sertel (Dk. 73 Massanga), Diack, Abdulkadir Parmak (Dk. 73 Boutobba), Görkem Sağlam (Dk. 87 Recep Burak Yılmaz), Fernandes, Rivas (Dk. 73 Kerim Alıcı), Aboubakar (Dk. 90+2 Strandberg).

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Dk. 46 Kerem Demirbay), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Dk. 46 Sallai), Jakobs, Berkan Kutlu, Torreira (Dk. 82 Batshuayi), Yunus Akgün, Mertens (Dk. 88 Yusuf Demir), Barış Alper Yılmaz (Dk. 90+5 Jelert), Osimhen.

Goller: Dk. 28 Cemali Sertel (Hatayspor), Dk. 56 (Penaltıdan) Osimhen (Galatasaray).

Sarı kartlar: Dk. 18 Kaan Ayhan (Galatasaray), Dk. 45+2 Diack, Dk. 59 Kamil Ahmet Çörekçi, Dk. 73 Fernandes, Dk. 88 Bekaj (Hatayspor).

15 Ocak 2025 Çarşamba

Başakşehir FK:1-2:Galatasaray

 


Ziraat Türkiye Kupasında Rams Parkta oynanan maçın yorumunu şöyle bitirmiştim:

"Beş günde iki maçın ilki berabere bitmişti...

İki takım kupada birer puan yazmıştı hanelerine de, esas randevu için Galatasaray rakibine göz dağı veriyordu...

Başakşehir ev sahibi olacak lakin onlar sakat ve cezalılar sebebiyle "rotasyona" girecek, Galatasaray "esas oğlanlarıyla" mücadele edecektir Süper Ligin ilk devresinin son maçında..."

Okan Buruk "esas oğlanlarıyla" çıktıda efsanesi olan Fatih Terim'in adının verildiği staddaki maça ama bir eksik vardı. "Böyle penaltı mı olur?" diye isyan edilen pozisyonda sakatlanan ve 2-3 hafta formasına hasret kalacak Sara yoktu kadroda, yerine "dayı" Kerem Demirbay vardı. Sosyal medya dönem dönem bazı oyuncuları "linçler", Berkan da, Kerem Aktürkoğlu da, Nelsson da bunlardan nasibini alırken, bu sene okların hedefinde Kerem Demirbay var. Ağzıyla kuş tutsa, yaranamayacak maalesef...

Ev sahibi ise oldukça eksikti, sarı kart cezalıları, sakatlar derken, genç topçulardan "yamalı" bir kadro çıkarmıştı Çağdaş Atan sahaya. Ama onların avantajına ise İstanbul'da yılın en soğuk ve yağmurlu günü vardı. Yerden oynasan zemin ıslak, havadan oynasan zaten vurduğun top sana bumerang gibi geri geliyordu.


İki takımın hocası da saha ve zemin şartları ile eldeki kadrolara göre oyun planlarını yapmış, takımlarını maça hazırlarken, onlar dışında da bu oyundan rol çalmak isteyenler vardı: Maçın hakemi Atilla Karaoğlan ve CV'sinde Galatasaray ile ilgili hiç de olumlu referanslar olmayan VAR hakemi Yaşar Kemal Uğurlu...

Önce 12. dakikada Osimhen yanında Barış Alper gole giderken son adam olan Opoku tarafından düşürüldü, kırmızı "unutuldu"... 3 dakika sonra Yunus bariz şekilde düşürüldü, faul verilmedi, Yunus ititraz edince sarı çıktı. Yetmedi, "suyun karşı tarafının" Torreira üzerine oluşturduğu algı Atilla Karaoğlan'da sonuç vermiş oldu ki Uruguaylı topçunun ilk müdahalesinde sarı kart çıktı... Okan Buruk'a sarı kart çıkarmadan da olamadı maçın hakemi, onu da listeye ekleyiverdi.


Ama esas felaket Mertens'in ortasında Hamza'nın elle müdahalaesinde hem sahadaki hem de VAR'daki hakemler "üç maymunu oynadı"... Pozisyonu herkes gördü, o kadar açıktı ki Hamza maçtan sonra itiraf etmekten çekinmedi :"Evet o pozisyonda tol elime çarptı diye hissettim..."

Hakemlerin "karışamayacağı" bir gol atmak lazımdı deplasmandaki bu maçı kazanmak için ve o golün sinyalini önce "ApoKerim" yaktı Kerem Demirbay'ın kornerden ortasına vurduğu kafayla.  Sonrasında ise Galatasaray, "şahsına münhasır" bir golle devre biterken öne geçiyordu. Rakip çıkarken yapılan baskı sonuç veriyor, Yunus ve Barış paslaşıyor, sonra Osimhen duvar oluyor Barış'a ve genç topçu yürümek için kullandığı ayağıyla filelerin yağmurunu silkeliyordu...


Ev sahibinin ise tek atağı devre biterken Galatasaray'ın kaptırdığı bir topta, oluşan karambolde genç Ömer'in şutunda Abdülkerim olması gereken yerdeydi...

İkinci devre Barış'ın ortasında Osimhen dokunabilse Galatasaray erken dakikada farkı ikiye çıkaracaktı ama olmazken, 5 dakika sonra ise Keny sarı kartı olduğu halde ceza sahasında penaltı almak için "kendini atıyor", hakemler yine "görmedim"i oynuyordu...

İşte aynı Keny, bir dakika sonra Piatek'e asist yaparken, Sanchez yine son haftalarda olduğu gibi golde hatasıyla ön plana çıkıyordu. Lakin ev sahibinin sevinci pek fazla sürmüyor, Osimhen'in ekmeğini taştan çıkardığı bir kapışmada Mertens Yunus'u görüyor, onun pasında bir kez daha Barış sol ayağı ile Muhammed'i mağlup ediyordu.


Galatasaray 3 dakika sonra Jakobs'un ortasında Mertens'le golu bulamazken, Torreira'nın ters kafasında da topun ağlara gitmesini futbolun tanrıları engelliyordu. 

Saha zemini ağırlaşıp, oyuncular da yorulmaya başlanınca kalan dakikalarda seyirciler bir doldur boşalt futbolu seyretmeye başlarken, Okan Buruk'un Nelsson değişikliği de faydalı oluyor, Danimarkalı stoper kritik müdahaleleri ile "Beni de bu kadar yabana atmayın" diyordu...

Süper Ligin uzun bir sezonun ilk devresi sona ererken, Okan Buruk'lu Galatasaray deplasmanda kaybetmeme rekorunu arttırırken, 18 maçta 16 galibiyet 2 beraberlikle kimsenin hayal edemeyeceği bir başarı yakalıyordu...

Darısı kalan maçlara diyelim...


Stat: Başakşehir Fatih Terim

Hakemler: Atilla Karaoğlan, İbrahim Bozbey, Ali Can Alp

RAMS Başakşehir: Muhammed Şengezer, Hamza Güreler, Opoku, Lima, Deniz Türüç (Dk. 86 Djalo), Onur Ergün, Kemen (Dk. 89 Pelkas), Ömer Faruk Beyaz (Dk. 67 Ömer Ali Şahiner), Davidson (Dk. 67 Figueiredo), Keny, Piatek

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jakobs, Kerem Demirbay (Dk. 75 Sallai), Torreira, Yunus Akgün, Mertens (Dk. 83 Berkan Kutlu), Barış Alper Yılmaz (Dk. 90+2 Batshuayi), Osimhen (Dk. 90+2 Nelsson)

Goller: Dk. 42 ve 59 Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Dk. 53 Piatek (RAMS Başakşehir)

Sarı kartlar: Dk. 13 Opoku, Dk. 37 Hamza Güreler, Dk. 45 Keny, Dk. 74 Piatek (RAMS Başakşehir), Dk. 16 Yunus Akgün, Dk. 21 Kaan Ayhan, Dk. 31 Torreira, Dk. 79 Sallai (Galatasaray)

9 Ocak 2025 Perşembe

Galatasaray:2-2:Başakşehir FK


Beş günde iki Başakşehir maçı...

Biri içerde, diğeri dışarda. İlkinin telafisi var da, ikincisi çok daha önemli...

Böyle düşünmüş olacak ki Okan Buruk, rakip takım hocasını da şaşırtacak derece rotasyonlu bir kadroyla sahaya sürdü takımını...

Günay, Metehan, Jelert, Efe, Berkan, Yusuf, Kerem ve Batshuayi seremoniye çıkan topçular arasındaydı, Başakşehir ise "full kadro"... Bir de tabii Galatasaray'a karşı ilginç bir şekilde bilenmiş bir hocası vardı. Hele ki maçtan 2-3 saat önce Fenerbahçe başkanının yaptığı basın toplantısında "Cağdaş" ismini duyunca, daha da hırslanmıştı Başakşehir'in çalıştırıcısı...


Maç da girizgahta belirttiğim gibi başladı aslında. Sarı-kırmızılılar sudan çıkmış balık gibi çırpınıp, hocalarının verdiği taktiği uygulamaya çalışırken, bir arada oynamama ve maç eksikliği göze fena halde çarpıyordu. Deplasman ekibi ise kulübesiyle taça dahi itiraz edecek şekilde motiveydi. 

Ortada geçen ilk 20 dakika sonrası "birbirine alışan" Galatasaraylılar, iki uzun boylu stoperin arasında tost olan Batshuayi'yi kenar ortalarıyla besleyemeyeceklerini görüp, ceza sahası dışında şutlar atmaya başladılar ki, tehlikeler de geldi ama Başakşehir de ilk atağında golü buluverdi Deniz'le... Bu çocuk da "acı vatan "Almanya'dan Anadolu'ya gelip oradan Fenerbahçe seçimi ile futbol kariyerini bitiren bir topçu. Galatasaray'ı seçmiş olsaydı, çok daha farklı kariyeri olacaktı...

Başakşehir az daha ikinci golü de bulacaktı ama Günay öyle iki kurtarış yaptı ki, tecrübeli kalecinin menajeri hemen sosyal medya ekibine talimat vermiştir bu videoları "Best Of Günay Güvenç"e eklemesi için.

Rakip maçı fazlaca ciddiye alıp, bir de saha kenarında "çirkefleşince", Okan Buruk da "had bildirmek" için önce Mertens ve Yunus'u, sonra da Barış, Sara ve Jakobs'u oyuna alınca Galatasaray bilinen makine düzenine dönüp, rakip kaleyi abluka altına alıyordu. Önce beraberlik golü Mertens'in ortasında Sanchez ile geliyor, Jelert'in hatasında Piatek tekrar takımını öne geçiriyor, Abdülkerim yine Mertens'in pasında eşitliği sağlıyordu. Ev sahibi taraftarının da desteği ile iç saha oyun ritmini yakalayıp, gol için dalga dalga Muhammed'in kalesine yükleniyor lakin aradığı golü bulamazken, uzatmalarda kazanılan penaltı atışında da Batshuayi, genç kaleciyi geçemiyordu...


Beş günde iki maçın ilki berabere bitmişti...

İki takım kupada birer puan yazmıştı hanelerine de, esas randevu için Galatasaray rakibine göz dağı veriyordu...

Başakşehir ev sahibi olacak lakin onlar sakat ve cezalılar sebebiyle "rotasyona" girecek, Galatasaray "esas oğlanlarıyla" mücadele edecektir Süper Ligin ilk devresinin son maçında...


Stat: RAMS Park.

Hakemler: Ali Şansalan, Mustafa Savranlar, Osman Gökhan Bilir.

Galatasaray: Günay Güvenç, Metehan Baltacı (Dk. 46 Mertens), Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Jelert (Dk. 57 Barış Alper Yılmaz), Efe Akman (Dk. 64 Sara), Berkan Kutlu (Dk. 86 Jakobs), Yusuf Demir (Dk. 46 Yunus Akgün), Kerem Demirbay, Sallai, Batshuayi.

Başakşehir FK: Muhammed Şengezer, Hamza Güreler, Ba, Opoku, Lima, Crespo (Dk. 75 Onur Ergün), Deniz Türüç (Dk. 89 Ömer Ali Şahiner), Kemen, Berat Özdemir, Figueiredo (Dk. 75 Davidson), Piatek (Dk. 81 Keny).

Goller: Dk. 35 Deniz Türüç, Dk. 53 Piatek (Başakşehir FK), Dk. 51 Sanchez, Dk. 74 Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray).

Kırmızı kart: Dk. 85 Onur Ergün (Başakşehir FK).

Sarı kartlar: Dk. 45+2 Sanchez, Dk. 53 Batshuayi (Galatasaray), Dk. 50 Lima, Dk. 56 Deniz Türüç, Dk. 68 Çağdaş Atan (Teknik direktör), Dk. 77 Piatek, Dk. 85 Muhammed Şengezer (Başakşehir FK).

Blog Widget by LinkWithin