1 Temmuz 2009 Çarşamba

Benzema Real'de



Para tatlı geldi ve Lyon başkanı Benzema'yı 35 milyon Euro'ya Real Madrid'e vermeyi kabul etti... Marca şöyle bir hesap çıkarmış:

Ronaldo 96 milyon euro,
Kaka 65 milyon euro
Benzema 35 milyon euro
Albiol 15 milyon euro
Negredo 5 milyon euro
Pellegrini 3 milyon euro

Toplam: 219 milyon euro...

Bu kadar harcama sonrası ya şampiyonluk gelmezse, Aziz Yıldırım'ın hakem hataları sonrası sarf ettiği şu sözünü hatırlar Perez: "Transfere bu kadar para harcayacağıma, hakemleri satın alırım daha iyi."

Nazi Selamı





1938 Berlin'de Almanya ile oynayacakları hazırlık karşılaşması öncesi İngiliz milli takımı Nazi Selamı verirken... İngiltere futbolunun en kara sayfalarından biri...

Zafer Kalaycıoğlu


Galatasaray ile 6 kupa sonrasında da Fenerbahçe ile 14 kupa kazanmış Türkiye'nin en kariyerli basketbol antrenörü Galatasaray ile anlaşmış yeniden... Spora profesyonelce bakanlar için Rijkaard'tan da büyük transfer ama konu Galatasaray olunca bizim gibi "duyguları" ön plana çıkanlar için hayal kırıklığı, özellikle Zafer hocanın Galatasaray maçlarında yaptıkları göz önüne gelince... Sindirir miyim, unutur muyum, gelmesi muhtemel başarılar için yutar mıyım bunları, asla... Ben bu transferin karşısında olan taraftayım, yanında olanlar da olacaktır mutlaka, onlara "gözünüz aydın" derken, bizlere de "geçmiş olsun"...

Metin Oktay ve Nemanja Vidic


Metin Oktay'ın eşi Oya ile aralarında geçen diyaloğu bilmeyen Galatasaraylı yok gibi. Kral, Rusya'dayken, eşinin ailesi Metin'in Galatasaray'ı ve İstanbul'u bırakıp İzmirspor'a transfer olmasını sağlamak için basına el altından haberler sızdırırlar ve herkes Metin Oktay'ın Galatasaray'ı bırakacağını konuşmaya başlar.Rusya dönüşü Yeşilşköy'de İzmirsporlu yöneticiler tarafından bir çuval para ile karşılanır Metin ve eşinin babası kendisine Galatasaray'ı bırakmasını teklif edince "Bizi sevenlere ihanet etmeyelim baba" diyerek bugünün topçularının gözü kapalı kabul edeceği teklifi geri çevirir. Bunun üzerine eşi Oya sinirlenir ve "Galatasaray mı ben mi?" diye o kritik soruyu sorar, ama kralın cevabı bellidir: "Galatarasaray."
Manchester United'lı Vidic'in hikayesi de "Taçsız Kral"ın yaşadıklarını andırıyor. Başarılı bir sezon geçiren Sırp oyuncuya başta Milan, Real Madrid ve Barcelona olmak üzere bir çok güzide kulüpten teklif gelirken, Vidic "Sir Alex Ferguson ile çalışmaktan mutlu olduğunu" belirtiyordu basına. Bu teklifler bir sonuç getirmeyince, bu sefer eşi devreye girer ve Manchaster'da mutlu olmadığını, başka bir yerde yaşamını sürdürmek istediğini belirtir. Lakin, bu da Vidic'i kararından döndürmez ve "Eşim Ana, bana burada mutlu olmadığını söyledi ama benim için önce futbol ve Manchester'in hedefleri gelir" diyerek İngiliz taraftarların gönlünde bayrak adam olmak yolunda dev bir adım atar...
Bir böyle futbolcular var, bir de transfer olacağı şehri eşine gezdirip, sonra kara verenler var... Bir de "parayı veren düdüğü çalar" diyenler...

Kaka Show





Formayı giymiş, imzayı çakmış, hayırlı olsun ezeli rakibe, kurtarır mı Madrid'i Barca'dan 6 yemekten, zaman gösterecek!

Brezilya Şampiyon



Evdeki KPSS telaşı, akşamında da "yakın arkadaş" düğününe gitme mecburiyeti ve hazır gitmişken "hanımköy"de iki gün konaklama kibarlığının getirdiği İnternet'ten uzaklaşma sebebiyle blogu ihmal ettik bir süre. Sadece blogu mu bıraktık, vuvuzelaların eşliğinde yapılan Konfederasyon kupasının son iki maçını da kaş-göz kenarıyla izlemek durumunda kaldık. Pazar günü "amatör maç" saati olan 17'ye maç koyarsan üçüncülük maçı da söğüt açları altında "pöfür pöfür rüzgar" eşliğinde bira-ızgara ziyafetine kurban gider doğal olarak, ama nasıl olduysa bira tazeleme vesilesiyle Efes bayiine vardığımda Alonso'nun "balık" golüne denk gelebildim... Bu ne iş derken, Fener'in suskun okçusu Güiza'nın 88-89da ardı ardına golleri sıraladığına anlatıverdi pos bıyıklı "abi"... Bi' de Afrikalılar çakmış 90+'da, futbol ziyafeti çekilmiş televizyon başındakilere... "Bu maçı nasıl kaçırdık?" ahları vahları içinde mangalın yanına dönerken, finali izleriz düşüncesi vardı hayalimnde lakin muhabbet uzadı, futbol "aldatıldı", "artık geç oldu eve dönelim" ısrarlarına uyuldu ve dört duvar arasına dönüp televizyonu açtığımızda şaşırtıcı bir şekilde Amerika'nın 2-1 üstünlüğü vardı, fakat tarih yazmaya yakın olan "Coni"ler aşırı kapanınca gollerin bir şekilde geleceğini bizim hanımlar bile tahmin etti, çizgiyi geçen topu hakem görmese de Fabiano'nun golü beraberliği sağlarken, Lucio da "gemiyi" kurtaran kaptan oluverdi... Bu arada bir kaç gün internet ve medyadan uzak durup, inzivaya çekilirken, bir de totem yapayım dedim: İnternet'i açmayacağım ve açtığımda Galatasaray "sükseli" bir transfer yapacak... Internet'i açtım Leo Franco İstanbul'a geldi... Sükseli mi süksesiz mi zaman gösterecek...

Goller:Güiza 88'&89',Alonso 107'/Mphela 73' &90+3'



Goller:Demsey 10', Danovan 27'/ Fabiano 46'&74', Lucio 84'

30 Haziran 2009 Salı

Sen Zaten Takip Etme Altan!


"İnternet ortamında insanlar genellikle nick kullanıp olur olmadık her şeyi yazdığı için internetten hiçbir şeyi takip etmiyorum. Futbol blogları hakkında bilgim var ama zamanla bloglar bizim ülkemizde de belli bir çıtaya geldiklerinde hak ettikleri yeri bulacaktır."

Altan Tanrıkulu
Spor Yazarı


Anadolu'dan Futbol Blog yazarının sorusuna cevap verirken

26 Haziran 2009 Cuma

Reis


Newcastle United'ın Civcivleri



Adidas'ın forma tasarımcılarının huyumudur bilmem renklerle oynamak ama geçen yıl Galatasaray'a turuncu forma giydirdikten sonra bu yıl da mor renklere gönül kaptırdıkları konuşuluyordu. Adidas'ın bu "garip" renk sevdası tutkunları yılların siyah-beyazlı takımı Newcastle'a sarı forma uygun görmüşler. Yukarıda Shearer'ır üzerindeki tarihi forma mı alttaki "civciv" sarısı forma mı "şık" demeye gerek var mı, cevap belliyken...

Brezilya:1-0:Güney Afrika








  • Alvez'in maça girer girmez attığı yukardaki golü dışında ve Güney Afrikalıların "Booth" diye bağırışları söylenecek ne var ki dünkü maça dair?

Futbol Dili ve Edebiyati.Com


Gün ve gün sayıları artan futbol bloglarının içerikleri de kişilerin beklentilerine göre değişir, kimi Avrupa'dan futbol ister, kimi takımı hakkında "detay" bilgi, kimi tribünlerden manzaralar umarken, kimi de futbolun magazinine bayılır... Bugün yine klasik blog turumu yaparken adına "hasta" olduğum bir bloga rastladım: futbol dili ve edebiyati. com. Bir gün bir sitede "hangi blog ismi en karizmatik?" başlıklı bir anket yapılırsa, gözüm kapalı, vicdanım rahat oy vereceğim bir isim futbol dili ve edebiyatı. Universitede "İngiliz Dili ve Edebiyatı" okurken, etüd salonunda Shakespeare'in Hamlet'i yerine Nick Hornby'den Fever Pitch okuyan birisi olarak bloguma bu ismi vermeyi çok isterdim... Uğur kardeşimi bu yaratıcı isimden dolayı tebrik ediyorum, özellikle Hakan Şükür'un Umre fotoğrafları gibi medyada hiç yer almayan yazılar gibi özgün içeriği okumak için de buyurun siteye...

Manchester United Rugby Takımı!






Old Trafford'un açıldığı 1909-1910 sezonuna atıfta bulunmak üzere tasarlanan yeni Manchester United formaları hakkında ilk gelen yorumlar futbol takımı formasından ziyade "Rugby kıyafetine" benzediği yönünde oldu. Kimileri yeni ekipmanı beğenir, kimileri de eleştiriken, Ji-Sung Park'tan gelen yorum en ilginçlerinden biriydi: "Formanın önündeki V işareti 'victory' (galibiyet" anlamına geliyor ki bu formayla çıkacağımız her maçı kazanacağız."


Michael Jackson


Madonna ile beraber çocukluğumuzun pop müzik ilahlarıydılar, posterleri odamızın duvarlarını süslemişti, sonra yıllar geçti, biz büyüdük, başkalarını tandık, onlar da yavaş yavaş inzivaya çekildi. Madaonna ara ara ortaya çıkarken, Michael Jackson'ı gören "cennetlik" oluyordu. Bir çocuğa taciz davasından sonra, hayata iyice küstü, malikanesine kapandı, hayranlarından iyice uzaklaştı... Biz de çok merak etmedik, aklımıza bile gelmedi, " nerede, ne yapıyor bu adam" diye soru sormadık, unutmuştuk pop müziğinin bir zamanlar kralı olan Michael Jackson'ı... Ve bu sabah "Michael Jackson öldü" haberini görünce web sitelerinde, bir tuhaf oldu içim... O bir "ilahtı" ve bu dünyadan göçmek ona göre değildi... "Bir sansasyon olabilir mi?" diye bir kaç araştırma yaptım ama haber gerçekmiş, "moonwalker" aramızdan ayrılmış...

Michael Jackson - They Don't Care About Us (Official Music Video)

25 Haziran 2009 Perşembe

Universitario de Deportes









Peru'nun Universitario de Deportes takımının yıllar içinde giymiş olduğu formalar...

Kadınsı



"Ronaldo benimle beraber olamayacak kadar kadınsı, zaten başında çiçekle dolaşan biriyle beraber olacak kadar düşmedim daha."

Paris Hilton

Cristino Ronaldo ile var oldu söylenen ilişkisine açıklık getirirken

Denizden Deplasman







Kızılyıldız-Delije

İspanya:0-2:ABD








  • Yukarıdaki başlıkla bir yazı yazacağım hiç aklıma gelmezdi, bu da oldu ve turnuvanın sürpriz takımı Amerika, favori İspanya'yı eleyerek finale kaldı. Aslında "sivrisinet gürültüsü" içinde oynanan gazozuna maçlar gibi düşünüyorum Konfederasyon Kupasını lakin İspanyollar için futbol tarihine geçmeleri açısından oldukça önemli bir maçtı, milli takım seviyesinde 36. maçından namağlup ayrılmayı başaramadılar ve rekor kırma şansını kaybettiler...
  • Belli ki Del Bosque ve talebeleri, bütün planlarını İtalya üzerine yapmışlar ve B grubunun sürpriz takımı Amerika'yı pek sallamamışlardı maç öncesi. "Nasılsa alırız" havası içinde çıkılan maçta, karşılarında taş gibi ve İspanya'nın sistemini çalışmış bir Amerika çıkıverdi ve Dünyanın en iyi takımı dediğimiz İspanya'nın B planı olmadığı ortaya çıktı. Sürekli kanatlara topu yollayıp, oradan ortalarla delmeye çalıştılar rakibi ama Amerikalılar Torres ve Villa'yı öyle bir kitlemişlerdi ki, boğalara gol şansı vermediler. İstedikleri topları alamayan forvetler de, özellikle Villa "sinirlendi", oyun disiplini bozuldu, mahalle maçı havasında "geleni vurdu" Howard'ın kalesine...
  • Amerika'daki Landon Donovan belki dün gece gol atamadı ama takım en başarılı oyuncusuydu bana göre. Tamam, bütün takım koştu, defans oyuncuları can siperane oynadı, Onyewu top sektirmedi filan ama Donovan tecrübesiyle maçı Amerika takımına kazandıran oyuncuydu. Xavi'ye ceza sahası içinde "profesyonelce" yaptığı şarj ile İspanyol oyuncunun gol şansını engellerken, takımının attığı ikinci goldeki "al da at" pası "first class" sınıfındandı... Avrupa deneyimi sonrası ülkesine dönen Donovan, Galatasaray'ın Hagi'den sonra aradığı "lider" tipli 10 numarası olabilir, tabii Amerika liginden topçu getirmek, hele bu maçlardan sonra ABD milli takımından futbolcu transfer etmek "pahalı" bir iş olsa gerek...
  • Mısır maçının yıldızlarından hocanın oğlu Bredley'in "ucuz" bir kırmızı kart görmesi final adına üzücü oldu Amerika için ama turnuvanın "sürpriz" takımı, bir sürpriz daha yapıp kupayı alırsa, şaşırır mıyız, dün geceden sonra, asla...

Güle Güle Ümit


Galatasaray başkanı Adnan Polat "Arda Galatasaray'ın ruhudur, bir takım ruhunu satar mı?" dediği saatlerde sarı-kırmızılı takımın web sitesinde şöyle bir haber okuyordu renklere gönül verenler: "Galatasaray Futbol AŞ ile oyuncumuz Ümit Karan arasındaki sözleşme karşılıklı olarak feshedilmiştir. Ümit Karan, Eskişehirspor Kulübü ile anlaşmaya varmıştır. Kendisine futbol yaşantısında başarılar dileriz. Galatasaray Spor Kulübü" Golsüz geçen bir sezonun ardından zamanın gol makinesi Ümit Karan, futbolda dün olmadığını en yakın bir şekilde yaşıyor ve Galatasaray ile sözleşmesi olduğu halde son bir şans verilmeyerek Eskişehirspor'a yollanıyordu... Gençlerbirliğinden Galatasaray'a gelmeden evvel uA t-shirtü ile çekilen resmini ve aynı t-shürtü Galatasaray forması ile oynadığı ilk Fenerbahçe maçında giymesini asla unutmadım Karan'ın... Hagi'ye belki de tek kızgınlığım Ümit'i Ankaraspor'a yollaması sebebiyle olmuştur... Golleri için değil, Galatasaraylılığı için sevdik Ümit Karan'ı... "Diskocu, pavyoncu" diye bağıranlara inat "ultrAslan kAran" diye bağırdık tribünlerde... Sergen'in 89. dakikada attığı gol sonrası Beşiktaş'a kaptırılan şampiyonluk maçının 90. dakikasında kırmızı kart görmesi bizim öfkemizin sahaya yansımasıydı Ümit Karan'ın vücüdunda... Kısaca, O da bir zamanlar "Galatasaray'ın ruhuydu" ama vakit çabuk geçti, acımasızdı her zaman olduğu gibi, çabuk sildi geçmişte yaşanılanları ve ayırdı Galatasaray ile Ümit'in yollarını... Benim gibi romantikler, bu forma için bir damla ter dahi akıtanların ardından hep "ağıt" yakarken, bir çok rasyonel düşünceli için hem Galatasaray hem de Ümit Karan için pek "hayırlara" vesile olacak bir gelişme gözüyle bakmaktadırlar bu ayrılığa... Kim nasıl bakarsa baksın, ben ara ara yukardaki resme bakacağım ve pek çok gidenin tersine kalbindeki Galatasaray sevgisi eksik olmasın Ümit diyeceğim...

Fair Play


"Elimle gol attıktan sonra hakeme gidip, “Elimle attım” dedim. Bu bir vicdan meselesi ve yine yaparım diye düşünüyorum. Ama Fenerbahçe derbisinde aynısını yapabilir miyim; “mutlaka yaparım” diye kesin bir cevap veremiyorum."
Özgürcan Özcan
Galatasaray'lı Futbolcu

Fair Play Ödülü aldığı olayı anlatırken

23 Haziran 2009 Salı

Tobol Ultras











Kazak FC Tobol taraftarı deplase olurken... Sami Yen'e de bekleriz efendim...

Kutsal Ruh


Şampiyonlar Ligi 1. ve 2.Tur Kuraları


1 Tur maçları 30 Haziran/1 Temmuz ile 7/8Temmuz tarihlerinde oynanırken,
2.Tur maçları ise 14/15 Temmuz ile 21-22 Temmuz tarihlerinde yapılacaktır..

Blog Widget by LinkWithin