20 Ağustos 2009 Perşembe
Trabzonlu Futbolcular
"Trabzonlu futbolcuların Trabzonspor’dan uzaklaştırıldığı düşüncesindeyim. İlk olarak Fatih sonra ben en son da Hüseyin takımdan ayrıldı. Fatih geri dönmek istiyor, aynı şekilde taraftar da Fatih’i istiyor buna rağmen transferin niçin gerçekleşmediğine anlam veremedim" demiş Gökdeniz Karadeniz bir demecinde... Trabzonspor yönetimi mi bu Karadeniz kökenli topçuları yolluyor, yoksa onlar mı tercih ediyorlar başka takımları? Ve şayet Gökdeniz haklıysa, bunu bir yönetim neden yapar? Trabzonsporlu arkadaşların yorumlarını bekliyorum...
Elano'nun İlk Golü
Bu akşam oynar mı oynamaz mı bilemem ama Galatasaray taraftarının merakla beklediği Elano, Galatasaray'daki ilk frikik golünü şöyle atmış, darısı resmi maçlara:
İğrenç Forma
Hillsborough faciasını bilmeyenimiz yoktur, 96 Liverpool taraftarının hayatını kaybettiği o acı günü... İşte İngiltere'yi ayağa kaldıran olay da 96 rakamı etrafında dönüyor bu günlerde. Sports Direct mağzalarından bir forma alan Manchester United taraftarı arkasına da YSB 96 NOT ENOUGH yazdırarak bunu facebook'ta yayınlar. Bu fotoyu gören Liverpool taraftarı da ayaklanarak Sports Direct mağzasını telefon ve mail bombardımanına tutar ve onların ürünlerini boykot edeceklerini bildirir. Şirket yöneticileri hemen bir özür yazısı yayınlar ve bundan sonra formaların arkasına sadece futbolcu ismi ve numara yazacaklarını sözü verir. Peki nedir bu YSB 96 NOT ENOUGH ? YSB, İngilizce'de You Scouse Bastardas'ın kısaltması ki bizim dilde "Liverpool Piçleri" diye çevirebiliriz, 96 rakamı da Hillsborough'da hayatını kaybeden Liverpool taraftarının sayısını işaret ederken, NOT ENOUGH ise "yeterli değil" manasındadır... Hangi taraftarlık, hangi fanatizm bir insana böyle iğrenç bir yazı yazdırabilir anlamış değilim, lakin gelen tepkiler sonrası facebooktaki resim kaldırılırken, formanın sahibi de o formayı yakacağını belirtmiş...
Güçlüler, Daha Mı Güçlü Olacak?
Melih Gökçek, Cemal Aydın ve Cengiz Topel Yıldırım bir araya gelerek "güçbirliği" anlaşması yapıp, Ankaragücü'nü daha güzel ve başarılı yarınlara götürmek üzere el ele vermişler. Bu "güzel" yarınların da ilk adımı yakın zamanda yapılacak olan kongre ve kulübün başkanlığına da Melih Gökçek'in oğlunun geçecek olması diye konuşuluyor. Sonra da Ankaraspor'dan oyuncu transferi yapılması planlanıyor ve etrafta dolaşan "söylentilere" göre de Melih Gökçek her ay takıma 5 trilyon para bulacakmış... Bu birleşmeyi "En nihayet Ankara takımı kafaya oynayacak" diyerek olumlu karşılayan da var, "yıllarca küfrettiğimiz adam bizim başkanımız mı olacak "diyen de var, hatta işi ileri götürüp tribünü bırakacak olan da var... Biz dışardan ne dersek boş, bu işin günahını da sevabını da sarı-laciverte gönül verenler yaşayacak , ama sadece soruyorum Güçlüler bu şekilde daha mı güçlü olacak?
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Zülfü Livaneli Çatalca'da
İstanbulun şirin mi şirin ama merkeze o kadar uzak mı uzak ilçesi Çatalca bu günlerde renkli günlerinden birini yaşıyor. Bu yıl onuncusu düzenlenen Erguvan Festivalinin kapanışı Zülfü Livaneli ile yapılacak. 13 ağustosa başlayan festivalin açılış töreninde de Haluk Levent sahne almış, Çatalcalılara unutamayacakları dakikalar yaşatmıştı. Bu gece sadece Zülfü Livaneli sahne almayacak, aynı zamanda Yıldız Asyalı da kemanıyla stadı dolduranalara romantik dakikalar yaşatacaktır, iki konser bir arada, hem de ücretsiz... Panathinaikos maçını da uydudan takip etmek niyetim vardı ama futbola biraz ihanet edip, müzik ziyafeti çekeceğiz bünyeye bu akşam... Yolu bu taraflara düşenleri bekleriz konsere efendim...
u/M Spor Servisi'nde #3
18 Ağustos 2009 Salı
Türk Kızılayı ve Beşiktaş
yeni sezonda formalara daha fazla reklam alınması için bildiğiniz üzere federasyon reklam talimatını değiştirdi ve sırta numaranın üzerine reklam alınabilmesini olanaklı kıldı. Bunun üzerine de hemen Galatasaray ve Fenerbahçe Ülker grubu ile istedikleri şartlarda anlaşmalar yaptılar ve sırtlarına yapıştırdılar ülker logosunu... Beşiktaş Başkanı da ülker ile gereken görüşmeleri yaptı ama istediği şartlarda bir anlaşma ortaya çıkmayınca, yaktı gemileri ve "Halkın takımı Beşiktaş, ücret almadan kamu yararına bir çalışma yapacak ve sırtında Türk Kızılayı'nın logosunu taşıyacak" dedi. Ligin ilk haftasının sırtta reklamsız geçiren kartal, dün gece Kızılay reklamlı formalarıyla çıktı maça ve beğeni topladı. Beşiktaş'ı gördükçe, hala reklam alamamış takımlara da( İstanbul Belediye, Ankaraspor, Gençlerbirliği, Kayserispor, Sivasspor, Ankaragücü, Trabzonspor, Diyarbakırspor) bir tavsiyede bulunma ihtiyacı hissettim, sizler de reklam anlaşması imzalayana kadar boş formalarla çıkacağınıza müsabakalara, ister Kızılay olsun, ister Yeşilay olsun, ister Mehmetçik vakfı olsun, kamu yararına çalışan bir derneğin reklamını yapabilirsiniz, Ramazan ayına gireceğimiz bu günlerde sevaba da girersiniz... Olmaz mı?
Stadyumlarda Sigara Yasak
19 temmuzda ülke genelinde başlayan kapalı alanlarda sigara içme yasağının "stadyumlarda içilir mi içilmez mi" bölümü ile ilgili olarak açık kapı bırakılmış, top federasyon ve kulüp temsilcilerine atılmıştı. Bugün Swissotel'de yapılan toplantıya Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, TFF Başkanı Mahmut Özgener, başkan vekili Lutfi Arıboğan, Kulüpler Birliği Vakfı ve Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Mehmet Helvacı, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyespor Kulübü Başkanı Göksel Gümüşdağ, Denizlispor Kulübü Başkanı Ali İpek ile Turkcell Süper Lig'de mücadele eden kulüplerin yetkililerinin katılımıyla bir toplantı yapıldı ve stadyumlarda sigara içmenin tamamen yasaklanması kararı alındı. Sağlık bakanı Recep Akdağ'ın konuyu açıklarken yaptığı şu vurguda aklıma nedense Alp Yalman ve başkan Adnan Polat geldi: "Bir defa, kanun gereği olarak stadyumlarda sigara içilmesinin yasal olmadığına dair işaretler konulacak ve uyarılar seyircilerimize yapılacak. Ama bundan öte, şeref tribünlerinde ciddi bir hassasiyet oluşacağını biliyoruz.'' Puro deyince nedense Castro'dan önce gelir aklıma Alp Yalman, başkan Polat da İnönü'de Demirören'le beraber sigara içerken yakalanmışlardı foto muhabirlerine, kısaca seviyor bizim yöneticiler maç esnasında "tüttürmeyi"... Bakalım yasanın uygulanmasında öncü olabilecekler mi... Bir de tribüne gelen taraftarın yarısından fazlası sigara içiyor, bu cezalara nasıl ve kim tarafından uygulanacak, hele hele "tayfa"ya ceza yazılmaya kalkışmak ortamı karıştıracak gibi... Sigara içmeyen biri olarak kapalı alanlarda bu yasağın uygulanabilir olduğunu görüyor ve seviniyorum ama stadyum gibi üstü açık mekanlarda neden böyle bir yasak ortaya çıktı anlayabilmiş değilim, hele hele uygulanabilirliği çok düşükken...
Ronaldo'nun Buzdolabı
Ronaldo, Manchester'ı terk edince Portekizlinin malları da değere bindi. Geçenlerde evine talip olmuştu Toure, bilmiyor satış gerçekleşti mi gerçekleşmedi mi, bugünlerde de eski takım arkadaşı Fabio, Cristiano Ronaldo'nun buzdolabına el koymuş: "Evinde bir buzdolabı bırakmıştı, benimki de bozulunca, o dolabı ben aldım" diyen Fabio, şimdi Ronaldo acaba dolabın parasını ister mi yoksa hediye eder mi diye düşünmekle meşgülmüş idmandan geriye kalan zamanlarda...
"Siyah Tenli Hocalarda Futbol Zekası Yok Mu?"
"19702lerde siyah oyuncular ne defansta ne de kalede yer bulabiliyordu, sadece kanatlarda oynatılıyordu çünkü onların futbol zekasından yoksun olup, sadece hızlı oldukları düşünülüyordu. Daha sonra bu önyargı ortadan kalktı ama şimdi aynısı siyahi teknik direktörler için yer alıyor. Beyaz tenli hocalardaki futbol zekasının siyahilerde olmadığını düşünüyor premier lig ekipleri."
John Barnes
Liverpool'lu Eski Futbolcu
İngiltere'de hala siya-beyaz ayrımı yapıldığını belirtirken
John Barnes
Liverpool'lu Eski Futbolcu
İngiltere'de hala siya-beyaz ayrımı yapıldığını belirtirken
TSL 2.Hafta
- Haftanın değerlendirmesini Beşiktaş'ın maçını pazartesi oynamasından dolayı bugün yapmak durumunda kaldık ve Beşiktaş ile başlayalım. Baklava desenli formayla çıkmıştı siyah beyazlılar taraftarının olmadığı maça, Beleş Tepe'yi istisna olarak tutatlım... Bir kez daha vurgulayalım seyircisiz maçın hiç mi hiç tadı olmuyor, bu tip ceza yerine başka ilde oynama cezası versinler,biraz abartalım konuk takımın sahasında oynama cezası versinler ama taraftar maçın içinde olsun... Çarşı'nın desteği ile daha farklı kazanackları maçı Beşiktaşlılar iki güzel gol atarak galip bitirdiler. Tello'nun golünde Antalyaspor kalecisi Ömer'in ne yaptığını anlayan var mı? Pembe formalı kaleci sıçradı ama topu elleri arasından bıraktı, bu tip enterasan goller çok gördü kalesinde Ömer Çatkıç, yine de görmeye devam ediyor... Lakin hakkını yemeyelim, Nobre'nin iki adımdan vuruşunu kafayla çıkarması var ki, Higuita'nın o sansasyonel kurtarışına rakip çıkacak gibi... Beşiktaş sezonun ilk galibiyetini alırken, Antalya ikide sıfırla devam ediyor. Şifo Mehmet, Antalya'nın sıcağından muzdaripmiş, çalışamıyoruz diyormuş ama artık bulacak bir formul yoksa bu mağlubiyetler devam ederse, kırmızı beyazlıları yeni bir hoca çalıştıracak yakında...
- Liderle devam edelim haftanın yorumlarına. 55 tl'lik bilet fiyatlarına biz ne kadar isyan etsek de, Fenerbahçe seyircisi arasında "kesesi sağlam" arkadaşlar bulunuyor demek ki stad oldukça doluydu Sivas maçında... Arda sahaya girince herkes yeni kuralları öğrenip, ceza alması gerek diye yaygara koparıyor lakin Daum akreditasyon kartını takmayınca, pek dillendirilmiyor bu konu, oysa Federasyonun kitapçığında bu madde de yer alıyor. Bir tanesi ofsayt olmak üzere 3 güzel gol ile Fenerbahçe , Sivasspor'u evine yolladı, özellikle Emre'nin attığı gol tam Sivas defansı ve kalecisine yakışır vaziyetteydi. Bülent Uygun neden Kadıköy'e geldiğinde hep "grand tuvalet" giyiniyor, bir bilen var mı? Başka bir soru da Roberto Carlos, bütün hakemlerle kanka mı da herkesin boynuna sarılıyor? Tolunay Kafkas olayını unutmasın derim... Fenerbahçe'yi kapatırken, Rambo efsanesi yine yeşil sahalardaydı, hayırlı olsun...
- Trabzon, iddiaa kuponlarını yırttıran maç sonunda evinde diyarbakır'a yenilerek, bir hafta evvel kazandığı Sivas maçını "amorti" etti... 2'de 1...Oysa maç için herşey bordo mavililer lehineydi, takım içinde kaynaşık bir hava, seyirci motivasyonu, Diyarbakır'ın daha birlikte 3-5 antrenman yapmamış bir çok topçusu... Ama biz futbolu bundan dolayı seviyoruz, yeşil çim üzerinde herşey tepe taklak olabiliyor... Remzi Giray Kaçar'ın attığı gol eğer futbol oyun kuralları içindeyse, Galatasaray'lı Sabri'nin Gaziantep'te yaptırdığı penaltı da penaltı değil, bu kadar basit, alın pozisyonları yan yana üst üste koyun, birbirinin kopyası çıkacak, hiç mi fark yok, var tabi: Maçın hakemi... Peki Egemen'e ne diyelim, Bursaspor taraftar forumlarını okumadım ama eski takımının hayranları şimdi Trabzonspor'un kaptanıyla kafa buluyorlardır o topun önüne "balıklama" atlamasıyla. TRT'de Hakan Şükür arkadaşını savunmaya çalıştı ama bir yere kadar, bu tip işler sonradan olmuyor, futbolun temel tekniklerini öğrenmek gerekiyor daha genç yaşta, zira "ağaç yaşken eğilir", sonra bir pozisyon geliyor ve ayakla savunma yapmak yerine "bodoslama" atlanabiliyor meşin yuvarlağın önüne. Yaptığı "saçmalığın" Egemen de farkında olmuş olmalı ki, 90+'da yedikleri golde de kafası hala oradaydı, o hata başka bir hatayı getirdi ve Trabzon mağlup oldu... Ziya Doğan'ın Diyarbakır'ı ise ilginç bir takım olmuş, özellikle kalecisini beğendim, bir de Samsunlu Adnan'ı görmek hoştu... Trabzon seyircisi bu 61. dakika olayını ne zamana kadar sürdürecek acaba? Belki kendilerince destek olarak yapıyorlar, kabul edilebilir lakin Fatih Tekke tezahüratları da neyin nesi, takım gol yediğinde... Diyarbakır'ın Lescon yapımı forması şıktı, tabii Denizlispor ile aynı dizayn, renkler farklı, bu markalar her takıma değişik dizayn ekipman işine ne zaman başlayacaklar acaba?
- Eskişehirspor-Bursaspor maçı bu haftanın izlenmeye değer maçlarındandı ama Eskişehir'de bulunanlar dışında bu "kapışmayı" tam olarak izleyen bu ülkede yok, sadece 3 dakikalık özetle yetiniyoruz. Yeni Yayın İhalesinde Federasyon buna da dikkat etmeli, her takımın taraftarının maçları 90 dakika izleyebilecek şekilde paketler sunulmalı yayıncı kuruluşlara... Zamanın birbiriyle "kanlı bıçaklı" ki Eskişehir'de 16 plakaya, Bursa'da 26 plakaya "alerjisi" olan kitleler varken, "06-16-26" dostluğunun getirmiş olduğu bir "Anadolu kardeşliği" havasındaki maçtan ev sahibi 3-2 galip ayrılmasını bildi. Texas bu güzel deplasman için şehirde yeşil ve beyaza dair ne varsa toplayıp koyulmuş Eskişehir yoluna ama stada sokamamışlar o "canım" pankartları... Es-Es tribünü ise sezonun ilk kareografisine imza atmış, tebrikler, bir de bu iş kartonla filan değil, atkılarla... Eskişehirspor'un 45'te kazandığı penaltı bana inandırıcı gelmedi, başkaları ne der bilmem ama esas izlediğim Ümit Karan'ın penaltıyı atmak isteyip, Youla2nın atmasıydı, keşke karan atıp, gol orucunu bozsaydı... Sercan gün ve gün tanjuk Çolak ya da jardel oluyor, sürekli topun düşeceği yerde bulunuyor, umarım onlar gibi Avrupa'da da ödüller alır, Mehmet yılmaz'ın attığı gol de futbol akademilerinde ders niyetine okulması gereken bir "şaheser"... Son olarak geçen hafta Bursa2nın iç saha formasına hayran olduk ama bu beyaz deplasman forması o kadar okşamadı gözümüzü, Es-Es ise parçalıyla "jönlük" yapmış pazar gecesi...
- Ankara derbisi direkler ve kalecilerin ön plana çıktığı mücadele olmuş desek yeri vardır. İlk yarı başkentin siyah-kırmızılıları, ikinci yarı da "leoparlar" saldırmış ama Serdar ve Senecki kalelerini iyi kapamışlar. Cavcav'ın takımının bir kol siyah bir kol beyaz giydiği forma değişik geldi gözüme, sanki herkes takım kaptanı gibi... Öte yandan, Ankaraspor iki haftadır 90+'da buluyor golleri, bakalım seri ne zaman bitecek...
- Bu hafta Kayseri kendi evinde Gaziplate'mi yoksa Riverantep2i mi kanuk ettik desek acaba Gaziantepspor'un giymiş olduğu deplasman formasını görünce. Açık ara bu haftanın ekipman lideri Güneydoğu takımı... Tolunay hoca da yine her zamanki gibi şıktı, hakkını yememek lazım. Öte yandan Kayseri tribünleri görsel açıdan güzellikler yansıtırken, bir taraftarın asansör boşluğundan düşmesi canları sıktı, bir futbol şehidi daha verdi bu memleketin tribünleri, herkesin başı sağ olsun... Gaziantep'li Beto'nun Kaka orjinli İsa mesajlı t-shirtü de bizim sahalarda bir ilkti...
- Ankaragücü, 100. yıla iyi hazırlandı ama işler istedikleri gibi gitmiyor. İki hafta ve iki beraberlik, Hikmet Hoca bir şeyleri değiştirmeli bu takımda, kaleciden başlasa hiç de fena olmaz... Serkan'ı taraftarın elinden Vassel kurtardı desek benzetmede hata yapmayız. Bu arada forumlarda söylenilenlere göre maraton biletlerini taraftar gruplarının karaborsa satması bir çok "gerçek" Ankaragüçlü'nün canını sıkıyormuş, yönetimin de bilgisi dahilinde...
- Kasımpaşa, pırıl pırıl stadında oynadığı seyircisiz "İstanbul derbisinde" iki hatalı gol sonrası 3-1 yenilerek sıfır puanda kapadı bu haftayı. Belediye tarafında ise İbrahim Akın iyi form tutmuş, golleri sıralamaya devam ediyor, Abdullah Avcı'nın yüzü gülüyor. Son olarak da çekimlerde mi bir eksiklik var yoksa stadın ışıklarından mı, maç sanki mum ışığında oynanmış gibi geldi bana...
- Panorama:
- Haftanın hatası: Sivasspor defansı ve kalecisi (Emre'nin kornerden attığı golde)
- Haftanın uçan adamı : Egemen
- Haftanın en şık forması: Gaziantepspor forması
- Haftanın en şık hocası: Tolunay Kafkas-Bülent Uygun
- Haftanın tribünü: Eskişehirspor tribünleri
- Haftanın en deplase tribünü: Bursaspor tribünü
- Haftanın en hayırlı evladı: Arda Turan (Golden sonra anne-babasının ellerini öptüğünü ima ederken)
- Haftanın en üzücü olayı: Kayserili futbol sevdalısının hayatını kaybetmesi
- Haftanın en şanlısı: Ankaraspor (İki haftadır 90+ da gol buluyor)
- Haftanın en çabuk golü: Mustafa Pektemek ( Dakika 2, Gençlerbirliği)
- Haftanın en geç golleri: Dakika 90-Tazemete (Diyarbakırspor), Dos Santos (Fenerbahçe), Meye (Ankaraspor)
- Haftanın aynı dakika golleri: 45. dakika: Galatasaray, Eskişehirspor, İst. Belediye
- Haftanın en karanlık sahası: Kasımpaşa sahası
- Haftanın en güzel golleri:
-Isiaac (Manisaspor)
-Dos Santos (Fenerbahçe)
-Mehmet Yılmaz (Eskişehirspor)
-Ali Güzeldal(İst. Belediye)
-Holosko (Beşiktaş)
-Tello (Beşiktaş)
-Dos Santos (Fenerbahçe)
-Mehmet Yılmaz (Eskişehirspor)
-Ali Güzeldal(İst. Belediye)
-Holosko (Beşiktaş)
-Tello (Beşiktaş)
| O | G | B | M | A | Y | AV | P | |
| 1.FENERBAHÇE | 2 | 2 | 0 | 0 | 5 | 0 | 5 | 6 |
| 2.GALATASARAY A.Ş. | 2 | 2 | 0 | 0 | 7 | 3 | 4 | 6 |
| 3.BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR | 2 | 1 | 1 | 0 | 4 | 2 | 2 | 4 |
| 4.BEŞİKTAŞ A.Ş. | 2 | 1 | 1 | 0 | 3 | 1 | 2 | 4 |
| 5.DİYARBAKIRSPOR | 2 | 1 | 1 | 0 | 4 | 3 | 1 | 4 |
| 6.ESKİŞEHİRSPOR | 2 | 1 | 1 | 0 | 3 | 2 | 1 | 4 |
| 7.ANKARASPOR A.Ş. | 2 | 1 | 1 | 0 | 2 | 1 | 1 | 4 |
| 8.BURSASPOR | 2 | 1 | 0 | 1 | 4 | 4 | 0 | 3 |
| 9.TRABZONSPOR A.Ş. | 2 | 1 | 0 | 1 | 3 | 3 | 0 | 3 |
| 10.MKE ANKARAGÜCÜ | 2 | 0 | 2 | 0 | 3 | 3 | 0 | 2 |
| 11.GENÇLERBİRLİĞİ | 2 | 0 | 2 | 0 | 1 | 1 | 0 | 2 |
| 12.KAYSERİSPOR | 2 | 0 | 2 | 0 | 1 | 1 | 0 | 2 |
| 13.MANİSASPOR | 2 | 0 | 2 | 0 | 1 | 1 | 0 | 2 |
| 14.GAZİANTEPSPOR | 2 | 0 | 1 | 1 | 3 | 4 | -1 | 1 |
| 15.KASIMPAŞA | 2 | 0 | 0 | 2 | 2 | 5 | -3 | 0 |
| 16.ANTALYASPOR A.Ş. | 2 | 0 | 0 | 2 | 0 | 3 | -3 | 0 |
| 17.SİVASSPOR | 2 | 0 | 0 | 2 | 1 | 5 | -4 | 0 |
| 18.DENİZLİSPOR | 2 | 0 | 0 | 2 | 1 | 6 | -5 | 0 |
17 Ağustos 2009 Pazartesi
9.58
Hezarfen Ahmet Çelebi kanat takıp uçmaya çabalamış vakti zamanında, el alemin Jamaikalısı uçuyor be kardeşim. 100 metre hiç bu kadar hızlı koşulur muydu? Bir de güle oynaya... İnsan mısın sen Usain...
16 Ağustos 2009 Pazar
Parçalı Sevdalısıyız
Sağ tarafta bir anket yapmış ve "Bu seneki favori formanız hangisi?" diye sormuştuk. Beklediğimiz gibi en çok oyu sarı kırmızılı parçalı forma aldı ama yeniliklere de düşkün olduğumuz sonucu çıktı anketten, zira mor formanın 366 oyun 159'unu alacağı hiç aklıma gelmezdi, Galatasaraystore'dan gelen mor formaların "peynir ekmek gibi" kapışıldığı bilgileri doğruymuş demek ki... Herkesin zevki kendine ama ben hala bizim rengimiz sarı ve kırmızıdır diyorum, "postmodern" çalışmalara karşıyım... Bir çok başarıya imza atarken giydiğimiz beyaz ağırlıklı formanın bir başka şekli olan 2009-2010 Deplasman beyaz forması ise çok az oy alarak beni daha da şaşırttı...
CSKA Sofia:3-0:Beroe
Lige 5-0lık galibiyetle başlayan CSKA, dün de yağmur altında oynadığı Beroe karşılaşmasını 3-0 gibi net bir skorla kazanmasını bildi. Geçen sezonun son maçında taraftarının çıkardığı olaylar nedeniyle tarafsız sahada maç yapma cezası alan kırmızılılar, bu müsabakayı Sliven şehrinin Hadji Dimitar stadında oynamak zorunda kaldılar. maça her iki takım da galibey parolasıyla başladı ama daha tecrübeli olan CSKA, 18. dakikada Kosta Yanev ile öne geçmesini bildi. Bu dakikadan sonra ağır sahada her iki takım da birbirinin hatalarını kollayarak gol aradı fakat ilk yarıda gol sesi çıkmadı. İkinci devrede Beroe defansının bir türlü uzaklaştıramadığı topu ceza sahsında önünde bulan Todorov farkı ikiye çıkarırken, 83. dakikada da Ivan Ivanov kornerden gelen topa net bir kafa vuruşuyla skoru belirleyen golü kaydetti. Bu skorla CSKA liderliğe yükselirken, ezeli rakibi Levski de Minior pernik deplasmanından 2-0'lık skorla ayrılarak Şampiyonlar Ligi ön elemesi öncesi moral buldu...
Olağanüstü Kongre
"Bu yıl Fenerbahçe'nin şampiyon olmaması, özellikle ilk devrede, 10. haftadaki Galatasaray maçından sonra Galatasaray önde olur, biz geçen seneki gibi kötü gidersek, olağanüstü kongreye gidilir."
Ali Şen
Fenerbahçe eski başkanı
Ali Şen
Fenerbahçe eski başkanı
Galatasaray:4-1:Denizlispor
- Geçen hafta 7 buçukta Antepte mücadele eden Galatasaray, artık gecelerin soğumaya başladığı İstanbul'da-Elano bile t-shirtünün üstüne sweetshirt giyiyordu- 10'a çeyrek kala, Şampiyonlar Ligi saatinde konuk etti fikstürün şanssız takımı Denizlispor'u... Fenerbahçe'nin en ucuzuna 55 lira talep ettiği Sivasspor maçının biletlerinin yanında 35 liralık açık bilet fiyatları, Elano'nun ilk defa forma giyecek olması, yeni sezonun Sami Yen'deki ilk maçı olacak olması, Denizli'nin bir hafta evvel kendi evinde Fenerbahçe'ye 2 farklı mağlup olması, Galatasaraylı topçuların Antep'ten hem baklava hem de 3 gollü galibiyetle dönmüş olması taraftarın maça ilgisini arttıran başlıca sebeplerdi...
- Kadrolar açıklandığında bir çok taraftarın yediği simit veyahut köfte ekmek "kursağında kaldı" Elano'nun adını duymayınca, üstelik bir hafta evvel Antep'te oynayan takım "rotasyon" adıyla değişmiş, Milli maçta gol atan Servet'e ödül olarak da Rijkaard bir paket çekirdek verip, basın tribünün önüne yollamıştı... Hollandalı hoca 3 H 1 O (Herkes Her an Hazır Olmalı) mesajını aslında daha ilk resmi maç olan Tobol mücadelesinde vermişti, maça göre, zamana göre, şartlara göre kadro kurulacaktı... "Benim yerim garanti" diyerek antrenmanlarda göbek kaşıyan topçu çok rahat kesik yiyecek bu stilde... Kadroya dönecek olursak, kaleci Leo Franco bu gece önüne 4 farklı savunma oyuncularına güvenerek koruyacaktı kaleyi: Uğur Uçar, Emre Güngör, Emre Aşık ve Volkan Yaman. Orta sajanın yükü Barış ve Mustafa Sarp'a kalırken, Arda hem kaptanlık, hem de maestroluk yapacaktı. İleri üçlü ise Kewell ile Keita sağlı sollu oynarken Baros göbekten saldıracaktı Özden'in kalesine...
- Maça baskılı başlayan Galatasaray, oyunu da yıkmıştı Horozların yarı sahasına lakin iyi kapanan rakibini açmakta zorluk çekiyordu ilk dakikalarda, süre gittikçe de gol gelmiyor, kaleci Özden daha 15. dakikada maçtan zaman çalmaya uğraşıyordu aklınca. Rijkaard, Kewell ile Keita'ya yer değiştirtiyor gol bulmak için ama golü Bangoura'nın ortasında Bulgar Angelov atıyordu. Emre Güngör'ün rehavetinden yararlanan Bulgar golcü kafayla boş kaleye yolayınca meşin yuvarlağı, Leo Franco'da maçın başından beri ilk defa topa değme şansı buluyordu filelerden çıkarırken... "Böyle gol mu yenir?" diye sinirlenen Baros da başlama vuruşunda öfkesini hakemden çıkarınca sezonun ilk sarı kartıyla tanışıyordu... Denizli'nin "şön" hocası Erhan Altın, soyunma odasına galip gitme planı yaparken, yeşil-siyahlıların en göze giren topçularından Caner "kazara" eliyle topa dokununca, hakem ürkerek penaltı kararı veriyor, yardımcısına kadar gidip "iki lafın belini kırınca" kendinden emin şekilde beyaz noktaya doğru yürüyordu. O an aklıma Bülent Uygun düştü nedense, "pis pis sırıtıyordur" Deniz Çoban'ın bu gel gitlerine. Geçen sezonun penaltıcısı Baros, bir kaç defa topla fileleri buluşturamayınca "kaleci cellatlığı" görevi Kewell'a verilmiş Hollandalı tarafından, Avustralyalı da infazı kolay gerçekleştirirken, başkan Polat stres sigarası içmek üzere terk ediyordu tribünleri...
- İkinci devre daha hızlı başlıyordu Galatasaray maça, gol ve goller gerekiyordu galibiyet için, 3 puan için... Özden'in arkasında ise cehennemin bu sene en ateşli yeri Eski Açık tribün vardı, zor olacaktı savunmak kalesini. Sağlı sollu kornerler derken, Kewell beyaz Nike kramponlarının içiyle ortalıyor, sahanın bücürlerinden arda kafayı çakıyor, Baros'un göbeğine çarpan top gideceği yeri değiştiriyor, Özden'in refleksi o kadar hızlı olmayınca tribünler ayağa kalkıyordu. Herkes gole sevinirken iki kişi daha gururla alkışlıyordu evlatlarını: Arda'nın annesi ve babası... Öne geçen Galatasaray rahatlıyor, Denizlispor katı savunmayı bırakınca Keita sahneye çıkıyor ve siyah yargıç Deniz Çoban bir kez daha infaz kararı veriyor, bu sefer giyotinin ipini çekmek isteyenler Keita ve Barış oluyor ama vazife Kewell'a veriliyor, o da kendisine güvenenlerin yüzünü kara çıkarmıyordu... 3 gol Erhan Altın için maçın sona erdiği anlamı taşırken, Keita "devam edelim gollere" diyor, Baroş bir tane atsın diye topu ortaya yollarken, rakip topçu Burak "kazara" kendi kalesine yolayınca siyahi "ben napayim, pas attım gol oldu" gibisinden jest ve mimikler sergiliyor... Kalan süre geçen sezonun kralının gol atmasına yetmeyince maç 4-1 sona eriyor...
- Maç hikayesini Keita ile bitirdik, onunla devam edelim... Top ayağına geldiğinde taraftarı heyecanlandırıyor, gözleri okşayan hareketler yapıyor, bir penaltı ve bir de gol attırdı ama geçen hafta belirttiğim gibi hala top kayıpları, olumlu pasından daha fazla. Özellikle rakip kapandığı anlarda ayağında topu fazla tuttuğunda işi zora zokup, takıma katkısı olmuyor. Açık defanslara ise konuşmaya gerek yok, silip süpürüyor... Top ayağında tutma meselesinde bir tespit de Arda için yapalım, gittikçe topla oynama süresini arttırıyor mu ne, Hasan Şaş'a benzemez umarım...
- Taraftar maçta gücünü hissetirdi bu gece, tezahüratlarda süreklilik vardı, Alpaslan abi unutulmadı ama Peşindeyiz bestesini 60-70'de söylemenin bir anlamı yok diye düşünüyorum, hele hele takım galipken, daha melankolik olan bu müthiş bestenin, yağmurlu çamurlu havalarda mağlup biten maçın arkasından söylenmesi caizdir. Bir de şu kapalı tribünün pankartsızlığına bir çare bulmak lazım, çıplak duruyor stadımız...
- Maçın magazinsel boyutuna gelirsek, iki takım da şık ve afrif formalarla çıkmışlardı yeşil zemine. Lescon üretimi beyaz üzerine silinerek geçen yeşil şerit ayrı bir asalet katarken misafirlerin formasına, Galatasaray'ın parçalısına "can kurban" demekten başka söz yok. Hocalar da (siyah ve buz mavisi) uzun kollu gömlekler tercih etmişlerdi giydikleri "kot" pantolonların üstüne üst baş niyetine bu müsabakada...
- Bu sezon ayrı bir istatistik tutmak niyetindeyim: hangi kale arkası daha çok gol görecek? Eski açık tribün biri Denizlispor'dan olmak üzere 4 gole şahitlik ederken, Yeni açık ise sadece Kewell'ın ilk penaltısını yakından gördü...
Stat: Ali Sami Yen
Hakemler: Deniz Çoban, Selçuk Kaya, İsmail Şencan
Galatasaray: Franco, Uğur, Emre Güngör, Emre Aşık, Volkan (Dk. 58 Hakan), Barış (Dk. 66 Ayhan), Mustafa, Kewell (Dk. 76 Aydın), Keita, Arda, Baros
Denizlispor: Özden, Fatih, Koffi, Burak, Güray, Bangoura (Dk. 54 Adem), Braga, Ahmet Solakel, Murat (Dk. 69 Sylla), Angelov, Caner (Dk. 60 Roberts)
Goller: Dk. 39 Angelov (Denizlispor), Dk. 45+1 ve Dk. 67 (penaltılardan) Kewell, Dk. 59 Arda, Dk. 74 Burak (kendi kalesine) (Galatasaray)
Sarı Kartlar: Dk. 40 Baros, Dk. 49 Barış, Dk. 85 Keita (Galatasaray), Dk. 48 Koffi, Dk. 81 Burak, Dk. 90+2 Ahmet Solakel (Denizlispor)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























































