11 Şubat 2018 Pazar

Bu Dövmeler Kimin?


Yukarıda Zlatan İbrahimovic'in sırtını bir tablo gibi "dövdürdüğü" şaheserin fotoğrafı yer alıyor. Peki, aşağıda sıraladığım dövmelerin hangi futbolculara ait olduğunu bilebilecek misiniz acaba? İlk doğru bilen takipçimize bir futbol kitabı hediye edeceğiz. Cevaplar için "dövme" etiketli blog sayfalarına da göz atabilirsiniz, google amcaya da sorabilirsiniz... Haydi bakalım yorumlar bölümüne cevapları bekliyoruz...
Cevaplar: 1....../ 2....../3........./4........../5........../6.........../7.........../8............
1. İnsanlık tarihine adını yazdıran on ünlü figürün resminin olduğu dövme, Premier Ligde Watford adına top koşturan 26 yaşındaki golcünün sırtında yer alıyor...

 2. Boca Juniors'ta forma giyen Apaçi lakaplı 33 yaşındaki Arjantinli oyuncu yukarıdaki dövmelerin sahibi...

 3.Real Madrid denince bir çok kişinin aklına ilk olarak o gelir, peki kafa golleriyle tanıdığımız bu savunmacının adı nedir?

 4. Sırtında aslan dövmesi taşıyan Hollandalı yıldız, pazar günü Lyon adına attığı golle PSG2yi son dakika yıkan adam olarak konuşuluyor Fransa'da bu günlerde, kim ki o?

 5. Werder Bremen, Wolfsburg ve şimdi de Schalke forması giyen ve sırtına İsa dövmesi yaptıran Brezilyalı oyuncu kim?

 6. Sırtına Viking mezarlığı dövmesi yaptıran ve artık aktif futbolculuk hayatını sonlandırmış olan eski Liverpoollu Danimarka pasaportlu oyuncu kim?
 7. Son olarak Fenerbahçe'de forma giymiş ve sahadaki futbolundan ziyade vukuatlarıyla hatırlanan geçtiğimiz günlerde futbolu bırakan Portekizli oyuncuyu kolayca çıkaracaksınız, değil mi?

 8.Bayern Münih'in Gana asıllı 29 yaşındaki savunma oyuncusunu sırtından tanıyabilecek misiniz?
***
Edit: Mustafa Akbaş adlı takipçimiz bana ultrasmovement@gmail.com adresinden ulaşırsa kitabını kendisine yollarız...

Galatasaray:4-1:Atiker Konyaspor


ultras/Movement'in Maç Onbiri:
1-Sivasspor maçında hakeme itirazdan dolayı Fırat Aydınus'tan sarı kart görüp, pazartesi gecesi ligde oynanacak olan Antalyaspor karşılaşmasında cezalı duruma düşen Muslera'nın yerine oynayacak kaleciye "maç tecrübesi" olması açısından bu gece Eray ya da Carrosso'yu beklerken, Fatih Terim ilk maçın 2-2 gibi bir avantajla bitmesine rağmen kupaya verdiği ciddiyeti kaleye Muslera'yı koyarak gösterdi. Takımın as kalecisini ilk olarak taktik tahtasına yazıldığını gören diğer topçulara da mesaj vermiş oldu hoca. Belki çok top gelmedi Muslera'ya ama "zincirleme" hatalarla gelen Konyaspor'un golünde biraz daha konsantre olsa, belki topu ağlardan çıkarmak zorunda kalmazdı...


2-Yeni transfer Nagatomo ilk defa kendi evinde Galatasaray taraftarının önüne çıktı ve karşılaşmanın en iyileri arasında yerini aldı. Yeni bir takıma gelmiş olmak, belki de takım arkadaşlarının daha adlarını ezberleyemişşken, geldiği şehrin havasına suyuna alışamadan, bir de eşinin doğum yapması nedeniyle takım arkadaşları tatil yaparken İtalya'ya gidip gelmesi gibi "konsantre" olmayı engelleyecek şartlar varken, sahada oynamak oldukça zordur ama "profesyonelliği" ve "istikrarı" ile nam salan Yuto Nagatomo kendisine güvenenleri mahçup etmedi. Sadece savunma yapmadı Japon sol bek, aynı zamanda her atakta "Speedy Gonzalez" misali rakip ceza sahası çevresinde "bitiverdi"... Böyle devam et Yuto...

3-Konyaspor'un attığı golde Martin Linnes ilk hamlede hatalıydı ama Fofana ceza sahası içinde lafın tam manasıyla Hakan Balta'nın "belini kırarak" golünü attı. Fatih Terim, Konya'daki ilk maçtan sonra Hakan Balta'nın bundan sonra sol bek oynamayacağını belirtmiş ve tecrübeli oyuncuyu takımın stoperleri arasına "yazmıştı". Bu gece Hakan'ı Serdar Aziz'le birlikte kalecinin önünde görevlendirdi ama gördük ki Hakan artık futbolun son demlerini yaşıyor. İlk goldeki hatasıyla birlikte, maç içinde Konyaspor'un nadir gelişen ataklarında "çekimser" ve "yavaş" kaldı Galatasaray'ın "emektar" stoperi. Buna rağmen tecrübesiyle de maç içinde "idare" etmesini bildi ama ligin kora kor oynandığı haftalarında Hakan forma şansı bulması halinde "sırıtacaktır"...

4- Galatasaray'ın ideal stoper ikilisi Serdar Aziz - Maicon'dur. Sadece savunmada değil, hücumda da oldukça etkili oluyor "ikiz kuleler"... İç sahada şok bir golle geriye düştükten sonra Sinan'ın yaptığı ortada stoperlere özgü bir kafa vuruşuyla skoru eşitledi. Denayer'in hızından mı memnun kalıyorlar, iki tane aynı tip stoper mi istemiyorlar hocalar bilmem de Serdar Aziz bu sene Bursaspor'da kaptanlık yaptığı yılları anımsatırcasına başarılı bir grafik ortaya koyuyor ve formayı hak ediyor.


5-Goller belki son dakikalarda geldi ama Galatasaray özellikle ikinci yarı oldukça baskılı bir maç çıkardı rakibi önünde ve 4 gollü galibiyetle yarı finale yükseldi. Maç bitiminde yayıncı kuruluşa verdiği demeçte Fatih Terim oyunun başarılıları arasında Ryan Donk'u da saydı ama Hollandalı bence takımın "en zayıf halkasıydı". Fatih Terim ısrarla Donk'u kazanmayı deniyor ama siyahi oyuncuda maalesef o "kumaş" yok. Savunmadan aldığı topla çıkışları "slow motion" hızında olan Donk, oyun görüşü de olmadığı için etkili ve kritik pas da atamıyor. Zaten verdiği paslar da ya şut gibi çok sert ya da çok zayıf ve takım arkadaşlarını zor durumda bırakabiliyor verdiği pastlarda. Pazartesi gecesi Antalyaspor maçında Tolga'ya yerini bırakacaktır Donk... Fernando döndüğünde de stoperlerin önü tamamen Brezilyalıya emanet olacaktır.

6-Aykut Kocaman hakemlerden şikayet ediyor ya, Galatasaray teknik adamı olsaydı herhalde aleyhinde yapılan hakem hatalarıyla ilgili kitap yazardı. Karşılaşmayı yöneten hakemlerin bilerek "taraflı" karar vereceğine ihtimal vermek istemiyorum da bilinç altlarında Fatih Terim "kompleksi" yattığını düşünüyorum... Fatih Terim'in karizmasından etkilenmediklerini göstermek için "tartışılmayacak" penaltılara bile devam kararı verebiliyorlar. Bu gece Galatasaray lehine bir kırmızı kart ile iki penaltı "güme" gitti. Gomis'in gole giderken ceza sahası önünde düşürülmesine düdük çalan hakem, son adam olan Selim'e neden sarı kart gösterir ki? Ya kalecinin güreşte 2 puan verilecek bir hareketle Linnes'i "tuş" etmesine nasıl bakılır? Konyaspor kaptanı Selim'in Gomis'in bağcığını tutup çekmesi ise "zeka örneği"... Ümit Öztürk'ün maçtan sonra yönettiği maçı izlemem gibi bir huyu varsa, çalmadığı düdüklere çok pişman olacaktır.
7-Kupa golcüsü Sinan bu gece belki ağları sarsamadı ama Galatasaray'ın beraberlik golünde Serdar'a yaptığı asistle yine "kupa maçı varsa benim adımı yazar mısın?" dedi hocasına. Kupa maçlarında hocası şans vermeye devam eder de, ligte kanatlar Feghouli ve Rodriguez'den sorulacaktır.

8-Fatih Terim, Konya karşısında  4-1-4-1 dizilişiyle çıkarken Donk'u Melo gibi oynatmak istedi ama  Hollanda'lı sırıttı tabi. Donk'un hemen önünde de Selçuk ve Belhanda gibi ayağına hakim orta saha oyuncuları ile beslemek istedi ileri uç elemanlarını. Başarılı da oldu, Fernando'nun sahalara dönüşü sonrası bu sistem daha da "tıkır tıkır" işleyecek...


9- Maçta iki gol atan Gomis'in saha içi performansı kadar maç sonu söyledikleri de oldukça çarpıcıydı. "Keyifli bir oyun geçirdik. Attığım golü hocamızla kutladım. Geçen maçta kötü oynamıştım, hocamla konuştuk ve kulağımı çekti! Ben de bundan derslerimi çıkardım. Bana bir baba gibi yaklaştı, ben de bir oğul gibi ona davrandım." Zaten ilk golden sonra saha kenarına gidip Fatih Terim'e bir sarılması vardı ki, gol olmuşçasına alkış tufanı koptu stadyumda. Igor Tudor sonrası Galatasaray'a Fatih Terim gelsin derken, bundan bahsediyorduk, hocanın "ikili ilişkilerdeki" etkisinden. Türk oyuncuları geçtim de yabancı bir oyuncu "baba-oğul ve kulak çekmesi" diyorsa, Galatasaray'da takım ruhundan bahsedilir.


10- Takıma transfer olduğu günden beri ilk defa 10 numara bir oyun sergiledi Younes Belhanda. Fatih hoca sadece Gomis'le değil, kendisiyle de konuşmuş olmalı ki, arkasında hocasının desteği ama "lakayitlikte" Terim'in "sopasını" görmüş Faslı oyun kurucu ki takımı bir orkestra şefi gibi yönetti. Sadece oynatmadı takım arkadaşlarını attığı ara paslar ve savunma arkasına toplarla, aynı zamanda rakibi de "ısırdı", pres yaptı, koştu, o kadar arzuluydu ki Konyaspor yarı alanı ortalarında taca çıkacak bir topu tutmak için bile ter döktü. Böyle istekli ve giydiği formanın ağırlığını hissederek oynamaya devam etsin, ben bugüne kadar yazdıklarım için kendisinden özür dilemeye razıyım. Umarım bu gece izlediğimiz sadece "fragmandır", esas Belhanda Antalyaspor maçıyla vizyona girer de mayıstaki şampiyonlukta en büyük pay sahibi olan topçular arasında adından söz ettirir. İyi oynarken de yazalım yine eleştirimizi: Şut atmaktan neden çekiniyor acaba Belhanda? Olur olmaz yerden vurmasın topa da, altı pas içinden de kaleyi düşünsün, pas atmak yerine. Güven problemi ise mesele, bu geceki oyunuyla taraftarın kalbini fethetti, Antalyaspor karşısında böyle oynarsa, kimse vurduğu isabetsiz pas sonrası homurdanmaz...


11-Konyaspor'u eledikten sonra yarı finalde Kayseri'yi beklerken, Akhisar sürpriz yaptı ve rakibimiz oldu. Karşı taraftar Beşiktaş-Fenerbahçe birbirlerini yiyecekler ve final mücadelesi yapacaklar. Kura avantajı var Galatasaray'ın final yolunda ve Fatih hoca bu gece gösterdi ki kupayı bir yük değil, bir hedef olarak görüyor.


STAT: Türk Telekom
HAKEMLER: Ümit Öztürk, Ali Saygın Ögel, Osman Gökhan Bilir
GALATASARAY: Muslera, Linnes, Serdar Aziz (Dk. 84 Maicon), Hakan Balta, Nagatomo, Selçuk İnan, Donk, Feghouli (Dk. 74 Rodrigues), Belhanda, Sinan Gümüş (Dk. 90 Eren Derdiyok), Gomis
KONYASPOR: Carlgren, Skubic, Selim Ay, Volkan Fındıklı, Ferhat Öztorun (Dk. 11 Eren Albayrak), Vedat Bora, Hadziahmetovic, Jonsson, Fofana, Orkan Çınar (Dk. 76 Ömer Ali Şahiner), Eto'o (Dk. 58 Jahovic)
GOLLER: Dk. 14 Fofana (Atiker Konyaspor), Dk. 17 Serdar Aziz, Dk. 52 ve 88 Gomis, Dk. 90+1 Rodrigues (Galatasaray)
SARI KARTLAR: Dk. 27 Selim Ay (Atiker Konyaspor), Dk. 28 Gomis (Galatasaray)

8 Şubat 2018 Perşembe

Bitcoin Transferleri


"Türkiye ve dünyada ses getirmek" için oyuncu transferinde Bitcoin kullanan Sakarya'nın 1.Amatör Lig ekiplerinden Harunustaspor'un Başkanı Haldun Şehit, hedefine ulaşmış, 0.0524 Bitcoin karşılığında transfer ettiği Ömer Faruk Kıroğlu ile ilgili haberler uluslararası basında yer almıştı. Geçen sene adını duyduğumuz ve ekonomi bilen-bilmeyen herkesin "zengin olmak için" sarıldığı Bitcoin çılgınlığını futbola sokan Haldun Şehit'ten sonra Bulgaristan'ın Spartak Varna takımı da kripto para ile ilk transferini gerçekleştirmiş ve Nijerya'lı forvet oyuncusu İnokent Nuokoro'nun hesabına sanal paraları transfer etmiş. Bakalım kripto para balonu ne kadar daha şişecek, hangi takımlar transferlerinde bu para birimini kullanacak?


7 Şubat 2018 Çarşamba

Kişiye Özel Atkı Üreten Ahmet Serbest Röportajı

 

Maça giderken yanına ilk alınacaklardandır atkı, taraftarın olmazsa olmazıdır. Yaz kış fark etmez, dokuması olsun, şal atkısı olsun, eğer koşuyorsan peşinden armanın, boynuna mutlaka takarsın atkını. Eskiden çeşitleri oldukça azdı, koleksiyon yapardık her bulduğumuz atkıyı satın alarak da, şimdi artık renk renk, çeşit çeşit, tür tür, heryerde. Hal böyle olunca, biz de en özelinin peşine düştük, kendi atkımızı yaptıralım dedik ve böylece karşımıza çıktı "kişiye özel atkı" hesabı.  Hal hatır sonrası, işin "ehlisiyle" tanıştığımız fark edip, bir de ultras/Movement blog okurlarımız için Ahmet'le röportaj yapalım istedik, oldukça keyifli bir sohbet çıktı, buyyrun sizi de dahil edelim:



-Öncelikle Merhabalar, biz tanışıyoruz da, bir de ultras/Movement okurlarına bir tanıtır mısın kendini?

"Merhabalar, Ahmet Serbest ben. Bu platformu okuyan hemen hemen herkes gibi tribünlerin havasını teneffüs etmiş bir kişiyim :) Bunların yanı sıra tribünlerin giyim ve aksesuarının tasarım ve baskı işleri ile ilgileniyorum diyebiliriz. Nedir bunlar; Atkı (tabi atkı deyince 4 harf oluyor ama detayları da bir o kadar fazla ) Tshirt, Polar (2 iplik, 3 iplik, Diyagonel Kumaş vs..) Forma gibi bu tarz ürünler."

-Şu an piyasada taraftar için polar ve t-shirt üreten bir çok arkadaş varken, neden “o kanattan” hücüm etmedin de “ters kanattan” atkı üretimine başladın?

"Ya aslında ben zaten bu dediğiniz ürünleri de yapıyorum ama bir marka adı altında olmadığı için ve insanların kolayına ATKI kelimesi daha pelesenk olduğu için sanki sadece atkı yapıyormuşum gibi algılanıyor ama bilen biliyor tabi ki, tribün üzerine olan her ürün mevcuttur. Yani marka olayı demişken bu işin ülkemizde başlatan, ön ayak olan "Ultras Project" tir. Bizim tribünden (Fenerbahçe) abilerin yer aldığı bir oluşumdu zaten, konsept fotoğraf çekimini yapan yada ne bileyim bazı tasarımlarını yapan kişiler kendi tribünlerimizdendi. Doğal olarak işin içinde oluyorduk biz de dolaylıda olsa... Tabii, o zamanlar yaşımız ufak, haliyle olaylara farklı bakıyorsunuz, 'Ulan nasıl oluyor bu iş ya, oğlum nasıl tasarım lan bunlar?' falan diyoruz, sanki dünyanın en zor şeyiymiş gibi. Halbuki ben yapıyorum bu tasarımları zaten be kardeşim neden şaşırıyorsun... Yani o zamanlardan bu zamanlara benim de kendi markamı oluşturma düşüncem hep vardı ama ben çok pimpirikli biriyim, oldu bitti ile hiç bir iş yapmadım, yapmam, yapamamda zaten. Ne zaman niyetlensem bi' kaç arkadaş bir araya gelmiş ULTRAS (!) yazan bir ürün çıkartıp piyasaya giriyorlar. Girsinler, girmesinler değil , kimsenin ekmeğinde gözümüz yok ama kimsenin de göz zevkimiz ile oynamaya da hakkı yok be abi :) 
'Ultras' yaz,  'no pyro no crime' yaz yada ne biliyim 'against modern football' yaz ee noldu sonra, 'ben marka oluşturdum' yav he he... Tam o  sıralar bir şeye başlasam kendi kendime şöyle düşünüyorum:  'Adama bak biz bişey yaptıktan sonra gördü bizden o da yaptı.' İşte bu düşüncelerden dolayı, böyle diyebilirler diye her erteledim, hep erteledim. Zaten o arkadaşlar da 2-3 ay sonra piyasadan silindiler gittiler. Zaten böyle birşey için benden tasarım istiyorlar başlayanların bazıları, yani benim kendi tasarımlarım hazır bekliyor, marka ismi de %90 kesinleşti, logo desen hazır gibi (bu arada terzi kendi söküğünü harbiden dikemiyor anasını satayım) ama işte bir kıvılcım bekliyorum sanırım... 2018 yılında üretime inşAllah başlayacağım, Allah'tan bir dert falan olmazsa eğer."


-İlkler her zaman özeldir, unutulmazlar,  ilk çıkardığınız ürün hangisidir? Varsa bir hikayesi bizimle paylaşır mısınız?

"Valla abi inan ilk ürünü hatırlayamıyorum, daha ben forum zamanından beri AMME HİZMET görevlisi gibi tüm mesaimi milletin isteklerine harcıyordum :) hiç para kazanmak yoktu aklımda, kim ne istiyorsa sırasıyla yapıyordum, gece saat kuruyordum tasarım yapmak için, mağdur olmasın millet diye :) Olaya bakar mısın reis, cennetlik miyim neyim :)  Tabi aramızda kalsın o zamanki tasarımlara bakıyorum da, görmemiş gibi davranıyorum,  nasıl şeyler yapmışım :) Neyse sonradan baktım istekler fena çoğaldı, bunları dedim elemek lazım, ee iyide nasıl olacak, nasıl olacağı var mı,  bizim millete para de kulaklar sağırlaşır:) Dedim bu saatten sonra isteğe göre para alacağım, 2 - 3 -7 lira falan gibi paralar. Ulan iyi alacaksın da, millet sana nasıl ulaştıracak o paraları :) İlk PTT ile başladım para almaya İSME HAVALE... Adamın vereceği 3 lira PTT alıyor 1,5 lira, bana kalıyor 1,5 lira yani... Ama çok işe yaradı bu, hem istekler bayağı bir azaldı yani az ama öz kitle kaldı:) Bu böyle gitti işte atkı tasarımları, polar tasarımları, tshirt, profil fotosu vs. aklınıza ne gelirse yapıyordum, bayağı bir yolumdaydım yani :) Sonradan işte tasarımı yapıyorum ama bunları bastırsam dedim işleri büyütsem hani daha çok kazanırım dedim, insanoğlu paranın kokusunu aldı mı korkacaksın ondan :) Ama ben üretici bulmak için nasıl saldırıyorum sağa sola aklınız şaşar, şu anki atölyeleri bulmak için kimsenin aklına gelmeyecek şeyler deniyorum, hayatta kalacak kadar İngilizcemizde var evelAllah,  yabancı kaynaklardan da bişeyler yakalamaya çalışıyorum ki etkiside olmadı değil. Soruya dönersek eğer ilk başta da dediğim gibi tam hatırlayamamakla birlikte şuan aklıma gelen ilk ürün "Hasırcıbaşı GFB ve Denizli GFB" ortak kardeşlik Şal Atkısı vardı, nedense onu hatırladım."

-Kişiye özel atkı yapıyorsun da, gruplara da istedikleri atkılardan üretim yapıyor musun?

"Heralde yani abi, adetli atkı üretimi zaten hemen hemen tüm mesaimiz"

- Ne tür atkılar üretiyorsun? Taraftarlar tarafından en fazla hangi tür tercih ediliyor?

"Taraftarların istediği atkı %98 DOKUMA ATKI oluyor. Onun haricinde Triko Atkı (eski tip kışlık kalın atkı), Şal Atkı, Polar atkıda tercih ediliyor tabi ki. Dokuma atkı da fiyattan dolayı tercih ediliyor, en ucuz olan atkıdır ama Dokuma Atkının kendi içinde de ayrımı var. Store Atkı (HD Dokuma) ve Standart Kalite Dokuma atkı diye ikiye ayrılıyor, hatta Store Atkı da kendi içinde ikiye ayrılıyor: Kendinden Püsküllü ve Geçirme Püsküllü diye :) Store Atkı adından da anlaşılacağı gibi futbol kulüplerinin taraftar mağazalarında satılan atkılar oluyor, fiyatı bi' kaç tık daha pahalı (gerçi her kulüp değil yani 3 büyük diye sınıflandırmak istemiyorum ama bazı kulüplerde standart kalite atkıda satılıyor, ben gönderdiğim için oradan biliyorum) Haklı olarak sorabilirsiniz bu fiyat farkı sırf kulüplerin storelerinde satıldığı için mi oluyor diye ama tabi ki hayır. Standart kalitede atkının dokuması biraz aralıklı (gevşek) oluyor haliyle kullanılan ip gramajı az oluyor ama store atkıda ise dokuma çok sıkı sıkıya oluyor yani ipleri açtırmaya çalıştığınızda ipler neredeyse ayrılmıyor, arasını açamıyorsunuz,  ee haliyle de kullanılan ipin gramajı fazla oluyor ve fiyat farkı oluşuyor, tabi sadece bu değil işin içine birde püskül farkı da var tabi, çok fazla teknik detaya girmeye gerek yok ama ya bu kadar kafidir :) " 


-Örneğin bir arkadaşıma doğum günü hediyesi olarak kişiye özel atkı yaptırmak istiyorum. Bunun bana maliyeti ne olur?

"Abi ücret şöyle oluyor, eğer bu Kişiye Özel Atkı ŞAL ATKI ise ve önü ile arka kısmı aynı tasarım ise 25 lira, farklı tasarım ise 30 lira. Eğer bu Kişiye Özel Atkı POLAR ATKI ise ve önü ile arka kısmı aynı tasarım ise 30 lira, farklı tasarım ise 35 lira oluyor. Polar atkıyı son 1,5 - 2 yıl önce KİŞİYE ÖZEL ürün yelpazemize ekledik, olay şudur POLAR ATKIDA tasarım aynı şal atkıdaki gibi birebir aktarılıyor kayıpsız ama şal atkı gibi naylon olmadığı için soğuk bir hissi yok aksine yüzeyi yumuşak polar kumaşı olduğundan sıcak tutuyor. Yani bir nevi Şal Atkı ve Triko Atkı (eski tip kışlık kalın atkı) sentezi diyebiliriz :)

-İnstagram sayfanda incelediğim kadarıyla kaliteli ürünler ortaya çıkarıyorsun. Kendi adına bir marka oluşturup, bir web sitesi aracılığı ile online satış yapmayı planlar mısın yakın gelecekte?

"Bu soruya sanırım 2. soruda cevap verdim abi :D Zamanında Türkiye'de resmi olarak ATKI kelimesinin web sitesi olarak com.tr uzantısını yani  www.atki.com.tr  isim hakkını aldım hala duruyor bende ama çalıştığım ajanstaki işlerden dolayı bir türlü bu siteyi yapıp yayınlama fırsatı bulamadım. Özellikle kendi işlerimde çok uyuşuk olduğumu söylemiş miydim abi :)"

- Keşke bu işe girişmeseydim dediğin zamanlar oldu mu?

"Yok abi ya olmadı, aksine iyi ki girmişim diyorum hep."

-Biliyorum atkıların ölçüleri genelde standart olur, değişmez de bir baba olarak minik taraftarlara özel “mini” atkılar çıkarma fikri versem sana, ilerde bunu uygulamaya koyabilir misin?

"Tabi ki çok yaptık bu tarz çalışmalar. Aynı dediğin gibi evebeynler kızıma yada çoçuğuma atkı yaptıracağım ama genel atkı boyu çok uzun onu kısaltmak mümkün mü diyorlar, ben de istediğiniz bir ebat söyleyin yaparız tabiki diyorum, sıkıntı yok yani. Genelde de 100 x 15 cm gibi yapıyoruz ufak çocuklara"


-Röportajda çoğunlukla atkılardan bahsettik de, istek üzerine nostaljik forma ve taraftar gruplarına eşofman üstü de yaptığını biliyoruz. Bu konudan da bahseder misin biraz?

"Evet abi bu konu benim acayip gurur kaynağım :) Kişiye öze forma falan zaten yapıyoruz ama 3 sene önce aklıma retro formaların tekrar üretim fikri geldi ve Galatasaray'ın Uefa Kupaasını kazandığı Beyaz Marshall forması geldi ve ufak ufak ar-ge tasarımlarına başladım ve bir kaç deneme yanılma ile ilk formayı yapıp paylaştığımızda acayip bir ilgi gördü ve arkasından 2000 senesi Süper Kupa forması geldi derken Fenerbahçe'nin Emlak Bankası falan bu şekilde Beşiktaş, Trabzonspor, Samsunspor vs.. bir çok kulübün efsaneleşmiş retro formalarını yaptık. Biz bu iş yaptıktan 1,5 sene sonra Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri storelerinde aynı bizim yaptığımız formaların tekrar üretimini yapmaya başladılar :) Tabi ki bu işin latifesi Türk Futbolunun en büyük 2 kulübü bizden görüp de bu işi yapacak halleri yok ama bir yandan da 2 kulübün çok önemli mevkilerinde olan insanlara gönderdiğim retro formaları hatırlıyorum ve belki diyorum... :)"




-Bu röportajı okuyup “Ben de atkı yaptırmak istiyorum” diyenler sana nasıl ulaşacaklar?

"Adreslerimiz şöyle:
www.facebook.com/atkitasarimicom
www.instagram.com/kisiye_ozel_atki
Whatsapp: 0537 401 06 42"

-Teşekkür ediyoruz…

"Rica ederim..."

5 Şubat 2018 Pazartesi

Demir Grup Sivasspor:2-1:Galatasaray


ultras/Movement'in maç onbiri:

1-Hafta içi Konya tribünlerinin yapmış olduğu koreografi sonrası, bu hafta da önce cuma gecesi Bursa taraftarı Beşiktaş maçında şahane bir tribün "şovu" yaptı, bu gece de "Yiğidolar" "Ey Şanlı Asker" koreografisini yaptılar karşı tribünde. Şimdilik ülkenin durumu ile ilgili koreografiler yapılıyor da umarım önümüzdeki haftalar maçın anlam ve önemine göre "eğlenceli" ve "zekice" çalışmalar da izleriz.


2-Galatasaray'ın şampiyonluktaki rakipleri Beşiktaş, Fenerbahçe ve Başakşehir'in ikişer ikişer puanlar kaybettiği haftada Sivasspor'u yenmesi halinde liderliği eline geçirme şansı vardı sarı-kırmızıların ama onlar yenilerek haftanın kaybedeni oldular. Sadece üç puan kaybetmediler, aynı zamanda yeni hocayla birlikte "en kötü" futbolu da oynadı Sivas 4 Eylül Stadındaki "siyah-pembe" formalılar. Abdurrahim Albayrak'ın maç sonu dediği gibi "nazar boncuğu" olsun bu mağlubiyet, inanıyoruz ki hem Fatih Terim hem de topçular bu mağlubiyetten gerekli dersleri çıkarırlar. Özellikle ilk yarıda mağlubiyete "isyan etmeyen" topçular, keşke kulübedeki Hasan Şaş kadar hırslı olsalardı, belki bu gece galibiyeti yazıyor olacaktık...


3- Konyaspor kupa maçı bittiğinde "Galatasaray taraftarı bu maçı Eray'la hatırlayacak" demiştik, kalecimizin felaket bir maç çıkardığını yazmıştık. Maalesef, bu gece de Muslera ilk golde "zincirleme" hatalarıyla Galatasaray'ın geriye düşmesinin sebebi oldu. Önce Nagatomo'nun geri pasında topu kontrol edemeyerek kornere sebep olurken, Sivasspor köşe atışında artık "klasik" hale gelmiş bir gol yedi. Ortaokul yıllarımızda okul takımında top oynarken, hocamızın kornerlerde bağırışı hala kulaklarımda çınlar :"Ön direk, arka direk, ön direk, arka direk" Galatasaray savunması ısrarla arka direğe adam koymamakta inat ediyor, hep arka direk tarafından kalesinde gol görüyor... Bu gece takımın kısalarından Nagatomo arka direği kollamakla görevlendirilse, Galatasaray fena da başlamadığı oyunda 1-0 geriye düşmezdi. Artık Fatih Terim mi olur, Taffarel mi olur biri Muslera'ya uyarıda bulunsun da "ön direk arka direk" uygulamasını yapsınlar artık. Unutmadan, bu gece sarı kart görerek cezalı duruma düşen Muslera'nın yerine bakalım haftaya kim kaleye geçecek?
4-Konyaspor kupa maçında Belhanda kötüydü, vurdumduymazdı ve Sivasspor maçında onu ilk onbirde beklemiyorduk. Fatih Terim bizi yanıltmadı da Selçuk'u kulübede oturtarak şaşırttı bizi. "Galatasaray tedbir almaz, tedbir aldırtır" diyen hoca Donk-Tolga ikilisini orta sahaya koyarak "garantici" davrandı, Sivas'ın fiziki gücüne karşı "göğüs göğüse çarpışmak" istedi belki de beklenmedik golü kalede görünce beraberlik için "yaratıcı" oyuncu eksikliği baş gösterdi. Feghouli "serbest" oyuncu olarak oyun kurmakla görevliydi, istekliydi de Cezayirli topçu ama delemediler Sivasspor savunmasını...


5-Igor Tudor'un Denayer tercihlerini çok eleştirmiştim, Serdar Aziz-Maicon ikilisini bozduğuna kızmıştım da Fatih Terim de maalesef "Denayerci" çıktı. İlk devre belki çok bariz hatalar yapmadı Belçikalı ama ikinci yarı Sivasspor'a "verilen" penaltıda kolayca rakibine geçilerek, Aleks Taşçıoğlu'na sahneye çıkma fırsatı yarattı. Hocaların Denayer'de görüp Serdar'da bulmadığı her ne ise, ben bilmiyorum da benim gördüğüm savunmada ve hücumda Serdar Aziz'in takım adına daha faydalı olduğudur. Özellikle rakip kalede hava toplarında Serdar'ın faydası yadsınamaz. İstastistik sever okurlarımdan rica edeyim, Galatasaray Serdar-Maicon ikilisi ile kaç kafa golü yemiş, Serdar'sız maçlarda kaç kafa golü yemiş, bulurlar ve yorumlara yazarlarsa sevinirim.

6-Fatih Terim, 65. dakikada oyuncu değişikliği yapmak için Linnes'i yanına çağırdı. O an skor 2-0 Galatasaray aleyhineydi. Aklıma Igor Tudor'un Beşiktaş maçında mağlup iken Linnes'i oyuna alması ve maç sonu bu değişikliğin sebebi sorulduğunda verdiği "Gol atmak için aldım" cevabı geldi. Hoca kanatlardan etkisiz geldiğimizi görüp belki de sol beke Nagatomo'nun yerine Norveçliyi alacaktı ama sonra Feghouli-Belhanda değişikliğinde karar kıldı. Bakalım şimdi Fatih Terim'e "sallayan" çıkabilecek mi? Riekerink ya da Tudor'u "şamaroğlanına" çevirenlerin Fatih hocaya soru sormaya cesaretleri olacak mı acaba?

7-Belhanda oyuna girdikten sonra oynadığı 25 dakikalık sürede Galatasaray'a geldiğinden beri belki de en etkili ve "istekli" oyununu oynadı. Böyle oynarsa zaten forma tartışmasız kendisinindir de maalesef gelecek adına hiç ümidim yok. N'olur şaşırt beni Belhanda...

8-N'Diaye'nin gidişi sonrası Fatih Terim'in en büyük sıkıntısı orta sahaya mücadeleci ve "pas yeteneği" yüksek bir oyuncu bulmak olacaktır. Hoca, bu gece orta sahayı Donk ve Tolga ile "güçlendirmek" istedi, Selçuk'un fiziki olarak "zayıf" kalacağını düşündü ama maalesef yanıldı. Özellikle Donk sanki Belhanda'nın "vurdumduymazlık" kontenjanından oynar gibiydi, saha içinde dolaştı durdu. İkili mücadele kazanmak bir yana, kendisine verilen topları da "eveledi geveledi" durdu. Ayrıca, N'Diaye'den alışık olduğumuz hızlı bir şekilde rakip yarı sahaya dikine geçmek ya da boş koşu yapan arkadaşına top yollamak özelliklerinin hiç biri Donk'ta yok...

9-Sol beke İnter'den kiralanan Nagatomo ilk maçı olmasına rağmen fena değildi. Sivasspor ceza sahasına pek sık olmamakla birlikte yaptığı bindirmelerde istediği toplara alamadı, daha çok Mariano tarafından oynamayı tercih etti Galatasaraylılar. Haftalar ilerledikçe Yuto'nun daha iyi performanslarını izleyeceğiz.

10-Eren'in oyuna girmesiyle 4-4-2'ye döndü Galatasaray ve ev sahibi ceza sahasında daha da etkili olmaya başladı. Fatih hoca sever iki forvetle çıkmaya maçlara, Eren'in de formda olduğu bu haftalarda Eren-Gomis'li maçlar seyrettirse taraftara fena olmaz...


11- Fatih Terim maç sonunda "çuvaldızı" kendisine batırmış, "bazıları" gibi "hakem hakem" diyerek ağlamamış ama Galatasaray'ın 1 puanını Aleks Taşçıoğlu aldı desek yalan mı olur? Maçın ilk yarısı boyunca Gomis'in ofsayt pozisyonlarında "masturbe" olurcasına bayraklar kaldıran yan hakem, ikinci devre yukarıda fotoğrafı olan pozisyonda Fırat Aydınus'a penaltı kararı verdirdi. Aslında oldukça başarılı bir maç yöneten Fırat hoca, kendisinin de hakim olduğu bu ikili mücadelede neden yan hakemine güvendi, orası da ayrı bir soru işareti. Zira, bahsi geçen Aleks Taşçıoğlu, Fırat Aydınus'u çokça "tartışmalar" içine sokmadı mı? 2010-2011 sezonunun son maçında yine Sivas'ta ev sahibinin "buz" gibi golünü geçersiz sayıp ligin şampiyonunu değiştiren kişi olmadı mı? Fırat hocanın artık yardımcı hakemini değiştirme zamanı gelmedi mi?



STAT: Yeni 4 Eylül
HAKEMLER: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu
DEMİR GRUP SİVASSPOR: Tolgahan Acar, Auremir, Bjarsmyr, Medjani, Ziya Erdal, Hakan Arslan, Ndinga, Bifouma (Dk. 78 Cyriac), Rybalka (Dk. 76 Saivet), Emre Kılınç (Dk. 90 Papp), Kone
GALATASARAY: Muslera, Mariano, Denayer, Maicon Nagatomo, Tolga Ciğerci (Dk. 60 Eren Derdiyok), Donk, Yasin Öztekin (Dk. 72 Sinan Gümüş), Feghouli (Dk. 68 Belhanda), Rodrigues, Gomis
GOLLER: Dk. 16 Ndinga, Dk. 57 Kone (Penaltıdan) (Demir Grup Sivasspor), Dk. 79 Eren Derdiyok (Galatasaray)
SARI KARTLAR: Dk. 41 Rybalka, Dk. 61 Ziya Erdal (Demir Grup Sivasspor), Dk. 76 Muslera, Dk. 83 Mariano (Galatasaray)

4 Şubat 2018 Pazar

Bulgarların Efsane 1994 Kadrosu Bugün Ne Yapıyor


1994 yılında ABD'de düzenlenen Dünya Kupası, Bulgar futbolu adına tepe noktasıydı. D grubunda Yunaistan'ı ve Arjantin'i yenerek gruptan Nijerya'nın ardından ikinci olarak çıkan Bulgarlar, son 16'da Meksika'yı eleyip Almanya'nın rakibi olmuşlardı. Çeyrek finalde panzerleri de saf dışı bırakan Penev'in öğrencileri yarı finalde İtalya'ya 2-1 mağlup olmuşlardı ve üçüncülük-dördüncülük maçında İsveç'e yenilerek dördüncü olarak kapamışlardı turnuvayı. Sportal.bg sitesi işte o efsane kadronun bugün ne yaptığını araştırmış:
1-Borislav Mihailov: Efsane kaleci 2005ten beri Bulgaristan Futbol Federasyonu başkanı. "Bobby" aynı zamanda UEFA yönetim kurulunun da üyesi.
2-Emil Kremenliev: Eski sağ bek şimdi Arda Kırdjali'nin sportif direktörü. Daha önce ticaretle de uğraşan Kremenliev, politikaya da göz kırpıyor bu günlerde.
3-Trifon Ivanov: Unutulmaz savunma oyuncusu 13 Şubat 2016'da hayata gözlerini yumdu.
4-Tsanko Tsvetanov: Uzun yıllardır Astana'da Stanimir Stoilov'un yardımcılığını yapmakta.
5-Petar Hubchev: 2016'dan beri Bulgaristan Milli Takımının teknik direktörü. Hubchev, 2010'da Pomorie takımını Bulgaristan kupasında finale çıkarırken, üç sene sonra da Beroe ile kupayı kaldırdı.
6-Zlatko Yankov: Sivasspor'da Samet Aybaba'nın yardıcı antrenörlüğünü yapmakta. Önceleri de Chernomorets'in sportif direktörlüğünü yaptı başarılı orta saha.
7-Emil Kostadinov: Park de Prince'in kahramanı Bulgar Futbol Federasyonu yönetim kurulu üyesi ve genç milli takımlardan sorumlu. 
8-Hristo Stoichkov: Meksika Televizyonu "Televisa"da yorumculuk yapan Hristo, medya sektörüne girmeden de CSKA Sofya, Celta Vigo ve Litex gibi takımları çalıştırdı.
9-Yordan Letchkov: Dünya Kupasında Almanya'nın "ipini çeken" Letchkov şimdi Bulgaristan Futbol Federasyonu başkan yardımcılığı yapıyor. 
10-Nasko Sirakov: Bulgaristan Futbol Federasyonu İcraa Kurulu üyesi. Önceleri de Levski Sofya'da CEO olarak görev yaptı.
11-Daniel Borimirov: Levski Sofya akademisinin başında olan Borimirov, mavi-beyazlı kulübün hisselerinin bir kısmını da elinde tutuyor. Ayrıca 2018in başından beri de Levski Sofya'nın Sportif Direktörü oldu.
12-Plamen Nikolov: Levskinin eski kalecisi şimdi Bulgaristan Futbol Federasyonu delegesi ve gazetelerde maç yorumları yapıyor.
13-İvailo Yordanov: Lokomotiv Gorna Oryahovitsa'nın Sportif Direktörlüğünü yapmakta. 
14-Boncho Genchev: Bulgaristan Futbol Federasyonunun Veliko Tırnovo Bölge sorumlusu. Ayrıca, futbol analisti olarak da çalışmakta.
15-Nikolay İliev: Bugünlerde Luboslav Penev'in birlikte Bulgaristan Futbol Federasyonu başkanlığına aday olduğu listenin başkan yardımcısı adayı. 
16-İlian Kiriakov: Etar'da Balakov'un yardımcılığını yapmakta
17-Petar Mitharski: CSKA ve Levski'nin eski golcüsü şimdi genç milli takımda Antoni Zdravkov'un yardımcılığını yapıyor.
18-Petar Alexandrov: İsviçre'de yaşayan eski Slavia'lı, futbol analisti olarak görev yapmakta.
19-Georgi Georgiev: Bulgaristan Futbol Federasyonu genç milli takımlarından sorumlu olarak görev yapıyor.
20-Krassimir Balakov: Etar takımının teknik direktörü.Daha önceleri de Grasshoppers, Hajduk Split, Kaiserslautern ve Litex'te danişman olarak görev aldı.
21-Veliko Yotov:Yıllardır Amerika'da gençleri futbolla tanıştırmak için çabalıyor ve Atalanta Futbol Akademisinin direktörü ve teknik adamı.
22-Ivaylo Andonov: Blagoevgrad'ta Yetenekler Akademisinin sahibi.
Teknik Direktör Dimitar Penev: Efsane hoca şimdi CSKA Sofya'nın onursal başkanı.

3 Şubat 2018 Cumartesi

Romanya'dan Ayrılıyorum


"Ülkeme geri geldiğim için utanç duyuyorum. Şu an ilk düşüncem memleketi terk etmek. Burada önemli bir görevim vardı, bir projeye baş koymuştum ama kesinlikle ayrılacağım Romanya'dan, nereye gideceğimi de bilmiyorum ama kesinlikle gidiyorum... Güle güle... Evet başardınız, istediğiniz 
oldu..."
Gica Hagi
Viitorul Teknik Direktörü

Romanya'daki futbol ikliminden şikayet ederken

2 Şubat 2018 Cuma

Atiker Konyaspor:2-2:Galatasaray


*ultras/Movement'in on biri:
1-"Atkı takan hoca sevilir" diyoruz, Roberto Mancini'yi de çok sevmiştik, Galatasaray atkısı ile maçlara çıkan "Büyük Kaptan" Bülent Korkmaz'ı da... Dün gece Konyaspor karşısında Fatih Terim'i boynunda 4 yıldızlı sarı kırmızı atkı ile görünce maça dair heyecanımız daha da arttı. Pankart ve atkı bir taraftar için olmazsa olmazdır, yeri gelir "namustur" ve hocaların boyunlarında pahalı markalara ait şal ve atkılarla saha kenarında boy göstermeleri yerine "bizden biri" gibi olmaları taraftarın ilk tercihidir.

2-Memleketin bir çok şehrine yeni stadyumların yapılması ile birlikte tribünlerde oluşan fiziki şartların da elverişliliği ile taraftar grupları da çeşit çeşit kareografi yapmaya başladılar. Dün gece de Konyaspor tribünlerinden Nalçacılılar grubu Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin harekatına destek yapan hareketli kareografisi ile büyük alkış aldı... Televizyon başında ya da maç esnasında 1-2 dakikalık bir çalışma olarak gözüken bu "sanat eserlerinin" aslında yüzlerce taraftarın emeği ile günler geceler boyu sürüyor hazırlanması, emeklerine sağlık emeği geçenlerin...


3-Galatasaray'da sol bekte 271 gün sonra "savunma bakanı" lakaplı Hakan Balta'yı izledik Konyaspor deplasmanında. Bu kadar uzun bir aradan sonra sahalara çıkan bir topçunun "bocalaması" beklenir de Hakan, tecrübesiyle ilk devre kusursuz bir oyun sergiledi, ev sahibinin baskılı başladığı ilk on dakikada kritik müdahaleleriyle skorbordun değişmesini engelledi. İkinci devre fiziki olarak da düşünce Fatih Terim Latovlevici'yi aldı Balta'nın yerine. Aslında maç sonu hocanın da dediği gibi, Hakan Balta artık yaş itibarı ile Fatih Terim'in istediği şekilde "kanatta ileri geri mekik dokuyabilecek" bir seviyede değil, onu stoperde değerlendirmeyi hesaplamakta hoca. Sol kanat savunması Latovlevici ve Nagatomo'ya emanet...


4-Maçın en iyilerinden biriydi Martin Linnes ilk devre, sağ kanattan sayısızca bindirme yaptı da Galatasaray forvetleri gol yapma becerisi gösteremedi. Aslında Linnes hep belli bir standartın üzerinde oynuyor, sol bekte de olsa, orjinal yeri sağ bek de olsa sürekli hazır bir durumda Norveçli oyuncu. Ama talihsizlik bu ya, Eray'ın hatasında top ayağına çarptı ve istatistiklere kendi kalesine gol atan oyuncu olarak geçti.


5-Maçta Galatasaray adına goller Serdar ve Sinan'dan geldi. Sinan zaten iki yıldır "kupa golcüsü" olarak nam saldı memlekette. Dün gece de çok arzulu ve istekliydi, topla çok buluştu, rakip kaleye şutlar attı, ki direkten dönen "plase" vuruşu ustacaydı. Sonradan değil, bizler gibi "doğuştan" Galatasaraylı bir çocuk Sinan, geçen sezon sonu bazı sıkıntılar yaşandı ve taraftarla arası açıldı ama Fatih Terim'in gelişiyle kafasını da toparlar ve "ilk aşkı" arma için oynamaya devam ederse, bu taraftar onu baş tacı yapacak, Sinan da çocukluğundaki düşlerini gerçekleştirecektir...


6-Serdar Aziz'in golü bana zamanında Selçuk-Chedjou ikilisinin attığı golleri hatırlattı, kaptan işaret eder Kamerunlu da "gömerdi" kafayı. Dün gece de Selçuk serbest vuruş öncesi topu atacağı yeri gösterdi arkadaşına ve Serdar da "çaktı" kafayı... Tudor döneminden beri yazıyorum, bu takımın ideal stoper ikilisi Serdar-Maicon'dur, hem savunmada hem hücumda etkili oynuyor bu ikili. Tudor elindeki "kuleleri" Denayer yüzünden bozdu, umarım Fatih Terim bu hataya düşmez...

7-Hafta sonu Sami Yen'deki Osmanlıspor maçını izleyemedim ve yorumlara bakılırsa Belhanda çok etkili oynamış, demek ki iyi bir Belhanda izlemek bize kısmet olmuyor. Dün gece 10 numara yine sırtında yazan rakamlara ihanet eden bir oyun sergiledi. Linnes nasıl ki sahanın yıldızı olmasına rağmen kağıt üzerinde kendi kalesine gol atan oyuncu olarak yazılacak, Belhanda da maçın kötüsüyken Sinan'a yaptığı asistle istatisitik kağıdına başarılılar arasına kendisine yer bulacak. İlginç. Özellikle ilk devre o kadar isteksiz, arzusuz ve vurdumduymazdı ki Belhanda, takımda Melo olsa kesin soyunma odasında kendisine "ağız burun" dalardı... Maçın 45. dakikasında yaşanılan bir pozisyon, Belhanda'nın kafa yapısını anlatması açısından önemlidir: "Tüm takım rakip yarı sahasına gelmiş, Konyaspor ceza sahasına duvar paslarıyla girerken, pas alan Belhanda ayak içiyle arkadaşını pozisyona sokmak yerine "ukalaca" bir topuk pası denedi ve kaptırılan top Galatasaray kalesinde tehlikeli bir kontra atağa dönüştü." Buna benzer başka bir pozisyon da maç biterken yaşandı: "Maç boyu şut atmaktan çekinen "10 numara" 90+ dakikalar oynanırken, rakip savunmanın eksik yakalandığı bir kontra atakta rahat pozisyonda top bekleyen Sinan'a ikinci asisti yapmak yerine ceza sahası dışından şut çekmeyi tercih etti..."
Bildiğimiz Fatih Terim, bu hafta sonu Sivasspor karşısında Belhanda'yı kulübede oturtur.


8-Aykut Kocaman'ın  Giresunspor maçı sonrası birden "hakemlere" saldırmasının filizleri Konyaspor maçında kendini gösterdi bile, meyvelerini de artık Fenerbahçe maçlarında toplar "kurnaz" hoca.  Karşılaşmanın hakemi Bülent Yıldırım bir çok faul pozisyonunu görmezden gelirken, ilk devre Konyaspor ceza sahası içinde net penaltı çalınabilecek iki pozisyonda devam kararı vererek "Aykut Kocaman'ın askerleriyiz" mi demek istedi acaba?


9-Kupa maçında rakip sahada gol atmak önemlidir, Galatasaray iki tane attı, büyük avantaj elde etti, hele ki Gomis son dakikalarda üçüncü golü atmayı becerebilse ya da asist yapsa, Galatasaray galibiyetle dönecekti deplasmandan ve bir hafta sonraki rövanşta çok rahatlayacaktı. Olmadı, kısmet başka maçlara olsun...

10-Konyaspor'da Jahoviç oyuna girdi, oynadığı yarım saatlik dilimde istedi, arzuladı ve bir golcü için en iyi senaryoyu gerçekleştirmiş oldu: yeni geldiği takımında ilk maçında gol attı... Eto'o 'nun ve Jahoviç'in takıma katılmasıyla Konya ikinci devre hücüm hattında oldukça seyredilesi bir takım olacaktır...

11-Eray'la bitirelim. Bir kaleci yıllarca Taffarel'le çalışıp, Muslera ile idman yapıp, hiç mi kendisini geliştirmez? Geliştiremiyormuş, bunu da gördük... Dün gece o kadar kötü iki gol yedi ki, "boyuna posuna yazık" denecek türdendi. Konyaspor'un ilk golünde topa bir çıkışı vardı ki Eray'ın, penaltı noktası üzerine bel hizasında gelen bir ortaya bir kaleci yumruklamak için neden çıkar, cevabını bir tek Eray biliyordur. Maçın son dakikalarında Jahovic'in kafayla attığı aşırtma golünde de o kadar uzun bir kaleci nasıl topa dokunamaz, hayret! Sadece yediği goller değil, maç içinde topla yaptığı hareketler de tuhaftı genç kalecinin. Degajla rakip kaleye kadar topu vurabilecek gücü varken, elle tuttuğu meşin yuvarlağı yere bırakıp, ayağına alıması ve rakibin pres yapmasını bekleyip, bir vuruş yapması var ki top orta sahaya kadar gitmiyor, çoğunlukla da rakibe gidiyor. Galatasaray taraftarı için Konyaspor maçı "Eray İşcan'ın yıldızlaştığı(!?)" maç olarak geçti tarihe. Aslında hayatından pek memnundu Eray, Fatih Terim gelene kadar. Hafta içi idmanlara çıkar, sağlıklı yaşam, fit vücut için çalışır, maç günü de kot pantolonu çeker, kız arkadaşını yanına alıp tribünden izlerdi Galatasaray'ı... Bütün bunların karşılığında da banka hesabına maaş yatardı... Şimdi "kalecilik" yapması için sahaya sürüldü ve "balon" patladı...



STAT: Konya Büyükşehir Belediye
HAKEMLER: Bülent Yıldırım, Kemal Yılmaz, Asım Yusuf Öz
ATİKER KONYASPOR: Carlgren, Skubic, Moke (Dk. 57 Filipovic), Selim Ay, Eren Albayrak, Hadziahmetovic, Jonsson, Ömer Ali Şahiner (Dk. 57 Jahovic), Bourabia, Musa Araz (Dk. 79 Fofana), Orkan Çınar
GALATASARAY: Eray İşcan, Linnes, Koray Günter, Serdar Aziz, Hakan Balta (Dk.71 Latovlevici), Belhanda, Donk, Selçuk İnan, Yasin Öztekin (Dk. 78 Rodrigues), Eren Derdiyok (Dk. 62 Gomis), Sinan Gümüş
GOLLER: Dk. 40 Linnes (kendi kalesine), Dk. 90+1 Jahovic (Atiker Konyaspor), Dk. 50 Sinan Gümüş, Dk. 54 Serdar Aziz (Galatasaray)
SARI KART: Dk. 58 Selim Ay (Atiker Konyaspor)

Yuto Nagatomo (Dünyanın En Güçlü Savunmacısı Olmak İsteyen Çocuk)


Galatasaray bugün transferin son gününde Yuto Nagatomo isimli bir futbolcu transfer edeceğini bildirdi Kamuoyu Aydınlatma Platformuna.  Sadece bir futbolcu değildi İnter’den gelen, aynı zamanda bir "adam" kattı Fatih Terim kadrosuna, hem de "Japon bir adam"… 
 
Boşanmış anne babanın evladı olmak acıdır, hele ki bir erkek çocuğu için örnek alacağı bir baba figürü olmadan büyümek zordur ama hayat bu, seni böyle sınamak isterse ağlamak sızlamak fayda etmez, geçmelisin bu sınavı. Bizim minik Yuto da babası evi terk edip gidince, futbola sarılır hem acısına tuz basmak hem de ailesinin geçimini sağlamak için: Futbolcu olacaktı, hem de öyle böyle değil, “dünyanın en güçlü savunma oyuncusu olacaktı”… Gündüz her fırsatta top peşinde koşar, geceleri yatağa uzandığında da yemyeşil çimlerde rakiplerle boğuştuğunu düşlerken dalardı uykuya. Takımının kalesini gole kapamak, annesini korumak gibiydi. Baba terk edip gittiyse, anneyi koruyup kollamak sorumluluğu ufak Yuto’nun omuzlarındaydı, Hiroşima’nın Saijo kasabasının sokak aralarında yaptıkları maçlarda yan mahallenin çocuklarını kaleye yanaştırmama görevinde olduğu gibi...


Anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye bir yandan ders, bir yandan futbol diyerek büyüdü Yuto Nagatomo ama kimse bu hevesli çocuğun yeteneklerinin farkında varamadı. Oysa, hep arzuladığı o futbol bursunu kazansaydı, yük olmayacaktı zaten kıt kanaat geçinen annesine. Gerçekleşmeyecek mıydı acaba yıllarca düşünü kurduğu hayal? Üniversiteye kaydoldu, yaşıtları gibi okuyup, iyi bir meslek edinecekti en azından… Böyle ödeyecekti annesine vefa borcunu… Meiji Üniversitesinde okurken, bir taraftan da çok sevdiği futboldan kopamaz, okul futbol takımında oynar ve böylece FC Tokyo’nun dikkatini çeker. 21 yaşındadır artık ve hayallerini kurduğu futbolculuk mesleğine ilk adımı atar Yuto Nagatomo.  1999 senesinde kurulan FC Tokyo  bu genç yeteneğe kapısını açar ve Yuto da orada başarılarla dolu dört sene geçirir. Tabii, futbolun kapıları kendisine açılmıştır artık, Japonya genç milli takımına da seçilir, 2010’da vuvuzelalarıyla meşhur Dünya Kupasında da Japon ulusal takımın formasını terletir. Japonya, Hollanda, Kamerun ve Danimarka’nın olduğu gruptan 6 puanla ikinci olarak çıkarken, üst turda penaltı atışları sonucu Paraguay’a elenirler. Japonlar evlerine dönerken, Yuto 4 maçta da forma giyer ve İtalya Seria A’ya yeni çıkan Cesena takımının dikkatini çeker. Nagatomo'nun yeni adresi artık “çizme”dir. Futbolun merkezi İtalya’ya gitmeden önce FC Tokyo formasını son defa giydiği Vissel Kobe maçından sonra 25 bin taraftara bir veda konuşması yaparken, “entelektüel” tarafını da gösterir ki, daha 25 yaşında olmasına rağmen “Bir Japon Çocuğu” (Nippon Danji) adlı otobiyografisini kaleme alır. Kitabın ilk baskısı kısa sürede tükenirken, ikinci ve üçüncü baskıları da yayınevi tarafından basılırken, Nagatomo satışlardan elde edilen geliri Tsunami felaketzedelerine bağışlar. Cesena’da kiralık olarak oynadığı altı aylık dönemde sol bekte göstermiş olduğu Japonlara özgü atletizm ve bitmek tükenmek bilmeyen enerji İtalyan futbol "simsarlarını" büyülerken, 2011 Asya Futbol Şampiyonasındaki başarısı sonrası vakit kaybetmeden tapusu alınır Nagatomo’nun FC Tokyo’dan ama hiç oynatmadan İnter kapar ellerinden bu gelecek vaad eden sol beki.


Mavi-siyahlı takımın tarihindeki ilk Japon oyuncudur Yuto ve artık dünyanın gözü önünde olacak ve çocukluğundan beri hayalini kurduğu Japonlara özgü güç, sıkı çalışma, rakibe saygı gibi değerleri herkese gösterecektir. Yeni kulübünde en yakın arkadaşlarından biri Wesley Sneijder olur ki, talih bu olsa gerek Yuto Nagatomo 6 Şubat 2011’de ilk defa İnter formasını Sneijder’in yerine Roma karşısında girerken giyer. “Zincirlerini koparmış çılgın bir adam” diye tanımladığı Japon takım arkadaşının bu günlerde Galatasaray forması giymesinde de başrol oynayacaktır Wesley Sneijder. İnter’de de sezonu kiralık olarak bitiren Nagatomo, sezon sonunda bonservisi alınarak Milano ekibine gelir ve bugüne kadar “top oynamaktan çok mutluyum” dediği İnter’den ayrılmaz. Boş zamanlarında fırsat buldukça sokaklarını dolaşıp, tarih kokusunu soluduğu Milano şehrini o kadar sever ki, Real Madrid ve Manchester United gibi “devlerden” gelen transfer tekliflerini elinin tersiyle iter Nagatomo.


Bir arkadaş yemeğinde tanıştığı ve hiç vakit kaybetmeden “çıkma” teklif ettiği kendisinden 2 yaş büyük eşi sinema sanatçısı Airi Taira’ya da evlilik yüzüğünü kendisini en mutlu hissettiği Guiseppe Meazza’da takar Yuto ve bir istekte bulunur müstakbel eşinden: “Bir futbol takımı kuracak 11 çocuğumuz olsun”… Airi Mairi tabii ki tebessümle karşılık verir bu isteğe ama sevgilisi için Japonya’daki kariyerini bırakıp İtalya’ya taşınmakta tereddüt bile etmez.  Her zaman işler istediği gibi de gitmez Yuto’nun, hele ki bir Napoli maçında yaptığı hata sonrası takımı mağlup olunca, taraftarın tepkisini çeker Japon sol bek. “İtalya’da eğer bir oyuncu iyi oynarsa. ona Tanrı gibi tapılır ama hata yaparsa sanki adi bir suçluymuşçasına eleştirilir. Burada ne ahlak var, ne de saygı fakat buna rağmen böyle zorlu bir ortamda mücadele etmeyi seviyorum, bu sebeple 7 yıldır İnter forması giymekteyim” diye twitter hesabından dert yanar takipçilerine o sıkıntılı günlerde. Roberto Mancini’nin Galatasaray’dan Melo’yu istediği dönemde, bizimkiler de Nagatomo’ya göz dikerler Sneijder'in tavsiyesi ile ama Roberto Mancini bu takasa yanaşmaz, sol bekte Japon savunmacıyı oynatır ısrarla. Mancini'den sonra inişli çıkışlı bir grafik yaşar Yuto, bazen takımdan gönderilecekler arasında adı anılır da Lucio Spaletti’nin Milano ekibinin başına geçmesiyle tekrar kendini bulur. “Spaletti ile İnter’deki en iyi zamanımı geçiriyorum” diyen Nagatomo, hocasının kendisini yüreklendirdiğini ve sahaya her şeyini verebileceğini söyler kulüp televizyonundaki röportajda. Gazetta dello Sport’tan deneyimli gazeteci  Paolo Codon da Yuto Nagatomo’yu övmekle bitiremez “Bu zamanlar her yerde Roberto Carlos bulamıyoruz ama şansımıza İnter’de Yuto var. “ diyen İtalyan gazeteci, Nagatomo’nun bölgesinde dünyanın en iyi 10 oyuncusundan biri olduğunu belirtir. Peki, nedir Japon oyuncuyu İnter’de böyle değerli kılan?  Cevabı yine Codon verecektir: "Maçlara zihinsel olarak çok iyi hazırlanıyor ve  oldukça hızlı bir oyuncu. Sadece savunma yapmıyor, oyunu iki yönlü oynuyor ve geriye çok çabuk koşabiliyor." Oyunun hucum tarafını da Mazzarri’ye borçludur Japon sol bek. "Bana daha çok hücuma çıkmamı ve mental olarak güçlü olmamı öğretti" diye anacaktır eski hocasını...


2011 senesinden beri İnter'in "hafızası" gibi olan, yerine bir çok transfer yapılsa da formasını asla kaptırmayan, kimi zaman kaptanlık pazu bandını da takan ve bu sürecte 12 hoca "eskiten" Yuto, bugün yeni bir maceraya yelken açıp, Galatasaray ile 6 aylık kiralık sözleşme imzalar. İyi bir görev adamı olmak, maçı kazanmayı arzulamak bir topçuyu belki bir çok takımda aranan adam yapacaktır ama İnter gibi üst düzey bir takımda uzun yıllar oynamak için daha da fazlasına ihtiyaç vardır. Yuto Nagatomo denince ilk akla gelen iyi bir profesyonel, iyi bir atlet, kısa boyuna rağmen hava toplarında başarılı bir savunma oyuncusu ve en önemlisi soğuk kanlı bir sol bek.. Ne demişti Roberto Mancini kendisine Nagatomo'yu sorduklarında: "Bir hoca için asla sıkıntı yaratmayan ve tam bir örnek profesyonel"...

Betis, Leverkusen, West Bromwich ve Everton gibi takımların kadrolarına katmak istedikleri Yuto Nagatomo, eski takım arkadaşı Wesley'in tavsiyesi ile Galatasaray'ın teklifine "evet" der ve altı aylığına çok sevdiği Milano'dan ayrılır... Asamoah rüyasıyla yatıp kalkan biz Galatasaraylılar için bu  Japon oyuncu transferi biraz hayal kırıklığı yarattı ama Yuto her gittiği takımda yaptığını, soyadının manasındaki "beni takip edin" diyecek ve görevini ciddiyetle sonuna kadar yerine getirecektir...


Blog Widget by LinkWithin