18 Şubat 2019 Pazartesi

Kasımpaşa:1-4:Galatasaray


Bir tarafta sezonun ikinci yarısında oynadığı bütün maçları kaybetmiş ve iç sahada kendi taraftarı önünde çıkış arayan Kasımpaşa, diğer tarafta üç gün evvel Ali Sami Yen'de taraftarı önünde Benfica'ya kaybetmekle kalmamış, psikolojik olarak da çökmüş bir Galatasaray... Geçmiş sezonlarda da ev sahibinin Galatasaray'a kendi sahasında yaşattığı hüzünleri de akla getirince maç sonunda skorbordda yazdığı kadar "kolay" bir maç olacağını kim tahmin edebilirdi ki?


Beklenildiği gibi arzulu ve de istekli başladı oyuna Kasımpaşa, taraftarlarından son dört hafta için özür dilercesine oynuyordu başta Trezeguet ve arkadaşları. Galatasaraylılar topa daha çok sahip olan taraftı ama pozisyonları bulan, gol tehlikesi yaratan ev sahibiydi. Önce Trezeguet, İlhan'a savunma arkasına harika bir pas attı ama Kasımpaşalı topçunun vuruşunda Muslera iyi yer kaplamıştı. Sonra Mısırlı topçu kendi orta sahasından aldığı topla Galatasaray'lıları "ipe dizer" gibi çalımlarla ceza sahasına girerken hakeme göre düşürüldü, bize göre kendini yere attı ve kazanılan serbest vuruşla takımını öne geçirdi. "Trezeguet sert ve isabetli vurdu", bu konuşuldu, "Muslera iyi yer tutmadı" da dendi ama barajda olan Belhanda'nın amaçsızca ayağını topa uzatması dikkatlerden kaçtı sanırım. Kaleci kurduğu baraja güvenemezse kime güvenecek?


Galatasaray sanki kalesinde gol görmeyi beklermiş gibi, Kasımpaşa'nın golünden sonra maçın da seyri değişti. Sarı-kırmızılılar özellikle Selçuk'un başlattığı ataklarla baskıyı kurdu ev sahibinin kalesinde. Hafta içi Benfica maçında orta sahanın yapamadığı oyun kurma işini Marcao yapmak zorunda kalmış, Fatih hoca da bu kez N'Diaye ve Fernando'nun yerine Selçuk ve Donk'a görev vermişti. Maç sonunda Feghouli yapmış olduğu hattrick ile belki de bir çoklarına göre maçın yıldızıydı ama bana göre Kasımpaşa-Galatasaray karşılaşmasında "man of the match" Selçuk İnan'dır. Tecrübeli oyuncu eski günlerinden sahneler sergiler gibiydi Kasımpaşa stadında, kısa ve garanti pasları bırakmış, uzun ve rakibin arkasına attığı toplarla pozisyonları başlatırken 8 numara, "şarap gibi" yakıştırmasını da hak etmiyor değildi doğrusu...

Fatih Terim'in kadrodaki bir diğer değişikliği hasta Yuto Nagatomo yerine Emre Taşdemir olmuştu. Devre arasında Bursa'dan gelen genç sol beke güvenmişti hoca Ömer Bayram'ın yerine. "Bursa'da oynamıyor, Bursaspor'un sözleşmesini fesh ettiği adamı niye aldık?" diyenlere sahada kaldığı 60 dakika boyunca gereken cevabı verdi Emre. Sol tarafta ileri geri "arı" gibi çalışkanlığı ile sanki Yuto'yu izler gibiydik, ilk devre Onyekuru'yu bile unutturdu sol kanatta. Ayağının çekip oyundan çıkması ve yerine Ömer'e bırakmasından sonra , Ömer'in "dağa taşa" giden iki amaçsız ortasını da hatırladıkça hocanın Emre tercihine bir kez daha saygı duyuyorum...


Galatasaray soldan Emre ile zorlarken rakip kaleyi, sağ kanattan da Feghouli ve Linnes ile pozisyonlar bulmaktaydı, hatta bunaltmaya başlamıştı ev sahibi savunmayı. İşte o anların birinde kazanılan kornerden dönen topu alan Belhanda, Galatasaray'a geldiğinden beri kendisinden beklenilen "şut atma" işini aklına getirdi ve vurduğu topla takımına beraberliği getirdi. Gol Galatasaray'ı daha da coştururken, Kasımpaşa'lı topçular diğer maçlarda yaptıkları gibi yine "kırıldılar" ve oyuna küstüler. Hal böyle olunca ikinci golü kalelerinde görmeleri kaçınılmazdı, 24. dakikada Feghouli güzel çalımlarla ceza sahasına girdi ve vuruşunda İtalyan kaleci başarılıydı ama dört dakika sonra Belhanda'nın ortasında Feghouli'nin ince dokunuşunda yapacak bir şeyi yoktu.


Galatasaray'da goller Diagne'den beklenirken, Belhanda ve Feghouli havalandırmıştı ağları lakin "king kong"un bu iki golde de dolaylı katkısı yadsınamazdı, hatta Feghouli'nin üçüncü golünde de yardımcı kahramandı Diagne. İlk golde Belhanda topa vurduğunda kalecinin görüşünü engelleyip, son anda topun önünden çekilen Diagne olurken, Feghouli'nin şık golünde ise Kasımpaşa'lı iki stoper Ben Youssef'i ve sol bek Veigneau'yu üzerine çekip, Feghouli'nin altı pasta rahatça topla buluşmasını sağlamıştı...
İkinci yarı Galatasaray'ın rahatladığı üçüncü golün başlangıcında da Diagne kendi yarı sahasının ortasına kadar gelip, topu almış, stoperleri orta sahaya kadar çekmiş, pası Muslera'ya vermiş, onun pasında Donk boş koşu yapan Feghouli'yi iyi görmüştü. Kasımpaşa savunması yine Diagne'ye konsantre olup, göbeği boş bırakınca topu kalelerinden çıkarmak zorunda kalmıştı...


Diagne takım arkadaşlarının attığı gollerde onları dolaylı olarak destekledi ama esas görevini yapsa fena mı olurdu? Önümüzdeki maçlarda ağları da sarsacağını biliyoruz ve bunun için kendisine Gomis'in Rodrigues, Sneijder'in Yasin'de olduğu gibi "gözü kapalı" ne yapacağını bilip iyi anlaşacağı bir partner bulması lazım. Bunun için de takım arkadaşlarıyla çok fazla maçlar ve idmanlar yapıp, doğru partnerin ortaya çıkması lazım, devre arası transferin son anlarında Trezeguet için bu yüzden çok bastırdı Galatasaray ama transfer gerçekleşmedi. Belki gerçek partneri şu an yok ama takım arkadaşları özellikle ilk devre Diagne'yi iki defa savunmanın arkasında topla buluşturdu da iki pozisyonda da savunma kendisinden daha atik davrandı.

İkinci devreye de baskılı başladı Galatasaray, Onyekuru'nun pasında Belhanda vurdu top kornere çıktı ki, Faslı artık şut çekmeye başladı, bu sarı-kırmızılı taraftarlar için iyi, rakipler için kötü haber. Diagne de soyunma odasında hocasından talimat almış olacak, daha hareketli oynamaya başladı, orta sahaya, kanatlara gelip, top alış verişine başladı ve Galatasaray kendisini rahatlatan golü Feghouli ile buldu. Skoru bulmanın rahatlığı ve hafta içi oynanan maçın yorgunluğu birleşince Galatasaraylılar tempoyu düşürdü ve topu rakibe verdi lakin karşı tarafta Trezeguet dışında maçtan ümidi olan oyuncu yok gibiydi. 


Rakip Galatasaray kalesine geliyordu, orta yapıyordu, pozisyon arıyordu ve top Muslera'da kaldığında, Uruguaylı bir ümitle kafasını kaldırıp, oyunu hızlı başlatmak için top isteyen arkadaşını arıyor ama hayal kırıklığına uğruyordu, zira boşa çıkan kimseyi göremiyordu. Oysa Garry Rodrigues bu işi çok başarıyla yapıyor, Muslera'nın degajla attığı toplarda rakip yarı sahada pozisyon yaratıyordu ve Galatasaray iki ya da üç pasla golü buluyordu. Dün Muslera'nın başlattığı kontra ile belki gol olmadı ama Galatasaray Belhanda'nın ani çıkışı ile rakibi eksik yakalayıp kontra atak buldu ve "şansının" da yardımı ile Feghouli'nin klas plase vuruşuyla dördüncü golünü atıverdi. Neden mi şans? Belhanda topu sürerken boşta olan Onyekuru'yu atmadı, çok oyalandı ve rakibi faul yaptı kendisine de öyle top Feghouli'ye asist yapan Onyekuru'ya geldi, hakem de avantaj oynatmayıp, pozisyonu kesebilirdi, çalmadı düdüğünü Ali Palabıyık...

Galatasaray golü atınca, hakem Belhanda'ya faul yapan topçuya sarı kart vermeyi unuttu ama Luyindama'nın Kasımpaşa'nın bir atağında rakibine ufak temasına avantaj verip, pozisyon bittiğinde koşa koşa bizim stopere sarıyı verdi... Galatasaray golleri çok temiz atınca, ceza sahasına rakibi pek sokmayınca Ali Palabıyık'ın ön plana çıkacağı sahne olmadı ama o da Galatasaray'lılara gösterdiği sarı kartlarla "çorbada tuzum olsun" demiş oldu. Hangi çorba mı? Galatasaray'ı bu sene şampiyonluktan etmek için kurulan tezgah yok mu, ondan işte... İleriki haftalarda Diagne'ye, Luyindama'ya, Linnes'e, Emre'ye çıkan bu kartların acısını çekmeyiz umarım...

ultrAslan-ÜNİ'yi ilk kurduğumuz günler geldi aklıma Kasımpaşa deplasman tribününde Galatasaray taraftarını seyrederken, çoğunluğu üniversiteli çocuklardan oluşuyordu ve tek tip kırmızı polar giymişler, tek tip atkılar ile görsel şov yapıyorlardı. Eski Açık'ta biz de öyleydik ve o kale arkasını bataklıktan gül bahçesine çevirmiştik. Kırmızı güller gibi değil miydik ? Şimdi bizim bıraktığımız mirasın aynı coşkuyla devam etmesi gurur veriyor. Devam edin çocuklar, devam...


STAT: Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu
HAKEMLER: Ali Palabıyık, Sergan Olguncan, Cevdet Kömürcüoğlu, Bahattin Şimşek
VAR HAKEMLERİ: Halil Umut Meler, Volkan Bayarslan
KASIMPAŞA: Scuffet, Ben Youssef, Veysel, Veigneau (Özgür 58’), Popov, Pavelka, Sadiku, Khalili (Tarkan 87’), Koita, İlhan (Heintz 58’), Trezeguet
GALATASARAY: Muslera, Linnes (Mariano 46’), Luyindama, Marcao, Emre (Ömer 60’), Donk, Selçuk, Belhanda (Mitroglou 79’), Feghouli, Onyekuru, Diagne
GOLLER: Trezeguet (13’), Belhanda (22’), Feghouli (28’, 53’, 68’)
SARI KARTLAR: Linnes (12’), Onyekuru (40’), Emre (53’), Pavelka (58’), Sadiku (78’), Luyindama (80’), Khalili (81’), Diagne (88’)

16 Şubat 2019 Cumartesi

Denis Dragus'un Düşüşü


Gheorge Hagi'nin "Hagi Akademisi"nden çıkardığı ve kendi hocalığını yaptığı Viitorul takımına kazandırdığı Denis Dragus bugünlerde Romanya futbol gündemini fena halde meşgul ediyor. 19 yaşındaki genç oyuncu sezona müthiş bir başlangıç yapmış, takımının UEFA Avupa Ligi eleme maçlarında attığı dört golle bir anda dikkatleri üzerine toplamıştı. Sadece Avrupa Ligi maçları değil, aynı zamanda Romanya Liginde de attığı gollerle mavi beyazlıları sırtlayan Dragus'un bu çıkışı ulusal takım hocalarının gözünden kaçmamış ve milli takıma da seçilmişti... Hikaye mutlu başladı, başlamasına da genç oyuncu takip eden haftalar ve aylarda neredeyse gol atmayı unuttu ve hocası Hagi'yi hayal kırıklığına uğrattı. Genç oyuncunun formunun bu düşüşü merak edilirken, sevgilisi Vanessa'nın sosyal medyada paylaştığı Denis Dragus'la çıplak fotoğrafları bu kaosa "tuz biber ekti.". Özel hayatı ile de eleştirilerin doruğunda olan genç golcünün dün Viitorul'un Poli İasi'ye  1-0 kaybettiği maçta iki dakika arayla gördüğü iki sarı kartla oyun dışında kalması ise kariyerinin dibe vurması olarak yorumlanıyor. Sezon başında Romanya'nın göz bebeği olan 19 yaşındaki topçuyu Hagi'nin kurtarmasını bekliyor şimdi bütün Romanya... Bakalım "Ciga" bu işi nasıl çözecek...



Neydim Ne Oldum #41


 Wayne Rooney


Utandırma Beni Anne


Hafta içi Şampiyonlar Liginde oynanan Roma-Porto maçının yıldızı hiç şüphesiz sarı-kırmızılıların "çiçeği burnunda" oyuncusu Nicolo Zaniolo olmuştu. Genç oyuncu attığı iki golle takımının galip gelmesini sağlarken, milli takım hocası Roberto Mancini'ye de "göz kırpıverdi"... Bu sezonun başında Inter'den transfer edilen Zaniolo, Roma taraftarlarına göre geleceğin Totti'si olacak gibi ama genç oyuncunun başı annesinin instagram tutkusu ile dertte. 41 yaşındaki anne Francesca Costa fena halde sosyal medya tutkunu ve sık sık instagram hesabına fotoğraflar yüklüyor. Peki bunda ne var diyenler olacak da, Nicolo annesinin sosyal medyada "seksi" fotoğraflar paylaşmasından rahatsız. 170 binden fazla takipçisi olan Francesca Costa'nın son fotoğraflarından birinin altına oğlu "Anne bırak bu işleri. 40 yaşındasın artık. Ağzını böyle değişik şekillere sokarak ne yapmak istiyorsun?" diyerek tepkisini göstermiş...
Haklı mı? Haklı...


15 Şubat 2019 Cuma

Spiderman Vardy


Leicester City'nin geçtiğimiz günlerde yaptığı idmanda sürpriz bir ziyaretçisi varmış: Spiderman... Örümcek adam Leicester'ın idmanına çıkmakla kalmamış, hatta takımın hocası Claude Puel'i de biraz da korkutmuş. Maskeyi kafadan çıkarınca kim mi çıkmış ortaya, Jamie Vardy... Peki, bu şakayı neden yapmış Vardy, onu da kimse bilmiyor...



Galatasaray:1-2:Benfica


Maç izlerken bloga maç yazısını yazmak için not aldığım bir ajandam var, ona ufak tefek anektodlar tututorum maça dair ve dün gece de kalemi elime almış, "Luyindama savaşçı ama biraz dağınık, oysa Marcao savunmanın beyni, çok akıllı ve dikkatli oynuyor" yazıyordum ki kafamı kaldırmakla ikinci golü kalemizde görmek bir oldu. Evet, Brezilyalı stoper rakibin golcüsü Seferoviç'i kaçırıp, hata yapmıştı ama maçın hakemi İspanyol Manzano da ilk devre penaltı kararında o kadar hatalıydı... "İki yanlış bir doğruyu götürdü" ve Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi son 32 turu ilk maçında kendi sahasında Benfica'ya 2-1 mağlup oldu... Avrupa'dan bir kupa daha getirme hayali bitti mi? İç sahada yenilen takımın deplasmandan turla dönmesi belki zor ama imkansız mı? Hayır... Hele ki bu takım Galatasaray ise ve başında Fatih Terim varsa, "biz bitti demeden bitmez"...


Alanyaspor'un iki hafta evvel Galatasaray'a yaptığı gibi baskı ile başladı deplasman ekibi Benfica maça dün gece, savunma elemanlarına pres yapıp, orta sahada top alacak N'Diaye, Fernando ve Belhanda'yı kapatıyordu Portekizliler. Hal böyle olunca genellikle kendi saha ve seyircisi önünde fırtına gibi maça başlamayı alışkanlık haline getirmiş Galatasaray ilk atağını 6. dakikada Belhanda'nın serbest vuruşunda yaptığı orta ile buldu ki onda da Diagne ve Luyindama kafayı vuramayıp, kaleci topu uzaklaştırdı. Evet, istediğini yapamıyordu Galatasaray, "pire" gibi sahanın her yerinde Benfica'lı vardı ve "şok" presle kaptıkları toplarla Muslera'nın kalesinde tehlike yaratıyorlardı. Orta saha elemanlarından oyun kurmada istediği verimi alamayınca Galatasaray, "play maker"lık işi savunmadaki Marcao'ya kaldı ve Brezilyalı topçu geriden attığı uzun ve isabetli paslarla sol kanattaki Nagatomo ve Onyekuru'yu pozisyonlara sokmaya başladı. Böyle böyle Galatasaray üstündeki baskıyı kırıp, Benfica'ya "nerede olduğunu" hatırlattı. Bazen seyirci takımı coşturur, bazen de takım seyirciyi gaza getirir ya, Galatasaray'ın Vlachodimos'un kalesine gittiği dakikalarda tribünlerin de desteği arttı. Lakin "Bizim için Benfica'ya koy" diye bağırırken tribünler, onları anlayacak Türk topçu yoktu sahada. Bu tezahürat işini tekrar mı gözden geçirsek acaba, zira sözleri sahadakiler anlamıyor, belki melodiye odaklanmanın zamanı gelmiştir...

Galatasaray kurduğu baskının sonucunu Linnes'in sağ kanatta ortasında Diagne'den seken topta Onyekuru'nun bulduğu oldukça net pozisyonla aldı ama Nijeryalı futbolcu maç boyu olduğu gibi son toplarda beceriksizdi. Onyekuru orda golü atsa belki de çok farklı bir bir maç olacak, bu satırları değişik hayallerle yazacaktık ama 18. dakikada meşin yuvarlak ağlarla sarmaş dolaş olamadı sevgililer gününde... Pozisyon kaçabilirdi, daha dakikalar erkendi bir kez daha bulup, gol yapmayı beklerken, Benfica'nın sol kanadından gelişen bir atakta, yapılan ortada top Marcao'nun göğsüne çarpıyordu ama hakem "o acı düdüğü" çalıyordu... Penaltı vermişti İspanyol hakem ve Fatih Terim'in maç sonu demecinde dediği gibi "UEFA kendi kupasına üvey evlat muamelesi yapıyor, Şampiyonlar Liginde uyguladığı VAR sistemini bu kupada uygulamıyordu." Hadi hakem yanlış gördü de, yardımcı hakem ve çizgi hakemlerin gözü sahada değil miydi? Onlar da uyarmayınca maçı yöneten arkadaşlarını Benfica'lı Salvio topu sert ve isabetli bir vuruşla filelere yolluyordu. Muslera köşeye bilmiş, iyi de atlamıştı ama top çıkarılmayacak yere gitmişti...


İyi oynarken golü yemek moralleri bozmuştu, toparlanmak biraz aman aldı ve devre sonuna doğru Galatasaray beraberlik için yine geldi Benfica kalesine. Önce ceza sahası dışından Belhanda'nın pasında Fernando sert vurdu, top kalecide kaldı, sonra çaprazdan Feghouli "zımbaladı" top tribünlere gitti ve ilk devrenin son düdüğü çalmadan kullanılan korner atışından Luyindama'nın yarattığı karambolde kaleci boşa çıktı ama topu filelere yollayamadı Galatasaraylı topçular...


Soyunma odasından iyi dönen Galatasaray oldu ve daha 10 dakika olmadan Benfica ceza sahası dışından kurulan baskıda Diagne'nin pasında Nagatomo ceza sahasına ortaladı ve orada bulunan Luyindama Galatasaray formasıyla ikinci golünü de kafa ile atmış oldu. Maçın bitimine 5 dakika kala da Belhanda'nın kullandığı serbest atışta en yükseğe çıkıp, kafayı vuran yine Luyindama olacak, kaleci son anda çelecekti topu. Hava toplarında oldukça güçlü ve hırslı bir oyuncu Demokratik Kongolu savunmacı ama zayıf yönleri de yok değil. Bir an önce top kapma azminden dolayı rakibe çoğunlukla "tekte" müdahale ediyor ve bazen de rakibi kaçırabiliyor ya da bir an önce oyun kurma sevdasıyla top kaybı yapabiliyor. Takımla daha sık antrenman yapıp, sağında ve solundaki arkadaşlarını tanıdıkça, özellikle Marcao ile birlikte daha fazla oynadıkça bu zaaflarını savunmadaki arkadaşlarıyla birlikte örteceğine inanıyorum...


Galatasaray skorda eşitliği yakalayıp, seyircisinin de yoğun desteği ile galibiyet golünü ararken, Marcao'nun bir anlık konsantrasyon kaybı ile "çevre kontrolünü" yapmaması, pahalıya mal oluyor ve Muslera ikinci kez topu ağlarından çıkarıyordu. Önemli maçlarda ikinci defa geriye düşmek, hele ki kendi yaptığın hata ile golü yemek hem takımda, hem de seyircide olumsuz yönde bir kırılma yaratıyor ve maçın bitmesine daha yarım saat kalmasına rağmen, "bu maç dönmez havası" esiyordu...


Mariano ve Sinan'ı oyuna alan Fatih Terim, saha içi sistemle de oynayarak oyuna müdahale etmek istese de, bu gece Benfica'nın gecesiydi, Diagne arzuladığı topları alamıyor, Onyekuru iki güzel çalımdan sonra topu kaptırıyor, Feghouli'nin maçtaki ikinci şutu da Sinan'a çarpıp auta gidiyordu. Benfica ceza sahası önüne geliyor Galatasaray ama içeride istediği üretkenliği sağlayamıyordu... Hal böyle olunca da gol gelmiyor ve sahadan mağlup ayrılıyordu sarı kırmızılı topçular...


Yazının başında yazdık, "biz bitti demeden bitmez", Galatasaray varsa umut vardır ve haftaya Portekiz'den turla da dönebiliriz ama bu maç gösterdi ki Galatasaray yaz transfer sezonunda orta sahasını değiştirmeli. N'Diaye zaten kiralık gidecek, Fernando artık yoruluyor, enerji koyamıyor ve Belhanda "kesinlikle" gönderilmeli. 10 numara pozisyonu için sorumluluk almaktan kaçmayacak, rakibin kapandığı anlarda uzaktan atacağı şutlarla gol yapacak ve en önemlisi takımın saha içinde moralmen düştüğü dakikalarda "isyan" edip, onlara liderlik yapacak bir oyuncu bulunmalı... Bu kim mi? O iş scoutların işi, arasınlar bulsunlar... Ararken de Hagi'yi, Sneijder'i getirsinler gözlerinin önüne...

STAT: Ali Sami Yen Spor Kompleksi
HAKEMLER: Jesus Gil Manzano, Roberto Alonso, Diego Barber Sevilla, Ridardo De Burges, Santiago Jaime Latre, Juan Yuste
GALATASARAY: Muslera, Nagatomo, Luyindama, Marcao, Linnes (Mariano 73’), Fernando, Ndiaye (Sinan 73’), Belhanda, Onyekuru, Feghouli, Diagne
SL BENFICA: Vlachodimos, Corchia, Ruben Dias, Ferreira, Ribeiro, Salvio (Appelt 47’), Fernandes (Samaris 87’), Florentino, Cervi (Krovinovic 81’), Felix, Seferovic
GOLLER: Salvio (27’), Luyindama (54’), Seferovic (64’)
SARI KARTLAR: Fernando (40’), Gedson (41’), Ndiaye (50’) Appelt (53’), Nagatomo (70’)

11 Şubat 2019 Pazartesi

Galatasaray:3-1:Trabzonspor


"15-20 dakikalık oyun memleket spor kamuoyununu bu kadar ayağa kaldırdıysa, Fatih Terim'in beklenen bu oyun tarzı bütün maça yayılırsa, lige ara verilmesi için kampanyalar başlatılır herhalde..."

Pazar gecesi Ali Sami Yen Stadında Galatasaray'ın yeni transferleriyle birlikte ideale yakın kadrosuyla çıktığı ve özellikle ilk devrede Trabzonspor'u "sahadan sildiği" maçtan sonra İstiklal Marşından Çanakkale Savaşına, yabancı hakkı sınırlamasından yurt dışından hakem ithalatına kadar yönetici olsun, başkan olsun, eski hakem olsun, futbol yorumcusu olsun herkes aklına geleni yazıp-çizerek "gümbür gümbür" gelen Galatasaray'ın harika oyununu gölgede bırakıp, gündem değiştirme derdine düşmüştü... Nasıl da düşmesinler? Korku dağları sarmaya başladı bile... Galatasaray-Trabzonspor'la oynadı ama maç biter bitmez Başakşehir kulübü hakem hatalarıyla ilgili web sayfasından deklarasyon yayınladı, sanki bir kaç hafta evvel kendileri Trabzon'da kazanırken Halil Umut Meler'in "ince dokunuşlarını"unutmuşlar gibi...


Galatasaray, deyim yerindeyse "fırtına "gibi başladı oyuna, daha ikinci dakikada yeni transfer Diagne, Belhanda'nın pasında harika indirdi topu ama vuruşu o kadar becerikli değildi, abir kaç dakika sonrasında Diagne pası verdi bu kez Onyekuru topu üç direk arasından geçiremedi. Takım böyle iştahlı oynayınca, taraftar da coştukça coşuyor, Galatasaray Trabzon'u kendi yarı sahasına hapsediyordu. 7. dakikada kazanılan serbest atışta Belhanda'nın ortasında Diagne, Maradonalaşınca, hakem sarı kartı gösteriverdi.


İlk 20 dakikadaki müthiş baskı sonucunu Marcao'nun başlattığı atakta N'diaye'nin Onyekuru'yu ceza sahasına sokmasıyla kazanılan penaltı ile gösterdi. Deplasman ekibi Ümit Öztürk'ün kararına itiraz etti de, Onyekuru'nun topu kaleye yollamasından sonra genç kaleci Arda, Nijeryalı topçuyu ayağıyla düşürüyordu. Böyle penaltılara karşıyım da, karar almış FIFA, veriliyormuş bu pozisyonlarda penaltı, Galatasaray-Fenerbahçe maçında da Muslera'nın İsla'yla çarpışmasına Fırat Aydınus çalmıştı düdüğünü... Kazanılan penaltı atışında topun başına Galatasaray'ın yeni penaltıcısı Diagne geçti ve sert ve düzgün bir vuruşla fileleri havalandırarak, yeni formasıyla siftah yaptı...
Golden sonra Galatasaray tempoyu düşürse de, yine ara ara rakip kaleye gelmeye devam ediyor, farkı ikiye çıkaracak golü bulamıyordu. Ev sahibi fırsatları rahat bulup, cömerçe harcarken, Trabzon ise Rodallega ile ilk yarıda iki kez geldi, birinde Muslera başarılıyken, diğerinde kalede Mondragon olsa o topu çıkaramazdı...



Beraberlik golü sonra Galatasaray tekrar "vites" arttırdı, savunmadan Marcao ve Luyindama'nın gerek pasları, gerekse ayaklarında topla yapmış oldukları hücüm başlangıçlarıyla rakip orta saha kolay geçilip, Trabzonspor ceza sahası önünde baskı kuruldu. 36. dakikada Nagatomo'nun ortasında Diagne kafayla az kalsın takımı öne geçirecekken to auta çıkarken, üç dakika sonra yine Japon oyuncunun pasında Onyekuru'nun şutunu kaleci kornere çeldi. Bir dakika sonra N'Diaye "slalomla" daldı kaleye doğru da son anda savunma topu uzaklaştırdı ve devre biterken Belhanda ceza sahası önünde boş kaldı, geldiğinden beri yapmadığı işi yaptı, şut çekti ve Hüseyin'in kafasına çarpan top ağlarla buluştu... Faslı oyuncu soyunma odasına gitmeden takımını öne geçirirken, kendi adına da sezonun ilk golünü atmış oldu...

Soyunma odasına önde gitmeyi beklerken, Trabzon Yusuf'un kullandığı serbest atışta Nwakaeme ile oldukça rahat bir pozisyonu cömertçe harcadı ve beraberlik şansını kaybetti.

İkinci yarıya Galatasaray golle başladı, maçın iyilerinden Belhanda ceza sahası dışından aldığı topla ilerledi Feghouli ile duvar pası yapıp ceza sahası çizgisi üzerinden düzgün bir vuruşla topu filelere yolladı. Koca sezon tek bir gol atamayan Faslı oyuncu, bir maçta iki gol atmıştı, sadece attıklarıyla değil oynadığı oyun, yaptığı mücadele ve arkadaşlarını oynatmasıyla maçın adamı olmaya aday olmuştu. İşte bizim de beklediğimiz Belhanda performansı dünkü maçtaki oyundu ve bu performansı 10 maçta bir değil de her maçta göstermesini bekliyoruz, canı istediği zaman oynamasını değil...


Golden sonra Galatasaray oyunu rolantiye alırken, Trabzonspor baskı kurdu Muslera'nın kalesinde de karşılarında çok konsantre bir Marcao vardı. Brezilyalı oyuncu bir çok pozisyonda topun karşısında siper olurken, 56. dakikada Rodallega'nın kafa vuruşunda Muslera gol diye gözlerimizi kapadığımız anda topu kornere çelmesini bildi. Geçen hafta Alanya maçında yediği golle haksız bir şekilde "yerin dibine sokulan" Uruguaylı eldiven, bu kurtarışı ile alkışı hak etmiyor mu? Trabzonspor peşi sıra kullandığı kornerlerle farkı indirecek golü ararken, Galatasaray  Belhanda'nın pasında N'Diaye ile iki adımdan topu çizgiden geçiremedi...


Trabzonspor takımı gol için Galatasaray'ın üstüne yüklenirken, tribünler birden telefon ışıklarını açıp "arabesk" tezahüratlara başladı... Gözlerime inanamadım, hiç mi ders alınmıyordu önceki maçlardan acaba? Yine Mecidiyeköy'ü, yine Sami Yen'i özledim bu gereksiz hareketleri gördükçe... Harbi tribün yapıyorduk orada, harbi...


Maç Galatasaray'ın 3-1lik üstünlüğü ile sona ererken, maç bitiminde iki takımın futbolcuların birbirlerine sarılması, karşılıklı şakalaşması ve Muslera'nın genç mevkidaşı Arda'nın yanına gidip ilk Süper Lig maçından dolayı kendisini tebrik edip, forma değiştirmesi hatıralarımızda kalacak hareketlerdi. Sahada mücadele edenler böylesi "fair play" içinde sahayı terk ederken, saha dışındakiler ise verdikleri demeçler ve yazdıkları yazılarla geceyi "kaos" ortamına çevirmeyi seçtiler...

Maç bitimi demişken, Fatih Terim'in basın toplantısında kendisine karşılaşmanın hakemi ile ilgili görüşü sorulduğunda, Kulüpler Birliğinin "korsan!" bildirisine atıfta bulunup "Hakemler de insan, hata yapabilirler" şeklinde cevap vermesi, oldukça yerinde ve manidardı. Galatasaray "adalet, hak, eşitlik" diye çırpınırken, "adalet bir gün herkese lazım olacak" diye beyanatlar verirken, "VAR'a da, hakemlere de, federasyona da sonuna kadar sahip çıkanlar" şimdi "hakkımız yeniyor" diye demeçler verince, basın toplantıları düzenleyince biz de hocamız gibi "hakemler de insan, hata yapabilir" deyip, bıyık altından gülerek işimize bakıyoruz... Peki, hakem nasıldı? Aşağıda fotoğrafları olan iki pozisyonda da düdük çalmadıysa, bir çok Galatasaray atağında Trabzonluların arkadan itmesine kart göstermeyip, Diagne'nin de Rodallega'yı düşürmesine kart vermediyse tutarlı davranmış demek ki...



Son not da Yuto Nagatomo'nun hakeme küfür ettiği iddiaları ile ilgili olsun. Cuma gecesi Kayserispor-Fenerbahçe maçında Soldado'nun maçın hakemine "F..k off" demesi ve oyundan atılmasından sonra, dün gece de aynı sözlerin Japon oyuncu tarafından söylendiği iddia edildi, oysa Yuto "Faul Yok" demişti az ve öz bildiği Türkçesi ile. İnanmayanlar ayna karşısına geçip önce "F..k off" desin, sonra da "Faul yok" desin ve ağız hareketlerini izlesin, ikisi de aynı değil mi?
İşin tuhafı da, iki gün boyunca "F..k off"'un küfür değil de "hadi ordan" manasına geldiğini anlatmaya çalışan Fenerbahçelilerin, dünden sonra "F..k off"'un "S..tir git" manasına geldiğini söylemeleri... Komik değil mi?



STAT: Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu
HAKEMLER: Ümit Öztürk, Kerem Ersoy, Osman Gökhan Bilir, Arda Kardeşler
VAR HAKEMLERİ: Bülent Yıldırım, Serkan Tokat, Kemal Yılmaz
GALATASARAY: Muslera, Linnes, Marcao, Luyindama, Nagatomo, Donk, Ndiaye (Selçuk 85’), Belhanda (Emre 89’), Onyekuru, Feghouli (Yunus 83’), Diagne
TRABZONSPOR: Arda, Kamil Ahmet, Hüseyin, Hosseini, Amiri, Toure (Abdülkadir Parmak 45’), Yusuf, Ekuban, Abdülkadir Ömür, Nwakaeme, Rodallega
GOLLER: Diagne (20’), Rodallega (30’), Belhanda (42’), Belhanda (51’)
SARI KARTLAR: Diagne (8’), Arda (18’), Donk (61’), Belhanda (75’), Linnes (80’)

10 Şubat 2019 Pazar

Saygı Duruşunda Saygısızlık Yapanlara Ömür Boyu Men


Emiliano Sala'nın içinde bulunduğu uçağın düşerek genç futbolcunun trajik bir şekilde hayatını kaybetmesi taraflı tarafsız herkesi üzerken, Premier Ligte oynanan Southampthon-Cardiff City maçından önce saygı duruşu yapıldı. Cardiff'li taraftarlar oyuncularını kaybetmelerinin derin üzüntüsü içinde göz yaşlarını akıtırken, ev sahibi tribünler de onlara desteklerini iletti. Ama "beş parmak bir olmaz" derler ya, Southampthon tribünü içinden çıkan iki "insan kılıklı" yaratık, bu saygı duruşu esnasında deplasman tribüne dönerek uçak işareti yapıp, garip garip sesler çıkarak bu acı olayla "alay" geçmeye çalışmışlar. "Stadımızda böyle terbiyesizliklere izin vermeyeceğiz. Hemen güvenlik görevlilerimiz bu iki şahsı yakalayıp polise teslim etti. Buna benzer davranışta bulunan başka kişiler de varsa onları yakalamak için polisle işbirliği içine gireceğiz." diye açıklama yapan Southmaphton yönetimini, bu kişilerin de ömür boyu stada alınmayacağını belirtmiş...



9 Şubat 2019 Cumartesi

Kardeş Giggs'ten Reklamlı İntikam


Manchester United'ın efsane oyuncularından Ryan Giggs'i "adam gibi adam" bilirdik, taa ki kardeşinin eşi Natasha ile yaşadığı sekiz yıllık gizli ilişkinin ortaya çıktığı vakte kadar. Ryan Giggs'in babası "Oğlumun yaptıklarından utanıyorum" derken, kardeş Rhodri sessizliğe bürünmüştü... İşte o günden bugüne abisiyle tek kelime etmeyen Rhodri, bir bahis şirketi reklamı ile ortaya çıkarak, abisinden intikamını almış oldu.


"Size sadakat hakkında bir şeyler anlatacağım, ben her zaman hayata karşı sadık kaldım" diye reklama başlayan Rhodri, sürekli gittiği Galler Prensi adındaki bara giderken görülüyor ilk sahnede ve barmaid kendisine her zamanki birasından teklif ederken, Rhodri "Artık değil, şampanya lütfen" diyor.  Barda seyrettiği maçta abisi Ryan'ın çalıştırdığı Galler yenilirken, spiker "Bu sonucun hesabı teknik adama yazar" derken, kahramanımız kameraya gülümserken yakalanıyor.

Daha sonra yolda yürürken önüne düşen topa kabiliyetsizce vururken, yeteneğin "abartıldığını" vurgulamadan edemiyor.

Reklamın ortalarında Rhodri'ye abisinin ezeli rakibi Manchester City bardağı ile çayını yudumlarken rastlarken, okuduğu gazetenin spor sayfasında da "United efsanesinin hayalleri suya düştü" yazmaktadır. O anda eşi "süt almak için(?)" markete gideceğini söylerken, Rhodri "Evet, süte 'gerçekten' ihtiyacımız var" diye onaylamakta.


Spor salonunda kum torbası ile çalışırken, kendisini motive etmek isteyen hocasının "Nefret ettiğin birini aklına getir" sözlerine "Öyle biri yok ki" diyerek yine ironi yapıyor kardeş Giggs.
Ve reklamın son sahnesinde "Sadakat seni hiç bir yere götürmez, bu yüzden ödüller için yaşa" mesajını veren Rhodri,  Maseratti'sine binip, uzaklaşıyor...

Galatasaray:2-0:Hatayspor


Ziraat Türkiye Kupası Çeyrek Final ilk maçında Galatasaray kendi sahasında Hatayspor'u ağırladı... Deplasman ekibi Spor Toto Birinci Lige bu sene çıkmış "taze" bir ekipti ama kupada Başakşehir'i eleyerek Galatasaray'ın karşısına çıkmaya hak kazanmış, hiç de yabana atılacak bir takım değildi. Kupada genelde rotasyona giden Fatih Terim, babasının vefatı nedeniyle Adana'ya gittiğinden yardımcıları da savunmaya monte ettikleri yeni iki transfer Marcao ve Luyindama dışında genelde "kupa takımı" ile çıkarmışlardı takımı Ali Sami Yen'e...


Zor geçmesi beklenilen maçın kilidini daha 7. dakikada Selçuk'un kullandığı korner atışında Luyundama açmış ve Hatayspor'un maç öncesi bütün planlarını alt üst etmişti. Serdar Aziz ve Maicon'un savunmada beraber oynadıkları maçlarda Galatasaray her iki ceza sahası içinde "hava hakimiyetini" ele geçiriyordu, bu iki oyuncunun takımdan ayrılması sonrası hava topları ne olacak sorusunun cevabını Luyindama attığı golle erkenden verdi. Sadece attığı golle değil, daha sonraları da rakip ceza sahası içinde kafa vuruşu yaptı Demokratik Kongolu oyuncu, partneri Marcao da bir kornerden gelen topa vurdu, az kalsın gol yapıyordu... Savunma işi uyum işidir, stoperler birbirlerini ne kadar iyi tanırlarsa o kadar başarılı olurlar, Marcao ve Luyindama'nın Alanya maçından sonra çarşamba gecesi de birlikte osahada boy göstermesi ve bir hata dışında kusursuz oynaması gelecek açısından umut verici. Evet, bir hata yaptı Luyindama ve kırmızı kart görse oldukça pahalıya mal olacaktı ama bereket rakibe dokunmadı ve hakem de bunu VAR'da iyi süzdü...

Galatasaray ilk devre Onyekuru, Yunus, Sinan'la çok net pozisyonlar buldu da, topu kale çizgisinden geçirmekte beceriksizdi. 38. dakikada savunma arkasına koşu yapan Fernando gole çok yaklaştı ama ceza sahası dışında topu eliyle çelen kaleci Ömer, golü engelledi. İlginçtir, o pozisyona hakem sarı kart çıkardı, oysa son adamdı Ömer... VAR'dan gelen uyarı sonrası, pozisyonu televizyondan inceleyen Mustafa Öğretmenoğlu, Hatay kalecisini oyun dışına yollarken, rakibin işini biraz daha zorlaştırdı. 10 oyuncuyla oynayan rakibine karşı kalan dakikalarda da Galatasaray pozisyonlar buldu da, dedik ya "rahatlık" ya da "beceriksizlikten" farkı ikiye çıkaramadı...

Soyunma odası dönüşünde Levent hoca Donk'un yerine Belhanda ile başladı. Faslı oyuncunun oyuna hareket ve hız getireceğini beklemiş olmalı bizler gibi ama Belhanda yine bizi yanıltmadı: Kötü oynadığı oyunlarından birini bir kez daha oynadı... Halı sahada "sağlıklı yaşam" için futbol oynar gibi Faslı oyuncu, kimseyi "iplemeden" zevkine göre top oynuyor, kısa pas yapıyor, topuk pası yapıyor, rakibe bacak arası yapmaya çalışıyor, ara pası deniyor... Evet, bir çabası var saha içinde ama sadece kendine oynuyor, "bal yapmayan arı" gibi bir şeyler deniyor da, ne yaptığını herhalde kendisi de bilmiyor... Ve bütün bunları hep ayağına top geldiğinde yapıyor, topu kaptırdığında adam kovalamıyor, savunmaya koşmuyor, topsuz koşu yapmıyor... Sene sonunda umarım bu "arkadaştan" kurtuluruz...

Koca 45 dakika 10 kişi oynayan Hatayspor karşısında Galatasaray ikinci maç için kendisini rahatlatacak skoru alamamışken, son bir hamle olarak sahaya sürülen Feghouli attığı golle yüreklere su serpti. Feghouli golü attı, topu boş kaleye yuvarladı da, golün yarısını kupanın Galatasaray için "yıldızı" Yunus'a yazalım. Genç topçu ceza sahasında önüne düşen topa harika vurdu, kaleci son anda müdahale ederek topu direğe çarptırdı da top Feghouli'nin önüne düştü. İlk devre de Yunus'un güzel bir plasesinde Ömer çevik bir atlayışla topu kornere çelmişti...




STAT: Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu
HAKEMLER: Mustafa Öğretmenoğlu, İsmail Şencan, Murat Ergin Gözütok, Bahattin Şimşek
VAR HAKEMLERİ: Mete Kalkavan, Tugay Kaan Numanoğlu
GALATASARAY: İsmail, Linnes, Luyindama, Marcao, Ömer, Selçuk (Mitroglou 73’), Donk (Belhanda 46’), Fernando, Yunus, Onyekuru, Sinan (Feghouli 84’)
HATAYSPOR: Ömer, Yasin, Soner, Mehmet, Kubilay, Selim (Caner 46’), Korkishko, Mirkan, Nimaga (Maiga 74’), Gomis (Akın 44’), Yusuf
GOLLER: Luyindama (7’), Feghouli (90+’)
SARI KARTLAR: Kubilay (35’), Luyindama (65’), Belhanda (87’)
KIRMIZI KART: Ömer (39’)

5 Şubat 2019 Salı

Aytemiz Alanyaspor:1-1:Galatasaray


Daha önce yazdım mi bilmiyorum... Yazdıysam da cumartesi geceki maçtan sonra miyadı dolmuştur o cümlenin... Hangi cümlenin mi?
"Galatasaray'ın bu sezonki en berbat oyununu izledik" 
Evet, cumartesi gecesi ilk devre Galatasaray bu sezonki en berbat oyununu oynadı...
Kötü değil, berbat oynadı Galatasaraylı topçular...
Maçın ilk devresi sahada herhangi bir varlık gösteremezken, pis bir golle de soyunma odasına geriye düşmüş halde gittiler sarı-kırmızılı topçular...
Bu "berbat" oyuna bir çok mazeret yazılabilir:
Sergen Yalçın'ın Galatasaray'ı iyi analiz etmesi diyenler de olur,
Galatasaray'lı oyuncuların saha zeminine uyum sağlayamamaları da denir,
Orta saha elemanlarının "kafaca" sahada olmamaları da mazaret olarak yazılabilir...
Ben sondakiyle ilgiliyim...
Savunmada iki yeni stoperin yer almasına rağmen pek uyum sorunu yaşamadan oynadı Marcao ve Luyindama ama onlardan gelecek topu alıp, oyun kuracak kimse yoktu Galatasaray orta sahasında...
Fernando ve N'Diaye daha defansif olarak oynarken, orta saha ile forvet arasında bağlantıyı kuracak olan Belhanda yine "yokları" oynadı Alanya'da cumartesi gecesi...
İkinci devre Faslı oyuncu biraz kıpırdandı ve Galatasaray maçta ipleri eline aldı, Belhanda'nın asistiyle de Feghouli golü attı.
Maç sonu şöyle bir istatistik gözüme çarptı: Belhanda bu sezon ilk defa kaleyi tutan bir şut atmış... Galatasaray'da oynuyorsun, 10 numarayı giyiyorsun ve kaleyi tutan ilk isabetli şutunu ligin ikinci yarısının üçüncü maçında atıyorsun...
Şu istatistik bile başlı başına Belhanda'nın neden Galatasaray'ın topçusu olmadığını göstermesi açısından önemlidir.
Ligin devre arasındaki transfer sezonunda Belhanda'ya Arabistandan teklif geldiği yazılmıştı, eğer haber doğruysa keşke yollansaydı, kurtulsaydı Galatasaray Belhanda'dan...


Başakşehir'in takibinde olan Galatasaray, şampiyonluk yolunda önemli 2 puan kaybederken, sosyal medyada birden "şampiyonluk kaybedildi" diye karalar bağlanıp, ağıtlar yazılmaya başlandı... Oysa, lig daha uzun ve bu köprünün altından çok sular akacak. Hakemlerin ve federasyonun herhangi bir müdahalesi olmaması durumunda, Başakşehir çok puanlar kaybedecektir... Bu da burada not olarak dursun...

Maçtan sonra Sergen Yalçın'ın çok büyük bir teknik direktör olacağı yazılmaya başlandı, hatta Fatih Terim'le bile karşılaştıranlar oldu. Ben ise Sergen'in "hocalık" işine çok kafa yorduğunu düşünmüyorum, hatta eminim bile diyebilirim. Teknik direktörlük kariyerine adım attığında yaşıtlarının teknik direktörlük yapabilecek diplomaları varken Sergen'de böyle bir belge hak getireydi, sonraki haftalar da kursa gitmemişti. Şu anda aldığından da emin değilim... Tabii sadece hocalık lisansı değil beni bu düşüncelere sevk eden, gözlerimle gördüğüm başka bir olay benim Sergen hakkındaki düşüncelerimi netleştirdi: Bu yaz tatil için Kuzey Kıbrıs'taydım ve bir gece arkadaşlarımın ısrarıyla casinoya gittim. Gece gittiğim saatlerde Dünya Kupası maçı vardı ve dev ekranda canlı yayınlanıyordu. Benim gözüm oyun makineleri yerine maçtayken, aynı mekanda bulunan Sergen Yalçın ise hiç oralı olmayıp canlı oyunun başındaydı. Merak edip, orada çalışanlara sordum, kaç gecedir Sergen'in burada olduğu ve maçlarla ilgisi olmadığını söylediler... Dünyanın en büyük futbol organizasyonu oynanırken, Sergen'in maç dahi izlememesi hocalık işine nasıl baktığını göstermez mi?


Galatasaray yönetimi transfer konusunda aldığı o kadar eleştiriden sonra, transfer sezonunun kapanmasına saatler kale takıma kazandırdığı oyuncularla yüzünü güldürdü. Diagne ve Mitroglou gibi iki "flaş" forvetin yanına bir de Belçika'dan Luyindama getirildi. Demokratik Kongolu oyuncu gelince, Galatasaray kadrosundaki yabancı oyuncu sayısı olması gerekenden fazla olunca Maicon'un sözleşmesi donduruldu. Fena da oynamıyordu Brezilyalı stoper, Marcao ile de iyi bir ikili olmuşlardı ama taliplileri vardı, satılıp para kazanmayı düşünmüştü yönetim belli ki.  Transfer etmeyi çok seviyoruz da, yollamayı bilmiyoruz ya, Maicon'un da parçalı için yaptığı mücadeleyi, attığı kritik golleri unutup, sosyal medyada kendisine karşı bir linç kampanyası başladı. Küfürler, hakaretler, sinkaflar... Brezilyalı topçu da sosyal medya hesaplarını yorumlara kapatmakta buldu çareyi... Ben utandım... Utanması gerekenlerin yüzü bile kızarmamıştır...
Şimdi de aynı kitlenin radarına Fernando Muslera girmiş. Djalma'nın öylesine vurduğu top şansının da yardımıyla kalenin en kurtarılmayacak köşesine gidince Muslera da birden "kova" sıfatını yedi bu "kendisi dışında kimseyi beğenmeyen" yeni nesil taraftardan. Neymiş efendim, çok maçlar kaybettirmiş, gitmeliymiş, yerine İsmail geçmeliymiş... Düne kadar "haksız rekabet" diye övdükleri adamı yerin dibine sokanlar, Muslera'nın kurtaracağı iki maçtan sonra yine profil resimlerini Fernando Muslera yapacaklardır... Geçmişi mi çabuk unutuyoruz, dik bir duruşumuz mu yok, anlam veremedim...

Yeni transferlerin gala yaptığı gecede Yunan golcü Mitroglou'yu pek sahada göremedik ilk devrede ve beraberliğin sağlanması sonrası yerini Sinan'a bırakırken, Luyindama ise maç sonuna kadar oyunda kaldı. Takım arkadaşlarıyla bir yada iki idman yapmış olmasına rağmen yerini pek yadsımadı çiçeği burnunda stoper. Özellikle hızlı ve çevik yapısı ile savunmayı toparlayacağı beklenirken, topla hücuma çıkışlarını da beğendim. Melo'dan sonra Galatasaray saha içinde bir ruh arıyordu, bir savaşçı arıyordu ve Luyindama ile bu özlemin giderileceğini umuyorum...

Son olarak maçın hakemi ile bitirelim. Alper Ulusoy maç içinde öyle kritik sarı kartlar çıkardı ki, Galatasaraylı topçuların mücadele isteklerine ket vurdu. Verdiği ve vermediği kartlar için "hakem yorumu" denilip işin içinden sıyrılabilecek belki ama ya maç sonunda 4 dakika uzatma gösterip, uzatma dakikaları içinde 2 dakikadan fazla sakatlık nedeniyle oyun durmuşken, maçı 94.40ta bitirmesine ne demeli? Bunun hesabını soran olmayacak mı? Olmayacaktır... Galatasaray aleyhine yapılan hatalar bu sene görmezden geliniyor ve bu ligin sonuna kadar devam edeceğe benziyor maalesef...

Maç sonu herkes Fatih Terim'in söyleyeceklerini beklerken, kameralar karşısına Ümit Davala çıktı, çünkü Fatih hoca vakit kaybetmeden Adana'da hastanede yoğun bakımda yatan babasının yanına gitmek için yola çıkmıştı...
Fatih Terim'in babası Talat Terim'e de geçmiş olsun dileklerimizi iletelim, umarım yakın zamanda sağlına kavuşur...


STAT: Bahçeşehir Okulları Stadyumu
HAKEMLER: Alper Ulusoy, Volkan Ahmet Narinç, Mustafa Emre Eyisoy, Koray Gençerler
AYTEMİZ ALANYASPOR: Haydar, N’Sakala, Welinton, Tzavellas, Baiano, Ceyhun, Djalma, Fernandes (Ozan 80’), Villafanez (Taha 89’), Efecan, Cisse (Sural 90+')
GALATASARAY: Muslera, Linnes, Mariano (Ömer 18’), Luyindama, Marcao, Fernando, Ndiaye, Belhanda, Onyekuru, Feghouli (Yunus 82’), Mitroglou (Sinan 55’)
GOLLER: Djalma (45+’), Feghouli (52’)
SARI KARTLAR: Luyindama (6’), Villafanez (38’), Fernando (45+’), Ndiaye (51’), Weliton (77’), Sinan (90’), Marcao (90+’), Tzavellas (90+’)

Blog Widget by LinkWithin