8 Temmuz 2018 Pazar

Rusya:2(3)-(4)2:Hırvatistan


Yine Rakitiç, yine "karar" penaltısı ve Hırvatistan yarı finalde...
Çocukluk hatıralarını anlatırken evde Hırvatistan maçı izlerken "konuşmanın yasak olduğunu" söylerdi Ivan Rakitiç ve maç bitene kadar herkes sessizlik içinde damalı formalıları seyredermiş, dün gece de topu eline alıp beyaz noktaya dikmesi ve sakince topu filelere yolladığı ana kadar Sochi'deki Fisht Stadında ve bütün Hırvatistan'da nefesler kesilmişti... Ama meşin yuvarlakla Akınfeev'i ters köşelere yollayınca döktü sokaklara vatandaşlarını...

Ev sahibi Ruslar kimilerine göre sürpriz sayılsa da çok da tuhafsanmayacak şekilde çeyrek finale çıktılar. Ev sahibi avantajları vardı, geçmişe dayanan Rus spor kültürleri vardı ve her şeyden önemlisi eski Komunist geleneklerine dayalı olarak disiplini bozmadan hadlerini bilerek oynamaktaydılar, hal böyle olunca kolay lokma olmayacaklardı rakiplerine. Dün gece de Hırvatistan karşısında çok akıllı oynadılar. Oyunun ilk 3-5 dakikasında misafirlerine ani bir şok yaşatmak isteseler de sonrasında olması gerektiği gibi, savunma yapıp, uzun paslarla Dzyuba'yı buluşturup "kule" forvetlerinden seken toplarla Golovin yada Cheryshev'le gol atmayı denediler. Başarılı da oldular, bir karambol topunda Hırvat savunmasının verdiği boşluktan iyi hareketlenen Cheryshev kimsenin beklemediği şekilde harika ve isabetli bir vuruşla Subasiç'i avladı. Topu ayaklarında tutan, Rakitiç ve Modriç'le sağ sola top dağıtıp pozisyon arayan Hırvatlar Danimarka maçında olduğu gibi yine geriye düşmüşlerdi de, aynı şekilde pek vakit kaybetmeden beraberliği yakalamayı başardılar. Perisiç'in taçtan kurtardığı topla hareketlenen golcü Mandzukiç bu sefer asist yaptı ve Kramariç sekiz dakika sonra beraberliği sağladı.

Sonraki dakikalarda senaryo yine kendinini tekrarladı, Hırvatlar topla oynadı, ev sahibi kalesini can havliyle korudu. İyi de korudular ki, Ivan Perisiç'in ceza sahası içinde bir kaç kontrol sonrası vurduğu ve direkten dönen şut dışında pek de yerinden zıplatmadılar Hırvat taraftarları. Bir ara kazanmaya da yaklaştılar, maçın bitimine 6-7 dakika kala oyuncu değişikliği hakkı bitmiş Hırvatistan'da kaleci Subasiç'in baldırında çekme meydana gelince, Vrsaljko kenara değişiklik işareti yapınca kalecisiz oynama durumu ortaya çıktı Daliç'in takımının. Kim geçecekti kaleye, Mandzukiç mi, Vida mı, Lovren mi? Danimarka maçında kurtardığı penaltılarla kahraman olan Subasiç, fedakarlık yaptı, oynayacağım dedi ve uzatmalara götürdü maçı...

Uzatma dakikalarında oyuncu değişikliği hakkı vardı, yedek kaleci girebilirdi de zorladı şansını Subasiç, "Tek ayakla da olsa oynarım, beni çıkarma hocam" dedi ve hocası oyuncu değiştirme hakkını kullanmadı. 
Maçı penaltılara götürmeden bitirmek için uzatma dakikalarında daha istekli geldi Hırvatlar rakibinin üzerine ama pozisyon vermiyordu ev sahibi, bu arada Vrsaljko sakatlanmaz mı? Bir yandan zorla oynayan Subasiç, ote yandan "oynayamam" diyen sağ bek. Emektar Corluka'yı oyuna aldı Daliç, aslında joker mi desek, zira tahminim kalecinin sakatlanması ve oyuna devam edememesi durumunda kaleye Coluka geçecekti, belki de penaltılarda adını tarihe yazacaktı. Hırvatların kafasında kırk tilki dolaşırken, Vida sahneye çıktı, Beşiktaşlıların gözlerinde dolar işaretleri oluşturacak bir kafa vuruşu ile takımını öne geçiriverdi. 
O ana kadar penaltıları düşleyen Ruslar, günün etkisiz ismi Golovin'in yerine Dzagoev'i alarak "ya herru ya merru" diyerek saldırdılar Subasiç'in kalesine, haliyle de topu rakip sahada oynayınca pozisyonlar da buldular ve uzatmaların bitimine dakikalar kala Brezilya asıllı Fernandes'in kafa vuruşu ile eşitliği sağladılar. İngilizlerin attığı gollerin kopyasıydı Fernades'in attığı ve Hırvatlar yarı finalde bu eksikliklerine çalışmalılar.

Buraya gelirken iki ülke de penaltılar sonrası gülmüştü ama bu sefer penaltı atışları bittiğinde biri üzülecekti. 
Acaba kim?
İlk atışı Smolov kullandı ama Subasiç, Danimarka maçında kaldığı yerden devam ediyordu, izin vermedi topun ağlarla buluşmasına. Sonrasında Brozoviç astı topu tavana, öne geçmişti Hırvatlar. Ruslar adına golcü Dzagoev terse yatırdı Subasiç'i lakin Kovaçiç aynısını yapamadı Akınfeev'e, penaltı kaçtı ve eşitlik sağlandı tekrardan... Maçı uzatmaya getiren Fernandes takımı adına topun başına geçti, terse yatırdı kaleciyi ama topu da dışarı attı. Üçüncü penaltıya yine Modriç geldi, bir önceki maçta olduğu gibi, yine kötü vurdu, kaleci topa dokundu, top direğe vurdu ve o saliseler iki takım için de ömre bedeldi, top dışarı mı çıkacaktı içeri mi girecekti, futbolun ilahları yine yardımına koştu Luka'nın ve top içeri düştü. Emektar Ignashevich Rusların ümitlerini devam ettirirken, Vida golcülere parmak ısırtan bir penaltı ile farkı yine korudu. Son penaltılara geldi sıra, ev sahibi Kuziaev'le eşitliğ yakaladı ve Danimarka maçında olduğu gibi yük yine Rakitiç'in omuzlarındaydı. "Fransa 98'deki takım bizim idölümüzdü ama biz de 20 sene sonra çocukların bizim adlarımızı bilmesini istiyoruz" diyen Rakitiç, Akinfeev'i ters tarafa yollayarak o hayalini gerçekleştirmiş oldu. 
Kaldı iki maç ve belki de sadece Hırvatistan değil, bütün dünya savaş günlerinde futbol topuyla avunan ve bir hayalin peşinden koşan bu çocukları konuşacak uzun yıllar boyunca, neden olmasın...
























Hiç yorum yok:

Blog Widget by LinkWithin