19 Ocak 2014 Pazar
Hasretinle Yandı Gönlüm
Samsunspor taraftarı 20 Ocak 1989'da hayatını kaybedenleri unutmamış ve yaptığı koreografi ile Tavşanlıspor maçı öncesi herkesi göz yaşına boğmuşlar...
MP Antalyaspor:1-1:Galatasaray
15/01/2014 Çarşamba saat 19.00 Galatasaray-Tokatspor
4 gün sonra
19/01/2014 Pazar günü saat 20.00 MP Antalyaspor-Galatasaray
3 gün sonra
22/01/2014 Çarşamba günü saat 19.00 Elazığspor-Galatasaray
7 gün sonra (Arada lig maçı var)
29/01/2014 Çarşamba günü saat 19.00 Galatasaray-Elazığspor
Böyle bir fikstür yaparsın ve sonra da kulüplerin Türkiye Kupasını neden ciddiye almadığını merak edersin... Bırak kulüpleri, merkez hakem kurulu dahi bu maçlara hazırlık karşılaşması gözüyle bakar ki, daha önce hiç Süper Lig maçı yönetmemiş bir hakemi Antalyaspor-Galatasaray maçına verir. Kayseri bölgesinden diş hekimi Abdülkadir Bitigen bu maça verildiğini öğrendiğinde geceler boyu gözüne uyku girmemiş olmalı ki, müsamereye çıkan ilkokul çocukları gibi heyecanlıydı. İlklerin heyecanı doğaldır da, elinde düdük olduğunu ve maçı yönetmesi gerektiğini unutuverdi, seyretti seyretti seyretti... Emre Güngör "acımasızca" daldı, seyretti, Sneijder cezayı kendisi kesti tekmeyi yapıştırdı, seyretti, Riera Emrah Başsan'ı "kum çuvalına" döndürdü seyretti, Melo kaleci gibi topu kucakladı seyretti... "Oldu olacak Galatasaray'a bir penaltı çalsın" dedik, Emrah Sneijder'e daldı o fırsatı verdi hakeme, o da ilk süper lig maçında ilk penaltısını çaldı...
Devre oldu, 15 dakika geçti, bizim dişçi Antalyalıları, Galatasaraylıları, futbolseverleri kah güldürdü, kah küfretti, çünkü Musa Nizam Eboue'yi güreşçi gibi kündelerken seyretti, Selçuk'a sarı gösterirken kahkaha attırdı...
Böyle "hazırlık maçından da gevşek" bir havada oynanan maçın teknik analizi olur mu? Olsa da manası olur mu? Zaten Mancini de kupayı lige hazırlık gibi görmekte, aklına gelen rotasyonları, teknik taktik uygulamaları cesurca denemekte. İtalyan'ın şimdilerdeki icadı Melo'yu defansa çekmek, eskilerin liberosu gibi oynatmak. Pitbull oralarda da elinden geleni yapıyor, mücadelesini ortaya koyuyor da, bu işin uzun vadede,hele Galatasaray'ın kalesine "adam gibi gelecek" takımlar karşısında Hagi'nin Lorik Cana'yı stoperde oynatma inadı gibi hüsranla sonuçlanacağını düşünüyorum. Ama yine tuhaftır, bu gece de beraberlik golü Melo ortaya çekilip, takım dörtlü savunmaya geçtiğinde geldi...
Antalya'dan üç puan çıksa, daha iki maç oynandığında kupa işi garantilenecekti, şimdi iki Elazığ maçının kazanılıp, kalan maçları yedeklere bırakmak lazım. Zira, artık telafisi olmayan vakitler ve maçlar geldi...
Galatasaray: Eray İşcan, Emmanuel Eboue, Semih Kaya, Aurelien Chedjou, Albert Riera (Dk.90 Burak Yılmaz), Felipe Melo, Selçuk İnan, Emre Çolak (Dk.88 Ceyhun Gülselam), Wesley Sneijder, Umut Bulut, Didier Drogba (Dk.74 Hakan Balta)
Yedekler:Ufuk Ceylan, Hakan Balta, Aydın Yılmaz, Yekta Kurtuluş, İbrahim Coşkun, Ceyhun Gülselam, Burak Yılmaz
MP Antalyaspor:Hakan Arıkan, Gökçek Vederson, Emre Güngör (Dk.78 Giray Kaçar), Musa Nizam, Koray Arslan, Murat Duruer (Dk.84 Seddar Karaman), Nacho Insa (Dk.69 İbrahim Dağaşan), Emrah Başsan, Uğur İnceman, Eyong Enoh, Lamine Diarra
Yedekler:Saso Fornezzi , Giray Kaçar, Ömer Arslan, Fikret Sevilgen, Zeki Yıldırım, Seddar Karaman, İbrahim Dağaşan
Sarı Kartlar:Dk.60 Uğur İnceman (MP Antalyaspor), Dk.55 Albert Riera, Dk.63 Selçuk İnan (Galatasaray)
Goller:Dk.89 Lamine Diarra (MP Antalyaspor), Dk.43 Selçuk İnan (p) (Galatasaray)
18 Ocak 2014 Cumartesi
Galatasaraylılık Nedir?
Aşağıdaki yazı kulübün resmi sitesinde yayınlandı, yayınlandı yayınlanmasına da sonra da silindi... Nedeni, niçini bize sormayın, yazıyı okuyunca zaten anlayacaksınız da, bu blogu "es kaza" takip eden Galatasaray yöneticisi varsa biz soralım, "Galatasaraylılık bu değildir" başlıklı bildiriyi kim hazırlayıp, resmi siteye koydu?
İşte size okuyup okuyup "halimize acınacak" bir bildiri... Galatasaraylılık bu değildir demişsiniz ya, evet, Galatasaraylılık bu değildir... Galatasaraylılık söylediği lafın arkasında durmaktır, ilk gelen tepkiden sonra "tükürdüğünü" yalamak değildir, yazılan yazıyı resmi siteden silmek hiç değildir...Dün oynanan Galatasaray Liv Hospital – Lokomotiv Kuban maçında bir grup seyircimizin Galatasaraylılığa hiç ama hiç yakışmayan çirkin tezahüratları tüm camiamızda derin bir üzüntü yaratmıştır. Ancak bu yakışıksız davranışlar ne yazık ki bir süredir var olan bir sürecin bardağı taşıran son damlası niteliğindedir.
"BU GRUPLAR KİMDİR?"
Kimdir bu gruplar? Amaçları nedir? Salon sporlarımıza bulaşan bu seviyesiz ve provokatif davranış tarzı yıllardır iftihar ettiğimiz taraftar duruşumuza nasıl sızmıştır? Hangi hakla Galatasaray’ı bu duruma düşürmeye cesaret edebilmişlerdir? Bu davranışın arkasında kimler vardır? Galatasaray’ı temsil etmenin gerektirdiği sorumluluğunu nasıl unutabilmişlerdir? Davranışlarını Galatasaray terbiyesi ile nasıl bağdaştırmaktadırlar? Bu çirkin tezahürata karşı duran hocamız Ergin Ataman’a yapılan terbiyesizlik nasıl açıklanabilir? Kendimizden başka bir dostumuzun olmadığı bir ortamda, bu davranışların sonuç olarak Galatasaray’ı içerden vurmak anlamına geleceği ne zaman anlaşılacak? Bugün bu sorular bizim için kaçırılmış bir galibiyetten çok daha önemlidir.
Bu davranışlara alet olanların bilmeleri gerekir ki, bu ülkeye pek çok spor branşını olduğu gibi basketbolu da Galatasaray tanıştırmış, gelişmesi için yaklaşık 90 yıldır emek vermiştir. Galatasaray tarihinin en önemli destanları basketbolda yazılmıştır.
Dünkü olayları unutmak istiyoruz ama ne kadar unutmak istesek de bir zaman alacağı kesin. Bu nedenle tüm taraftarımıza bu davranışların bize yakışmadığını ve yaklaşık bir senedir yapmış olduğumuz uyarı ve temennileri bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ve devam etmesi halinde gerekirse bu gurur duyduğumuz branşımızda hedef küçültmek veya bir süre mücadeleye ara vermek için ilk Genel Kurulumuzdan yetki istemeye gidecek kadar kararlılık içinde olduğumuzu üzülerek belirtiriz."
Ve burada da yeri geldiğinde "bir avuç çapulcu" ya da "serseri" diye nitelendirilen taraftarın kaleminden çıkmış bir bildiri. Sorular, cevaplar, tespitler... Hepsi derli toplu, hepsi yerli yerinde... İnsan bu durumları görünce ahlamadan vahlamadan edemiyor, "Ne kadar kolay bizim kulüpte bir yerlere gelmek, ah ah..."
Dün akşam oynanan ve kaybettiğimiz Lokomotiv Kuban maçının ardından dün Baş Antrenörümüz Ergin Ataman'ın ve bugün Kulübümüzün yaptığı açıklamaları hayretler içerisinde takip ediyoruz.
Öncelikle gelişmelerin ardından bu açıklamayı yayınlamak zorunda kalmamızın, salonda yaşanan ve yaşanacak olan küfürü, şiddeti ve her türlü çirkinliği savunduğumuz anlamına gelmemesi gerektiğinin önemle altını çizmek isteriz
Son 3 yıldır ultrAslan olarak Ali Sami Yen Arena’da küfüre, şiddete ve yabancı maddeye karşı duruşumuz sonucu kulübümüz tek maç bile saha kapatma cezası almamış ve tribünde bir otokontrol sağlanmıştır. Salonda ise taraftar ortalamalarımız her sezon sürekli artmış ve belli başlı olaylar dışında oldukça etkili, beklenen ve özlenen bir tribün oluşturulmuş, 2 sezon öncesinin 2 finalisti bu salondan çıkamamış ve tüm Avrupa Galatasaray taraftarlarını konu etmiştir.
Öyle ki şu an almaya çalıştığımız Euroleague A lisansı konusunda Avrupa'nın dikkatini en çok çeken taraftar olmuş, günlerce konuşulmuş hatta Euroleague tarafından bir belgesel dahi çekilmiş ve bir çok maçta takımımızın arkasında büyük bir güç oluşturarak bir çok maçı çevirmiş, dünya devlerine salonu dar etmiş ve geçen yıl şampiyonluğa inanarak, isteyerek kazanılmasında büyük pay sahibi olmuştur.
Şube Koordinatörümüze Pınar KSK maçında Şeref Tribününde saldırılmasından sonra olayla ilgili sosyal medya hesabından Murat Özyer'in yumruklanmasını "... daha fazlasını hak ettiğini" belirten tweetler atan ve ardından silen Euroleague maçlarının yayıncı kuruluşunun aynı zamanda spikeri olan bu malum şahısa maçın başında anlık tepki gösterilmiş, sadece birkaç dakika devam etmiş ve sonrasında bastırılan küfürlü tezahüratlardan yola çıkarak Kulübümüz ve camiamızla hiç bir alakası olmayan bu adı geçen şahsın protesto edilmesini Hocamız Ergin Ataman'ın tamamen üstüne alınmasını hiç bir açıdan anlamamız beklenmemelidir.
Ergin Ataman maç sonu açıklamasında maç ile ilgili yorum yapmak istemediğini belirterek sadece tribünle ilgili konuşmuş ve "Bu böyle devam ederse sezon sonu bırakırım" şeklinde yaptığı tehditkar açıklama Galatasaray camiasını değilse, kimi hedef almaktadır? Tekrar ediyoruz küfürü, şiddeti ve sporu çirkinleştiren hiç bir şeyi tasvip etmiyoruz ama Galatasaray çatısı altındaki birine böylesine yaşanmış bir çirkin olay sonrası tarafsız olması gereken bir sektörde çalışan ama tuttuğu takımın formasını giyerek yorumlar yapan kim olursa olsun en sert tepkiyi her zaman görecektir.
Bu davranışın farkında dahi olmadan bu gün yaptığınız Galatasaraylılık bu değil başlıklı açıklamada, Avrupa’da parmakla örnek gösterilen taraftarınızı küfürden başka bir aksiyonu olmayan oluşum ve benzeri mesnetsiz tariflerle lanse etmek hangi "kurumsal iletişimin" ürünüdür?
Yazının devamında küçük bir grup olarak bahsettiğiniz taraftarların davranışından yola çıkarak şubeyi küçültmek veya kapatmakla tehdit etmenin tarihimizde bir örneği daha var mıdır ve suni oluşturulmuş bu soruna bulabildiğiniz çözüm 90 yıllık şubeyi kapatmak mıdır?
Kendimizden başka dostumuzun olmadığının sonunda algılanabilmesine açıkçası sevindik ancak bahsettiğiniz ortamda doğru olan Galatasaray Spor Kulübünün temel yapı taşı olan taraftarıyla iletişimini kurumsal kavramlarla değil, Galatasaraylılık kavramı esas alınarak yapılmasıdır. Medya aracılığıyla veya bildiri yayınlayarak kendi taraftarını kamuoyu ve medya önüne atarak yapılan çabaların sorunları çözmeye katkısı olmayacağı gibi camiamızın bütünlüğünü yaralamaktan ve yıpratmaktan başka bir işe yaramayacağı aşikardır.
Yine yazıda; camianın bir parçası olan taraftarı içeriden vurmakla suçlarken bu açıklamayı kaleme alanlara aşağıda soracağımız bazı sorulara verilecek cevaplar bizim için kaçırılmış bir galibiyetten çok çok daha önemlidir.
*Galatasaray Basketbol takımı İzmir’de gittiği her maçta taşlanırken neredeydiniz?
*Polis parkede takımı kalkanlarla korurken neredeydiniz?
*Demirel federasyonunun hakemleri olaylara göz yumarak her şeye rağmen maçı oynatmayı düşünürken neredeydiniz?
*Şube Koordinatörü Murat Özyer "Şeref Tribünü"(!) dedikleri yerde yumruk yerken neredeydiniz? Kınamadan başka ne gibi girişimleriniz oldu?
*Hakemler maçları katledip, haklarımızı çalarken neredeydiniz?
*Geçen sezon kendi evimizde bir İzmir takımıyla oynayacağımız maç öncesi daha takımlar sahada bile yokken tribünlerde olay çıkmasından dolayı tribünler boşaltılıp oynatılırken neredeydiniz?
*Yıllardır masa başı oyunlarla kadın ve erkek basketbolda şampiyonluklarımızı çalanlara ve maşalarına karşı bu kadar sert tutum sergilemek aklınıza geldi mi?
*Bu ve bunun gibi onlarca olayda hangisinin kararlılıkla üstüne gidip Galatasaray Spor Kulübünün hakkını korudunuz?
Çok değil 2 sezon önce “Biz Bir Aileyiz Kenetlendikçe Daha da Büyüyen” derken gerçekten bir aile olduğumuz ve kenetlenmemiz gerektiğini ısrarla belirttik. Yaşanan ve yaşanabilecek sorunları kendi içimizde çözmeye yanaşmayan çıkışlar ve yönetiminde desteği ile bu bağlara darbe vurmak, resmi site aracılığıyla öğretmeye çalıştığınız Galatasaraylılıkla bağdaşmamaktadır !
Son olarak unutulmasın ki bu branşlardaki mevcut mali tablolar, gelirler - giderler, yatırımlar ve beklentiler ortadayken amatör şubelerde gidilmek istenen bir küçülmenin taraftara mal edilmesini hiç bir "kurumsal iletişim modeli" açıklayamaz.
Çünkü Türkiye’ye basketbolu getiren ve dünya kulübü olmak misyonunda olan bir kulübün, şubeleri ile ilgili alacağı kararlar sadece Genel Kurulda değil, tüm dünyadaki milyonlarca Galatasaray taraftarları tarafından yakından takip edilecek ve bu yönde atılabilecek her adımın Galatasaraylılık gereği mutlak suretle hesabı sorulacaktır!
Gündüz yayınlanan, akşam kaldırılan "Galatasaraylılık Bu Değildir" başlıklı açıklamanın neden kaldırıldığını ve hangi kurumsal iletişim stratejisinin bir parçası olduğunu sormuyoruz bile...
K E N E T L E N İ N !
B A Ş K A "G A L A T A S A R A Y" Y O K . . .
ultrAslan
17 Ocak 2014 Cuma
Zidane'nın Diploması
Artık Zidane da bir takımın başında sahaya çıkabilir. "Zizu" antrenörlük belgesini almış ve Olivier Dacourt'la poz vermiş...
14 Ocak 2014 Salı
Popescu'nun Kadrosu
Anghel Iordanescu: Milli Takım Teknik Direktörü
Gica Hagi: Ulusal takımlardan sorumlu yönetici
Bogdan Stelea: U21 milli takımın teknik direktörü ve Gelişim Departmanı sorumlusu
Adalbert Kassai: Romanya futbol Federasyonu Genel Sekreteri
Dimitru Mihalache: Romanya Futbol Federasyonu Müsabakalardan sorumlu yönetici
Cristian Bivolaru: Uluslararası ilişkilerden sorumlu yönetici
Paul Prodan: Finans ve Muhasebe İşleri Sorumlusu
Ilie Dumitrescu: Strateji ve Programlama Direktörü
Adrian Mutu Petrolul'da
Romanya'nın Hagi'den sonra yetiştirdiği en kariyerli topçulardan Adrian Mutu, 35 yaşından sonra memleketine dönip Petrolul Ploieşti ile anlaştı ve imza töreni tam da şanına layık oldu... Son senelerde transfer dönemlerinde adı Galatasaray'la anılıyordu, artık bizim basın için bu hikaye de sona ermiş oldu...
13 Ocak 2014 Pazartesi
Ballon d'Or 2013 Ronaldo'nun
Çok çabaladı Portekizli "apaçi" bu ödülü almak için, hatta espirilere bile konu oldu. Ne demişti İbrahimovic: "Ronaldo şanslı adam. Her seferinde en önden bilet bularak Messi'nin ödül alışını izliyor." 2008'den beri Messi'yi "kıskanarak" alkışlıyordu, Barcelonalı "bu adam uzaylı mı? "diye tartışılırken. Bu sene maç kaçırmayan "biyonik" adam Messi, sakatlıklarla tanışıp, kalecilere rahat nefes aldırınca, Ronaldo yalnız kaldı meydanda, bir de İsveç'le yaptıkları bir play-off maçı var ki, İbra'ya karşı gol düellosundan galip çıkmıştı, topladı ödül için gereken oyları. Bu gece 2013 senesinin en iyi topçusu olarak seçildiğinde de göz yaşlarını tutamamış. Onu kibirli ve ukala olarak bilirdik, duygusal tarafını da gösterdi futbol dünyasına... Ne diyelim, sevsek de sevmesek de futbol alimlerini böyle takdir etmiş, bize de alkışlamak düşer...
12 Ocak 2014 Pazar
Futbol Sevgisi Sınır Tanımaz
Futbol sevgisi sadece stadyum içinde mi yaşanır?
İşte 1930larda tribünlere sığmayan Wisla Krakow taraftarı...
İnönü'de bir "Beleş tepe" vardı di' mi, o da bu fotolar gibi tarih oldu artık...
Pazarda Limon Satarım
* Populist olmadığımı söyledim. Ancak bu Trabzonspor'un yarışın dışında olacağı anlamına gelmez. Bu bizim genlerimizde var. Ben de bir taraftarım ve kulübümü seviyorum. Onların istediği Trabzonspor'u ortaya koymak için elimden ne geliyorsa yapıyorum. Bu çabayı gösterirken, taraftarlarımızın da bu takıma sahip çıkması lazım. Taraftarsız, seyircisiz bir takımın başarılı olma ihtimali hiç yok.
*Aldığım para için Trabzonspor'a teşekkür ediyorum. Ülke şartları değerlendirildiğinde kazandığım iyi bir rakam. Diğer teknik adamlara göre az olabilir ama ben mutluyum. Eğer bir şey üreteceksem veya ideal olarak koyduğum bazı noktalara ulaşabilmek için benim yakıtım para olmamalı. Yakıtım daha çok bilgi, daha çok çalışmak, daha çok inandırmak olmalı. Beni ileriye itecek olan para değil. 24 yıla girdiğim teknik direktörlük yaşantımda aldığım en yüksek para bu. Bu da beni doyasıya tatmin ediyor. Beni parayla seviye olarak değerlendirip 'Bu kadarlık antrenör' diyenlerde olabilir. Benden çok kazanan futbolcu beni ezmeye çalışabilir. Ama kompleksiz ve kibirsiz yaklaşmaya devam ettiğimiz sürede, buna biraz da sabır ekleyerek bir süre sonra o oyuncuyu kendi tarafınıza almanız mümkün.
*Teknik adamlar bu kadar duygusal olmaz. Duygusalım ve yeri geldiğinde de ağlarım. Çok da umurumda değil. Bu sezon ağladığım oldu. Her hangi bir maçla ilgili değil. Maç öncesindeki ağır eleştirilerden sonra bir maçı kazanırsınız ve bunu gözyaşına dönüştürürsünüz. Özellikle sezon başından itibaren 'Trabzonspor'un yükünü kaldıramaz' yorumları çok üzücüydü. Saf bir Trabzonsporlu olarak hiçbir maddi menfaat beklemeden, şartlar içerisinde görev tanzim edilen bir adam olarak algılanmam gerekirken farklı bir adam olarak algılandığım için üzüldüğüm oldu.
*Bundan başka Trabzonspor yok. Kaybolursam ne olur? Kaybolursam gider pazarda limon satarım, elma satarım. Sabah 5'te kalkıp pazarlarda pazarcılık yapacak kadar kompleksiz bir adamım. Buradan gidersem ne olur diye korkmuyorum. 55 yaşına kadar param ve arabam olmadan yaşadım. Bundan sonra da yaşarım."
Mustafa Reşit Akçay
Trabzonspor Teknik Direktörü
Böyle dürüst, kompleksiz, takımın taraftarı, duygusal bir hocaları olduğu için Trabzonsporlular ne kadar da şanslı... Yolun açık olsun Mustafa hoca, Karadeniz fırtınalıdır, dalgası bol, karada yokuşu diktir de senin gibi "delikanlı kaptan" da kolayca pes etmez, etmeyecektir de...
İntikam
Deplasman
Sampdoria taraftarı Roma deplasmanında...
Taraftar başına bir güvenlikçi...
Korkmayın bu kadar bu "deplasmancılardan" yahu...
Onlar da insan...
11 Ocak 2014 Cumartesi
Kim Brezilya'da Ne Kadar Gezecek?
Dünya Kupası yaklaşırken, globesporte sitesi takımların ilk turda kat edeceği mesafeleri ortaya koyan bir istatistik çıkarmış. Takımların kamp yapacağı yerleri belirtmeleri için 31 Ocak'a kadar süre olduğundan sadece İspanya, Kolombiya, Yunanistan, Belçika, Cezayir ve Güney Kore adres belirtmemiş ama onların da Curitiba, Sao Paulo, Aracaju gibi merkezlerde ikamet edeceği düşünülerek yapılan hesaplamaya göre, maç yapıp kampa dönme, kamptan stada gitme işinde en fazla yorulacak ülkeler 14 binden fazla kilometre ile Amerika, İtalya ve Meksika. Klinsmann'ın takımı 14 bin 326 kilometre ile vaktin çoğunu otobüste geçirecekken, İtalyanlar Rio de Janeiro'dan maçların oynanacağı Manaus, Recife ve Natal şehirlerine gitmek içim 14 bin 126 km ve Santos'ta kalacak olan Meksikalılar da Natal, Fortaleza ve Recife'ye gitmek için 14 bin 40 km seyahat edecekler.
Öte yandan Belçika tüm maçlarını ülkenin güneydoğusunda yapacağı için 1984 km ile yolda en az vakit kaybedecek ülke olacak. Mogi das Cruzes şehrinde kamp yapacak olan Kırmızı şeytanlar, ilk tur maçlarının oynanacağı Belo Horizonte, Rio de Janeiro ve Sao Paulo'ya giderken pek de yorulmayacaklar.
İşte ülkelerin kamp merkezlerinden maçların yapılacağı statlara giderken kat edecekleri mesafeler:
Amerika: 14,326 km
Italya: 14,126 km
Meksika: 14,040 km
Japonya: 11,512 km
Fil Dişi Sahilleri: 11,240 km
Kamerun: 11,018 km
Kosta Rika: 10,472 km
Portekiz: 9834 km
Hırvatistan: 9800 km
İsviçre: 8854 km
Austurya: 8796 km
Uruguay: 8534 km
Honduras 8040 km
Brezilya: 7356 km
İngiltere: 7190 km
Bosna Hersek: 6924 km
Ekuator: 6660 km
Fransa: 5858 km
Almanya: 5836 km
Hollanda: 5496 km
Kolombiya: 5350 km
Gana: 5342 km
Yunanistan: 5300 km
Güney Kore: 5152 km
İspanya: 5042 km
Nijerya: 5038 km
Şili:4630 km
İran: 4592 km
Rusya: 4304 km
Cezayir: 3992 km
Arjantin: 3544 km
Belçika:1984 km
Öte yandan Belçika tüm maçlarını ülkenin güneydoğusunda yapacağı için 1984 km ile yolda en az vakit kaybedecek ülke olacak. Mogi das Cruzes şehrinde kamp yapacak olan Kırmızı şeytanlar, ilk tur maçlarının oynanacağı Belo Horizonte, Rio de Janeiro ve Sao Paulo'ya giderken pek de yorulmayacaklar.
İşte ülkelerin kamp merkezlerinden maçların yapılacağı statlara giderken kat edecekleri mesafeler:
Amerika: 14,326 km
Italya: 14,126 km
Meksika: 14,040 km
Japonya: 11,512 km
Fil Dişi Sahilleri: 11,240 km
Kamerun: 11,018 km
Kosta Rika: 10,472 km
Portekiz: 9834 km
Hırvatistan: 9800 km
İsviçre: 8854 km
Austurya: 8796 km
Uruguay: 8534 km
Honduras 8040 km
Brezilya: 7356 km
İngiltere: 7190 km
Bosna Hersek: 6924 km
Ekuator: 6660 km
Fransa: 5858 km
Almanya: 5836 km
Hollanda: 5496 km
Kolombiya: 5350 km
Gana: 5342 km
Yunanistan: 5300 km
Güney Kore: 5152 km
İspanya: 5042 km
Nijerya: 5038 km
Şili:4630 km
İran: 4592 km
Rusya: 4304 km
Cezayir: 3992 km
Arjantin: 3544 km
Belçika:1984 km
10 Ocak 2014 Cuma
Kartal Aşkı
Lazio'nun taraftar ürünlerinin satıldığı bir mağazanın açılışına getirilen kartal en çok Hernanes'in ilgisini çekmiş ki Brezilyalı topçu kulübün armasına bir öpücük konduruvermiş... Bu fotoları görünce, bir zamanlar Sami Yen'e aslan getirildiği aklıma geldi, taraftar için müthiş bir heyecan olmuştu da hayvanseverler aslanın psikolojisi bozuldu diye gündem yaratıp, dava açmışlardı kulübe... Zamanları bol olmalı ki boş işlerle uğraşmaya vakit ayırabilmişler...
Güzel Şeyler Bunlar
Antalya doğumlu Burak Yılmaz'ı taraftarın pankartlarla karşılaması...
Altyapısından yetiştiği Ajax'a karşı Galatasaray formasıyla Sneijder'in takımın başında kaptan olarak sahaya çıkması...
Mancini'nin A2 takımından çıkardığı 18'lik İbrahim Coşkun'un ilk maçında gol sevinci yaşaması, hem de attığı golün galibiyeti getirmesi...
Hazırlık maçı olmasına rağmen Galatasaray taraftarının Akdeniz Üniversitesi stadını doldurması ve 34. dakikada meşale şovu yapması...
Mancini'nin ismi esame listesinde olmamasına rağmen oynatmak için direndiği ve hakemlerden olur alamaması sonrası Yiğit Gökoğlan'dan özür dilemesi...
Ve hazırlık maçı olmuş olsa da Galatasaray'ın kazanması...
Güzel şeyler bunlar, güzel...
9 Ocak 2014 Perşembe
Maç Değil İdman
İtalya Seria A'da üçüncü sırada bulunan Napoli'nin Verona deplasmanı hazırlıklarında taraftarından müthiş bir destek gelmiş. Mavi beyazlı topçular San Paolo stadına çıktıklarında karşılarında maça gelmiş gibi pankartlı, bayraklı 20 bin cıvarı taraftarı sürpriziyle karşılaşmış. Lider Juventus'la arada 10 puan fark var, bu gazla o puanlar da erir diye yazacağım da Benitez bu, Liverpool günlerinden sonra kendisine temkinli yaklaşırım...
7 Ocak 2014 Salı
6 Ocak 2014 Pazartesi
Karımla Bile Bu Kadar
"Udinese'den ayrılacak olmam beni tabii ki üzüyor zira bu forma altında attığım gol sayısı kadar karımla yemeğe çıkmadım.Burası benim ailem gibiydi."
Antonio Di Natale
Udinese'li Futbolcu
10 sene oynadığı Udinese'de 362 maçta 189 gol atarak efsane olduktan sonra futbolu bırakma kararını açıklarken
5 Ocak 2014 Pazar
Güle Güle Eusebio
Seni seyretmeye yaşımız yetmedi, futbolu sadece izlemekten çıkarıp, okumaya da başlayınca, adını çok duyduk, araştırdık, sonra eski videolardan gollerini seyrettik, kara panter lakabını öğrendik. Hele ki Eduardo Galeano'yu okuduktan sonra, Eusebio biz futbol dilencilerinin saygısını daha da kazanıverdi. Ne diyordu Galeano:
" Ayakkabı boyamak, yerfıstığı satmak ya da dalgın kimselerin ceplerini hafifletmek için dünyaya gelmişti. Çocukken ona “hiç kimse” anlamına gelen “Ninguem” lakabını takmışlardı. Dul bir kadının oğluydu, sayısı kabarık kardeşleriyle kenar mahallelerin arsalarında sabahtan akşama kadar top peşinde koşardı.
Yoksulluğun soluğunu her zaman ensesinde hisseden ve polis tarafından kovalanan biri gibi soluk soluğa çim sahalara kapağı attı. Ve zikzaklar çizerek yirmi yaşındayken takımına Avrupa şampiyonluğu kazandırınca “Panter” lakabının sahibi oldu.
66 Dünya Kupası’nda uzun bacaklarıyla sahada rakiplerinin birçoğunu geride bıraktı; imkânsız gibi görünen yerlerden filelere gönderdiği toplarla seyircilerin kendisini uzun uzun alkışlamalarını sağladı.
Uzun kollu, uzun bacaklı, mahzun bakışlı bir Mozambikli 'zenci olan Eusêbio, Portekiz futbol tarihine en iyi oyuncu olarak geçti."
Ve yeni yılın ilk kaybı bugün ajanslara yansıdı, Portekiz'in kara panteri 71 yaşında aramızdan ayrıldı, futbol dünyasını yasa boğdu...
" Ayakkabı boyamak, yerfıstığı satmak ya da dalgın kimselerin ceplerini hafifletmek için dünyaya gelmişti. Çocukken ona “hiç kimse” anlamına gelen “Ninguem” lakabını takmışlardı. Dul bir kadının oğluydu, sayısı kabarık kardeşleriyle kenar mahallelerin arsalarında sabahtan akşama kadar top peşinde koşardı.
Yoksulluğun soluğunu her zaman ensesinde hisseden ve polis tarafından kovalanan biri gibi soluk soluğa çim sahalara kapağı attı. Ve zikzaklar çizerek yirmi yaşındayken takımına Avrupa şampiyonluğu kazandırınca “Panter” lakabının sahibi oldu.
66 Dünya Kupası’nda uzun bacaklarıyla sahada rakiplerinin birçoğunu geride bıraktı; imkânsız gibi görünen yerlerden filelere gönderdiği toplarla seyircilerin kendisini uzun uzun alkışlamalarını sağladı.
Uzun kollu, uzun bacaklı, mahzun bakışlı bir Mozambikli 'zenci olan Eusêbio, Portekiz futbol tarihine en iyi oyuncu olarak geçti."
Ve yeni yılın ilk kaybı bugün ajanslara yansıdı, Portekiz'in kara panteri 71 yaşında aramızdan ayrıldı, futbol dünyasını yasa boğdu...
4 Ocak 2014 Cumartesi
Alex Telles Galatasaray'da...
Eskiden spor haberlerini beklerdik transfer sezonunda, sonra internet çıktı, resmi siteleri takip eder olduk, artık o da bayatladı, twitterdan, topçuların anlık bildirimlerinden öğreniyoruz olan biteni. İşte Galatasaray'ın Brezilya'dan getireceği Alex Telles'in @alex_Telles_ twitter hesabından ve İnstagram'daki http://instagram.com/alextelles13 adresinden son 5-6 saatte paylaştığı resim:
Önce Galatasaray formalı Alex fotoğrafı ve ardından da Gremio'nun web sayfasında yer alan takım kadrosunda resmi ve ismi çıkarılan Alex Telles... Ama hala Galatasaray transferi resmi olarak bildirmediğine göre, Baroni'yi bir kez daha "ters köşeye" yatırmak istemediklerinden olabilir mi? Ne demişti Kadıköy'ün Brezilyalısı: "Onun Real Madrid veya Barcelona'ya gideceğini düşünüyorum. Bence Galatasaray'a gelmez"...
3 Ocak 2014 Cuma
Dün Yine Seni Andım, Gözlerim Doldu
"Dün yine seni andım, gözlerim doldu..."
Huzur içinde yat Barış abi...
Senin "adam olacak çocukların" artık kazık gibi oldu da, "mini mini miniler" seni tanımadan senin şarkılarınla keşfediyorlar hayatı...
1 Ocak 2014 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








































