30 Ekim 2011 Pazar

Galatasaray MP: 79 - Pınar Karşıyaka: 72


Shaquille O'Neal basketbol tarihinin ve NBA'in gelmiş geçmiş en önemli yüzlerinden biridir. Basketbolculuğunu ,hele ki 2000'li yılların başındaki dominant oyununu anlatmaya çalışmak biraz zor. Sayfalarca yazmak gerekiyor ki yetmeyebilir. İnsalık tarihi 90'lı yılların sonunda bir çağ atlayışına tanık olurken basketbolda da bir devin oyun olarak çağ atlamasına tanık olmuştur. Bununla birlikte Shaq'ı basketbol'un dışında da popüler kılan en önemli özelliği yaptığı şakalar, espriler, verdiği gündem maddesi olan röportajlar ve bunun gibi birçok medyatik figürdür. Antrenmanları pek sevmemesinin zıtlığında uykuya bayılan bir yapısı vardır dev adamın. Saatlerin ileri alındığı bir mart günü oynanan maç sonrası verdiği röportajla yine gündemi belirler. Kimsenin, shaq ve arkadaşlarının maçı kaybedeceğine dair şüphesi yoktur. Maç da kağıt üzerinde 3. çeyrek itibari ile bitmesi gereken bir öneme sahiptir. Maçı shaq'ın takımı kaybeder. Tarih de yine bir pazar gününü ve saatlerin ileri alındığı bir pazar gününe tekabül eder. Maç sonrası "The Diesel" ile sıcağı sıcağına röportaj yapılır ve mağlubiyetin nedeni sorulduğunda Shaq şöyle cevap verir:
-"Bugünkü mağlubiyetin sebebi saatlerin bir saat ileri alınmasını icat eden salak. Eğer bugün 1 saat daha fazla uyumuş olsaydım biz bu maçı rahatça kazanıp şimdi busuratla röportaj yapıyor olmayacaktık "der.
Maçı hatırlayamadım ancak Shaq'ın Miami'deyken başına gelmiş bir olay olduğunu anımsıyorum. Yanlışım varsa düzeltin a dostlar. Basketbolu biraz takip eden her insan, Shaq'ın ne denli büyük bir oyuncu olduğunu bilir ve kendine biraz daha baktığında, uykusuna, yaşamına, basketbola biraz daha özenle yaklaşıtığında gelebileceği noktayı düşündüğünde ne denli büyük bir oyuncu (belki de Jordan'la aynı cümle içinde yer alma onuruna erişecekti) olacağını bilir. Ancak Shaq yine çok büyük bir oyuncudur, benim bunları şu an söylemem bile belki de kendisine hakaret.

Bu gülümseten ve bir hayli de düşündüren anı, bugün bizim maçı izlerken kendini hatırlatıverdi. İlk çeyrekteki halimizi görünce "bizimkiler de bir saat fazla uyuyunca ağırlık mı çöktü" diye bir ironi içinde bulunmama neden oldu bugünkü haleti ruhiyemiz. Evet bizimkiler öyle kötü bir ilk çeyrek sergilediler ki Shaq'a atıf yapar nitelikteydiler. Maça Songaila, Tutku, Lakovic, Shipp ve Furkan beşiyle başlamayı tercih etmişti Oktay Mahmuti. Biz hücumda yine klasik ikili oyunlarımızdan sayı ararken, üstüne Songaila ile bu ikili oyunları sayıya çevirmeye başladık. Rakip Karşıyaka ise bizim Kazan maçında rakibin ikili oyunlarını neredeyse orta yuvarlak civarında oynanması sonrası bu doneyi baz alarak aynı hücumları "kopyala-yapıştır" mantığıyla takımına öğreterek bizi o noktadan geçmeyi düşmüşlerdi. Hatta bu düşünceyle de kalmadı ve eyleme geçerek bizi ilkan ve Stonojevic'le uzaktan uzaktan vurmaya başladı. Bizim çocuklar savunma yapmayı unutup üstüne hücumda da şutları sistem dışı ve cömertçe harcayınca fark bir anda açılıverdi. İşte yukarıda anlattığımız ironi de tam bu anda ortaya çıktı. Adeta bizim çocuklar maça gelmemiş ruhları yatakta bırakmış gibi bir görüntü içindeydiler. Galatasaray'ın 8 dakikalık süre zarfında yediği 25 sayı aslında her şeyi özetliyordu. 25 sayıya ise 11 sayı ile cevap verebilmiştik. Bu dakikadan sonra Oktay Hoca oyuna Ender ve Shumpert'ı alaraksavunmayı biraz daha hareketlendirmeyi düşündü ve bu düşünce anında meyvesini verdi. Ender ön alandaki baskısı ile Karşıyaka guardlarının rahatça hareket etmesini engelleyip Shumpert'la birlikte uzunların pas kanallarına baskı yatılar. Sonrasında ise Shumpert'ın 4 sayısı ile ilk periyot 19-29 bitti.

Takım üzerindeki miskinliği yavaş yavaş atmış görünürken Shumpert, Ender ve Caner ile baskıyı iyice artırdı cimbom. Shumpert iyi savunmasının ödülü oalrak 4 sayı daha kazndı ve 4 dakikada 8 sayıya ulaşıverdi ve fark bir anda 23-29 olacak şekilde 6 sayıya düştü. Bu saatten sonra rüzgar artık arkamızdan esmeyi bırakıp bizi şiddetiyle yürütme boyutuna gelmişti. Alper ve Wright ile bu seriye cevap veren Karşıyaka farkı korumak için hamleler yapmaya çalışsa da Shumpert'a çare bulamadı ve 11 sayıya ulaşmasına engel olamadı. Savunma dozajı artınca hızlı hücumlar da hemen peşinden geliverdi ve 9-0'lık seri ile Galatasaray 38-37 öne geçti. Ender ve Shumpert'ın oyuna girip 20 sayılık katkı vermesi ibrenin bize dönmesini sağlamanın da ötesine geçmişti. Caner'in ribauntlarda ve savunmadaki katkısını da unutmayalım tabi. Periyodun sonu karşılıklı basketlerle geçerken ilk yarı 44-43 lehimize sonuçlanmıştı.

3. periyoda klasik savunma dozaj artırımı anlayışımızla girmiş ve maçın başındaki kötü görüntüyü unutmuş görünüyordu. Bu anlayış maçın geri kalanında da süregeldi ancak faul hakkını erken doldurmamız sebebiyle bundan çok fazla yararlanamadık. Ön alandaki baskmımızla farkın 8'de kalmasını sağladık. Hakan Demir'in faul hakkını düşünerek kullandığı Stonojevic hamlesi ilk pozisyonda meyvesini verince Oktay Mahmuti'de Furkan'ı alıp hamleyi karşıladı. Furkan bu bölümde savunamdaki iyi performansıyla son raunda 5 sayı farkla önde girmemizi sağlayan isimlerden biri oldu. Ayrıca 3. periyot sonucu gördük ki ilk periyotta yediğimiz 29 sayı, 2. ve 3. çeyrekteki yediğimiz toplam sayıyla eşitmiş.

Son periyoda İkonic'in 3 sayılık basketi ile başladı Karşıyaka. Ona karşılık ise Shumpert'dan geldi. Kısa süreli konsantrasyon düşüklüğünden iyi yararlanan İzmir ekibi, 4-0'lık seri ile skoru 66-65'e getirip Oktay Mahmuti'nin mola almasını sağladı. Maç içinde penetre ettikçe sürekli olumlu sonuçlar alan takım mola sonrası topu iyi dolaştırıp ikili oyunlar ve penetreler üzerine kurulu düzende sayılar bulup, savunmanın dozajını artırdı ve yine farkı 6 dakika kala 5 sayıya çıkarmıştı ki bu sefer de maçı erken bitirme siteği belimiş olacak ki yine kolay basketler yiyip farkın kapanmasına izin verdik. Özellikle Karşıyaka'nın 3-1 hızlı hücum yakaladığı hücumda geri koşmayan takımı Oktay Mahmuti molada iyi fırçaladı ve sonuna kadar hakkıydı. Skor mola sonrası 70-69'de ve maçın bitimine 3.15 vardı. Mola sonrası yaşanan bir pozisyonda Karşıyaka koçu Hakan Demir itirazı sonrası teknik faul gördü. Hakan hoca, Spurs koçu Gregg Popovic'e mi özendi bilinmez ancak, hakkı da olsa fark 1 iken ve hücum sırası onlardayken bu denli dozajı yüksek bir itirazda bulunmamalıydı. Üstüne 2. teknik faulü de alınca maçın kırılma anı denen görüntü oluşuverdi. Çünkü Galatasaray bu avantajı 5 sayı ile değerlendirdi ve bir daha ardına bakmadı. Shumpert'ın 3'lüğü ile de ışıkların yavaş yavaş kapatılması için salon görevlisine sinyali verdi ve maçı bitiren de üçlük ve sayılar olarak istatistik kağıdına geçti.

Perşembe günü Unics Kazan'a yenildikten sonra takımın ne seviyede olduğunu görmek ve test etmek için Karşıyaka gibi bir ekiple karşılaşmak ve zor da olsa yenmek işin sevindirici tarafı. Maça konsantre başlayamadık ve bitiremedik. 16/31 serbest atış oranımız ve ilk periyotta yenen 29 sayı sonrası gösterilen direnç bu dalgalanmaların özeti mahiyetinde. Ancak şu iyice ortaya çıktı ki Kazan'dan sonra Karşıyaka maçında da ribauntlarda sıkıntı çeken takım bizdik. (27-39) Hafta içi oynanacak Montepaschi maçının önemi düşünüldüğünde elzem boyutta olan bir sorun olduğu ortada. Ayrıca maç içindeki motivasyon düşüklüğüne de artık bir dur demeliyiz ve geri koşma konusunda mutlaka sıkıntı çekmemeliyiz. Biz oyun olarak büyüme yolundayken bu tarz basit hatalar bize büyük bir sorun olarak geri dönebilir. Bununla birlikte Oktay Mahmuti'nin de değindiği gibi seyircisiz bir maçta, maç trafiğini yoğun olduğu bir dönemde, kötü bir günümüzde kazanmak ve özellikle iyi bir takım karşı kazanmak işin güzel boyutu. Kazan maçı sonunda söylediklerimiz hala geçerli. Geçiş dönemindeki bir takımın çektiği sıkıntılarla muhatap durumdayız ve günden güne bunları aşıyoruz. Montepaschi deplasmanı gurubun seyri ve bizim önümüzü görmemiz, takım olarak kendimizi ciddi anlamda test etmemiz açısından krtik bir maç. Bizim çizdiğimiz yolu ben Siena ekibininkine çok benzetiyorum ve onlarla bu yolda karşılaşmak bize bir çok açıdan fayda sağlayacaktır.


Yer: Abdi İpekçi Spor Salonu, İstanbul
Rakip: Pınar Karşıyaka
Tarih: 30.10.2011

4 Josh Shipp - 15:49, 5 sayı, 1 ribaund, 2 asist, 2/4 şut
5 Jaka Lakovic - 14:15, 4 sayı, 1 ribaund, 2 asist, 0/3 şut
8 Caner Topaloğlu - 18:12, 2 sayı, 2 ribaund, 1 asist, 2 top çalma, 1/4 şut
9 Mert Shumpert - 25:27, 22 sayı, 4 ribaund, 1 asist, 3 top çalma, 1 top kaybı, 7/15 şut
11 Tutku Açık - 21:09, 10 sayı, 1 ribaund, 2 asist, 3/8 şut
12 Luksa Andric - 21:55, 7 sayı, 3 ribaund, 1 top kaybı, 2/4 şut
14 Haluk Yıldırım - Oynamadı
19 Furkan Aldemir - 09:10, 1 ribaund, 1 asist, 0/2 şut
22 Jamon Gordon - 18:42, 2 sayı, 2 ribaund, 6 asist, 2 top çalma, 1/5 şut
25 Darius Songaila - 19:13, 3 sayı, 2 ribaund, 1 top kaybı, 6/11 şut
33 Ender Arslan - 22:50, 13 sayı, 1 ribaund, 2 asist, 3 top kaybı, 5/6 şut
41 Cevher Özer - 13:17, 2 sayı, 3 ribaund, 1 top kaybı 1/2 şut

(fotoğraflar ve istatistikler resmi siteden)

Hiç yorum yok:

Blog Widget by LinkWithin