2 Eylül 2010 Perşembe

Gurup birinciliği...Türkiye:79 - Porto Riko:77


Yunanistan maçında elde ettiğimiz tarihi ve bir anlamda da ulusal başarının ardından sadece atmaya ve tempoyu sürekli yüksek tutmaya programlanmış bir robot gibi, kendine bu anlayışı görev addetmiş bir takıma karşı oynamak ciddi anlamda zor olacaktı. Hem de bu maç Yunanistan gibi Hem Fiziksel hem de zihinsel olarak yıpranılmış bir maçın ertesi gün oynanıyorsa. Maçı izlerken elimden gelse televizyondan sahaya girip gaz verme ihtiyacı hissetim. Bu kadar rahat oynamanın faturası Yunanistan’ı 65 sayıda tutarken Porto Riko maçında daha 3. çeyrek sonunda 56 sayı yemek oldu. Ülkece zoru başarıp kolayı yapmakta her zaman zorlanmışızdır. Hani şu her derde deva atasözlerimizden biri vardır. “okyanus’u geçip çayda boğulmak” Genele vurmasak da bu maç için öyle olma ihtimali çok yüksekti. Şunu açıkça belirtmeliyim ki her alanda istatistiklerde gerideydik. Daha maçın ilk yarısı sonunda Ribauntlarda 21-15, boyalı alan sayılarında 18-6, hızlı hücum sayılarında 11-2, ilk yarı sonucu oluşan skorda da 37-30 geride kalmıştık. Yunanistan maçının kahramanı Ersan maça 0/4 üçlükle başlamış(bir gün önce 6/6 attığını hatırlayalım), Yunanları denize döken savunmamızdan sergileyecek bir atımlık barutumuz bile kalmamış görüntüsü veriyorduk.Rusya ve Yunanistan maçının kilidi alan savunması da Orta Amerika ekibine abiyane tabirli çerez gibi gelmiş her denememizde cezayı kesip 3’lüğü yollamışlardı adrese teslim bir şekilde. İlk yarının bizim adımıza en önemli sonucu çok kötü oynamamıza rağmen farkın 7 sayıda olması ve adeta tek başına takımı ayakta tutan Ömer Onan’ın performansıydı.
Yine atasözlerinden gideceğim ama bizde bir gerçek vardır. Hep “Yumurtanın kapıya dayanmasını bekleriz” ikinci yarı öyle oldu. Yine Porto Riko takımı içeriden dışarıdan rahat şut ve sayı imkanı bulurken biz de bulduk fark yine bir kapandı bir açıldı derken çeyrek sonunda artık hatırladık alameti farikamızı, az önce de değindiğim gibi sıkışmaya başladık, sadece 5 dakika yani 3. çeyreğin sonu ile 4. çeyreğin başında vidaları bir tur sıkmak bize yetti. Porto Riko ile bizim oyun anlayışımız bir birimizin tam zıddı. Biz önce savunma iyi savunma yapıp gücü savunmadan alıp onu hücuma yansıtıyoruz. Onlarsa iyi hücum yaptıkları her oyunun sonunda iyi savunma yapıp güçlerini attıkları basketlerden alıyorlar. Bu görüntü içinde savunmayı da ön plana çıkarıp Üçüncü periyot 57-56 bitmiş, biz reklamların bitmesini beklerken NTV ekibi yayını girmekte zorlanmış olacak ki yayına girildiğinde 4. periyottan 40 sn geçmiş biz o sırada 2 üçlük yollamışız. Sonrası “dağ başını duman almış” şeklinde yürürken, fark 10 sayı kapısını yumruklarken, bizim basketçileri birileri nereye ışınladıysa 3 tane üçlük yeyip fark 50 sn kala 3’e düşmesine izin verdiler. Hele ki son üçlük öncesi aldığımız ribaunt sonrası atılan beyzbol pası alan Ersan top çevirmek yerine hücumun daha 5. saniyesinde topu çembere gönderdi ki eyvah dedim. Dediğim de oldu fark 3’e indi mola ve kırizzzzz.

Bir şekilde maçı kazandık. Son hücumu Porto Riko kötü kullandı. 79-77 olarak skor bizim lehimize yazıyordu maç sonunda. Buraya kadar yazı, eleştiri havasında gelişti sanki. Ancak eleştiriden çok gidişatı anlatmaya çabaladım. Dünkü maçın bu şekilde gelişmesindeki en önemli sebep yorgunluk gibi görünse de içten içe bir rehavet olacağı belliydi. Turnuvalarda özellikle gurubunuzdaki en güçlü rakibi böyle tam ortada bir zamanda yenmişseniz, sonraki maçlar da ehemmiyet açısından pek de sizi zorlamayacaksa, böyle rehavetler görülmesi çok normaldir. Turnuva dün bizim açımızdan tekrar başladı desek yeridir. Sonuç olarak, iyi oynamadığımız bir günde hiç de küçümsenmeyecek bir rakibi yendik. Ders niteliğinde bir maç oldu ve böyle maçlar turnuva içerisinde kolay kolay lehinize sonuçlanmaz. Hani “ölüsü yeter” diye bir tabirimiz vardır ya ben “Formamız Yetti” olarak yorumlayayım maçı. 5 Dakika işimizi yapınca neler yapabileceğimizi gördük. Bizim karakterimiz bu ve bundan asla vazgeçemeyiz. Karakteri ortaya koyma süreci içierisinde İlk devrede Ömer Onan'ın, ikinci devrede de önce Kerem Gönlüm'ün(farkın kapanması ve savunmanın toparlanamsı sürecinde maça getirdiği enerji açısından maçın adamıdır bana göre) daha sonra da Hido ve Semih’in başarılı performansı bize galibiyeti getirdi. Her şeye rağmen kazanmasını bildik, bilmeliydik de. Bugün guruptaki son rakibimiz Çin. Gurup birinciliğini garantilemişken çok süre alan oyuncularımızı yormamızın bir anlamı yok bu maçta. Rotasyonda az süre alan oyuncularımızın bugün daha fazla süre alacağını düşünüyorum ki bundan daha da iyi bir fırsat da olamaz. Turnuva dün itibari ile bizim açımızdan yeniden başlamışken bu fırsatları da değerlendirmek çok işimize yarayacaktır. Gurup birinciliğinin önemi ise “Arap saçı”na dönen çapraz gurubumuz D gurubunun hali sonrası iyici değerlenmeğe başladı. Yolumuz cidden çok açık. Yürümeye devam edeceğiz…

İlgileneler için:
SALON: Ankara Spor Salonu
HAKEMLER: Sasa Pukl – Scott Jason Butler – Ilija Belosovic

TÜRKİYE (79): Cenk Akyol 3 (1 ribaund), Ömer Onan 12 (1 ribaund- 2 asist), Ersan İlyasova 13 (13 ribaund), Semih Erden 10 (6 ribaund), Kerem Tunçeri 4 (3 ribaund- 5 asist), Oğuz Savaş 3 (1 ribaund), Kerem Gönlüm 9 (3 ribaund- 3 asist), Ender Arslan 5 (3 asist), Ömer Aşık 4 (3 ribaund- 1 asist), Hidayet Türkoğlu 16 (2 ribaund- 5 asist)

PORTO RİKO (77): John Peter Ramos 15 (12 ribaund), Jose Juan Barea 7 (4 ribaund- 3 asist), Filiberto Rivera 2 (3 ribaund- 8 asist), Angel Vassallo 19 (5 ribaund- 3 asist), Guillermo Diaz (1 ribaund), David Huertas (1 ribaund- 1 asist), Ricardo Sanchez 6 (2 asist), Nathan Peavy 9 (3 ribaund- 4 asist), Renaldo Balkman 6 (5 ribaund), Carmelo Lee 11 (2 ribaund), Daniel Santiago 2 (3 ribaund)

1.PERİYOT: 19-19
2.PERİYOT: 21-18
3.PERİYOT: 26-20
4.PERİYOT: 23-20

Hiç yorum yok:

Blog Widget by LinkWithin